İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, eser sözleşmesinden kaynaklanan araç tamir ve parça alacağı itirazın iptali davasının ilk derece kararını istinafen inceledi.
Özet: Davacı, araç tamir ve parça hizmeti karşılığında düzenlediği faturalara dayanarak başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine, itirazın iptali davası açmış; davalı, faturaların tek taraflı düzenlendiğini, araçların kendisine ait olmadığını ve hizmetin ispatlanamadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, davacının defter kayıtları olmasına rağmen sevk irsaliyesi veya teslimat belgesi sunamaması ve davalının ticari defterlerinde ilişkinin görünmemesi nedeniyle, alacağın ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; davacı ise, alacağın kendi defterlerinde ispatlandığını ve bilirkişi tespitinin ilişkiyi ortadan kaldırmadığını ileri sürerek karara itiraz etmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1941
KARAR NO : 2026/888
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/486
KARAR NO : 2023/416
DAVA TARİHİ : 13.06.2022
KARAR TARİHİ : 25.05.2023
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 18.06.2026
KARARIN YAZ. TARİH : 18.06.2026
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.05.2023 tarih ve 2022/486 Esas, 2023/416 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin tamir ve parça hizmeti veren ... isimli işletmenin sahibi olduğunu, davalı şirketin, bozulan, arızalan araçlarını müvekkiline ait işletmede tamir ettirdiğini, taraflar arasında süreklilik arz eden bir ticaret söz konusu olduğunu, müvekkilinin ekte sunulu faturalar ile davalıya İzmir'de bulunun iş yerinde tamir hizmeti verdiğini, davalının edimini yerine getirmediğini, fatura içeriklerine itiraz etmediğini, herhangi bir ayıp ihbarında da bulunmadığını, ödenmeyen borçtan dolayı davalı tarafa İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi 2021/17347E sayılı dosyası ile takip başlatıldığını fakat davalının iş bu takibe haksız olarak itiraz ettiğini, İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi 2021/17347E sayılı dosyasında borçlunun haksız itirazın iptaline, takibin devamına, haksız itiraz eden borçlunun %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; tek taraflı olarak düzenlenen faturalar taraflar arasındaki ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli olmadığını, davacı tarafın müvekkiline ait araçları tamir ettiği iddiasında ise de bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, davacının araçları tamir ettiğini iddia ettiği dönemde bahse konu araçların müvekkiline ait olmadığını, faturaları tek taraflı düzenlediğini ve müvekkiline tebliğ edilmediğini, bu nedenle davacının müvekkiline faturaların tebliğ edildiği ve itiraz edilmediği yönündeki beyanın gerçeği yansıtmadığını, kabul anlamına gelememekle birlikte müvekkilince faturanın içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğacağını, yoksa faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımayacağını, işin yapılmış olduğunun davacı tarafından kanıtlanmasının gerektiğini, ayrıca, davalıya tebliğ edilmiş olan fatura içeriğinin kesinleşmesinin söz konusu olamayacağını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 25.05.2023 tarih ve 2022/486 Esas, 2023/416 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...İcra takibindeki alacak bedelinin, 3 adet fatura bedelinin tahsili için başlatılmış olduğu, davacı.... 'in 2021 yılı yasal defterlerinin lehine delil teşkil edebilecek vaziyette olduğu, davacı .... firmasının yasal defter ve dayanağı belgelerinin tetkikinde; taraflar arasındaki ticari çalışmanın davacının yasal defter ve dayanağı belgelerine göre 2021 yılından önce başlamış olduğu, davacı ve davalı taraf arasında dava dosyası içerisinde imzalanmış olan ticari bir sözleşme bulunmadığı ve icra takibinin konusu olan 3 adet faturanın davacının resmi defter ve belgelerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından incelemeye sunulan 2021 yıllına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı yanın incelenen 2021 yılına ait ticari defterlerinde, davacı yan ile aralarında bir ticari ilişkinin mevcut olmadığı, tarafların birbirlerine fatura düzenlemediği ve ödeme almadıklarının görüldüğü, davacı tarafından sevk irsaliyesi/irsaliyeleri sunulamadığı, davacı ....'in davalı .. . Şirketi firmasına kesmiş olduğu icra takibinin konusu olan 3 adet satış faturası ve içeriğinde bulunun araç bakım/onarım/yedek parçaları teslim ettiğine dair dava dosyası içerisinde belge görülmediği, ispatlanamayan davada davacının davalıdan 11.08.2021 icra takip tarihi itibari ile talep edebileceği alacak bedeli bulunmadığı, davanın reddine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından verilen 11.07.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Her ne kadar bilirkişinin faturalara konu aracın davalıca 2 ay önce satılmış olduğuna dair bir değerlendirme yapmış ise de, bunun arada ilişkinin olmadığını göstermeyeceğini, aracın muvazaalı satılmış olma durumu olduğu gibi, satılan araçta meydana gelen arızanın satıcı tarafından üstlenilmiş olmasının da söz konusu olduğunu,
