Hizmet alım sözleşmesi kapsamında asıl işverenin ödediği işçilik alacağının yükleniciden rücuen tahsili istinaf talebinin incelenmesi.
Özet: Bir idare, ihale yoluyla iş verdiği yüklenici firmanın çalışanına, kendisi asıl işveren olarak müteselsilen sorumlu tutulduğu önceki bir dava neticesinde ödediği işçilik alacaklarının tamamını, aralarındaki sözleşme hükümleri uyarınca yüklenicinin tüm ücret ve tazminatlardan sorumlu olduğu gerekçesiyle rücuen tahsilini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, sözleşmede sorumluluk oranına dair açık hüküm bulunmadığından tarafların eşit paylarla sorumlu olduğuna hükmederek davanın kısmen kabulüne karar vermiş, davacı idare ise sözleşmesel sorumluluğun tamamen yükleniciye ait olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/111 Esas
KARAR NO:2026/767
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:30/05/2023
NUMARASI:2021/625 Esas, 2023/478 Karar
DAVANIN KONUSU:RÜCUEN TAZMİNAT
KARAR TARİHİ:21/05/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin, müvekkili idareden ihale yoluyla iş aldığını, dava dışı ...'ın da davalının işçisi olduğunu, adı geçen tarafından müvekkili ve davalı ile dava dışı dava dışı .... Şti.'ye karşı İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesinde açılan davada müvekkili asıl işveren kabul edilerek dava konusu alacağın müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, gerekçeli kararda davalının ödemekle yükümlü olduğu miktarın belirtildiğini, buna göre ferileriyle birlikte davalının sorumlu olduğu miktarın 47.671,73 TL olduğunu, kararın İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile ilamlı takibe konu edildiğini ve borcun haciz tazyiki altında ödenmesinin sağlandığını, müvekkili ile yüklenici arasında akdedilen sözleşme hükümleri uyarınca; yüklenici firma bahse konu işte çalıştırdığı işçilerin her türlü ücret ve tazminatlarından sorumlu olup müvekkili idarenin sözleşme kapsamında bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin, dava dışı işçi de dahil olmak üzere, ihale konusu işte çalışan kişilerin tüm kanuni haklarını, işi üstlenen ve o işte eleman çalıştıran şirketlere ödediğini, bu durumda müvekkilinin mükerrer ödeme yapmış olduğunu belirterek 47.671,73 TL'nin ödeme tarihi olan 28/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; dosya kapsamında yer alan gerek Hizmet Alımları Tip Sözleşmesi gerekse Hizmet İşleri Genel Şartnamesinde işçilerin iş akitlerinden doğacak tazminattan hangi tarafın ne oranda sorumlu olduğu konusunda bir düzenlemenin bulunmadığı, bu durumda davacının, işçilerin iş davasından kaynaklı işçilik alacaklarından sorumluluğunun bulunmadığı söylenemeyeceği gibi davalıların da bu alacaklardan tamamen sorumlu olduğunun söylenemeyeceği, buna göre dava dışı işçiye karşı müteselsilen borçlu konumunda olmaları sebebiyle TBK'nun 167. maddesi uyarınca davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen bedelden tarafların eşit paylarla sorumlu olduklarının kabulü gerektiği, bu kapsamda hesaplanan davalının, dava dışı işçiye ödediği 34.846,13 TL'nin %50'si olan 17.423,07 TL'sinden davalının sorumlu olduğu gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile, 17.423,07 TL'nin ödeme tarihi olan 28/04/2015 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı ile yapılan sözleşme uyarınca iş akdinden kaynaklı tüm yükümlülükler davalıya yüklendiğinden ve müvekkili idarenin sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmadığından davanın tam kabulü gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacağının (kıdem tazminatı) faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davanın ilk olarak açıldığı İstanbul Anadolu 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/86 Esas, 2021/70 Karar sayılı ve 18/02/2021 tarihli kararı ile görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş olup akabinde görevli mahkeme tarafından yapılan yargılama neticesinde işbu istinaf başvurusuna konu kararın verildiği anlaşılmıştır.Uyuşmazlık, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının davalıya rücu edilip edilemeyeceği ve rücu edilebilecekse miktarı noktasında toplanmaktadır."...Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/1682 Esas 2024/1506 Karar sayılı ilamı).Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 01.12.2022 tarih ve 2022/2056-2022/557 esas ve karar sayılı ilamı ile, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde, iç ilişkide sorumluluğa dair herhangi bir hüküm bulunmaması halinde, asıl işverenin ödediği tazminatın tamamını, alt işverenden (yükleniciden) tahsilini isteyebileceğini belirtmiş olup buna karşılık Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 7. Hukuk Dairesi 13.04.2022 tarih 2020/367-2022/744 esas ve karar sayılı ilamı ile, hizmet alım sözleşmelerinde, iç ilişkide sorumluluğa ilişkin bir düzenleme bulunmaması hâlinde, tarafların eşit oranda sorumlu olacağını belirtmiştir. Her iki Daire arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 05/05/2023 tarih ve 2023/1118 Esas 2023/1683 Karar sayılı kararı ile "Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir." şeklinde gerekçelere istinaden uyuşmazlığın giderilmesine karar vermiştir.Dosya kapsamında bulunan iş mahkemesi dosyasındaki belgelere göre, dava dışı işçinin, hizmet alım yoluyla davacı idareden ihale ile iş alan davalı şirket ile dava dışı .... Şti. nezdinde çalıştığı sabittir. Dava dışı işçi tarafından bu şirketler ile ...'ye karşı açılan davada İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesinin 2013/557 Esas, 2014/408 Karar sayılı ve 04/09/2014 tarihli kararı ile, ...'nin asıl işveren, diğer davalıların ise alt işveren olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ücret alacağı talebinin reddedildiği, 12.490,72 TL kıdem tazminatının 4.527,33 TL'sinden .... Şti.'nin sorumlu tutulduğu, bunun dışında diğer taleplerden ... ile .... A.Ş.'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğu anlaşılmıştır.Bu kararın İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında ilamlı icraya konu edildiği, ...'nin su aboneliği alacağından doğan 66.122,94 TL'nin haciz ihbarnamesi üzerine ...A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından 28/04/2015 tarihinde icra dosyasına gönderildiği, bu kapsamda icra dosyası alacaklısına ödemenin yapıldığı anlaşılmıştır. Daha sonra icra takibine konu iş mahkemesi kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/19812 Esas, 2018/1242 Karar sayılı ve 25/01/2018 tarihli ilamı ile bozulduğu, yeniden yapılan yargılama neticesinde ise Mahkemenin 2018/62 Esas, 2019/287 Karar sayılı ve 16/05/2019 tarihli kararı ile, yine ...'nin asıl işveren, diğer davalıların ise alt işveren olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verildiği, 9.552,94 TL kıdem tazminatının 2.974,43 TL'sinden .... Şti.'nin sorumlu tutulduğu, bunun dışında diğer taleplerden ... ile .... A.Ş.'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğu anlaşılmıştır.Somut uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ve sözleşme ekleri ile yasal mevzuat nazara alınarak bir sonuca gidilmelidir.Dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgelere göre davacı kurum ile davalı şirketler arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup taraflar, dava dışı işçinin işçilik alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olsa da birbirlerine karşı rücu ilişkisinde taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekir. Zira taraflar kendi aralarındaki iç ilişkide, bu konudaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Bu durumda serbest iradeleri ile yaptıkları sözleşme hükümleri tarafları bağlayacaktır. Somut olayda, dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşme ve eki belgelerde, asıl işveren olan ...'nin, yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödediği işçilik alacaklarından sorumlu olduğuna yönelik herhangi bir hüküm bulunmadığından ödenen bu bedellerin tamamından davacı asıl işverenin değil alt işverenlerin sorumlu olduğunu kabul etmek gerekir. Buna göre her bir yüklenici işçiyi çalıştırdığı kendi dönemi ile sınırlı olarak sorumlu olsa da, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı bakımından son yüklenici sorumludur. Ancak bozma üzerine verilen iş mahkemesi kararına göre, hükmedilen 9.552,94 TL kıdem tazminatının 2.974,43 TL'sinden .... Şti. sorumlu tutulmuş olup bunun dışında diğer taleplerden ... ile .... A.