İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin, kooperatif aidat borcundan kaynaklanan itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesi kararını inceleyen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir kooperatifin genel kurul kararıyla belirlenen aidat alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine itiraz eden eski bir üyesi aleyhine açtığı itirazın iptali davasına ilişkindir; davalı, taşınmazını satıp kooperatif üyeliğinden ayrıldığını savunurken, ilk derece mahkemesi, tapu almış kooperatif üyelerinin istifa etseler dahi kooperatifin genel giderleri ve tasfiye borçlarından kaynaklanan aidat ödemelerinden sorumlu olduğuna hükmederek davayı kabul etmiş, kararda faiz ve icra inkar tazminatı uygulanmasına karar vermiş, davalı ise üyeliğinin sonlandırıldığını ve kararın haksız olduğunu belirterek istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2022/327 KARAR NO: 2026/655T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAH.TARİHİ: 30/11/2021NUMARASI: 2019/30 Esas - 2021/852 KararDAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: 06/05/20266100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; 18.01.2015 tarihli genel kurul toplantısı kararına dayalı aidat alacağının ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine haksız olarak davalı şirketin borca ve ferilerine itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve takibin devamına karar verilmesini, itiraz haksız ve kütiniyetli olduğundan %20 inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; Davalının taşınmaz bedelini defatan ödeyerek (borçsuz olarak) 25.12.2004'de aldığını, 01.08.2008'de sattığını, 02.10.2013 tarihinde noter aracılığı ile istifa ettiğini, alacağın likit olmadığını, davacının icra inkar talebinde bulunamayacağını beyan ederek davanın reddine karar verilmesi talep edilmektedir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Davacı kooperatifin tasfiye dönemine ait genel giderlerin yanı sıra tasfiye öncesine ait Sosyal Güvenlik Kurumu prim ödemeleri, tasfiye aşaması ve öncesine ait vergi borçları, yüklenici ve satıcıya ait olup da tasfiye aşamasına kadar ödenemeyen, tasfiye sürecine sarkan tasfiye masrafları ve muhtelif diğer borçlarının bulunduğu, bunların tasfiyesi sağlanmadan kooperatifin tasfiyesi sağlanamayacağı, ferdileşmeden yani tapu almadan davacı kooperatiften istifa eden ortakların bu borçlardan sorumlu tutulamayacağı, aynı şekilde ferdileştikten sonra aldıkları tapulu dairelerini davacı kooperatife iade ettikten sonra istifa eden ortaklarında bu borçlardan sorumlu tutulamayacağı, ancak ferdileşerek daire tapusunu alan ortakların istifa etsin ya da etmesin genel kurul toplantılarında alınan aidat ödentilerinden dolayısıyla davacı kooperatifin borçlarının tasfiye edilmesinden sorumlu olmaları zorunlu olduğu anlaşılmakla, davanın kabulü ile davalının İstanbul.... İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip şart ve koşullarında aynen devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %18 oranında faiz uygulanmasına karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir." gerekçeleriyle,"DAVANIN KABULÜ ile, Davalının İstanbul.... İcra Müdürlüğü'nün ...sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip şart ve koşullarında aynen devamına, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %18 oranında faiz uygulanmasına, Asıl alacak olan 17.112,00 TL'nin % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; Davacının, davalı kooperatif üyesi olmadığını, davalının üyelik ilişkisinin .... Noterliği'nden 02 Ekim 2013 tarihinde ... yevmiye no ile keşide edilen ihtarname, sonrasında .... Noterliği'nden 04 Şubat 2015 tarih ... yevmiye no.lu ihtarname içerikleriyle sonlandırıldığını, davalının 01.08.2008 tarihinde taşınmazı satmış