-Alacağın müvekkilinin defterlerinde ispatlandığını, alacaklarının sabit olduğunu, davanın kabulünün gerektiğini, ikinci rapordaki değerlendirmeyi kabul etmediklerini,
-Uyuşmazlığa konu faturaların davalı yana tebliğ edildiğini, mahkemenin bu hususta yeterli araştırma yapmadığını, fatura içeriklerinin tebliğ edilmiş olması gerçeğini değerlendirmediğini,
-Ayrıca faturaların davalıya teslim edildiğine dair tanık deliline dayanıldığını, mahkemece tanıkları dinlenmeden eksik inceleme ile dosyada karar verildiğini,
-Müvekkilinin, faturaları davalıya mail yolu ile teslim ettiğini, taraflar arasında mail yazışmalarının mevcut olduğunu, müvekkiline ait mail adresi .... adresi olduğunu, davalının mail adresinin ise .... adresi olduğunu, tarafların bu mail adresleri üzerinden yazıştıklarını ve faturaların bu adresler üzerinden iletildiğini, bu hususların hiç dikkate alınmadan karar verildiğini,
-Davalının müvekkiline aracını teslim ettirip tamir ve yedek parça hizmeti aldığını, sonrasında tanzim edilen fatura mail üzerinden davalıya tebliği edildiğini, davalı yanın bu fatura içeriklerine hiç bir şekilde itiraz etmediğini, mail adreslerinde inceleme yapıldığında bu hususun netleşeceğini, faturaların kendilerine göre, davalı tarafından kasıtlı olarak defterlere işlenmediğini,
Yukarıda izah ettikleri üzere; öncelikle tehiri icra taleplerinin kabulüne, İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.05.2023 gün ve 2022/468 E, 2023/416 K sayılı kararı kanun ve usule aykırı olduğundan kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı vekili, davalının bozulan ve arızalanan araçlarını davacıya ait İzmir'deki işletmede tamir ettirdiğini, taraflar arasında süreklilik arzeden ticaret olduğunu, ancak davalının iş bedelini ödemediğini, faturalara itiraz etmediğini ve ayıp ihbarında bulunmadığını ve faturaya dayalı olarak başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.
Davalı vekili ise, davacının araçları tamir ettiğini iddia ettiği dönemde bahse konu araçların davalıya ait olmadığını, faturaların tek taraflı düzenlendiğini ve davalıya tebliğ edilmediğini, taraflar arasındaki ilişkinin davacı tarafça ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davacı tarafından davalı ile aralarında kurulduğu iddia edilen hukuki ilişki niteliği itibariyle eser sözleşmesi ilişkisidir. Bu ilişkinin kurulduğunu ispat yükü kural olarak davacıya aittir. Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir. 6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibin beşyüz Türk lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibin beşyüz Türk lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Yazılı sözleşme olmasa da sözleşmenin varlığını ortaya koyan, yazılı delil niteliğinde olmayan ancak kesin delil niteliğindeki ikrar, yemin delilleri ile de sözleşme ilişkisi ispatlanabilir. Tüm bu delillerle de sözleşme ilişkisi ispatlanmış değilse HMK 200. maddedeki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir. Açık muvafakat olmazsa tanıkla sözleşme ilişkisi ispatlanamaz. Bunun da istisnası olan HMK 202. maddeye göre senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. (Yargıtay 6.HD'nin 2022/1049 Esas ve 2023/591 Karar sayılı kararı)
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. (Yargıtay 15.H.D. 2016/3858Esas ve 2017/2944 Karar sayılı kararı)
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimsenin bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılacağı ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekmektedir. (Yargıtay 6.HD'nin 2022/2049 Esas ve 2023/3912 Karar)
Somut olayda davanın ticari dava olduğu ve ticari davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkün olduğu, Mahkemece her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yaptırıldığı, düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporlarına göre, davacı ticari defterlerinde dava ve takibe konu faturalar kayıtlı iken davalıya ait ticari defterlerde sözkonusu faturaların kayıtlı olmadığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirini doğrulamadığı; davalının akdi ilişkiyi inkar etmesi karşısında davacı yanca varlığı iddia ve ispat olunan herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı gibi diğer kesin delillerle de akdî ilişki ispatlanamadığı, davacının kendi ticari defterine kaydettiği faturanın tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği, alacak miktarına göre akdî ilişkinin tanıkla ispatlanması mümkün olmadığı gibi davalının açık rızası ve delil başlangıcı niteliğinde belge de bulunmadığından davacı iddiasını, müddeabihin miktarına göre 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesi hükmü gereği senetle ya da yemin deliliyle ispat etmek zorunda olduğu, davacı tarafça açıkça yemin deliline dayanılmadığından davacı sözleşme ilişkisini yasal deliller ile kanıtlayamadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.05.2023 tarih ve 2022/486 Esas, 2023/416 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 18.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.