İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinde, zincirleme trafik kazası sonrası oluşan cismani zarar nedeniyle meslekte kazanma gücü kaybı ve gider tazminatı davasında davalı sigorta şirketinin istinaf başvurusu değerlendirilmesi.
Özet: Kimliği belirsiz bir aracın karıştığı trafik kazasında yaralanan davacının geçici ve sürekli iş göremezlik ile diğer maddi zararlarının sigorta şirketi tarafından tazminini talep ettiği davada, ilk derece mahkemesinin toplam 81.079,26 TL maddi tazminata hükmetmesi üzerine, davalı sigorta şirketinin, başvurunun usulüne uygun yapılmadığı, tazminat hesaplama yöntemleri, müterafik kusur, geçici iş göremezlik teminatı, davacının yaş ve çalışma durumu, kaza ile maluliyet arasındaki illiyet bağı ile mevcut maluliyetin tespiti ve indirimi gibi çeşitli gerekçelerle kararı istinaf ettiği anlaşılmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R ESAS NO : 2023/1695 KARAR NO : 2026/1357İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: 29/03/2023NUMARASI : 2020/327 Esas - 2023/259 KararDAVA : Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan TazminatKARAR TARİHİ: 04/06/2026Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25.12.2017 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın, davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sebebiyle meydana gelen zincirleme trafik kazasında yaralandığını, T.C Sağlık Bakanlığı Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden 23.03.2018 tarihli %32 vücut fonksiyon kaybını gösterir sağlık kurulu raporu da bulunduğunu ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı, dava sırasında alınacak olan Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edileceğini ve dava konusu trafik kazası sebebiyle tedavi gördüğü dönemle sınırlı olmak üzere %100 oranında iş göremez durumda kalmış olup, bu dönemde bakıcıya muhtaç kaldığını ve davalı şirket tarafından geçici iş göremezlik ya da bakıcı giderine yönelik herhangi bir ödeme yapılmadığını ve geçici iş göremez durumda olduğu zaman dilimindeki bakıcı giderlerinden de davalı sigorta şirketinin tedavi gideri teminatı limitiyle sınırlı olmak üzere sorumluluğu bulunduğunu ve ... tarafından karşılanmayan ve hayatın olağan akışına uygun olarak fatura vb. belgelerle ile ispatı mümkün gözükmeyen pansuman, enjeksiyon ve yol masrafı gibi dolaylı tedavi giderlerinin de doktor bilirkişi marifetiyle tespit edilecek bir tutarın ödenmesi ile şimdilik 20 TL maddi tazminatın avans faizi ile tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartlarının işbu davada uygulanması gerektiğini, davadan önce müvekkili kuruma başvuruda bulunulmuş olup, müvekkili ... Hesabı nezdinde açılan hasar dosyasına iletilen evraklar çerçevesinde aktüeryal hesaplama yaptırılmış ve Söz konusu hesap sonrası davacıya 29.11.2018 tarihinde 9.373,00-TL maddi tazminat ödenmiş olduğunu ve yapılan ödeme karşılığında müvekkili kurumun davacı tarafından ibra edilmiş olduğunu belirterek dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın kabulüne, 25/12/2017 tarihli trafik kazası nedeniyle davacının geçici iş göremezlik zararları için 8.433,61 TL ve sürekli iş göremezlik zararları için 72.645,65 TL olmak üzere toplam 81.079,26 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 16/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava öncesinde ek tazminat talebi ile başvuru yapılmadığından başvuru şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, 01.06.2015 tarihinden sonra gerçekleşen kazalara yönelik tazminat hesaplamalarında TRH-2010 tablosu ve 1,8/1,65 teknik faiz oranının kullanılması, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapıldığında KTK md.111 gereği açık nispetsizlik bulunmadığından bakiye tazminat talebi reddedilmesi gerektiğini, davacının müterafik kusurunun bulunduğunun tespiti halinde hesaplanacak tazminattan %40 oranından az olmamak üzere müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiğini, geçici iş göremezlik nedeniyle uğranılan zararlara ilişkin maddi tazminat talepleri Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi teminatı kapsamına girmediğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacının 65 yaşında olup aktif çalışması ispat edilemediği, davacı kaza tarihinde gelir getirici bir işte çalışmadığından geçici iş göremezlik tazminatı hesaplanamayacağı, ... tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmadığını, davacının sürücüsü tespit edilemeyen bir araç nedeniyle maluliyetinin oluştuğuna dair somut bir delil bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının yaşlılığına bağlı maluliyetinin mahsubu gerektiğini, müvekkil Kurumun yaptırmış olduğu incelemede, davacının senilite oranı mahsubu sonrası kazaya