bulunmasına rağmen o tarihte Kooperatif üyeliğinin de devredileceğini bilememesi nedeniyle Kooperatif yöneticilerinin sözlerine olan güveninden ötürü sadece Kooperatif Yönetim Kurulundan borcu olmadığına dair yazı aldığını ancak bu devir işlemini kooperatif nezdinde yapmadığını, borcun haciz tehdidi altında ödendiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verildiği gibi faiz ve icra inkâr tazminatı yüklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇEHMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava kooperatif aidat bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul.... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafça davalı aleyhine ''18.01.2015 tarihli 2014 yılı olağan genel kurul kararı gereği ödenmesi gereken üye aidat bedeli (blok/daire :...) '' açıklaması ile 15/03/2015-15/02/2016 dönemine ilişkin olarak 17.112,00 TL kooperatif aidat alacağı ve 6.183,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.295,14 TL alacağın tazmini talep edildiği, ödeme emrine yönelik itiraz dilekçesi sunulduğu tespit edilmiştir. Mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanan raporda özetle; Davacı kooperatifin 17.112,00 TL kooperatif aidat alacağı ve 6.183,14 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 23.295,14 TL alacak talebinde haklı olduğu belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair karar verilmiş olup, davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesi uyarınca, kooperatif ortakları, bu yasanın kabul ettiği ilkeler ışığında hak ve yükümlülüklerde eşittirler. Bu maddeye göre, ortaklar yönünden hak ve yükümlülükler de eşitlik ilkesi Türk hukuk sisteminde emredici bir yasa hükmü olarak öngörülmüştür. Ortaklar arasındaki eşitlik ilkesine aykırı işlemler baştan beri yok hükmünde olan işlemler değil, iptal edilebilen işlemlerdir. (Yargıtay 11 HD. 29.11.1999.t. 7981/9704)Yapı kooperatiflerinde, ortak peşin bedelle üye ise peşin ödemeli üyeler ile , normal statüde üye ise normal statüde olan üyeler ile karşılaştırma yapılarak eşitlik, üyeliğin kendi statüsü içindeki emsal üyeler esas alınarak sağlanmalıdır. Kooperatifler Hukukunda çoğu zaman mutlak değil, nispi eşitlik ilkesi geçerlidir. Eşitlik ilkesi gereği tüm ortakların konut tesliminin aynı tarihte ve emsal üyelerin ödemelerinden alınarak aynı şekilde yapılması gerekir.Kooperatif ortakları ''hak ve vecibelerde eşittirler''.(bkz. Mahmut Coşun, Kooperatifler Hukuku, s:395) Somut davada, davalının, davacı kooperatife üye olarak gayrimenkul satın aldığı, 25/12/2004 tarihinde kooperatif başkanı tarafından ''ortaklık borçları ibranamesi'' ile davalının kooperatife borcu kalmadığının belirtildiği, tüm borçlar ödenerek satın alınan gayrimenkulün 01/08/2008 tarihinde dava dışı ... ... ve ...'a devredildiği anlaşılmaktadır.Davalı, .... Noterliği vasıtasıyla davacı kooperatife göndermiş olduğu ihtarname ile (02/10/2013 tarih ve ... yevmiye numaralı) 01/08/2018 tarihinden itibaren kooperatif üyesi olmadığı belirtilerek üyelik kaydının silinmesini talep etmiştir. Davalı tarafça üyelik kaydının silinmesi/istifa talepli tekrar ihtarname gönderilmiş ve dosyada yer alan tebligat mazbatasından davalının istifasının 02/10/2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Kooperatifler Kanunu 10. maddesinde; her ortağın kooperatiften çıkma hakkı olduğu, 11. maddesinde; kooperatiften çıkma hakkının kullanılması, ana sözleşme ile en çok 5 yıl için sınırlandırılabileceği, haklı ve önemli sebeplerle bu süreden evvel çıkabileceği hususunda ana sözleşmeye hüküm konulabileceği, bir ortağın hiç bir suretle kooperatiften çıkamayacağına dair bağlamlar hükümsüz olduğu, 13. maddesinde; ortağın anasözleşmeye uygun olarak istifa etmesine rağmen kooperatifin istifayı kabulden kaçınması halinde ortağın çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesi halinde çıkmanın gerçekleşeceği düzenlenmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 21/12/2015 tarih 2015/2279 E. 2017/8309 K. Sayılı ilamında ifade edildiği şekilde ortağın istifa bildirimi yenilik doğurucu nitelikte olup, kooperatife ulaştığı anda sonuç doğurur.''