İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, eski çalışanın rekabet yasağını ihlal iddiasıyla açılan haksız rekabet tazminat davasında ilk derece mahkemesinin reddine ilişkin kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bir işveren, emeklilik gerekçesiyle ayrılan eski çalışanına karşı, iş sözleşmesindeki rekabet yasağı maddesini ihlal ederek aynı sektörde başka bir şirkette işe başladığı ve ticari sırları kullandığı iddiasıyla cezai şart alacağı talep etmiş; ancak ilk derece mahkemesi, çalışanın rekabet yasağı maddesinin bulunduğu sayfada imzasının olmaması ve en önemlisi yeni çalıştığı şirketin davacı şirketle farklı bir sektörde faaliyet göstermesi nedeniyle rekabet yasağının ihlal edilmediği kanaatine vararak davayı reddetmiş, işveren ise bu kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2023/2313 EsasKARAR NO : 2026/1240 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI : 2021/145 Esas- 2023/807 KararTARİH: 14/11/2023DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: 18/06/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili şirkette 07.09.2017-17.11.2020 tarihleri arasında İstanbul'da satış ve tanıtım elemanı olarak çalıştığını, 17.11.2020 tarihinde iş akdini sonlandırdığını, davalının emeklilik iddiası ile iş akdini sonlandırdığını fakat işten ayrıldıktan 1 ay sonra müvekkili ile aynı sektörde çalışan başka bir şirkette çalışmaya başladığını, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 15/1 inci maddesinde 2 yıl süreli rekabet yasağı kararlaştırıldığını ve aykırılık halinde 200.000 TL cezai şart öngörüldüğünü, davalının müvekkili firmada çalıştığı pozisyon gereği bütün satış hareketleri hakkında bilgi sahibi olduğunu, işten ayrılmasının ardından müvekkilinin satış ve tanıtım yaptığı doktor ve eczanelerin boşta kaldığını, davalının müvekkilinin işyerinde edindiği bu bilgileri hem yeni girmiş olduğu şirketin hem de başkaca şirketlerin bu boşluğu doldurması için kullandığını ve bu eylemleri ile müvekkiline kasten zarar verdiğini beyanla davanın kabulü ile şimdilik 50.000 TL cezai şart alacağının davalından tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilininin 3600 gün ve 15 yıllık sigortalılık süresi dolduğu için davalı şirketten ayrıldığını ve davacıya gönderdiği ihtarnamede, iş akdini hem kullanmadığı yıllık izin alacaklarının ödenmemesi hem de emeklilik sebebiyle sonlandırdığını bildirdiği, müvekkilinin emeklilik nedeniyle iş akdini feshetmesinden sonra şartların oluşması sebebiyle sonradan başka bir işyerinde işe başlamasının dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmediğini, müvekkiline imzalatılan rekabet yasağı sözleşmesinin kanunun aradığı şartları ihtiva etmediğini, rekabet yasağının coğrafi bölge bakımından sınırlandırılmadığını, 200.000 TL cezai şart maddesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı tarafında dava dilekçesi ekinde hiçbir belge sunmadığını, iddialarının ispattan yoksun olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın hukuki niteliği itibariyle, taraflar arasında kurulan sözleşme kapsamında rekabet yasağına uyulmadığı iddiası ile ceza-i şartın tahsiline yönelik açılan tazminat davası olduğu, bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alındığı, davacının tanılarının dinlendiği, taraflar arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığı, davalının davacı bünyesinde "satış ve tanıtım elemanı" statüsünde çalıştığı, belirsiz süreli iş sözleşmelerinin 15. maddesinde; “Rekabet Yasağı” na ilişkin hükümlerin düzenlendiği, davacının rekabet yasağına ilişkin maddelerin bulunduğu sayfada imzasının bulunmadığı, sadece sözleşmenin son sayfasında davalının imzasının bulunduğu, davacı şirketin merkezi Adana ise de davalının davacı adına İstanbul ilinde çalıştığının tanık beyanları ve dosya kapsamından anlaşıldığı, davacının güzellik ve kozmetik alanında faaliyette bulunduğu, davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra hali hazırda çalıştığı İstanbul’da mukim .... Ltd. Şti.'nin faaliyet konusunun ise; “İnşaat malzemeleri (demir, çelik, bakır, çivi, alüminyum ve mamulleri, tuğla, ateş tuğlası, kiremit, alçı, çimento, fayans seramik, marley vb)imalatı, alım, satımı, ithalat ve ihracatını yapmak ve 19.8.2015 tarihinde tescil edilen tadil tasarısında yazılı olan diğer işler.” olduğu, dava dışı firmanın davacı ile aynı iş kolunda çalıştığına ilişkin dosya kapsamında bir delil bulunmadığı, tanıkların da davalının çalışmakta olduğu firmanın hangi alanda faaliyet gösterdiği konusunda bilgiye sahip olmadıkları, buna göre davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra davacı ile aynı iş kolunda çalışmadığı, farklı iş kolunda çalıştığı, hal böyle olunca davacı tarafın rekabet yasağının davalı tarafından ihlal edildiği hususunu ispat edilemediği ve rekabet yasağına dayalı cezai şart talep şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; taraflar arasında imzalanan rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükümlerinin usul ve yasaya uygun olduğu ve davalı tarafından kabul edildiği, sözleşmenin yazılı şekilde yapıldığı, hangi durumlarda ve konularda rekabet etmenin yasak olduğunun açıkça belirtildiği, davalının müvekkili şirket nezdinde satış ve tanıtım elemanı olarak çalıştığı ve müvekkilinin müşteri çevresini öğrendiği, müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra aynı ilde aynı alanda faaliyette bulunan bir şirkette çalışmaya başladığı, ...'nın cevap yazısında davalının çalıştığı şirketin işyeri bilgisinde eczacılık ürünlerinin toptan ticaretinin de yer aldığı, davalının müvekkili nezdindeki işinin kapsamında da eczanelerin olduğu, yani davalının müvekkili şirket nezdinde çalışırken hekim ve eczaneleri ziyaret ederek ürün tanıtımı ve satışı yaptığı, bu sebeple her iki şirketin aynı alanda faaliyet gösterdiği ve Mahkemece, davalının çalışmaya başladığı şirketin farklı bir alanda faaliyet gösterdiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, Mahkemece eksik inceleme yapıldığı, müvekkilince davalının ... ....Şirketi'nin ürünlerinin satışını yaptığının öğrenildiği ve Mahkemeden bu şirketin iştigal alanının araştırılması ve bu şirketin ürün tanıtımını kimin yaptığının bildirdikleri eczanelerden sorulmasını talep ettiklerini, Mahkemece söz konusu taleplerinin kabul edilmediği, dinlenen tanıklarının beyanlarından da davalının rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davrandığının anlaşıldığı, bu sebeplerle kararın kaldırılması gerektiğine ilişkindir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalının, taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davrandığından bahisle, sözleşmede kabul edilen cezai şart bedelinin tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; taraflar arasında imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesinin "Rekabet Yasağı Yükümlülüğü" başlıklı 15. maddesinin; işçi, işveren bünyesindeki hizmeti süresince ve bu hizmetin herhangi bir şekilde sona ermesinden sonraki 2 yıl boyunca; insan ve hayvanlar için ilaç ihtiva eden kozmetikler dahil, beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler, parfümeri, kozmetik, cilt ve vücut bakım ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler, sabunlar, diş bakım ürünleri, diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olan olmayan ağız gargaraları vb ürünlerin tarafına ait firma veya diğer yurtiçi, yurtdışı ticari işletmelerle birlikte veya onlardan bağımsız olarak, ürünlerle rekabet halinde olabilecek ürünler grubundaki diğer ürünlerin dağıtımı, satışı, tanıtımı, pazarlaması veya reklamından oluşan bir faaliyette bulunmayacağını veya böyle bir ticari faaliyet içerisinde yer almayacağını yada ortak olmayacağını,....kabul, beyan ve taahhüt eder." şeklinde düzenlendiği, davacı tarafça dava dilekçesinde davalının, kendisi ile aynı alanda faaliyette bulunan bir işyerinde çalışmaya başladığı iddia edilmekle birlikte, herhangi bir şirket adının bildirilmediği, Mahkemece davalının ... kayıtlarının celp edilmesi ile, davacı nezdindeki işinden ayrıldıktan sonra ... Limited Şirketi'nde çalışmaya başladığının anlaşıldığı, anılan şirketin ... iş kolunun ..., davacı şirketin ise ... olduğu, Mahkemece anılan şirketin ticaret sicil kayıtlarının dosya içerisine alındığı ve İstanbul Ticaret Odası kayıtlarında şirketin meslek grubunun "İnşaat Malzemeleri" iş konusunun ise; "inşaat malzemeleri imalatı alım, satımı, ithalat ve ihracatını yapmak ve 19/08/2015 tarihinde tescil edilen tadil tasarısında yazılı diğer işler" olarak belirtildiği, davacı vekilinin istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü şekilde, ...'dan gelen yazı cevabında anılan şirketin eczacılık alanında faaliyette bulunduğuna dair bir bilginin yer almadığı, buna göre Mahkemenin, davacı şirket ile davalının davacıya ait işyerinden ayrıldıktan sonra çalışmaya başladığı ... Limited Şirketi'nin farklı alanda faaliyette bulunduğuna dair tespitinin isabetli olduğu, davacı tanıklarının, davalının çalıştığı şirkete ve faaliyet alanına dair açık ve görgüye dayalı bir beyanda bulunmadıkları, davacı vekilinin ilk kez bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde davalının, dava dışı ..... Şirketi'nin ürünlerinin satış ve pazarlamasını yaptığını iddia ettiği ve bu hususun araştırılmasını talep ettiği, söz konusu iddia ve araştırılması talep edilen delilin dava dilekçesi ve delil listesinde yer almadığı, kaldı ki davalının resmi kayıtlarda bu şirkette değil, ... Limited Şirketi'nde çalıştığının da sabit olduğu, bu nedenle Mahkemece, davacı tarafın usule aykırı şekilde ileri sürdüğü iddianın araştırılmamasında usul ve yasaya aykırılık olmadığı, eksik inceleme yapılmadığı, davacı tarafından, davalının işten ayrıldıktan sonra 2 yılık süre içerisinde, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinde kabul edilen alanda faaliyet gösteren bir şirkette çalışmaya başladığı ve sözleşmede belirlenen ürünlerin satış ve pazarlamasını yaptığı iddiasının ispat edilemediği ve cezai şart talebinin koşulları oluşmadığından davanın reddine dair verilen kararın isabetli olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 18/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.