Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, taşıma sözleşmesi kaynaklı alacak davasında, davacı lojistik firmasının icra takibine itirazın iptali ve davalının görev itirazı ile sorumluluğun fason üreticiye ait olduğu savunması.
Özet: Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında davacı, davalıya ait tekstil ürünlerini taşıdığını, karşılığında kestiği 157.632,00 TLlik faturalara süresinde itiraz edilmemesine rağmen ödeme yapılmadığını, bu nedenle başlattığı icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasını, takibin devamını ve icra inkâr tazminatı ödenmesini talep ederken; davalı, davacıyla arasında hiçbir nakliye sözleşmesi bulunmadığını, faturalara süresinde noterden itiraz ettiğini, taşıma bedelinden fason üretici firmanın sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini ve görev itirazını ileri sürmüş, bilirkişi raporu davacı ticari defterlerinin usulüne uygun olduğunu ortaya koymuştur.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/812 EsasKARAR NO : 2026/510DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)DAVA TARİHİ : 05/09/2025KARAR TARİHİ : 07/05/2026YAZIM TARİHİ : 02/06/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil ...... Lojistik (..... ), davalı firma ile kurulan ticari ilişki kapsamında, davalıya ait tekstil ürünlerini İstanbul’dan, davalının fason üreticisi ..... Tekstil’e Bismil/Diyarbakır adresine sevk irsaliyelerine uygun şekilde taşıyarak eksiksiz ve sorunsuz biçimde teslim ettiği, taşıma hizmeti karşılığında düzenlenen faturalar davalıya tebliğ edilmiş, süresi içinde hiçbir itiraz yapılmadığı, buna rağmen davalı, faturalara dayalı 157.632,00 TL tutarındaki borcunu ödemeyerek temerrüde düşmüş; bunun üzerine müvekkil tarafından Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü ..... E. sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu, hukuki dayanağı olmayan itirazlarla takibe engel olmuş ve tahsili geciktirdiği, takibe konu alacak likit olup, taraf defterleri, faturalar ve sevk irsaliyeleri ile borcun varlığı sabit olduğu, davalının itirazı kötü niyetlidir ve yalnızca sürüncemede bırakma amacını taşıdığı, ayrıca davalının faaliyetini durdurduğu ve mal kaçırma riski bulunduğundan, alacağın güvence altına alınması için teminat karşılığı ihtiyati tedbir talep ettiği, uyuşmazlık için 31.07.2025 tarihinde Bakırköy Arabuluculuk Bürosu nezdinde arabuluculuğa başvurulmuş, ancak davalının borca itirazı nedeniyle anlaşma sağlanamadığı, sonuç olarak; davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali, takibin faizleriyle devamı, %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı, ihtiyati tedbir, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davalı müvekkili firma, davacı tarafından nakliye alacağı iddiasıyla düzenlenen faturalara karşı, aralarında herhangi bir nakliye sözleşmesi bulunmadığını açıkça belirtmiş; bu husus Bakırköy ..... Noterliği’nin 18.07.2025 tarih ve ...... sayılı ihtarnamesi ile davacıya tebliğ edilerek haksız taleplere süresinde itiraz edildiği, buna rağmen davacı, Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü ...... E. sayılı dosya ile 157.632,00 TL tutarında icra takibi başlatmış; müvekkili tarafından borca, takibe, faize ve fer’ilerine nitelikli itiraz edildiği ve bu itiraz üzerine takip durdurulduğu, müvekkili firmanın, davacı veya ..... Lojistik ile nakliye konusunda hiçbir sözleşmesi veya ödeme taahhüdü bulunmadığı, takibe konu edilen faturaların muhatabı, 06.11.2024 tarihli sözleşme gereği imalat, dikiş, ütü ve nakliyeden sorumlu olan fason üretici ..... Tekstil Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. Olduğu, nakliye bedelinden sorumlu olan tarafın bu firma olduğu, ihtarnamelerle davacıya açıkça bildirildiği, bu nedenle davacı tarafından kesilen faturalar haksız ve dayanaksız olup, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığı, davanın ve icra takibinin sırf tahsil baskısı oluşturma amacı taşıdığı, kötü niyetli olduğu ileri sürülerek davanın reddi ve %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesi talep edildiği, ayrıca uyuşmazlığın TTK ve HMK gereği görevli mahkemesinin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, mevcut mahkemenin tahkikata geçmesinin usule aykırı olduğu belirtilerek, görev itirazının kabulüyle dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir.ARAŞTIRMA;1-Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmıştır.2-İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'nün 10/09/2025 Tarih, ..... Sayılı yazısı,3-Gaziosmanpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 11/09/2025 Tarih, ...... Sayılı yazısı ile; davacının tacir araştırılması yaptırılmıştır. 4-Esenler Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 10/09/2025 Tarih, ..... Sayılı yazısı. 