Konya BAM 3. Hukuk Dairesi tarafından, trafik kazasında yaralanan davacının maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Ağır yaralanmayla sonuçlanan bir trafik kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin kısmi kabul kararına karşı yapılan istinaf başvurularını inceleyen bu hukuki evrak; davalı sigorta şirketinin, dava öncesi başvuru eksikliği, maluliyet raporunun usulsüzlüğü ve tazminat hesaplama yöntemlerinin hatalı olduğu yönündeki itirazlarını, diğer davalı araç sahibinin ise aracın olay anında bakımda olması sebebiyle işleten sıfatının değiştiği ve sürücünün veya kendisinin kusurlu olmadığı yönündeki savunmalarını detaylandırarak, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması taleplerini ele almaktadır.

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ... KARAR NO : ...KARAR TARİHİ: 17/06/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ..... (...)ÜYE : ..... (...)ÜYE : ..... (...)KATİP : ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: 19/11/2025NUMARASI : ... Esas ... KararDAVACI : ........ VEKİLİ : Av.....DAVALI : 1- ........ VEKİLİ : Av.....DAVALI : 2- ........ VEKİLİ : Av.....DAVALI : 3- ........ VEKİLİ : Av.....DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/06/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 17/06/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; 04.10.2023 tarihinde saat 21:25 sıralarında davalı ........’ün sevk ve idaresindeki ........ plakalı aracın, ........ Kavşağı istikametinden hızla gelip ........ Caddesi ışıklı kavşağında yaya geçidinden geçen davacı ........’a çarptığı, kazada davacının ağır şekilde yaralanarak çok sayıda ameliyat geçirdiği ve uzun süre tedavi gördüğü, olayın oluşunda sürücünün 2918 sayılı KTK’nın 52/1-a maddesini ihlal ederek asli kusurlu olduğunun kaza tutanağı ve kamera kayıtlarıyla sabit olduğu, müvekkilin geçici ve sürekli iş göremezlik ile bakıcı ve tedavi giderleri yönünden maddi zararının bulunduğu, ayrıca yaşadığı ağır bedensel zarar ve süreç nedeniyle ........ ve ........’ndan manevi tazminat talep hakkının doğduğu, ........ ile ... numaralı arabuluculuk başvurusunda anlaşma sağlanamadığı, bu nedenle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla tüm davalılardan (sigorta şirketi poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere) 100 TL geçici iş göremezlik, 100 TL sürekli iş göremezlik, 100 TL bakıcı gideri, 100 TL tedavi gideri ile davalı ........ ve ........’ndan ayrıca 150.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talep ettiği, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasını istediği belirtilmiştir.Davalıların cevap dilekçeleri sunmadıkları anlaşılmıştır.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Yukarıda belirtildiği üzere davacının dava şartı olarak ilgili KTK gereğince sigorta şirketine yazılı olarak başvurmasının yeterli olduğu, ayrıca arabuluculuk sürecine gitmesinin gerek olmadığı değerlendirmekle arabuluculuk yönünden yapılan yargılama giderinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmiştir;Davanın KISMEN KABULÜ İLE;Davacının bedensel zararı sebebiyle belirlenen 425.725,34 TL'nin davalı sigorta şirketinden 15/12/2023 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), diğer davalılardan kaza tarihi olan 04/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Manevi tazminat talebinin kabulü ile; 130.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ........ ve ........'dan kaza tarihi olan 04/10/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin 20.000,00 TL manevi tazminat talebinini REDDİNE," hüküm kurulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava açılmadan önce usulüne uygun olarak müvekkili sigorta şirketine yazılı başvuru yaptığının ispat edilemediğini, maluliyet raporunun ilgili yönetmeliğe uygun olarak ATK'den alınması gerektiğini, geçici iş göremezlik, bakıcı ve tedavi giderinin kurum sorumluluğunda olmadığını, kabul anlamına gelmemekle hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tazminat hesaplama metodunun hatalı olduğunu, raporda PMF yaşam tablosuna göre hesaplama yapıldığını, yapılan hesaplamanın ve esas alınan yaşam tablosunun hukuka aykırı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin mesuliyetinin kusur oranı ve teminat limitleriyle sınırlı olduğunu, kararın kaldırılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu olayda araç bakım amacıyla servise bırakıldığını, kazanın diğer davalı ........'