İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin, 3.450.000 TLlik senede dayalı ihtiyati haciz kararına karşı borçlunun teminat senedi, yetkisizlik ve düşük teminat iddialarıyla yaptığı itirazın istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir alacaklının vadesi geçmiş ve ödenmemiş 3.450.000 TL bedelli bir ticari senet kaynaklı alacağını tahsil etmek amacıyla borçluların mal kaçırma ihtimalini gerekçe göstererek talep ettiği ihtiyati haczin ilk derece mahkemesince %15 teminat karşılığında kabul edilmesine ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunu incelemektedir; borçlu taraf, senedin bir teminat senedi olduğunu, sözleşmedeki yetki şartı nedeniyle mahkemenin yetkisizliğini, alacağın yaklaşık ispat şartının sağlanmadığını, iddia edildiğinin aksine mal kaçırma riskinin olmadığını ve ihtiyati haciz kararı için belirlenen teminat miktarının yetersizliğini ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1253 EsasKARAR NO : 2026/1250 KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI : 2026/360 D.İş- 2026/360 KararTARİH: 06/05/2026 (Ek Karar Tarihi)TALEP: İhtiyati HacizKARAR TARİHİ: 18/06/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TALEP: İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle;Ticari ilişki kapsamında, borçlu şirket tarafından keşide edilen ve diğer borçlu ... tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalanan 05.11.2024 tanzim, 24.11.2025 vade tarihli ve 3.450.000,00 TL bedelli senedin müvekkili şirkete teslim edilmiş olduğunu, vade tarihi geçmiş olmasına rağmen borcun ödenmediğini, müvekkili şirketin ticari hayatının sekteye uğradığını, bunun yanında borçlu şirketin borçtan kaçmaya çalıştığını ve mal kaçırma ihtimalinin söz konusu olduğunu, bu bağlamda müvekkilinin mülkiyet hakkını ve ticari hayatının devamlılığını korumak maksadıyla ihtiyati haciz talep etmek zorunluluğu doğduğunu, borçlu şirketin yerleşim yeri sabit olmayıp bu hususun geriye dönük Mersis kayıtlarından anlaşılabileceğini, borçlu ...'in senedi kefil sıfatıyla imzalamış olduğunu, kefilin sorumluluğu yönünden de ihtiyati haciz şartlarının eksiksiz olarak teşekkül ettiğini beyanla borçluların mal kaçırma riskinin önüne geçilebilmesi amacıyla menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesinin 03/04/2026 tarihli kararı ile; talebin kabulü ile %15 teminat mukabilinde borçluların 3.450.000,00 TL'lik borcuna ve masraflarına yeterli miktarda taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verilmiş ve verilen karara karşı karşı taraf vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. Karşı taraf vekili ihtiyati haciz kararına itiraz dilekçesinde; mahkemenin ihtiyati haciz kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ihtiyati haciz talebine konu edilen 05.11.2024 düzenleme tarihli, 24.11.2025 tarihli 3.450.000,00 TL bedelli bononun teminat senedi olduğunu, müvekkili şirket ile karşı taraf arasında imzalanan 05.11.2024 tarihli sözleşmenin 13.1 "Kesin Teminat" başlıklı maddesinden ihtiyati haciz kararına konu edilen senedin, sözleşmenin ilgili maddesinde belirtilen teminat senedi olduğunun anlaşıldığını, bahse konu sözleşme maddesinde, teminat senedinin bedelinin 3.450.000,00 TL olduğu yer almakta olup ayrıca senedin düzenlenme tarihinin de sözleşme tarihi olan 05.11.2024 olduğunu, müvekkili şirketin yahut müvekkili şirket yetkilisinin karşı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, ihtiyati haczin kabulü için gerekli şartların oluşmadığını, karşı tarafın İİK m.257 uyarınca rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı olmadığını, alacağın varlığı ispat edilememiş, yaklaşık ispat şartının da sağlanamamış olduğunu, iddia edildiğinin aksine müvekkili şirketin mal kaçırma ihtimalinin de bulunmadığını, müvekkili şirket kuruluşundan bu yana bir kez adres değiştirmiş olup bu adres değişikliğinin de ticari sebeplerle yapılmış olduğunu, müvekkili ile karşı taraf arasında birbirini takip eden birden fazla ihtarname süreci olmuş, ancak karşı tarafça, müvekkillerin borçlu olduğu iddia edilen teminat senedine ilişkin herhangi bir ödeme talebinde de bulunulmamıştır olduğunu, mahkemenin ihtiyati haciz kararı bakımından yetkisiz olduğunu, 05.11.2024 tarihli sözleşmede yetki şartı yer almakta olup İstanbul (Merkez) Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığını, ihtiyati haciz kararı ile müvekkili şirketin ticari faaliyetleri önemli ölçüde etkilenmiş olup, işbu kararın kaldırılmaması halinde müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin ciddi derecede zarar göreceğini, yine müvekkili şirket yetkilisi şahsın da aynı şekilde hacizler nedeniyle hayatı ciddi derecede etkilendiğini, ihtiyati haciz ile müvekkili şirketin ve şirket yetkilisinin karşı karşıya kalacağı zarar için, karşı tarafça ödenmesine karar verilen %15'lik teminat miktarının çok düşük olduğunu beyanla ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; talebin ihtiyati haciz kararının kaldırılması istemine ilişkin olduğu, ihtiyati hacze itiraz