Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin, satış vaadi ve borç kabul sözleşmelerinden kaynaklanan alacak üzerine açılan iflas davasında ilk derece mahkemesinin usul eksikliği gerekçeli ret kararının incelendiği istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, davacının, davalı şirketin satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan yaklaşık 5.9 milyon ABD Doları tutarındaki borcunu ödememesi üzerine iflasının istenmesi davasıyla ilgilidir; ilk derece mahkemesi, iflas talebini takip şeklinin ayrı bir takiple değiştirilmesi gerektiği ve takip talebinde usul eksiklikleri bulunduğu gerekçesiyle reddetmişken, istinaf mahkemesi İİK 43 maddesine göre takip yolunun bir kez harçsız değiştirilebileceğini ve iflas ödeme emrinde İİK 58. maddesindeki unsurların bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin ret gerekçelerinin usul yönünden hatalı olduğunu değerlendirmiştir.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİDOSYA NO : KARAR NO : T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMES İ : BURSA .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : NUMARASI :DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av. ...- Av. ...- İLİŞKİLİ KİŞİ : ... - ...VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...- DAVANIN KONUSU : İflas (İflasın Açılması)KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Bursa ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin.... tarih...... Esas....... sayılı kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun incelemesi neticesinde;TALEP :Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesi ile; davacı şirket ile ........ (eski unvan: ........) arasında Beyoğlu ......Noterliğinden düzenlenmiş 30/04/2013 tarih........yevmiye no’lu “Düzenleme şeklinde satış vaadi” sözleşmesi yapıldığını, sözleşme gereği 30/04/2013 ile 14/06/2013 tarihleri arasında toplam 6.000.000 USD’nin davalı şirkete ödendiğini, sözleşmede borcun ifa edilmemesi halinde 1.600.000 TL cezai şart ödeneceğinin de belirlendiğini, sözleşmenin teminatı olarak değişik parseller üzerinde ipotekler tesis edildiğini, 03/09/2014 tarihli ek sözleşme ile de teslim tarihinin 31/12/2015 olarak değiştirildiğini, ancak davalı şirket tarafından süre uzatımına rağmen öngörülen sürelerde kat irtifakının tesis edilerek inşaatın yapılamadığını, bunun üzerine taraflar arasında yapılan görüşme neticesinde 6.000.000 USD’ye yıllık %5,5 faiz ile ve sözleşmede ön görülen 1.600.000 TL’lik cezai şart ile beraber davacı şirkete ödenmesi hususunda mutabakata varıldığını, bu doğrultuda olmak üzere 23/03/2015 tarihinde 2.500.000 TL ödeme yapıldığını, akabinde 02/05/2016 tarihli hesap mutabakatı yapılarak faiz ve cezai şartlar olmak üzere toplam alacağın 5.976.435,32 ABD doları olduğunun bildirildiğini, davalı şirket tarafından da “Mutabıkız” yazılarak ve imzalanmak suretiyle kabul edildiğini, davalı şirketin borcu ödeme güçlüğü içerisine girmesi üzerine, ..........’nin de müteselsil kefil olmak suretiyle dahil olduğu 11/10/2016 tarihli borç kabul ve teminat sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme ile faiz, cezai şart ve diğer alacaklar hariç olmak üzere 5.030.820 USD tutarındaki borcun varlığını kayıtsız ve şartsız bir şekilde kabul ve ikrar ettiğini, borcun ödenmemesi nedeniyle toplam 12.600.000 TL bedelli ipotekler dışında kalan 2.738.016,74 USD’nin tahsili için İstanbul ......İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı dosyasında genel haciz yolu ile takip başlatıldığı, daha sonra İİK 43.maddesi uyarınca iflas yollu takibe dönüştüğünü ve ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığını, davalının ödeme emrine itiraz ettiğini, itirazında haksız olduğunu, davalının borçlu olduğuna dair 23/03/2015 tarihli mutabakatının bulunduğunu, 02/05/2017 tarihi itibariyle alacağın 6.275.256 USD’ye ulaştığını, ipoteğin dışında kalan kısım için takip yaptıklarını belirterek; haksız itirazın kaldırılarak, davalıya depo emri gönderilmesine, depo edilmemesi halinde davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesi ile; icra takibine itiraz edildiğini, itiraz kaldırılmadan iflas davasının açıldığına dair ilanların yapılmasının aykırı olduğunu, davanın satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak açıldığını, bunun da yargılamayı gerektirdiğinden ve davalı şirketin hukuki durumu netleşmeden iflas davası açılmasının yerinde olmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, sözleşmede İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunun belirlendiğini, kesin yetki kuralı olduğunu, bunun davacı tarafından aynı alacak için ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle icra takipleri yaptığını, bu takiplere yönelik İstanbul ....Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığı ve halen bu davanın derdest olduğu, bu sebeple bekletici sebep yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama neticesinde; verilen 14/02/2018 tarihli karar ile takip şeklinin ayrı bir takip yapılarak değiştirilmesi gerektiğini, ve takip talebinde İİK 58.maddesinde yazılı unsurların bulunması gerekirken bulunmadığını, iflas kararının ağır sonuçlar doğuran müessese olduğunu, şekli unsurlar tamamlanmadan davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna gelinmesi üzerine Dairemizce yapılan inceleme neticesinde; İİK 43.maddesi gereğince bir defaya mahsus olmak üzere harç ödemeksizin takip yolunun değiştirilebileceğinin, ilk derece mahkemesince İİK 58.maddeye göre takip talebinde eksiklik bulunduğu belirtilerek dava reddedilmiş ise de, bu eksikliklerin neler olduğu açıklanmadığı gibi gönderilen iflas ödeme emrinde İİK 58.maddede belirtilen unsurları taşıdığı ve eksikliğin bulunmadığı belirtilerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında delillerin değerlendirilerek, sonucuna göre hüküm kurulmasına karar verilmek üzere dosya ilk derece mahkemesine iade edilmiştir. İlk derece mahkemesince; bozmadan sonraki 18/09/2019 tarihli ilk duruşmada 2.738.016,74 USD alacak yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilerek; icra müdürlüğünden en son kapak hesabının yapılarak gönderilmesi istenilmiş, gönderilen kapak hesabına göre bakiye borç miktarının toplam 17.657.363,62 TL olduğu bildirilmesi üzerine bu miktarın ödenmesi için davalı vekiline ihtaratlı şekilde depo kararı gönderilmiş, ödenmemesi üzerine davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.TARAFLARIN İLERİ SÜRDÜKLERİ İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili tarafından istinaf dilekçe ile; Satış vaadi sözleşmesinin fesh edilmediğini, halen yürürlükte olduğunu, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafından davalı aleyhine aynı satış vaadi sözleşmesinden dolayı İstanbul ......Asliye Ticaret Mahkemesinin ......... Esas sayılı dosyası ile açılan davanın sonucunda; davanın erken açıldığından bahisle reddine karar verildiğini, ayrıca İstanbul .......Asliye Ticaret Mahkemesinin ....... Esas sayılı dosyasında ...... aleyhine iflas davası açıldığını, bu davanın da aynı gerekçeler ile reddedildiğini, sözleşme feshedilmeden iflas talebinde bulunulamayacağını, davacının sunmuş olduğu borç kabul sözleşmeleri yönünden araştırma yapılmadığını, 02/05/2016 ve 10/08/2016 tarihli borç kabul sözleşmelerini imzalayan kişinin şirketi tek imza ile temsile yetkili olmadığını, bu hususun araştırılmadığını, yetkisiz bir imza atılmış olmasına rağmen yerel mahkeme tarafından bu hususun hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, bu şekli ile kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME:Taraflar arasında Beyoğlu ....Noterliğince düzenlenmiş 30/04/2013 tarihli ....... yevmiye no’lu “satış vaadi” sözleşmesi düzenlenmiştir. Bu sözleşmeye göre; davacı, davalı şirkete toplam 6.000.000 USD ödeme yapacaktır. Davacı tarafından ödemelerin yapıldığına dair banka dekontları dosyaya sunulmuş, davalı tarafından da herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. 03/09/2014 tarihinde yapılan Ek sözleşme ile teslim tarihi 31/12/2015 tarihine uzatılmıştır. 02/05/2016 tarihli faks çekilmek suretiyle düzenlenen mutabakat belgesinde; 31/12/2015 tarihi itibariyle bakiye borcun 5.030.820 USD olduğu, sözleşmeye göre doğacak olan faizler ve cezai şartlar toplamının 945.615,32 USD olmak üzere toplam borcun 5.976.435,32 USD olduğu belirlenmiş, davalı şirket tarafından da “mutabıkız” şeklinde imzalanmış olduğu görülmüştür. Taraflar arasında 10/08/2016 tarihinde “borç kabul ve teminat sözleşmesi” başlığı altında “satış vaadi” sözleşmesine ek sözleşme yapıldığı, bu sözleşme gereğince Kervansaray Yatırım Holding A.