ün test sürüşü sırasında meydana geldiğini, müvekkilinin aracının bu sırada fiili hakimiyeti dışında olduğundan işleten sıfatının geçici olarak tamir servisine ve fiili sürücüye geçtiğini, müvekkilinin kanunen sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, aksi kanaatte bile davalı sürücü ........'ün kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığını, davacının yayalara kırmızı yanarken karşıdan karşıya geçtiğini, karanlık ve ışıksız yolda dikkatsiz şekilde tehlikeyi kendisinin yarattığını, hükme esas alınan adli tıp raporunda farklı yönetmeliklere göre farklı oranlarda iş göremezlik hesaplaması yapıldığını, aynı kişinin iç gücü kaybı oranının %13 ile %23 arasında değiştiğini, bu çelişkinin dahi raporun güvenilirliğini sarstığını, davacının taleplerinin kısmi dava açmış olması sebebiyle zamanaşımına uğradığını, böyle bir alacağa hükmedilemeyeceğini, kararın kaldırılmasını, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hatalı ve eksik bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu, illiyet bağı unsurunun değerlendirilmediğini, müvekkilinin hareketi ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, müterafik kusur indirimi yapılmadığını, dava türünün göz ardı edildiğini, aktüerya raporunun hatalı olduğunu, müvekkillinin tüm kurallara uymasına karşın sadece araç sürücüsü olduğu için kusurlu tutulduğunu, müvekkilinin olaydaki kusuruna yönelik somut bir hususun ortaya konulmadığını, müvekkilinin hız tespitinin yapılmadığını, kararın kaldırılmasını, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. -Davalı ........ vekilinin işletenlik sıfatının olmadığı itirazının incelenmesinde:2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu "İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu" başlıklı 85. madde 1. fıkrası; "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmünü, aynı maddenin son fıkrası ise; "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur." hükmünü havidir. 95/2. maddesinde ise; "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." hükmü ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4/2 maddesinde; “Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene rücu edebilir” düzenlemesi mevcuttur. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4.c maddesi uyarınca, tazminatı gerektiren olay, aracın Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana geldiği takdirde sigortacının sigorta ettirene rücu imkanı bulunmaktadır.2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu 85. maddesinde motorlu aracın işletilmesinden doğan zararlardan işletenin sorumlu olduğu belirtilmiş olup işletenin kim olduğu 3.maddede açıklanmıştır. Aynı Kanun'un 104. maddesinde motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibinin gözetim, bakım, onarım, alım-satım araçta değişiklik yapılması amacıyla veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın neden olduğu zararlardan dolayı işleten gibi sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Bu halde aracın trafikte adına kayıtlı olduğu işletenin ve araç için ZMSS yapan sigortacının bu zararlardan sorumlu olmadıkları hüküm altına alınmıştır. Keza Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS Genel Şartlarının A.3/h maddesinde; "motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyetlerde bulunan teşebbüslere, gözetim, onarım, bakım, alım-satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla bırakılan aracın sebep olacağı zararlara ilişkin her türlü taleplerin" teminat dışında kalacağı belirtilmiştir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 104. Maddesi, "motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım-satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın işleteni ve araç için ZMMS yapan sigortacı bu zararlardan sorumlu değildir" hükmünü öngörmektedir.Somut olayda, davalı ........ aracını servise bıraktığını iddia etmiş ise de soruşturma dosyası ve tüm deliller kapsamında aracın servise bırakıldığı hususunun ispatlanmamış olduğu, zira sürücü ........'ün kolluk tarafından alınan ifadesinde böyle bir beyanının olmadığı, yine dosya kapsamında davalı iddiası dışında buna yönelik bilgi ve belge bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde işletenlik sıfatının değiştiğinin usulünce ispat edilmediği görüldüğünden itirazın yerinde olmadığı anlaşılmıştır. -Davalı sigortanın, davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığına yönelik itirazının incelenmesinde;2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına (ya da Güvence Hesabına) karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır. 