.... Bir kooperatif ortağının istifasının noter ihtarı ile kooperatife ulaştığı ya da ihracın kesinleştiği tarihe kadar aidat borçlarından 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 16/son maddesi uyarınca sorumlu olup, üyelerin ödemeleri arasındaki eşitliğin istifanın ulaştığı ya da ihracın kesinleştiği tarih itibariyle bu şekilde sağlanması gerekir.Kural olarak ortak, üyesi olduğu davacı kooperatifin tüm borçlarının ve genel giderlere ilişkin aidat borçlarının, sonradan istifa etmiş ya da ihraç edilmiş olsa dahi istifanın ulaştığı ya da ihracın kesinleştiği tarihe kadar doğan kısmından sorumludur. Nitekim, anılan Kanun'un 27/son cümlesinde, ortaklığın düşmesinin ortağın anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir. İstifanın ulaştığı ya da ihracın kesinleştiği tarihten sonra doğan aidat borçlarından ortak sorumlu değil ise de, istifanın ulaşmasından ya da ihracın kesinleşmesinden sonra daireyi kooperatife geri vermeyip, kullanmaya devam etmiş ve genel hizmetlerden yararlanmakta ise, bu yararlanmanın karşılığı olan genel giderlerden de talep halinde sorumlu olacaktır. (Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 17/10/2014 tarih 2014/2860 Esas 2014/6399 Karar sayılı ilamı) Davacı kooperatifin borçları ile ilgili yapılan incelemede, 2015-2016 dönemine ilişkin olarak genel kurul kararına dayalı olarak kooperatifin 5.106.168,00 TL borcunun tasfiyesi planlanmıştır. Bilirkişi tarafından tespit edilen muhtelif borçlar incelendiğinde, borçların ticari borç, ödenecek vergi ve fonlar hesabı bakiyesi, genel yönetim gideri, vergi dairelerine yapılan taksitlendirmelerden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle davalının tasfiye aşamasına kadar ödenmeyen iş bu borçlardan davalının sorumlu tutulup/tutulamayacağı incelenmelidir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2017/563 Esas - 2020/4030 Karar sayılı ilamında; "... Tasfiye sürecine girmiş bir kooperatifin üyeliğinden istifa eden ortak, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 81/2. ve anasözleşmenin 85/son madde hükümleri uyarınca, konutunu istifa nedeniyle geri verme yükümlülüğünde değil ise de, daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarından sorumlu olduğu gibi, esasen istifadan önce doğan tasfiye giderlerinden de zaten sorumludur. Ancak, kooperatif ortağından parasal taleplerde bulunulabilmesi için, bu yönde alınmış bir genel kurul kararı bulunması gerekir.'' belirtilmektedir. Kooperatifler Kanunu'nun 81/2 maddesinde, eski ortakların daha sonra oluşabilecek tasfiye masraflarına katılacağı belirtilmektedir. Bilirkişi tarafından yapılan tespitte belirtilen sosyal güvenlik kurumu prim borçları, vergi borçları tasfiye masrafları kapsamındadır. İş bu nedenle, 18.01.2015 tarihli genel kurul toplantısının 13. maddesi ile kooperatifin tasfiyesi nedeni ile üyelerden alınması kararlaştırılan alacak miktarından davalının sorumlu tutulması yerindedir. Aynı zamanda, kooperatiflere ilişkin faiz alacağı oranı, yasal faizin %100'ünü aşmayacak şekilde uygulanmaya başlanması ve bu durumda ödenmemiş aidat alacakları için yasal faizin iki katı olan azami yıllık % 18 üzerinden faiz hesabı yapılmasının uygun olduğu anlaşılmakla, aksi yöndeki istinaf talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir. 6100 sayılı HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 397,83 TL'nin mahsubu ile bakiye 334,17 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 06/05/2026