Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinden fason konfeksiyon işinden kaynaklanan ticari alacağa ilişkin icra takibine itirazın iptali davası gerekçeli kararı.
Özet: Fason konfeksiyon tekstili işletmeciliği yapan davacının, davalıdan fason pantolon dikim işi kapsamında kesilen faturalardan kaynaklanan ve ticari defterlerinde kayıtlı 133.920,60 TL tutarındaki alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılan bu davada, davalının borca itiraz ederek takibi durdurması ve davaya cevap vermemesi üzerine, mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuyla taraflar arasında açık hesap ilişkisi bulunduğu ve davacının alacaklı olduğu tespit edilerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerekliliği değerlendirilmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/963 Esas
KARAR NO : 2026/501
Bakırköy .... İcra Dairesi : ...
.
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/10/2025
KARAR TARİHİ : 22/06/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin fason konfeksiyon tekstil işletmeciliğiyle iştigal ettiği ve davalı ile olan fason pantolon dikim işi nedeniyle davalıya ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar karşılığı davalı tarafın borcunu ödemediğinden Aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasıyla ilamsız takip başlatıldığını, davalının süresi içerisinde borca itiraz ederek, takibin durduğunu ifade ederek, İtirazın iptali ile takibin devamını, davalının %20’den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını, talep ve dava etmiştir.
Davalı usulüne uygun meşruhatlı davetiyeye rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
DELİLLER : Bakırköy .... İcra Dairesi ’nün ... esas sayılı dosyası, İstanbul Defterdarlığı, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü yazı cevapları, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında başlatılan Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Davalı icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle takibe, borca, ödeme emrine, işlemiş faize, faiz oranına ferilerine, açıkça itiraz ettiklerini beyan etmiştir.
Bakırköy .... İcra Dairesi’nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 133.920,60 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi ... tarihli raporunda; Taraflar arasında TTK’nın 89. maddesi anlamında düzenlenmiş yazılı bir cari hesap sözleşmesine rastlanmadığını, bununla birlikte taraflar arasında cari hesap benzeri ticari bir münasebet bulunduğu, söz konusu ticari ilişkinin açık hesap ilişkisi niteliğinde olduğunun anlaşıldığını, açık hesap ilişkisi; önceki borçların tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği, tarafların tek taraflı veya karşılıklı olarak alacak ve borç kayıtlarını hesaba işleyip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaştıkları ticari ilişki türü olduğunu, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda uyuşmazlığın; davacının alacağına ilişkin başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi sonucu takibin durması ve akabinde açılan itirazın iptali davasına ilişkin olduğu, uyuşmazlığın esasının ise davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplandığının tespit edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2024 yılı başladığının anlaşıldığını, davacı tarafından 2024 yılı içerisinde davalı adına toplam 1 adet fatura düzenlendiği ve bu faturaların toplam tutarının 26.604,90 TL olduğunun görüldüğünü, davalı tarafın faturaya ödeme yapmamış olduğunu, davacının 2025 yılına 26.604,90 TL alacaklı olarak devir ettiğini yevmiye defteri kapanış maddesine kayıt etmiş olduğunu, 2025 yılında da davacının, davalıya 1 adet fatura ile 107.315,70 TL tutarlı fatura kesmiş olduğunu ve tahsilat yapmadığından 2024 yılından gelen alacak bakiyesi nedeniyle de toplamda 133.920,60 TL alacaklı olduğunu ve bu alacağı ticari defterlerde de kayıt ettiğinin tespit edildiğini, Dava Konusu Edilen Faturaların Davalı Şirkete Tebliğ Edilip Edilmediklerine Dair İnceleme; Davacı tarafından dava konusu yapılan faturaların davalıya ticari fatura senaryosu ile gönderilmiş olduğunu, ticari e-fatura senaryosunda e-faturayı alan kişinin, bu faturayı red, kabul ya da iptal etme hakkına sahip olduğunu, burada anlaşılması gereken durumun e-fatura sistemi alıcının faturayı kabul edip etmeyeceğine dair bir cevap vermesini bekleyeceğini, eğer alıcı faturayı kabul etmek istemez ise RED butonu ile itiraz edeceğini ve faturanın iade edilmiş olacağını, diğer faturalara e-fatura uygulaması üzerinden red yanıtı dönülme imkanı bulunmaz iken, Ticari fatura senaryosunda düzenlenen faturalara e-fatura uygulaması üzerinden itiraz mahiyetinde, mali mühür ile imzalı elektronik bir belge üreten yapıyı barındıran "red" yanıtı dönülebileceğini, düzenlenmiş ve alıcısının posta kutusuna başarılı şekilde iletilmiş e-Faturanın, itiraz halinde alıcı ile satıcı arasındaki hukuki ihtilaf sürecinin tamamlanıncaya kadar geçerli kabul edilmesi gerekmekte olduğunu, alıcı tarafın hukuki ihtilafa (itiraza) konu hususlarının, satıcı tarafından yasal ve zorunlu olarak yerine getirilmesi için itirazın Türk Ticaret Kanununun 21'inci maddesinde belirtilen sürede yapılması gerektiğinin açık olduğunu, süresinden sonra gerek e-Fatura uygulaması üzerinden "red" yanıtı ile