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş, 2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup; 6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, meydana gelen trafik kazasın nedeniyle davacı tarafın, dava tarihinden önce davalı sigortaya belgeler ile birlikte başvuru dilekçesi ile başvurduğu, dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı, bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği, davalı vekilinin bu hususlara ilişkin itirazı yerinde değildir. -Davalıların kusura yönelik itirazlarının incelenmesinde;Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir.Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir.Birbirini teyit eden nitelikteki kaza tespit tutanağı ile ceza dosyasında alınan kusur raporu ve mahkemece alınan ayrıntılı, gerekçeli, oluşa ve delillere uygun kusur raporuna göre davalı taraf sürücünün %30 kusurlu olduğu biçimdeki belirlemenin dosya kapsamındaki delillere ve oluşa uygun olduğundan buna yönelik itirazların reddine karar verilmiştir. -Davalı sigorta ve davalı ........'ün olayda müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğine yönelik itirazının incelenmesinde;6098 sayılı Borçlar Kanun’un, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanun’un 52.maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44.maddesi) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.Somut olayın incelenmesinde davacı yaya olup davalılar tarafından yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından indirim uygulanmaması kararı yerinde olup istinaflar yersizdir.-Davalı ........ ve davalı ........'ün zamanaşımına yönelik itirazının incelenmesinde; Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK m. 72 haksız fiil nedeniyle tazminat davasının zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, herhalde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Ancak, haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylem ise ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse haksız fiil sorumluluğunda bu (uzamış) ceza zamanaşımı süreleri uygulanır. Uzamış (ceza) zamanaşımının başlangıcı olay tarihidir, zarar ve failin öğrenilmemesi önem taşımaz. Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; olay 04/10/2023 tarihinde gerçekleşmiş, davacı yaralanmış olup yaralama fiili bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir. Buna göre yaralama suçu olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 86/3. maddesi kapsamındadır ve dava zamanaşımı süresi 5237 sayılı TCK’nun 66/e maddesi uyarınca 8 yıldır. Kaldı ki, dava ve ıslah tarihi itibariyle yukarıda belirtilen iki yıllık kısa zamanaşımı süresinin dahi dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple buna yönelik itiraz yerinde değildir. -Davalıların maluliyet ve hesaplama yöntemine yönelik itirazlarının incelenmesinde; ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİ YÖNETMELİĞİNE GÖRE: % 23,2 SÜREKLİ İŞ GÖREMEMEZLİK ORANI VE YAPILAN HESAPLAMADA :485.958,29-TL OLARAK HESAPLANDIĞINI,MAHKEMECE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK DEĞERLENDİRİLMESİ HAKKINDA YÖNETMELİĞE GÖRE: % 13 SÜREKLİ İŞ GÖREMEMEZLİK ORANI VE YAPILAN HESAPLAMADA : 367.021,18-TL OLARAK HESAPLANIP HÜKÜM ALTINA ALINDIĞINDAN BAHİSLE BU MALULİYET ORANINA VE HESAPLAMAYA İSTİNAF ETMİŞTİR. ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS,2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 2021/82 ESAS ,2022/167 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, YİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK DİRENME KARARLARIMIZ HGKK 2025/488 ESAS VE 2026/223 KARAR ,2025/489 ESAS 2026/224 KARAR SAYILI İLAMLARI ÇERÇEVESİNDE BOZULDUĞUNDAN BU ÇERÇEVEDE; Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.Bu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler; - 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”, - 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “ Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”,- 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi) - 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”,- 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve “Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” şeklindedir. 