eden vekilinin itiraz gerekçesini ihtiyati hacze konu bononun teminat senedi olduğu, mahkemenin yetkisiz olduğu ve teminatın düşük olduğu savunmalarına dayandırarak ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep ettiği, itiraz eden vekilinin ileri sürdüğü teminat senedi iddiasının ispatı için senedin üzerine veya arka yüzüne teminat yazılmasının yanı sıra sözleşmede de açıkça senedin tüm bilgileriyle tarif edilmesi gerektiği, işbu durum gerçekleşmediğinden teminat bonosu savunmasına itibar edilmediği, bono lehtarının yerleşim yeri mahkemenin yargı çevresi olduğundan yetki itirazına itibar edilmediği, ihtiyati haciz kararının dayanağı kambiyo senedi olduğundan %15 teminat makul olup aksi yöndeki itiraza itibar edilmediği gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiş ve karara karşı muterizler vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. MUTERİZLER VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; İhtiyati haciz talebine konu bononun teminat senedi olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede bu hususun düzenlendiği, müvekkillerinin talep edene borçlu olmadıkları, ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığı, bu nedenle Mahkemenin yetkisiz olduğu, hükmedilen teminat miktarının düşük olduğu, müvekkillerinin mal kaçırma ihtimalinin bulunmadığı, uygulanan ihtiyati haczin müvekkillerinin ticari hayatını son derece olumsuz şekilde etkilediği ve bu sebeplerle kararın kaldırılması, aksi halde ise banka hesaplarına konan haczin kaldırılması gerektiğine ilişkindir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; bonoya dayalı ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olup, Mahkemece talebin teminat mukabilinde kabulüne ve bu karara karşı, karşı taraf vekilince yapılan itirazın yukarıda açıklanan gerekçe ile reddine karar verilmiş, verilen ek karara karşı muterizler vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İİK'nın 257/1. fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. İİK'nın 265. maddesi hükmü gereğince, borçlu kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haciz kararına yönelik haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata, huzuru ile yapılan hacizlerde haczin uygulandığı, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edebilir. Bu durumda mahkeme, gösterilen itiraz sebepleri ile bağlı inceleme yaparak itirazı kabul veya reddeder.Talep dayanağı bono incelendiğinde; muteriz şirketin keşideci, muteriz ...'in avalist, talep eden alacaklının lehtar olduğu, 05/11/2024 tanzim, 24/11/2025 vade tarihli bono üzerinde ihtilaf halinde İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olacağına dair kayıt bulunduğu, teminat amacıyla verildiğine dair bir kaydın ise bulunmadığı görülmüştür. İİK’nın 258. maddesinde ihtiyati hacze, aynı kanunun 50. maddesine göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceği belirtilmiş, anılan maddede ise ihtiyati hacizde yetkili mahkemenin belirlenmesi hususunda HMK’nın yetkiye ilişkin hükümlerine atıfta bulunulmuştur. Bonoya dayalı ihtiyati haciz taleplerini değerlendirme yetkisi, 6100 Sayılı HMK'nın 6. maddesi uyarınca borçlunun yerleşim yeri mahkemelerine, bonoda ödeme yeri düzenlenmiş ise ödeme yeri mahkemelerine, bonoda ödeme yeri düzenlenmemiş ise TTK'nın 777/3. maddesi uyarınca keşide yeri mahkemelerine ve geçerli bir yetki sözleşmesi mevcut ise kararlaştırılan yer mahkemelerine aittir. İİK'nın 50. maddesinin atfı ile HMK'nın 17. maddesi uyarınca tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılabilecektir. HMK'nın 7/1. maddesine göre davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır.Somut olayda; talep dayanağı bonoda keşideci ve lehtarın tacir oldukları, bono üzerinde yer alan yetki kaydının geçerli olduğu, öte yandan bu yetki kaydının münhasır yetki sözleşmesi mahiyetinde bulunduğu, taraflarca bonoda İstanbul Anadolu Mahkemeleri dışındaki mahkemelerin de yetkili olduğu kararlaştırılmadığından bonoya dayalı talepleri inceleme yetkisinin İstanbul Anadolu Mahkemeleri'ne, dolayısıyla bonoya dayalı ihtiyati haciz talebini değerlendirme yetkisinin de İİK'nın 50. maddesinin atfı ile HMK'nın 17. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemeleri'ne ait olduğu ve mahkemece yetki itirazının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, bononun yasal unsurlarını taşıdığı, geçerli olduğu ve talep tarihinde vadesinin dolduğu, dolayısıyla borcun sebebinin mevcut olduğu, muterizlerin bononun teminat senedi olduğuna dair itirazlarını ispata yarar kesin bir delil sunmadıkları, bu hususun yapılacak bir yargılamanın konusu olduğu, ihtiyati haciz koşullarının oluştuğu, hükmedilen teminat oranının muterizler yönünden güvence sağlamaya yeterli olduğu ve muterizlerin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin haksız olduğu anlaşılmış, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden muterizlerin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Muterizlerin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.