İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin, çocuk yayanın karıştığı yaralanmalı trafik kazası sonrası tazminat talepli istinaf davasına dair kararı.
Özet: Trafik kazasında ağır yaralanan ilkokul öğrencisi davacının, sürücünün aracının çarpması sonucu oluşan zararlarının tazmini talebiyle açtığı davada; sürücü kusurunun olmadığını, çocuğun aniden yola fırladığını iddia ederken, sigorta şirketi ise usul eksiklikleri, maluliyet tespiti gerekliliği ve bazı tedavi giderlerinin SGK kapsamında olduğu savunmasıyla davanın reddini istemiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2024/218 KARAR NO : 2026/1115T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 27/10/2023NUMARASI : 2021/37 E. 2023/862 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 25.06.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.06.2026 İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.10.2023 tarih 2021/37 E. 2023/862 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı .... A.Ş vekili ile katılma yoluyla istinafa başvuran davacılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, 22/09/2019 günü saat 11:30 sıralarında, davalı sürücü .... sevk ve idaresindeki .. .. plakalı otomobille Armutlu istikametinden Kemalpaşa istikametine seyir halindeyken ... Mahallesi... numaralı apartman önüne geldiğinde, karşıdan karşıya geçmekte olan yaya müvekkilime çarpması neticesinde yaralanmalı trafik kazası meydana geldiği, kazaya ilişkin kaza tespit raporu alındığı ve dava dilekçesi ekinde sunulduğu, kazanın ardından sürücü ....'in hemen kaza mahallini terk etmesi nedeniyle ilgili trafik zabıtası tarafından kaza ile ilgili kusur belirlemesi yapılamadığı, bahsi geçen trafik kazası neticesinde, müvekkilimin sol baldırında parçalı kırıklar oluşmuş ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde geçirdiği ameliyat ile müvekkilimin bacağına platin takıldığı, konuya yönelik olarak Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/6742 Soruşturma sayılı dosyasında aldırılan kati raporda müvekkilimde meydana gelen yaralanmanın basit tıbbi mudahaleyle giderilebilecek ölçüde hafıf olmadığı; Vücuttaki kemık kırıldarının hayati olması nedeniyle skorlama yapılarak şahısta saptanan kırıkların müştereken, hayat fonksiyonlarını ağır (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu tespit edildiği, müvekkilimin uğramış olduğu zararların tazmini için usulüne uygun başvuruya rağmen davalı sigorta şirketi devamlı oyalama politikası izleyerek, müvekkilime hiçbir ödeme yapmadığı, kaza tarihinde henüz ilkokul 1.sınıf öğrencisi olan müvekkilim, 24/09/2019-3/11/2019, 4/11/2019-4/12/2019, 5/12/2019-30/12/2019 ve 30/12/2019 tarihinden itibaren 45 gün raporlu olduğun, öğrenimine devam edemediği, 2020/2021 eğitim öğretim yılında sınıf tekrarı yapmak zorunda kaldığını beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı .... Şirketi vekili; Davacı taraf karayolları trafik kanunu gereğince usulü yükümlülüğü olan başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmeksizin dava açtığından, davanın usulen reddi gerektiği, davacının sakatlığı arasındaki illiyet bağının ve davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp 3. İhtisas Kurumu’na sevk edilerek erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkındaki yönetmeliğe göre rapor tanzim edilmesi gerektiği, davacının kazayla illiyet bağı bulunan gerçek maluliyet oranının tespiti hususunda inceleme yaptırılması gerektiği, davacı taraf yaya konumunda olup 18 yaşından küçük olduğundan anne ve babasının bakım ve gözetim yükümlülüğü nedeniyle ihmalleri olduğu dikkate alınarak kusur oranlarının belirlenmesinde bu hususun da dikkate alınması gerektiği, davacının talebine konu geçici iş göremezlik, geçici bakıcı, tedavi, protez ile yol ve kargo gideri tazminatı talepleri, yasa değişikliği ile SGK'nın sorumluluğuna eklenen tedavi teminatı kapsamında olduğundan, ilgili mevzuat kapsamında