İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, satılan araçtaki gizli motor arızası iddiasıyla ayıpsız misliyle değişim ve tazminat talebi üzerine verdiği istinaf kararı.
Özet: Davacı, satın aldığı aracın motorunda kısa süre sonra meydana gelen gizli ayıp sebebiyle, aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesi ile araçsız kaldığı süreye ilişkin kira ve iş kaybı tazminatlarının ödenmesini talep ederken; davalı satıcı, arızanın kullanıcı hatasından veya kolayca giderilebilecek nitelikte olduğunu, davacının onarıma izin vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİESAS NO : 2025/1879 KARAR NO : 2026/976T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 13/10/2025NUMARASI : 2021/64 Esas - 2025/672 KararDAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/05/2026Davanın kabulüne ilişkin kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA: Davacı vekili; Müvekkili taratfından 18.03.2020 tarihinde ...A.Ş’den bir adet..., 1,5 ... ... renkli ... motor numaralı, ... şase numaralı araç satın alındığını, aracı aldıktan sonra 06.06.2020 tarihinde araç normal yolda seyir halinde iken motor arızası verdiğini, hareket etmemesi üzerine çekici çağırılarak yetkili servis ...AŞ’ye getirildiğini, yetkili servisin araçta gerekli incelemeleri yaptığını, yağ pompası arızası ile komple motor değişimi yapılmasını öngördüğünü, ayrıca kendilerine herhangi bir ikame araç verilmediğini, aracın uzun süre yetkili serviste bekletildiğini, hatta en son aracın yetkili servisten alınması aksi taktirde otopark ücreti alınacağının kendilerine bildirildiğini, TTKnın 123/1. maddesi yollamasıyla TBK 219. Maddesi gereğince, satıcının, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olduğu, satıcının, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumlu olduğunu, satılan aracın ayıplı bir araç olup bu ayıbın teslim anında hemen fark edilebilecek bir ayıp olmadığını, gizli bir ayıp olduğunu, motor arızası olduğu anda hemen yetkili servis olan ...A.Ş.ne çekildiğini, satıcı ve yetkili servisin aracın ayıplı olmasından müştereken sorumlu olduğu hususunda tereddüt bulunmadığını, aracın motorunun değişmesinin ikinci el satış değerini oldukça düşürecek bir etken olduğunu, TBK’nın 227. Maddesi gereğince, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcının maddede belirtilen seçimlik haklardan birini kullanabileceğini, hakları saklı kalmak kaydıyla seçimlik haklardan şimdilik TBKnın 227/4 maddesinde düzenlenen "satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" hakkını kullandıklarını belirterek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine , ayrıca müvekkiline ikame bir araç verilmemesi sebebiyle 06.06.2020 tarihinden itibaren müvekkilinin kullanacağı bir araç bulunmadığı için araç kiralamak zorunda kalındığını, bu nedenlerle müvekkilin ticari işlerinin aksadığını,araçta çıkan gizli ayıp nedeniyle (diğer hakları saklı kalmak kaydıyla) aracın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini, aracı kullanamadıkları günler için uğradıkları araç kira bedeli (100 TL), işlerin aksaması sebebiyle (100 TL) (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 200 TL maddi tazminatın yasal faiz işletilerek müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP: Davalı .... A.Ş. vekili; Davacının ... plakalı aracı müvekkilden satın aldığını, davacının tacir olduğu dikkate alındığında dava konusu aracın farklı kişiler ve farklı kullanım alışkanlıklarınca kullanıldığının sabit olduğunu, davacının satıştan sonra 06.06.2020 tarihinde aracı çalışmadığı şikayeti ile aracı müvekkiline teslim ettiğini, yapılan kontrolde ve diğer davalıdan alınan onay üzerine aracın nasıl ve ne şekilde onarılacağı bilgisinin davacıya verildiğini, alınacak onay ile araçtaki arızanın giderileceğinin belirtildiğini ancak davacının onarıma izin vermediğini, davacıya ait araçta yapılacak onarıma onay verilmemesi üzerine davacı yana aracını geri almasını istediklerin ancak davacı tarafın anlaşılamaz tutumu ile karşılaşıldığını, davacının aracında yapılacak onarımlara onay verilmiş olsaydı ancak kendisine ikame araç verileceğini, aracının onarımına onay vermeden ikame araç talep edilemeyeceğini, bunun usul, yasa ve hukuka aykırı olduğu gibi dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu, davacıya müvekkili tarafından tüm kolaylık ve yardım sağlansa da davacının hakkaniyete aykırı talepleri karşısında taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığını, davacının araç kiralama bedellerine ve iş aksama taleplerine ilişkin arabuluculuk başvurusunda bulunmadığını, aracın ayıplı çıkması nedeniyle ayıpsız yenisi ile değiştirilmesi) talebiyle başvurduğunu, bu taleplerin usulden reddi gerektiğini, davacının aracında yaşanan sorunların kullanıcı hatasından kaynaklandığını, dava konusu araçtaki şikayetlerin tamamı basit ve kolayca giderilebilecek nitelikte olduğunu, araç değişimini gerektirecek sürekli kullanıma engel önemli bir ayıp bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... A.Ş. vekili; müvekkili şirketin aracın üreticisi, satıcısı veya hizmet veren tarafı olmadığını, sadece distribütörü olan müvekkil şirket aleyhine dava açılamayacağını, dağıtıcıya husumet yöneltilemeyeceğini, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacının ayıp ihbar yükümlülüğünü yasal süresi içerisinde yerine getirmediğini, aracın 18.03.2020 tarihinde satın alındığını fakat davanın 25.12.2020 tarihinde açıldığını, TTK m.23/c gereğince 8 gün içerisinde malı incelemek veya inceletmek ile yükümlü olduğunun düzenlendiğini, malın teslim alınmasından sonra alıcının 8 günlük süre içerisinde malı detaylı incelemek veya ilgili kişilere yahut servis nitelikteki yerlere götürerek malı inceletmesi gerektiğini, araçtaki ayıp gizli ayıp olarak kabul edilse bile bu tür ayıbın varlığı halinde alıcının, TTK Madde 23’ün TBK Madde 223’e yaptığı atıfla ayıp ortaya çıkar çıkmaz ayıbı hemen satıcıya ihbar etmek zorunda olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının TTK.nun 21/2.maddesi gereğince faturaya süresi içinde itiraz etmediğini, fatura bedelini “ihtirazi kayıtsız” ödediğini, kullanım hatası kaynaklı arızalar, garanti kapsamında değerlendirilmeyeceğini, dava konusu araçta üretim kaynaklı ve servis hizmeti kaynaklı teknik bir arıza bulunmadığını, olayda misliyle değişim koşullarının oluşmadığını, hak talep edebilmek için, maldaki eksikliğin (ayıbın) önemli olması gerektiğini, davacının misliyle değişim talebinin Yargıtay’ın son içtihatları gereğince hak ve menfaatler dengesine aykırı olduğunu, araç ayıplı olsa bile aracın ücretsiz onarımına karar verilmesi gerektiğini (Emsal; Yargıtay 13. HD’nin 18.04.2013 tarih, 2013/8695 E. 2013/10214 K.ile 2016/25514, 2018/7321 ile 03.12.2014 tarih, 2014/10223 E. 2014/38281 K.). Aracın ayıplı olmadığını ama olsaydı bile mekanik onarımın araca değer kaybettireceği iddiasının hiçbir bilimsel veriye dayanmadığı gibi karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ekinde yer alan teminat dışı hallere de açık bir şekilde uymadığını, davacı maddi tazminat talebini kanıtlayamadığını, dosyaya sunulan araç kirasına ait fahiş faturanın delil olarak kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; Yine davalı ... vekilince müvekkilinin distribütör olması nedeniyle husumet yöneltilemeyeceği ileri sürülmüşse de, ... modellerinde 3 yıl süresince ücretsiz garanti kapsamında bulunduğu (https://www.....com.tr/...-....html) anlaşıldığından, dava konusu aracın davalı ... garantisi altında satışının yapıldığı dikkate alındığında, davalının garanti veren sıfatıyla ayıptan sorumluluğu bulunduğu, İTÜ Laboratuvarında inceleme yapılmasına ilişkin ara kararların yerine getirilmediği, alınan 12.05.2025 tarihli bilirkişi raporunda; Hasarın yağ pompasının milinin kırılmasından dolayı motorda yeterli yağ basıncı oluşmaması ve yeterli yük taşıyıcı film tabakası oluşmamasından kaynaklandığı, oluşan arıza ve hasarın kullanıcı hatasına bağlı bir durum olmadığı, davaya konu arızanın imalat kaynaklı olduğu, ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, arıza onarılmadığı sürece aracın kullanımını sürekli engeller durumda olduğu, arıza onarılabilir veya motor değişimi ile giderilebilir nitelikte olduğu, makul onarım süresinin yedek parça olması halinde 1 hafta olacağı, sandık motor ile değişim yapılacak ise parça tedarikine göre bu sürenin 1 aya kadar da uzayabileceği, onarım bedelinin motorun onarımı/sandık motor değişimine göre değişeceği yönünde görüş bildirildiğini, Davalılardan ..... A.Ş. vekili zamanaşımı talebinde bulunmuş ise de araç satış ve dava tarihi dikkate alındığında bu talep yerinde olmadığı gibi ayıp ihbar süresinin de aracın arızası ile birlikte servise çekilerek durumun davalıya ihbar edildiği anlaşıldığından bu itiraz da yerinde görülmediği , alınan bilirkişi heyet raporunda davaya konu araçtaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacının gizli ayıplı bir aracı kullanmaya zorlanamayacağı, aracın sıfır kilometre olarak alımından yaklaşık 2,5-3 ay kadar sonra gizli ayıptan kaynaklanan zararın ve hasarın ortaya çıktığı göz önüne alındığında davacı tarafın davaya konu arıcını ayıpsız misli ile değiştirilmesi yönündeki talebinin kabulüne karar vermek gerektiği (Emsal; Yargıtay 11.HD.nin 24.06.2026 tarih ve 2024/4932 E. 2025/4479 K.). aracın eskisinin davalılara iadesi koşuluyla sıfır kilometre ayıpsız yenisi ile değiştirilmesine, Misli ile değişimin mümkün olmaması halinde infaz aşamasında İİK.nun 24.maddesi gereğince işlem yapılmasına, fazlaya ilişkin maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ...vekili; davacının ihbarı süresinde yapmaması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi talep edildiği halde, sayın mahkeme bu hususta hataya düşerek davanın reddi yerine davanın kabulüne karar verdiğini, davacı tarafa araçta meydana gelen arızanın garanti kapsamında değiştirilmesi önerildiği halde davacı tarafın aracın misli ile değiştirilmesini talep etmesi nedeni ile durum bu noktaya geldiğini, Ticaret kanununda alıcının haklarını düzenleyen hükümlerde, aracın satıcısı tarafından vaad edilen garantileri yapmaması durumunda yada alınan maldan gerekli faydayı sağlanamayacağı durumlarda söz konusu olduğunu, gerek müvekkili gerekse dispritör firma aracın tamir ve bakımının garanti kapsamında kalan kısmından sarfı nazar etmemişken, davacının bu davayı açması usul ve yasaya aykırı olup, sayın mahkemece bu hususun göz ardı edilmek sureti ile, davanın reddi yerine kabul kararı vermesi usul ve yasaya aykırı olup kaldırma nedeni olduğunu, davacının; gizli ayıbı zamanında satıcıya ihbar etmemesi, ayıbın misli ile değişiminin gerçekleşmesi için serviste giderilemeyecek bir arızanın olduğunun tespiti ve arızanın kronik olması olguları değerlendirilmeden yada yanılgılı değerlendirme ile hüküm verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... AŞ vekili; Davacının ayıp ihbar yükümlülüğünü yasal süresi içerisinde yerine getirmediğine ilişkin itirazlarımız hiçbir şekilde değerlendirilmeye alınmaksızın esasa ilişkin karar verilmiştir. işbu durum hukuka aykırı olup sayın Dairenizce de takdir edileceği üzere yerel mahkeme, işbu itirazlarımıza itibar etmeyerek eksik inceleme yapmış ve hatalı hüküm tesis ettiğini ,Bir an için davacının iddia ettiği ayıpların TTK’da belirtilen 2-8 günlük sürelerde tespit edilemeyeceği kabul edilse dahi, bu halde uygulama bulacak hüküm TBK’nın 223. Maddesi olup, araçta çeşitli nedenlerle arıza çıkabilmesi olağan olduğunu, bir aracın arıza yapması nasıl ayıplı olduğu anlamına gelmediği gibi aracın arıza yapması onu ayıplı kılmayacağını, ortaya çıkan bu arızalar davacı tarafından ‘ayıp’ olarak nitelendiriliyor ve bu durum tacir sıfatını haiz biri olarak araçtan beklediği faydayı ortadan kaldırıyor idiyse, davacı neden söz konusu ihbarı süresinde yapmadığını, yargıtay içtihatlarına bakıldığında; hakkaniyet ilkesi gözetilerek nispi metod yöntemi ile değer kaybının belirlenmesi ve ayıbın mahiyeti de dikkate alınarak davacının ayıpsız misli ile değişim talebinin hakkaniyete ve iyi niyet kurallarına uygun düşmeyeceği değerlendirmesi yapılmak suretiyle aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinin reddine karar verildiğini, araçta bir değer kaybı olup olmadığının tespit edilmesi ve araç üzerindeki takyidatların giderilmesi ve değer kaybı ile kullanım bedelinin araç bedelinden mahsup edilmesi gerektiğini, bu noktada ise davaya konu aracın satıcısı olmayan müvekkil şirketin değer kaybından sorumlu tutulması mümkün olmadığını, değişim kararının karşı taraf için orantısızlık teşkil edecek ve hak ve menfaatler dengesini bozacağını, aracın satıcısı olmayan müvekkil şirketin zaten değer kaybından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, zira THKH 11/2 maddesi gereği sözleşmeden dönme veya bedel indirimi hakları yalnızca satıcıya yöneltilebileceğini ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE: Dava, tacirler arası satıma konu aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı olarak ayıpsız benzeriyle değişim ve maddi tazminat istemine ilişkindir.6102 sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nun 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre ise; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Somut olayda; davalı ...AŞ tarafından 18.03.2020 tarihinde davacıya satışı yapılan aracın yolda seyir halinde iken 06.06.2020 tarihinde motor arızası nedeniyle davalı ...AŞ yetkili servise başvurulduğu, servisçe motor değişimi yapılması gerektiğinin tesbit edildiği, davacının motor değişimini kabul etmediği, araçtaki ilk arıza aynı tarihde ortaya çıkmış ve araç hemen servise götürülmüştür. Araçtaki ayıbın kullanımla birlikte zaman içerisinde ortaya çıkan üretim kaynaklı gizli ayıp niteliğinde olduğu da tespit edilmiş olmakla, ayıbın süresinde ihbar edildiğinin kabulü gerekir. Davalı ...AŞ vekilinin süresinde ayıp ihbarı yapılmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir.Mahkemece araç üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporunda; dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu, ayıbın davacının araçtan beklediği faydayı engeller nitelikte bulunduğu, ayıbın kullanım hatasından meydana gelmediği hususu tespit edilmiştir.TBK'nın 227. maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiş, maddenin 4. fıkrasında ise alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hakimin satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebileceği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla alıcının sözleşmeden dönme niteliğinde olduğu yargı kararları ile kabul edilen satış bedelinin iadesi veya ayıpsız benzeriyle değişim talep etmesi halinde, hakim somut olayın koşullarına, hak ve menfaat dengesine göre satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilecektir. Somut olayda alınan bilirkişi raporlarında, aracın gizli ayıplı olduğu tespit edildiği arızanın aracın motor aksamında bulunan arızanın davacının araçtan yararlanmayı önemli ölçüde ortadan kaldıran önemli bir eksiklik olduğundan davacının katlanmasının beklenemeyeceği, yine sıfır aracın satıştan çok kısa bir süre sonra oluşan arıza onarım talebi bulunmadığı dikkate alındığında; aracın ayıpsız misli ile değişimine karar verilmesi hak ve menfaat dengesine uygun bulunmuştur.Mahkemece ön inceleme duruşmasında verilen (6) nolu ara kararı gereğince verilen süre üzerine davacı vekili 21.06.2021 tarihli dilekçesi ile; misliyle değişim talebinin satıcı bayi olan ...... AŞ 'ne yönelik olduğunu, her iki davalıya yönelik müştereken ve müteselsilen olmadığını, aracın 06.06.2020 tarihinde satıcı bayi-yetkili servis olan ...... AŞ 'ye verildiğini, bu tarihten itibaren 7 ay boyunca müvekkilinin aracı olmadığı için araç kiralandığını, kiralama faturasında görüldüğü üzere 7 aylık süre için araç bedel zararı talep edildiğini, davada 200-TL dava değeri belirtildiğini, belirsiz alacak davası olduğunu açıklamıştır. Böylece aracın ayıpsız misli ile değişim talebinin satıcı ...AŞ ye, red edilen tazminat taleplerinin de her iki davalıya yöneltildiği anlaşılmaktadır.Elde ki davada davalı ...'e yöneltilmiş misli ile değişim talebi olmadığı halde aracın davalılara teslimi ile davacıya ait aracın değişimine karar verilmiş, kararın diğer kısımlarında da tek bir davalı varmışcasına karar verildiği kararın infazda tereddüte yol açar şekilde HMKnın 297 maddesine aykırı bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalılar vekillerinin ayıba yönelik istinaf sebepleri yerinde değil ise de kararda ki belirsizlik nedeniyle resen yapılan inceleme nedeniyle istinaf başvurusu kabul edilerek kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından kararın kesinleşen kısımları dikkate alınarak misliyle değişim talebinin kabulüne, değişim talebinin davalı Acarlar Motorlu Araçlar bakımından kabulüne ; maddi tazminat talebinin reddine ilişkin karar davacı tarafça istinaf edilmeden kesinleştiğinden aynen tekrar edilerek reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/10/2025 Tarih 2021/64 Esas - 2025/672 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; Davalı ... ..AŞ bakımından davanın kabulü ile davacıya ait ..., 1,5 ... ... renkli ... motor numaralı, ... şase numaralı ..2019 model (...) aracın eskisinin davalı ...AŞ ne takyidatsız iadesi koşuluyla sıfır kilometre ayıpsız yenisi ile değiştirilmesine, Misli ile değişimin mümkün olmaması halinde infaz aşamasında İİKnın 24.maddesi gereğince işlem yapılmasına, Sair taleplerin (İkame araç bedeli ve İşlerin aksaması nedeniyle tazminat) taleplerin reddine, İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;Alınması gereken karar ve ilam harcı 6.176,89-TLden, peşin alınan 54,40-TL ve 2.308,76-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.363,16-TL harcın mahsubu ile kalan 3.813,73-TL karar ve ilâm harcının davalı ...AŞ den tahsili ile Hazineye ödenmesine, Davacı tarafça yapılan 649,60-TL, posta ve tebligat masrafı 21.000-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplamı 21.649,60-TL yargılama giderinden davanın kabulü oranında hesaplanan 21.620-TLnin davalı ...AŞ den tahsili ile davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davacı tarafından yatırılan başvuru harcı, peşin harç ve ıslah harcı toplamı 2.417,56-TL'nin davalı ...AŞ den alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan (kabul olan dava değeri üzerinden) 30.000-TL vekâlet ücretinin davalı ...AŞ'den tahsili ile davacıya verilmesine,Davalılar vekili için takdir olunan 200-TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul/red oranına göre 1.318-TL'sinin davalı ...AŞ'den, 2-TL'sinin davacıdan tahsili ile Hazineye ödenmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.25/05/2026