04/10/2023 tarihinde gerçekleşen somut olaya ait kaza nedeniyle maluliyet raporunun da “ Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre hazırlanması gerekmektedir. Somut olayda bu yönetmeliğe göre %13 oranında tüm vücut fonksiyon kaybına neden olabilecek nitelikte olduğunun belirtildiği, alınan raporun 15/02/2024 tarihli kök raporda belirtildiği üzere kazadan 9 ay sonra alındığı görülmektedir. Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 24/06/2025 tarihli raporun usul ve yasalara uygun düzenlendiği,Yine ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması gerekeceğinden bu esaslara göre hesaplanıp karar verilmesi yerinde görülerek davalılar vekillerinin itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.-Davalı ........ ve davalı ........'ün bakıcı giderine ilişkin itirazlarının incelenmesinde;Mahkemece maluliyetin belirlenmesi için rapor alınmış olup,sunulan raporda davacının kaza nedeniyle geçici iş göremezlik süresinde %100 malul kabul edilerek bakıcı giderine hükmedilmesinde bu süre içerisinde davacının bir başkasının bakımına muhtaç olduğu ve kişiye bu süre zarfında bakıcı gideri oluşmasının açık olmasına ve raporunun dosya kapsamına uygun olunmasına göre buna ilişkin istinaf yerinde görülmemiştir.Öte yandan Yargıtay 17 HD uygulamasına göre, bu tür hesaplamalarda, aile bireylerine böyle bir yükümlülük yüklenemeyeceği gibi, dışarıdan bir bakıcı tutulmuş olsa idi ne kadar zararının olduğu belirlenerek hüküm verilmesi gerektiğine yönelik içtihatlarının kökleşmiş olduğu nazara alınarak buna yönelen itirazlar da yersizdir.-Davalı ........ ve davalı ........'ün faturasız tedavi giderine yönelik itirazlarının incelenmesinde;Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430)Bu kapsamda, Necmettin Erbakan Üniversitesi Adli Tıp Heyetince faturasız tedavi konusunda alınan rapora göre karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. İtiraz yersizdir. -Davalı sigortanın tedavi giderleri, bakıcı gideri ve geçici iş göremezliğin teminat dışı olduğuna yönelik itirazının incelenmesinde; Geçici iş göremezlik zararı bedensel zarar niteliğinde bir zarar türü olup geçici iş göremezlik zarar kaleminin sürekli sakatlık teminat limiti içinde değerlendirilmesi gerekmekte olup belirtilen teminat limiti göz önüne alınarak davalının sorumluluğu bulunmaktadır. (Bkz. aynı yönde geçici iş göremezlik tazminatının sakatlık ve ölüm teminat limitinde yer aldığına dair Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/9892 Esas, 2025/17135 Karar; 2025/10719 Esas, 2025/16838 Karar; 2024/9922 Esas, 2025/16425 Karar sayılı ilamları)Öte yandan; Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre de sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir. Buna göre mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bu itibarla, tedavi süresince bakıcı giderleri ile tedavi giderleri Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir.6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu halde, istinaf eden davalının geçici iş göremezlik, tedavi ve bakıcı giderlerinin teminat dışı olduğuna yönelik istinaf itirazları yerinde değildir.-Davalı ........'ün manevi tazminat miktarına yönelik itirazların incelenmesinde;Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre,Manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İDM'ince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının yerinde olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ........, davalı ........ ve davalı ........ vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davalı ........'ndan alınması gereken 37.961,60 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 9.490,40 TL nin mahsubu ile bakiye 28.471,20 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-İstinaf eden davalı ........'den alınması gereken 37.961,60 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 9.490,40 TL nin mahsubu ile bakiye 28.471,20 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-İstinaf eden davalı ........ A.Ş'den alınması gereken 29.081,29 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 7.270,33 TL nin mahsubu ile bakiye 21.810,96 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-İstinaf aşamasında davalı taraflarca yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.17/06/2026 .....LBaşkan... e-imzalı.....Üye...e-imzalı .....Üye...e-imzalı .....Katip...e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.