5-Gaziosmanpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 11/09/2025 Tarih, ...... Sayılı yazısı ile; davacının BA-BS karşılaştırmalı alış-satış analiz formları getirtilmiştir. 6-Atışalanı Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 12/09/2025 Tarih, ...... Sayılı yazısı ile; davalı şirketin BA-BS karşılaştırmalı alış-satış analiz formları getirtilmiştir. 7-İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nin 24/09/2025 Tarih, ..... Sayılı yazısı,23/02/2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda;I. TİCARİ DEFTER TASDİKLERİ VE KAYIT DÜZENİ: a. DAVACI ..... (..... LOJİSTİK)işletmesi, 2025 yılında, e.defter mükellefi olduğu dönemde, e.defter beratlarının alındığı, ticari defterlerinin TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yaptırıldığı, bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, incelenen ticari Defter kayıtlarının karşılıklı birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine ve/veya aleyhine delil niteliğine haiz olduğu görülmüş olup, takdir yetkisi mahkemenindir. b. DAVALI ..... TEKSTİL ÜRÜNLERİ TARIM VE HAYVANCILIK SAN.TİC.LTD.ŞTİ., 2025 yılında e.defter mükellefi olduğu dönemde, e.defter beratlarının alındığı, ticari defterlerinin TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yaptırıldığı, bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, incelenen ticari Defter kayıtlarının karşılıklı birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine ve/veya aleyhine delil niteliğine haiz olduğu görülmüş olup, takdir yetkisi mahkemenindir. II.DAVA DOSYASI KAPSAMI VE TARAFLARIN BA-BS BEYANLARI VE İNCELEMEYE SUNULAN TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA KARŞILAŞTIRMALI İNCELEME VE TESPİTLER SONUCUNDA: a. Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, DAVACI tarafından, DAVALI ŞİRKETE hitaben düzenlenen yedi(7) adet fatura toplamı 157.632,00-TL borçlandırma yapıldığı, b. Davacı işletmenin ticari defter kayıtlarında KDV dahil 157.632,00-TL DAVALI ŞİRKET aleyhine borçlandırması yapılan yedi(7) adet faturanın, yukarıda tarafların ayrıntılı analizi yapılan BA-BS Beyanlarında tespit edilen yedi(7) adet KDV hariç 132.200,00-TL tutarlı faturaları doğruladığı, c. Davalı şirket kayıtlarında, dava konusu yedi(7) adet faturanın 320.01.206hesaba kaydedilerek, Davacı işletme lehine 157.632,00-TL tutarında alacaklandırma yapıldığı, d. Davalı şirket tarafından, faturalara karşı ödeme yapılmadığı, tamamı 13/02/2025 düzenleme tarihli olan faturalardan oluşan borca Davalı tarafından ödeme yapılmadığı, bu hesap kayıtlarında DAVACI İŞLETMENİN halen alacaklı göründüğü, e. DAVALI ŞİRKET ticari defterlerinde ayrıca, DAVALI İŞLETME için 320.01.209-..... (..... LOJİSTİK) hesabının, dava konusu faturaların düzenleme tarihleri 13/02/2025’ten yaklaşık 5 ay sonra, 08/07/2025 tarihinde açılarak, dava konusu faturaların iade düzenlemeleri ile ilgili DAVACI aleyhine borçlandırma kaydı yapıldığı görülmüştür. f. Dava konusu faturalara, süresi içerisinde itiraz edilmediği, itiraz süresinin(8) gün olduğu dikkate alındığında, faturaların düzenlenme tarihileri 13/02/2025’ten, 5 ay sonrası 08/07/2025 tarihine iade faturası kaydı yapıldığı, ancak Davacı işletme tarafından, DAVALI ŞİRKETİN iade faturalarının kabul edilmediği, b. Bir faturaya makul süre içinde itiraz edilmemesinin ve kayıtlara geçirilen faturaların halen dahi Davacı işletme lehine alacak kaydının varlığını koruduğu dikkate alındığında, tespite konu durumun, faturaların içeriğinin kabul edildiği yönünde adi karine niteliğine haiz olduğu, bu aşamadan 5 ay sonra tek taraflı olarak düzenlenen iade faturalarının, itiraz yerine geçmeyeceği, c. İade faturasının; Taraflar arasında mutabakat varsa, Alacaklı tarafından kabul edilmişse, Gerçek bir iade / iptal işlemine dayanıyorsa, hukuki sonuç doğuracağı, Dava konusunda olduğu gibi, karşı.taraf.açıkça.kabul.etmiyorsa, ortada teslim iadesi / hizmet iptali yoksa, tek taraflı belge olarak kalacağı, Dava konusu kapsamında, tespite konu tüm huşuların birlikte değerlendirilmesi sonucunda; DAVACININ, DAVALIDAN 157.632,00-TL alacaklı olduğu kanaati oluşmuştur. Sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile davacının icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Tarafların üzerinde anlaşamadıkları konuların; davacının icra takibindeki tutar kadar davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının icra takibine itirazının haksız olup olmadığı, haksız ise icra inkar tazminatı koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.Celp edilen vergi dairesi kayıtlarında davacı tarafın uyuşmazlık tarihi itibariyle; bilanço usulünde defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını karşıladığı anlaşılmakla davacının gerçek kişi tacir olduğu Mahkememizce kabul edilmiş ve bu kabul doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur.Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacı tarafından, davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibi olduğu, 7 adet fatura olmak üzere toplam 157.632,00-TL asıl alacak talep edildiği, takip dayanağının "..... nolu 13.02.2025 tanzim tarihli 23.400TL fatura alacağı 23.400,00 TL, ..... nolu 13.02.2025 tanzim tarihli 16.800TL fatura alacağı 16.800,00 TL, ..... nolu 13.02.2025 tanzim tarihli 21.112TL fatura alacağı 21.112,00 TL, ...... nolu 13.02.2025 tanzim tarihli 8.120TL fatura alacağı 8.120,00 TL, ...... nolu 13.02.2025 tanzim tarihli 31.200TL fatura alacağı 31.200,00 TL, ..... nolu 13.02.2025 tanzim tarihli 23.400TL fatura alacağı 23.400,00 TL, ..... nolu 13.02.2025 tanzim tarihli 33.600TL fatura alacağı 33.600,00 TL bedelli faturalar" olduğu, davalı (borçlunun) süresinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davacı taraf, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında davalıya davaya konu icra takibine dayanak faturaları düzenlediğini, ancak, davalının fatura bedelini ödemediğini, iddia etmektedir. Davalı ise, davacıyla herhangi bir borcu olmadığını savunmuştur. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, yukarıda özetlerine yer verildiği üzere, bilirkişi raporunu dosyaya sunmuştur. Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda, somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.Ancak, Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir.Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, sahibi lehine delil vasfını haiz olduğu görülmüştür. Buna göre, taraflar arasındaki ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından, davalıya davaya konu KDV dahil toplam tutarı 157.632,00-TL olan 7 adet fatura düzenlendiği, söz konusu fatura bedellerinin davalı tarafından ödenmemesi nedeniyle davacı ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 157.632,00-TL alacaklı olduğu, davalı ticari defter kayıtlarında da söz konusu faturaların aynı şekilde davacı alacağı olarak kayıtlı oldukları, ancak, söz konusu faturaların düzenlenmesinden yaklaşık 5 ay sonra davalı tarafından faturalara iade faturası düzenlenerek davacının borçlandırıldığı, tarafların BA-BS kayıtlarına göre davacının alacağını oluşturan davaya ve icra takibine konu KDV hariç tutarı 132.200,00-TL olan 7 adet faturanın, davacının BS, davalının BA bildirimlerinde karşılıklı olarak kayıtlı oldukları anlaşılmıştır.Buna göre, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunun ve davaya konu icra takibine dayanak KDV dahil toplam tutarı 157.632,00-TL olan faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ayrıca, söz konusu faturaların tarafların karşılıklı BA-BS bildirimlerinde kayıtlı olduğu, takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin kabulünün gerektiği, (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E., 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.), davalının söz konusu faturaları ticari defterlerine kaydettiği ve süresinde itiraz etmediği, faturaların düzenlenip ticari defterlere kaydedilmesinden yaklaşık 5 ay sonra düzenlenen iade faturalarının usulüne uygun olmadığı gibi davalının bu iade faturalarına dayanak herhangi bir bilgi ve belge ibraz etmediği, bu nedenle bu iade faturalarının dikkate alınamayacağı, sonuç olarak, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, davacının davalıdan 157.632,00-TL alacaklı olduğu hususlarının; tarafların ticari defter kayıtları ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispat edildiği analaşılmıştır. Davalı takibe konu fatura borcunu ödediğini yazılı olarak ispat edemediğinden, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.Buna göre davalı borçlu tarafından fatura, ticari defter ve vergi dairesi kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜNE, Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile, takibin 157.632,00-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle DEVAMINA, -Kabul edilen asıl alacağın %20'si tutarında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,2-Alınması gereken 10.767,84-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 1.903,81-TL peşin harcının indirilmesi ile geriye kalan 8.864,03-TL eksik harcın davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.903,81-peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.519,21-TL harcın davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 8.077,50-TL yargılama giderinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk ücreti 4.600,00-TL'nin davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,7-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/05/2026Katip ..... e-imzalıdır Hakim ...... e-imzalıdır