Kambiyo senetlerinin rıza dışı düzenlenip sahte kaşe ile takibe konulması iddiasıyla açılan borçsuzluk tespiti ve icra takibinin iptali davası, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmektedir.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, davalı ile geçmişteki iş ilişkileri sırasında teminat olarak bıraktığı, ancak rızası dışında doldurulup sahte kaşelerle kambiyo senetlerine özgü icra takibine konulan iki adet senedin hükümsüzlüğünün, davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile icra takibinin durdurulması ve kötü niyet tazminatı taleplerini içeren menfi tespit davasını özetlerken; davalı, senetlerin teminat olmadığı, rıza dışı elden çıktığı iddiasının kanıtlanamadığı, kambiyo senetlerinin temel ilişkiden bağımsız olduğu savunmasıyla davanın reddini ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/733
KARAR NO : 2026/594
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/10/2023
KARAR TARİHİ : 11/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili----. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; davacı ile davalı arasında geçmişte tekstil sektöründe fason iş ilişkisi bulunduğunu, davacı davalıya iş aracılığı yaptığını ve komisyon aldığını, davacı, işlerde teminat amacıyla kullandığı ve çoğu zaman aracında hazır imzalı halde bulunan iki boş senedin davalı tarafından bilgisi ve rızası dışında alınarak doldurulduğunu, ayrıca dava dışı ---- şirketine ait sahte kaşe basılmak suretiyle senetlerin geçerli bir borç ilişkisine dayandırılmış gibi gösterildiğini, Bu senetlere dayanılarak ----- Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığı, oysa davacının davalıya herhangi bir borcu bulunmadığı, aksine davalıdan komisyon alacaklısı olduğunu, Dilekçede, davalının önce --- şirketine yönelik haciz girişiminde bulunduğu, ardından ----adresi ve kaşesini kullanarak aynı adreste bulunan malları haczettirmeye çalıştığını, ---- şirket kaşesini temin etmeye teşebbüs ettiği, bu girişimlerin başarısız olunca davacının elinden çıktığı iddia edilen senetleri doldurarak takibe koyduğunu, Senetlerin üzerinde yer alan tarihlerin ve adres bilgilerinin olayların kronolojisiyle çeliştiğini, bunun da senetlerin sonradan doldurulduğunu gösterdiğini, Ayrıca senetlerin davacının elinden rızası hilafına çıktığını, geçerli bir teslim veya verme anlaşması bulunmadığını, bu nedenle kambiyo hukukuna göre davacının senetlerden sorumlu tutulamayacağını, Bu gerekçelerle söz konusu senetlerin hükümsüz olduğunun ve davalıya borçlu olmadığının tespitini, --- İcra Müdürlüğü’nün ---- Esas sayılı icra takibinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını ve iptalini, takibe konu 408 TL ve 46.600 USD bedelli senetlerin iptalini, ayrıca davalının kötü niyetli icra takibi nedeniyle kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmektedir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; davacının senetlerin teminat senedi olduğunu rızası dışında elinden çıktığı, üzerindeki kaşe ve imzaların sahte olduğu ve davalının kötü niyetli hareket ettiği yönündeki tüm iddialarını kabul etmediklerini, bir senedin teminat senedi sayılabilmesi için bunun yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini, davacının ise böyle bir delil sunamadığını, Ayrıca senetlerdeki imzaların davacıya ait olduğunu kabul edildiğini, “rıza dışında elden çıkma” iddiasının da ispat yükünün davacıda bulunduğunu, buna rağmen davacının olaydan haberdar olmasına rağmen yıllarca herhangi bir suç duyurusunda bulunmadığını, Kaşe ve imzaların sahte olduğu iddiasının da somut delillerle desteklenmediğini, kambiyo senetlerinden doğan borçların temel ilişkiden bağımsız olarak geçerli olduğu ve senetlerin hukuki geçerliliğini ortadan kaldıracak kesin delillerin bulunmadığını, Davalı taraf ayrıca davacının dilekçesinde yer alan ile ilgili açıklamaların davanın esasına etkili olmadığını, haciz işlemlerinin yasal hakların kullanılması kapsamında gerçekleştirildiğini ve davacının ileri sürdüğü kötü niyet iddialarının dayanaksız olduğunu, Davacı tarafından şirket kaşesinin kullanılması ve senetlerin düzenlenmesine ilişkin sorumluluğun da davacıya ait olduğunu, davalının yalnızca gerçek alacağını tahsil etmeye çalıştığını, Sonuç olarak davalı, davacının tüm iddialarının ispatlanamadığını, davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını, davanın reddine, davacı aleyhine en az %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava ; Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Menfi Tespit davasıdır.
Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; açılan davanın davacı ...---İcra Müdürlüğünün -- esas sayılı takip dosyasında takip dayanağı bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talepli olduğu, ---İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı takip dosyasında kambiyo takibi yolu ile 16/03/2020 keşide, 20/04/2020 vade tarihli 408.000,00-TL bedelli ve yine aynı keşide ve vadeli 46.600,00-USD bedelli iki adet bono takip dayanağı gösterilerek takibe başlandığı, takip alacaklısının davalı-bonolardaki lehdar -----, takip borçlularının ise keşideci-davacı ve dava dışı ----- Olduğu, davaya ve takibe konu her iki bononun da 6102 sayılı TTK'daki bono vasıflarını taşıdığı, esasen davaya konu bonolarda kefil hanesinde kaşesi basılı olan dava dışı --- öncelikle ---- İcra Hukuk Mahkemesinin --- Esas sayılı dosyası ile imzaya ve borca itiraz davası açtığı mezkur mahkemenin 11/02/2021 tarihli -- Karar numarası ile dava dışı şirketin açtığı imzaya ve borca itiraz davasının kabul edilidiği, akabinde bonoların keşidecisi olan davacının bu kez mahkememizde açığa atılan imzasının kötüye kullanılması sebebiyle huzurdaki menfi tespit talepli davayı açtığı, mezkur bononun davalı tarafça takibe konu edildiğini, davacının ise bononun açığa attığı imza kötüye kullanılarak tanzim edildiğinden bahisle iş bu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istediği, davacının mahkememiz huzurunda görülen iş bu davada imza inkarında bulunmadığı, bono metni incelendiğinde bononun şekil şartlarını taşıdığı, kanuni unsurları tam olarak ihtiva ettiği ve bu sebeple kıymetli evrak vasfına sahip olduğu, her ne kadar davacı vekilince aşamalarda ve dava dilekçesinde bononun davacının önceden imzalayıp aracında bulundurduğu diğer bilgileri doldurulmamış bonoların davacı tarafından araçta beraberce yolculuk ederken çalındığı ve sonrasında doldurularak takibe konu edildiği iddia edilse de, bu hususun bononun sıhhatini etkilemeyeceği, zira mezkur bononun keşideci imzasının davacıya ait olduğu hususunda ihtilaf olmadığı, davacının da böyle bir iddiasının bulunmadığı, bilakis imzasını kabul ettiği ancak kendisinin rızası olmadan davacı ile davalı beraberce yolculuk ederken daha önceden imzalamış olup arabada muhafaza ettiği bonoların davalı tarafından çalındığı ve doldurularak tedavüle sokulduğunu iddia ettiği, hırsızlık konusunda herhangi bir şikayet yahut savcılık dosyasının ise bulunmadığı, önceden imzalı olarak bulundurulan bononun doldurularak takibe konu bononun oluşturulduğu davacı tarafından beyan ve iddia edilmekle, bononun geçerli olabilmesi için illa tüm unsurları haiz şekilde düzenlenmesinin gerekmediği, kanuni şartları haiz soyut borç ikrarı içeren imzalı el yazılı yahut matbu olarak da bono tanzim edilebileceği, bu hususların bononun sıhhatini etkilemeyeceği, tüm bu yapılan açıklamalar çerçevesinde eldeki davada takibe konu bonoların sıhhatli ve geçerli olduğu, menfi tespit davasının konusunu oluşturan bonoların bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu davacının 6100 sayılı HMK'nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille/kesin delille ispatlayabileceği( Yargıtay HGK'nın ----Karar Sayılı ve 17.11.2022 tarihli kararı), takip dayanağı senedin TTK'da öngörülen unsurları taşıdığı, davacının keşideci sıfatıyla bono metinlerinin sağ alt kısmında senet metinlerini kapsayacak şekilde inkar etmediği imzasının bulunduğu, takibe konu bonoların miktarı itibariyle HMK'nun 201. maddesindeki düzenlenen senede karşı senetle ispa kuralı gereğince davacının iddiasını senetle ispat etmesi gerektiği, 6102 sayılı TTK'nun 778/2 f ve 680 maddeleri uyarınca açığa bono düzenlenmesi mümkün olup bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu/ yahut somut olayımızdaki gibi çalındığı vb. yolundaki iddianın davacı keşideci tarafından yazılı delille ispat edilmesi gerektiği, davacının takibe konu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığına dair herhangi bir yazılı belge sunamadığı, ancak yemin deliline dayandığı, davacıya yemin delilinin mahkememizce hatırlatıldığı ve yemin delilini kullanacağını beyan eden davacının usulüne uygun yemin metnini dosyaya sunduğu, yemin metnikendiine usulüne uygun tebliğ edilen davalı lehdarın da kendisine davacı tarafından teklif edilen yemini 11/06/2026 tarihli - celse icra ederek davanın davalı lehine kanıtlandığı, görülmekle kanıtlanamayan davanın ve koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere :
1-Açılan davanın REDDİNE,
2-Davacının takipte kötü niyeti ispat edilememekle; kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
2-HARÇLAR
Alınması gerekli 732,00 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan toplam 29.298,09 TL harçtan mahsubu ile, artan 28.566,09 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine,
3-VEKALET ÜCRETİ
Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 258.183,44 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-ARABULUCULUK ÜCRETİ
6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesi gereği Arabuluculuk sürecinde düzenlenmiş sarf kararında yer alan 3.120,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-YARGILAMA GİDERLERİ
Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatıranlara iadesine, Dair, taraf vekillerinin ve davalı asilin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ---- BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.