SGK tarafından karşılanması gerekli işbu giderlerden davalı müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; Müvekkiline ait .... plakalı aracın karıştığı ve sonucunda davacı çocuğun yaralandığı trafik kazasında müvekkilin herhangi bir kusuru bulunmadığı, 22.09.2019 tarihli ifadesinde de açıkladığı üzere; müvekkil olay günü, 50-60 km hız ile yoluna devam etmekte iken davacı birden yol fırlamış ve kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, orta hızla hareket eden müvekkilin, davacı çocuğun yola fırladığını görmesi ve kazayı engellemesi mümkün olmadığı, Üstelik kaza tespit tutanağında da resmedildiği üzere; olay mahallinden çok az ileride bir yaya geçidi bulunmakta iken davacı çocuk, ilgili caddedeki 52 numaralı binanın önünden yola fırlamış; yaya geçidini kullanmadığı, davacı çocuk, KTK md. 68/A fıkrasına aykırı hareket ettiği, Kazanın meydana geldiği konumun da sokak arası değil; bir cadde yani araç yolu olması nedeniyle, müvekkilin hiçbir kurala riayetsizliği bulunmamakta olup; somut kaza tamamen davacı çocuğun sağına soluna bakmadan yola fırlaması nedeniyle gerçekleştiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, küçük ...' nın 2918 sayılı yasanın 68/1-b maddesini ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumuna %50 oranında etki ettiği, davalı sürücü ...' in 2918 sayılı yasanın 52/1-b maddesini ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumuna %50 oranında etki ettiği, davacı küçüğün cismani zararı ile kusurlu davranışlar arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, Adli Tıp Kurumu tarafından davacının maluliyet oranının kaza tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerince % 5 olarak belirlendiği, kazaya sebep olan şahısların kusurları nispetinde davacı küçüğün hayata geç atılmadan kaynaklı olarak 50.040,80 TL, kalıcı iş göremezlik tazminatı olarak 167.006,21 TL, 175,00 TL protez gideri, 444,46 TL ulaşım giderinin bulunduğunun aktüer bilirkişi tarafından hesaplama ilkelerine uygun surette hesaplandığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı ....A.Ş vekili ile katılma yoluyla davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı ... A.Ş vekili, kusur oranı konusunda hatalı bir tespit yapılarak sigortalı sürücünün %25 kusuru dikkate alınarak karar oluştulması gerekirken %50 kusur dikkate alınarak karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu davacının ekonomik geleceğin sarsılması tazminatı talebinin ise hem poliçe teminat dışında olup hem de şartlarının oluşmaması sebebiyle reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasının da hatalı olduğunu, uyuşmazlık, poliçe tanzim tarihi olan 24.12.2018 tarihi itibarıyla yeni genel şartlara tabi olduğu halde çok hatalı bir şekilde trh tablosu ve progresif rant yöntemi dikkate alinarak hesaplama yapılmasının da hatalı olduğunu, TRH tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak yeniden tazminat hesabı yapılması gerektiğini, %0 teknik faiz ile hesaplama yapılmasını da kabul etmediklerini, protez. ve ulaşım gideri, tedavi gideri kapsamında olup SGK'nın sorumluluğunda olduğu hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Katılma yoluyla istinafa başvuran davacılar vekili, sürücü ...'in görüşün açık olduğu düz bir yolda önündeki aracı sollayarak ve kaza mahallindeki yaya geçidi ve yaya geçidi levhası ile hız sınırı levhasını ciddi bir uyarı kabul edip aracının hızını yolun durumuna göre azaltmayarak meydana gelen kazada kusurlu olduğunu, sürücünün kazadan sonra olay yerini terk etmek suretiyle kusurunu daha da artırdığını, mahkemece tüm bu durumlar göz önüne alınarak yapılan kusur değerlendirmesi, davalı sigorta şirketinin itirazlarının aksine küçük ... açısından hatalı olup, kararın kazazede küçük....'ye atfedilen kusur oranı açısından kaldırılmasını, dosyada mübrez adli tıp raporuna göre kazazede ....'nın Engellilik Oranının %5 olduğu iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği ve iyileşme süresi içerisinde 1 ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceğine dair tespitleri göz önünde bulundurularak verilen kararın yerinde olduğunu, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğihükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiğini, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiğini, AYM iptal kararından (2020/40 K.) sonra TRH tablosu ile progresif rant genel uygulama olarak yerleştiği kabul edildiğinden davalı sigorta şirketinin somut olayda TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanması yönündeki itirazlarının reddi gerektiğini, sigorta şirketinin protez ve ulaşım giderlerinin tedavi giderleri kapsamında olup SGK tarafından karşılanmasına yönelik itirazlarını kabul etmediklerini, davalı sigorta şirketinin istinaf başvuru nedenlerinin haksızlığı ve kabul edilemezliği nedeniyle reddine karar verilmesini; katılma yoluyla istinaf başvurularının davalı şirket tarafından kusura ilişkin itirazlarına karşılık olarak kabul edilerek, mahkemece kazazede ....'ya atfedilen kusur oranı yönünden kaldırılarak, trafik kurallarına aykırı hareket eden ve kaza mahallini terk eden sürücü davalı ...'in meydana gelen kazada tamamen kusurlu sayılarak yeniden karar verilmesi hususları istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı maluliyet tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, 12/09/2019 tarihinde yaya haldeki davacı .... ile davalı ....sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı aracın karışmış olduğu trafik kazasından kaynaklı açılan protez gideri, kargo bedeli, tedavi yol masrafı, sürekli ve hayata geç atılmadan kaynaklı tazminat davasında mahkemece kazaya karışan tarafların kusuruna yönelik alınan 18/10/2021 tarihli raporda gerek davacının gerekse de davalının kazaya etken nitelikte davranışlarının bulunduğu yönünde kanaat bildirilmesi üzerine mahkemece dosya taraflarının % 50 oranda kusurlu kabul edildiği, maluliyet yönünden kazandırılan 27/12/2022 tarihli ATK raporunda sürekli iş göremezlik oranının % 5, geçici iş göremezlik süresinin olaydan itibaren 4 ay olduğu ve 1 aylık sürede de geçici bakıcı ihtiyacının bulunduğu yönünde görüş bildirilmesi üzerine alınan 17/05/2023 tarihli aktüer raporunda davacı yanın sürekli iş göremezlik tazminat tutarının 334.012,43 TL, hayata geç atılmadan kaynaklı tazminat miktarının 102.081,60 TL ve protez, yol ve kargo masrafının 1.238,92 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği ve mahkemece hesaplanan tazminat tutarlarından % 50 oranda kusur indirimli yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.) Bununla birlikte ZMMS sigortacısının sorumluluğu ise poliçe limitleri dahilinde olacaktır. Somut olayda her ne kadar kusur durumunun hatalı incelendiği ve değerlendirildiği belirtilmiş ise de gerek trafik bilirkişisinin kazaya etkenlik şekildeki değerlendirmesinin gerekse de mahkemece tarafların % 50'şer oranda kusurlu oldukları yönündeki değerlendirmesinin yerinde olduğu, bununla birlikte tarafların kusuruna yönelik inceleme ve araştırmaların da yerinde ve yeterli görüldüğünden bu yönden başkaca araştırma yapılmasına yer ve gerek görülmediği değerlendirilerek mahkemenin kusur kanaati dosya kapsamı ile uyumlu olmakla benimsendiğinden ileri sürülen istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih, 2022/1706 esas ve 2022/9633 karar sayılı ilamı) Ancak yaralananın çocuk olması halinde ise 20/02/2019 tarihinde yürürlüğe giren Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespiti gerekmekle birlikte söz konusu yönetmeliğin 14 üncü maddesinde yapılan atıf uyarınca çocuklar yönünden maluliyet kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenecektir. (Yargıtay 4. HD'nin 2023/9912 esas v e2023/12650 karar sayılı ilamına göre) Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden alınacak rapor ile ortaya çıkacaktır. Somut olayda, olay