Trafik kazası sonucu sigorta şirketinin ödeme gecikmesinden kaynaklanan munzam zarar tazminatı talebinin TBK 121-122 ve ispat sorumluluğu bağlamında istinaf değerlendirmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının sigortalı aracın neden olduğu kaza sonucu oluşan araç hasarına ilişkin alacağın sigorta şirketi tarafından geç ödenmesi nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan "munzam zarar" talebiyle açtığı davanın ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine yapılan istinaf başvurusunu konu almaktadır; davacı vekili Türk Borçlar Kanununun ilgili maddeleri uyarınca borçlunun kusursuzluğunu ispat edemediği sürece bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu ileri sürerken, davalı vekili davanın zamanaşımına uğradığını, kesin hüküm bulunduğunu ve munzam zararın poliçe teminatı dışında kaldığını savunmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R ESAS NO : 2023/1797 KARAR NO : 2026/1361İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret MahkemesiKARAR TARİHİ: 25/05/2023NUMARASI : 2022/765 Esas - 2023/482 KararDAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: 04/06/2026Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olan aracın sebep olduğu 08/04/2021 tarihli kaza nedeniyle hasarlandığını, ... kayıtlarına göre davalı aracın kusurlu olduğunun bildirildiğini, müvekkilinin 14.04.2021 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yaptığını ancak ödemede bulunulmadığını, kazanın çift taraflı olduğu karşı yanın kusurlu olduğunu, 11/10/2021 tarihinde ... sayılı dosyası ile değer kaybı talep edildiğini, dosya tarihinde ... numarasıyla karar verildiğini, verilen kararda davalı ... AŞ'nin sorumluluğuna karşı hüküm kurulduğunu, dosyanın zararın hesaplanması için bilirkişiye tevdi edilmesi ile belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00 TL'sinin davalıdan avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, daha önce aynı olay ve aynı talebi ilişkin sigorta tahkim komisyonu nezdinde faiz talebini de içeren dava ikame ettiğini, bu talebin kabul edilerek hüküm kurulduğunu, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kazaya karışan...plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde ... poliçesi ile sigortalı olduğunu, munzam zarara ilişkin taleplerin hukuken dolaylı zarar kapsamında olduğunu poliçe teminatı dışında kaldığını, munzam zarara ilişkin somut delil sunulmadığı için ispat edilemeyen davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davaya dayanak olarak gösterilen TBK madde 122. gereğince davalı yandan talep ettiği alacak bakımından Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olduğunu,TBK 122 inci madde açık bir şekilde kusursuzluğunu ispat edemeyen taraf bu zararları da ödemek zorundadır düzenlemesi gereğince müvekkilin aktifinde bir azalma olmasına binaen iş bu davaların esas incelemeye girerek zararının tespit edilmesi gerektiğini, munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki fark olup temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklinde tanımlanabileceği tam olarak Yerel Mahkeme huzurunda ikame etmiş olduğu davanın tanımı bu olup, davanın hukuken kabul edilmesi gerekirken reddedilmesi hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketi kanunen ödemek zorunda olduğu asıl alacağı ödememesinden kaynaklı munzam zarar davası olması sebebiyle davalı yan kusursuz olduğunu iddia edemeyeceğini, yerel mahkeme kararına dayanak teşkil eden Yargıtay kararı sonrası Anayasa Mahkemesi tarafından verilmiş olan karar ile adeta ortadan kalmış ve kişilerin ekonomik değişkenlik karşısındaki maddiyatı korunmak amacı ile soyut ispat hususu kabul edildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, munzam zarar istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 08/05/2023 tarih ve 2023/1888Esas- 2023/6062 Kararında "... Davacı vekili, müvekkilinin yaralanmasından kaynaklanan zararının karşılanması için davalıya başvurulduğu, ancak davalı tarafından başvurunun sürüncemede bırakıldığı, bu nedenle müvekkilinin munzam zararının olduğunu belirterek munzam zarar nedeniyle tazminat talep etmiş; İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi raporu ile belirlenen munzam zarar miktarı hüküm altına alınmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121 inci maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklindedir. Munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir. Somut olayda davacı taraf, enflasyonun olumsuz etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki düşüş nedeniyle munzam zararı oluştuğunu, tahsil edilen yasal faizin alacaklının zararını karşılar nitelikte olmadığını belirterek zararın hesaplanmasını ileri sürmüş ise de, munzam zarar iddiasına konu alacak iddiasının trafik kazası sonucu davacı aracında meydana gelen değer kaybı zarar iddiası olduğu, kazadan kusurlu olduğu iddia edilen karşı aracın trafik sigortacısı olması hasebiyle davalının sorumlu tutulduğu, değer kaybı zarar tutarının ne kadar olduğu hususunun doğal olarak taraflar arasında ihtilaflı olduğu nitekim davacı STK nezdinde talepte bulunurken bile gerçek zarar tutarını öngöremediğinden belirsiz alacak davası olarak talepte bulunduğu, zarar tutarının bilirkişi tarafından rapor tarihindeki güncel kriterlere göre belirlendiği, kaza, başvuru, rapor, karar, icra ve tahsil tarihleri dikkate alındığında makul yargılama sürelerinin aşıldığından bahsedilemeyeceği gibi hukuk mahkemeleri için ön görülen ortalama yargılama sürelerinden daha kısa sürede yargılamanın STK' nda sonuçlandırıldığı, iddia edilen munzam zararın doğrudan zarar değil de yansıma zarar niteliğinde olduğu, 14.05.2015 tarihili 29355 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Trafik Sigortası Genel Şartları A.6/k bendi gereği yansıma zararların trafik poliçesi kapsamında olmadığı, davacının salt olumsuz ekonomik verilere dayanarak munzam zarar talebinde bulunduğu, somut olarak zarara uğradığına dair vakıa ve delil ibraz etmediği, Yargıtay'ın son dönemdeki kararlarına göre, munzam zararın somut olarak ispatının gerektiği, olumsuz ekonomik verilere üzerinden varsayıma dayalı hesap yapılamayacağı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca davalı sigorta şirketi olup, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevinde olduğundan göreve ilişkin istinaf itirazı da yerinde değildir.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/06/2026