Ş.'nin müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğu anlaşılmakla davalı şirketin sorumlu olduğu miktarların tespitinde dava dışı işçinin hizmet süresine göre bir oranlama yapılmasına gerek yoktur. Buna göre davalı şirketin 6.578,51 TL kıdem tazminatı, 2.918,90 TL ihbar tazminatı, 4.086,33 TL fazla çalışma ücreti, 422,15 TL genel tatil ücreti, 2.240,00 TL yıllık izin ücreti ve 2.178,84 TL ücret alacağı olmak üzere toplam 18.424,73 TL'den sorumlu olduğu anlaşılmıştır.Bu durumda iş mahkemesi tarafından verilen ilk karar bozulduğuna göre bozma üzerine verilen karar gereği davalı şirketin sorumlu olduğu kabul edilen bu miktarlar davacının icra dosyası kapsamına ödeme yaptığı 28/04/2015 tarihinde ödense idi ödenmesi gereken yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti ile icra harç ve giderlerinin hesaplanması gerekir. Alınan bilirkişi raporunda, hükmedilen alacak kalemleri için ödeme tarihine göre toplam faiz miktarı 6.906,96 TL olarak hesaplanmış ise de, bilirkişi icra takip tarihine göre yaptığı faiz hesabını dikkate alarak hesaplama yapmıştır. Oysa davalının sorumluluğun tespitinde ödeme tarihi itibariyle tespit edilen 6.906,86 TL'nin dikkate alınması gerekir. Bu doğrultuda yapılan hesaplama uyarınca, ilam içeriğine göre davalı şirketin 866,15 TL harç ve 283,11 TL yargılama giderinden sorumlu olduğu, ayrıca hükmedilen toplam bedele göre (yargılama gideri, faiz, vekalet ücreti hariç) davalı aleyhine hükmedilen miktar itibariyle davalının sorumluluk oranı %86,10 olup 2.346,23 TL vekalet ücretinden sorumlu olduğu anlaşılmakla bu miktarlar ile 18.424,73 TL asıl alacak ve 6.906,86 TL işlemiş faiz olmak üzere davalı toplam 28.827,18 TL'den sorumludur. Bu miktar esas alınarak yapılan hesaplama uyarınca ise, 3.459,26 TL icra vekalet ücreti, 2.623,27 TL tahsil harcı, 25,20 TL maktu başvurma harcı, 18,00 TL tebligat gideri söz konusu olup buna göre davalının sorumlu olduğu miktarın toplam 34.952,91 TL olduğu anlaşılmıştır.Davacı açılan dava ile 47.671,73 TL'nin tahsilini talep etmiş ise de, başlangıçta harç yatırmamış olup mahkemenin ara kararı üzerine 25/05/2023 tarihinde 595,08 TL harç yatırmıştır. Yatırılan harç miktarına göre ise 34.845,84 TL'nin tahsilinin istendiği anlaşılmıştır. Bu durumda Dairemizce yapılan hesaplama uyarınca davalının sorumlu olduğu miktar 34.952,91 TL olarak tespit edilmiş ise de, taleple bağlılık ilkesi gereğince en fazla 34.845,84 TL'ye hükmedilebilecektir.Sonuç olarak, davacı tarafından ödenen işçilik alacaklarının tamamından davalı sorumlu olduğu yukarıda açıklanmış olup buna göre taleple bağlılık ilkesi gereğince davanın kabulü ile, 34.845,84 TL'nin tahsiline karar verilmesi gerekirken sözleşmede işçilik alacakları bakımından tarafların sorumluluğu yönünde bir düzenleme bulunmadığından bahisle tarafların ödenen bedelden eşit paylarla sorumlu olduğu kabul edilerek bilirkişi raporu ile tespit edilen 34.846,13 TL'nin yarısı olan 17.423,07 TL üzerinden karar tesis edilmesi isabetli olmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/625 Esas, 2023/478 Karar sayılı ve 30/05/2023 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,
2-a)Davanın KABULÜ ile, 34.845,84 TL tazminatın 28/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 2.380,32 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 595,08 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.785,24 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
c)Davacı tarafından yatırılan 595,08 TL peşin harç ve 179,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 774,98 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE,
d)Davacı tarafından karşılanan 1.240,80 TL bilirkişi ücreti ile 373,20 TL posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 1.614,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
e)Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
f)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 34.845,84 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
İstinaf Giderleri Yönünden
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 297,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 434,46 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davacı tarafından yapılan 431,00 TL istinaf yargılama gideri ile 1.035,54 TL istinaf harçları olmak üzere toplam 1.466,54 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.2 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.21.05.2026