tarihi itibariyle uygulanması gereken yönetmelik kapsamında davacı küçük yönünden maluliyet durumunun tespit edildiği gibi mahkemece bu kapsamda yaptırılan incelemenin de az yukarıda da belirtildiği üzere yetkili ATK birimi vasıtasıyla yapıldığı anlaşılmakla belirtilen yönlerden davalı vekilinin istinafının yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. (Yargıtay 4. HD 22.06.2021 tarih 2021/3089 E., 2021/3441 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K). Somut olayda, hükme esas alınan aktüer raporunda TRH 2010 tablosu kullanılmak ve % 10 artırım % 10 iskonto yöntemi uygulanarak davacı yan tazminat hesabının yapılmış olması, hayata geç atılmadan kaynaklı tazminat hesabının yerinde görülmesi karşısında belirtilen yönlerden davalı vekilinin istinafının yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Her ne kadar davalı sigorta tarafından yapılan savunmada istem konusu edilen tedavi gideri, yol masrafı ile protez gideri talebine ilişkin sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmekte ise de somut olayda davalının husumetinin tespiti halinde 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve ....nın sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98. maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ve çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; bakıcı giderleri, çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) ve sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder. Dolayısı ile Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. Bu halde davalı sigorta vekilinin bu kalem tazminatların müvekkilinden tahsil edilemeyeceği, talebin teminat dışı olduğuna yönelik itirazlarının yerinde olmadığı (Yargıtay 4. H.D'nin 13.09.2021 tarih, 2021/3454esas ve 2021/4465 karar sayılı kararı) bununla birlikte davalı sigorta tarafından talep konusu edilen hayata geç atılmadan kaynaklı tazminatın da teminat dışı hal olduğu belirtilmiş ise de söz konusu tazminat ile kaza arasında illiyet bağının olması, davacı küçüğün bu kaza sebebiyle hayata geç atılacağının sabit olması ve söz konusu tazminatın 6098 sayılı yasanın 54 madde kapsamında kalması nedeniyle iddianın aksine söz konusu tazminatın davalı sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmakla belirtilen yönlerden davalı sigortanın istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Toplanan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; yerleşik uygulamada belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede, dava açılmadan önce davalı sigortaya usulüne uygun başvuru yapılmasına, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusurun mahkemece takdirinin maddi olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, maluliyetin olay tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edilmesine, iş görmezlik tazminatının ise TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi esas alınarak hesaplanmasına, davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle sürekli iş gücü kaybı zararına hak kazanmasına, yine davacının kazadan kaynaklı hayata geç atılmasının sübut bulmasına göre bu yönden istem konusu edilen tazminata da hak kazanmasına, talep konusu edilen tazminatlardan davalıların sorumluluğunun uygun şekilde belirlenmesine, hükmedilen maddi tazminatın davalı ZMMS şirketinin sorumluluk limiti kapsamında hükmedilmesine, karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. ve Harçlar Kanunu hükümlerine uygun şekilde yargılama gideri ve vekalet ücretinin belirlenmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ... A.Ş ve katılma yolu ile davacı vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı .... A.Ş yönünden istinaf karar harcı olan 14.686,79-TL'den peşin alınan 3.401,84-TL'nin mahsubu ile bakiye 11.284,95-TL'nin davalı .... A.Ş'den alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00-TL'den peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/06/2026