bağlı olduğu iddia edilen maluliyetinin %5 olduğu tespit edilerek, bu oran doğrultusunda ödeme yapıldığını, bilirkişi raporuna esas alınan maluliyet raporunda ise bu husus dikkate alınmadığından raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekirken çelişki giderilmeden karar verildiğini, ek raporun hükme esas alınmaması; müvekkil Kurum aleyhine karar verilmesi halinde, hiçbir şekilde sorumluluğu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, 04.12.2022 tarihinde sunulan raporun hükme esas alınması Yerel Mahkemeden talep edilmesine rağmen ek rapora göre hüküm kurulduğunu, aleyhe karar verilmesi halinde ancak dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faiz oranlarına hükmedilmesi gerekeceği, ödeme tarihindeki verilere göre davacının zararının karşılanmış olduğunu, ek rapor davacı tarafın asgari ücretin değişmesi sebebiyle yeniden hesap talebine dayandığından, ek rapor bilirkişi ücreti davacı tarafa yüklenmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 25/12/2017 tarihinde saat 17:30 sıralarında davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonet ile ... otoyolunu takiben Edirne yönüne en sol şerit üzerinde seyir halinde iken kaza mahalli olan yere geldiğinde aracının sağ ön kısmına seyir istikametine göre sağındaki şeridi takiben gerisinden gelip sola manevra yapan kimliği belirsiz sürücü yönetimindeki plakası tespit edilemeyen aracın sol arka kısmıyla çarptığı, çarpmanın etkisi ile savrulan ... plakalı kamyonetin sol taraftaki demir bariyere çarpıp tekrar sağa savrulduğunda, sağındaki şeridi takiben gerisinden gelen sürücü ... yönetimindeki ... plakalı kamyonet ile çarpışması ile neticelenen trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.Mahkemece; davalının müzekkere cevabı ekinde gönderilen evraklar arasında bulunan kaza tespit tutanağı incelendiğinde kazanın özeti kısmında da plakasını alamadıkları beyaz bir minibüsün makas atarak geldiği esnada önce davacının aracına, sonra da kazaya karışan dava dışı diğer araca çarptığı ve maddi hasarlı yaralamalı trafik kazasının gerçekleştiğinin belirtildiği görülmüş, dosya kapsamında yer alan kaza tespit tutanağı, ceza dosyası, davalı vekilinin cevap dilekçesinden anlaşıldığı üzere ayrıca davadan önce davacıya ödeme yapılması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının plakası ve sürücüsü belirlenemeyen bir araç nedeniyle eldeki tazminat davasını açtığı belirlendiğinden husumetin ... Hesabına yöneltilmesinde usul yasaya aykırılık yoktur.Davalı tarafından 29.11.2018 tarihinde yapılan ödemenin yeterli olduğuna ilişkin istinaf talebinde bulunulmuş ise de ödeme nedeniyle düzenlenen ibranameye rastlanılmadığından hükme esas aktüerya raporunda, rapor tarihine kadar ödeme güncellenerek hesaplanan tazminattan indirilerek ve asgari ücret değişikliği kamu düzeninden olduğundan ek rapor alınarak karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Yine davacı kaza tarihinde 65 yaşında olduğu aktif pasif devre ayrımı yapılarak tazminat hesaplandığı ve geçici iş göremezlik süresince %100 maluliyetine göre yapılan hesaplamada da yerleşik yargısal içtihatlara aykırılık görülmemiştir. Davacıya kaza nedeniyle kusur verilmemiş nasıl ve ne şekilde müterafik kusurlu olduğu açıkça ileri sürülmediği gibi ispat ta edilemediği dosya kapsamından da anlaşılamadığından bu yöndeki istinaf itirazı da yerinde görülmemiştir.Kazaya karışan araç sigortasız olup davacı, ... Hesabına başvuru yaptıktan hatta ödeme de aldıktan sonra dava açtığına ve eksik ödeme nedeniyle tazminat talebi halinde yeniden başvuru gerekmediğine göre KTK'nın 97.madddesindeki başvuru koşulu yerine getirildiğinin kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078 E. - 2022/10550 K. sayılı kararları). TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici iş göremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalının geçici iş göremezlik tazminatı sorumluluğu bulunmadığına ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı). Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 25.12.2017 tarihinde meydana gelmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Mahkemece zaten yasal faize hükmedildiğinden faize, davacının senilite oranı mahsubu sonrası maluliyetin daha düşük olacağı, bu nedenle kendi hesaplarına göre %5 oranına göre indirim yapılarak hesaplandığını belirtmiş ise de tazminattan içtihatlara ve yasal düzenlemeye uygun olmayan indirimi yapılmayacağından indirim yapılması gerektiğine ilişkin istinaf talepleri de yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 5.538,52 TL harçtan peşin alınan 1.384,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.153,87 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/06/2026