gerekse harici yollar ile yapılan itirazların satıcı tarafından kabul edilme zorunluluğu bulunmamakta olup düzenlenmiş e-Faturanın taraflar arasındaki işlemlere dayanak teşkil etmesine hukuki bir engel bulunmamakta olduğunu, somut olayda davacı tarafın, davalıya tanzim etmiş olduğu ve davanın dayanağını teşkil eden “Ticari Fatura Senaryosu” İle düzenlenmiş tebliğ edilmiş geçerli bir e-fatura olduğunu, davaya konu olan faturalara davalının Türk Ticaret Kanununun 21'inci maddesinde belirtilen 8 (sekiz) günlük süre içerisinde itiraz etmediği ve faturaları tebliğ almış olduğunun mütalaa edilmiş olduğunu, Ba- Bs beyannameleri ve Bakırköy .... İcra Müdürlüğünüz ... esas sayılı dosyasının incelendiğini, Davalı Açısından İnceleme: Sayın Mahkemenin taraflara ait ticari defterler ile bunların dayanağı belgeler üzerinde inceleme yapılması hususunda 02.03.2026 günü davacı vekilinin hazır olduğu duruşmada taraflara verilen süre içerisinde ilgili yıl ticari defterlerinin mahkeme kaleminde hazır bulunması için ihtarın davacı vekilinin halde bunları ibrazdan kaçınmış ve karşı tarafın iddialarının kabul edileceği sayılarak haklarında TTK ve HMK’nın ilgili maddelerinin uygulanacağının ihtar edilmiş olduğunu, duruşma günü hazır olamayan tarafa duruşma zaptının tebliğ edilmesine karar verildiğini, duruşma zaptının davalıya 09.03.2026 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı tarafın inceleme günü defter ibraz etmemiş olduğu ve yerinde inceleme de talep etmemiştir olduğunu, 2024-2025 yılı davacı nezdinde, davalı için tutulan cari hesap dökümüne göre takip tarihi itibariyle davalının, davacıya 133.920,60 TL borçlu bulunduğunun görünmekte olduğunu, bu hesapların davacının sunduğu 2024 -2025 yılı yevmiye defteri ve cari hesap dökümünün incelenmesi sonucunda elde edilmiş olduğunu, davalı şirket tarafından ticari defter ve belgeler sunulmadığı için inceleme olanağı ve davacı tarafın sunduğu belgelerle tarafların kayıtlarını karşılaştırma olanağı bulunamadığını, Sonuç: Taraflar arasında TTK’nın 89. maddesi anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesine rastlanmadığını, taraflar arasında cari hesap benzeri ticari bir münasebet bulunmakta olup, bu ticari münasebet açık hesap ilişkisi olduğunu, açık hesap ilişkisinin, önceki borçların tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumu olduğunu, davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri doğrultusunda eksiksiz ve usulüne uygun şekilde tutulduğu, bu nedenle davacı lehine delil niteliği taşıdığının görüldüğünü, davacının elektronik sistemine kayıtlı faturaları, e-fatura sistemi üzerinden “Ticari Fatura Senaryosu” ile gönderdiği faturaların alıcısına tebliğ edilmiş olduklarını, davacı tarafın, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatmış olduğu ilamsız takipte; 133.920,60 TL asıl alacağın tahsilini talep ettiği, yapılan inceleme ve hesaplamalarda, davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 133.920,60 alacak talep edebileceği ve bu alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa gereği yıllık %44,25 orandan başlayacak değişen oranlarda avans faiz uygulanması gerekeceğini bildirmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4)
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay ....H.D. .... Esas, .... Karar sayılı kararı)
İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; eldeki davanın mahiyeti gereği mahkememizce tarafların dayandıkları ticari defterlerin incelenmesine ilişkin ara karar kurulduğu ve ancak belirlenen gün ve saatte davalı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere ibraz etmediği, davalı usulune uygun yapılan tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış olup ticari defterlere delil olarak dayanan davacının usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterlerinin lehine delil teşkil ettiği, incelenen ticari defterlerine göre davacının, davalıdan 133.920,60 TL alacaklı olduğu, tarafların BA-BS kayıtlarının uyumlu olduğu, davalının faturaya itiraz etmediği anlaşılmış olup, ticari defter ve kayıtların kesin delil olarak kabul edildiği hususu göz önüne alındığında, dava konusu edilen alacak yönünden davalı tarafın defter ve belge ibraz etmeyerek HMK m. 222/3 hükmü gereği davacı tarafın defterlerinde yer alan kayıtları kabul etmiş sayılması gerekeceği sonuç ve kanaati ile davanın ispat edilen ana para bedeli olan 133.920,60 TL yönüyle davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiştir.
Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile; 133.920,60 TL asıl alacak yönünden davalının Bakırköy ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin 133.920,60 TL asıl alacak yönünden aynı koşullarda devamına,
2-Hükmedilen asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 26.784,12 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 9.148,12 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 2.287,03 TL harcın mahsubuyla bakiye 6.861,09 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 2.287,03 TL başvurma harcı, 615,40 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.902,43 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 7.771,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/06/2026
Katip ....
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır