İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, davacının banka dışı kredi kuruluşunca yapılan finansal işlemlerdeki zararına dair tazminat talebinin reddi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Yüksek kazanç vaadiyle vadeli işlem ve opsiyon piyasasında yatırım yapmaya yönelen ve kısa sürede büyük zarar ettiğini iddia eden davacı, sözleşmelerin geçersizliği, yeterli bilgilendirme yapılmadığı ve yatırım danışmanlarının yönlendirmesiyle zarara uğratıldığı gerekçesiyle finansal kuruluştan tazminat talep etmiş; davalı ise davacının bilgisi dahilinde, risklerin açıklanarak ve onayıyla işlem yapıldığını, kazançlar da elde ettiğini savunmuştur; ilk derece mahkemesi ise alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, sözleşme ve işlemlerin mevzuata uygun kurulduğu, davalının davacıyı riskler hakkında bilgilendirdiği ve davacının onayıyla hareket edildiği, ayrıca kazançlı işlemlerin de bulunduğu gerekçesiyle davalının zarardan sorumlu tutulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığına karar vererek davayı reddetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2324 Esas
KARAR NO : 2026/1242 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2021/465 Esas- 2023/50 Karar
TARİH: 25/01/2023
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)
KARAR TARİHİ: 18/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ailesi ile Bodrum'da ikamet ettiğini ve yatırımlarını genellikle bankaların sunduğu vadeli işlemlerde değerlendirdiğini veya basit dövizli işlemler yaptığını, ... Bankası personelince daha fazla gelir elde edebileceği yönünde telkinler ve yoğun ısrarlar üzerine davalı şirket ile işlem yapmaya başladığını, söz konusu işlemlere ilişkin tüm sözleşmelerin davalı tarafından hazırlandığını ve müvekkili tarafından okumadan onaylandığını, müvekkilinin sözleşmelerin onayı için gerekli bilgileri banka çalışanına vermek suretiyle sözleşme sürecine dahil olduğunu, müvekkilinin davalı tarafından yapılan işlemlerin detayları ve riskleri konusunda bilgilendirilmediğini, 1 ay gibi kısa bir süre içerisinde çok büyük zarara uğradığını, zarar edilen işlemlerin tamamının davalı çalışanı yatırım danışmanlarının tavsiye, değerlendirme ve önerileri ile gerçekleştirildiğini, müvekkilinin yaptığı işlemler ile ilgili olarak herhangi bir finansal tecrübesinin bulunmadığını, davalı tarafça bile isteye zarara uğratıldığı, söz konusu sözleşmelerin internet üzerinden onaylanmasının hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle geçerli kabul edilemeyeceklerini, ayrıca genel işlem koşulu içerdiklerini beyanla davalı tarafın mevzuata ve sözleşmelere aykırı işlemleri nedeniyle müvekkili nezdinde oluşan zararın şimdilik 20.000,00 TL'sinin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davacıya ısrarda bulunularak hesap açtırıldığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığı, davacının sosyal konumu, mesleği ve eğitimi dikkate alındığında sırf ısrar ile bu sözleşmeleri imzalamış olması ve işlem yapmasının mümkün olmadığının görüleceğini, davacının sözleşmelerini "okudum, anladım, bir nüshasını teslim aldım" ibaresini okuyarak ve onaylayarak teslim aldığını, sözleşmelerin internet ortamında onaylanmasında mevzuata aykırılık olmadığını, davacının yaptığı işlemler ile bazı pozisyonlarda kar, bazılarında ise zarar ettiğini, kar ve zararın risk bildirim formlarında davacıya bildirilen ve tamamen piyasa hareketlerinden, yani işlemin yüksek riskli doğasından kaynaklandığını, müvekkili şirket tarafından davacıya hiçbir şekilde gelir garantisi veya kar vaadinde bulunulmadığını, davacının kısa sürede yüksek gelir elde etmek amacıyla vadeli işlem ve opiyon piyasasına yöneldiğini, müvekkilince davacıya yatırım danışmanlığı hizmetinin verilmediğini, davacının müvekkili tarafından kendisine hangi işlemler için ne tür bir vaad ve kar garantisi verildiğini somut olarak ortaya koyması gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın, ...ve Satım Aracılığı Çerçeve Sözleşmesi kapsamında uğranılan zararların tazminine yönelik olarak açılmış tazminat davası olduğu, taraflar arasında ... Satım İşlem Aracılık Sözleşmesi'nin imzalandığı, karşılıklı telefon görüşmeleri ile işlemlerin gerçekleştirildiği, bunun neticesinde davacının maddi olarak zarara uğradığının çekişmesiz olduğu, ihtilafın, davacının uğramış olduğu zarara davalının sebep olup olmadığı noktasında toplandığı, uyuşmazlığın çözümü teknik inceleme gerektirdiğinden bilirkişi raporu alındığı, tüm dosya kapsamı ve 19/12/2022 tarihli benimsenen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşme ve işlemlerin mevzuata uygun olarak kurulduğu, davalının işlemlerin şekli ve riski konusunda davacıyı bilgilendirdiğinin hem yazılı belgelerden hem de ses kayıtlarından anlaşıldığı, bazı görüşmelerde davacının riskin varlığını bildiğini açıkça ifade ettiği, işlemlerin davacının onay ve mutabakatı üzerine gerçekleştirildiği, davacının kazanç elde ettiği işlemlerin de mevcut olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, meydana gelen zarardan davalının sorumlu tutulmasını gerektirir bir neden bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; müvekkilinin dava konusu finansal işlemler konusunda bilgi ve tecrübesinin olmadığı, davalının sözleşmenin kurulmasından önce ve sözleşme sürecinde müvekkiline riskler ile bilgi vermediği ve işlemlerin sonuçları konusunda müvekkilini uyarmadığı, müvekkilinin işlemleri yatırım danışmanının yönlendirmesi ile gerçekleştirdiği, zararın yatırım danışmanının verdiği eksik ve hatalı bilgi nedeniyle oluştuğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğu, taraflar arasındaki ses kayıtları dikkate alınmadan düzenlendiği, sadece sözleşmelere dayanılarak rapor tanzim edilemeyeceği, ses kayıtlarından müvekkilinin, sürekli olarak arandığı, herhangi bir işlem yapma iradesi yokken davalı çalışanlarının yönlendirmesi ile işlem yaptığı, davalıyı kendisinin arayarak yaptığı tek bir işlemin dahi bulunmadığının anlaşıldığı, Mahkemece, bilirkişi raporunda davalı aleyhine tespit edilen hususların göz ardı edildiği, rapora itirazlarının da değerlendirilmediği, davalının finans kuruluşu olması sebebiyle ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü altında olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin genel işlem koşulu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, hükme esas alınan raporda bilirkişi sayısının yasaya aykırı şekilde belirlenmesi sebebiyle raporun hükme esas alınamayacağına ilişkindir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, davacının, aralarındaki sözleşmeler gereği yatırım danışmanlığı hizmeti aldığı davalının yanlış yönlendirmeleri, sözleşmesel ve mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerine aykırı davranışları nedeniyle zarara uğradığından bahisle, bu zararının tespiti ile davalıdan tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Mahkemece tarafların delilleri celp edilmiş, taraflar arasındaki ses kayıtlarının dökümü yaptırılmış ve sermaye piyasası ve borsa uzmanı bilirkişi heyetinden rapor alınarak istinafa konu karar verilmiştir. Davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir iddia hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davacının dava dilekçesinde ve yargılama sırasında, davalı çalışanlarının yönlendirmesi, telkini veya ısrarı sonucu yaptığı hangi işlem nedeniyle, ne şekilde zarara uğradığını somutlaştırmadığı, 02/01/2020 ila 17/03/2020 tarihleri arasında gerçekleştirdiği tüm işlemler yönünden soyut ifadelerde bulunarak, uğradığı tüm zarara davalının sebep olduğunu iddia ettiği, davacının, kendi hür iradesi ile okuduğunu ve anladığını beyan ettiği sözleşmeler ile VİOP (Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası) işlemlerini yapmaya başladığı,
davalı çalışanlarının ısrarı nedeniyle bu piyasaya yönlendirildiğine dair somut hiçbir delil sunmadığı, davalı tarafça davacıya işlemlerin riskleri hakkında sözlü ve yazılı olarak bilgi verildiği, bilirkişi raporunda taraflar arasındaki ses kayıtlarının incelendiği, raporun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının yaptığı tüm işlemlere davalı çalışanları ile birlikte karar verdiği ve yapılan işlemleri onayladığı, davacının tüketici ve taraflar arasındaki sözleşmelerin de genel işlem koşulu niteliğinde olmadığı, davacının kısa sürede, yüksek kar elde etmek amacıyla ve yüksek teminat yatırmak suretiyle çok sayıda işlem yaptığı, bu işlemlerden kar elde etmesi mümkün olduğu gibi zarara da uğrayabileceği, VİOP piyasasının bu riskleri taşıdığı, sonuç olarak davacının uğradığı zarara davalının mevzuata ve taraflar arasındaki sözleşmelere aykırı işlem ve eylemlerinin neden olduğu ispat edilemediğinden, davanın reddine dair verilen kararın isabetli olduğu anlaşılmış, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 390,45 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.