Ş’nin 5.030.820 USD borç için müşterek ve müteselsil kefil olduğu düzenlenmiştir. Davacı tarafından borcun ödenmemesi nedeniyle İstanbul .......İcra Müdürlüğünün.........Esas sayılı dosyasında .......... ve ......... hakkında 2.738.016,74 USD alacağın tahsili için genel haciz yolu ile icra takibi yapılmış, davalı şirketin itirazı üzerine takip durmuş, bunun üzerine davacı vekili tarafından 30/05/2017 tarihli dilekçe ile; İİK 43.maddesi gereğince takip yolunun iflas yolu ile takibe dönüştürülmesine, dosyanın davalı yönünden tefrik edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. İcra müdürlüğü tarafından dosya tefrik edilerek, diğer borçlu yönünden .......... Esas sayılı dosya oluşturulmuş, .......... Esas sayılı dosya üzerinden ise davalı şirket hakkındaki takip devam ettirilmiş, davalı şirkete 30/05/2017 tarihli iflas yolu ile adi takip ve ödeme emri gönderilmiştir. Ödeme emrine karşı davalı şirket vekili tarafından 05/06/2017 tarihinde itiraz edilmesi üzerine takip durmuştur. Davacı tarafından itirazın iptali ve iflas davası açılması üzerine İlk derece mahkemesi tarafından davalı şirketin iflasına karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna gelinmiştir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Taraflar arasında satış vadi sözleşmesi yapılmış, bu sözleşme gereğince davacı tarafından davalı ... 6.000.000 USD ödeme yapıldığı, taraflar arasında ihtilafsızdır.İhtilaf konusu sözleşmenin feshedilmiş olup olmadığı, feshedilmemiş ise alacak talebinde bulunamayacağı ve iflas talep edilemeyeceği hususunda toplanmaktadır.Satış vadi sözleşmesinde davalı inşaat yapacağı ve bu inşaatın bir bölümünün davacıya devredeceği hususunda anlaşmışlardır. Yapılan ek sözleşme ile de; teslim tarihi olarak 31/12/2015 tarih olarak belirlenmiştir. Sözleşme gereği inşaatın yapılmadığı, kat irtifakının kurulmadığı sabittir. 23/03/2015 tarihinde davalı tarafından cari hesap borcuna istinaden 969.180 USD karşılığı 2.500,00 TL davacı şirkete gönderilmiştir. Taraflar 02/05/2016 tarihli mutabakat belgesi ile toplam borcun 31/12/2015 tarihi itibari ile 5.976.435,32 USD olduğu hususunda mutabık kalmışlardır. Akabinde de 11/10/2016 tarihli ek sözleşme ile 5.030.820 USD yönünden ......... borca müşterek müteselsil kefil olmuştur. Bu sözleşmenin 3. maddesinde; faiz, cezai şart ve diğer alacak hakları saklı kalmak üzere toplam borcun 5.030.820 USD olduğu belirlenmiştir.Sözleşmenin feshi yönünde inceleme yapıldığında; satış vadi sözleşmesinden sonra tarafların borç hususunda mutabakat düzenlemeleri, davalı şirketin borca mahsuben davacı şirkete ödemede bulunması, sözleşmenin taraflarca feshedildiği anlamına gelmektedir. Zaten davalı da sözleşmedeki inşaatı tamamlama ve bağımsız bölümlerin devretme edimini de yerine getirmemiştir. Bu nedende davalının sözleşmenin feshedilmediği hususundaki iddiası yerinde değildir.Davacı tarafça, ipotek bedeli düşüldükten sonra bakiye alacak için takip yapıldığı iddia edilerek alacak talebinde bulunmuştur. Davalı tarafından alacak miktarına yönelik olarak bir itirazda bulunulmadığı gibi bu husus istinaf sebebi olarak da ileri sürülmemiştir. Dairemizce, talep edilen alacak yönünden istinaf sebebi olarak ileri sürülmemesi nedeni ile inceleme yapılmamıştır.Davadaki diğer ihtilaf nedeni ise mutabakat belgelerinin davalı şirketin yetkilisi tarafından imzalanmadığı yönündedir. Davacı sözleşme, ek sözleşme ve mutabakat belgelerini dava dilekçesine ekleyerek dava açmıştır. Davalı cevap dilekçesinde bu hususta herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Dava, basit yargılamaya tabi dava olduğundan, cevap dilekçesinde belirtilen hususlar dışındaki itirazlar savunmanın genişletilmesi mahiyetindedir. Savunmanın genişletilmesi halinde karşı tarafın açık muvafakatı gerekir. Mevcut davada ise; davacının açık muvafakatı olmadığı gibi aksine muvafakat etmediği açıkça belirtilmiştir. Yapılan bu açıklamalar ışığında, ilk derece mahkemesince itirazın iptaline karar verilmesi doğrudur. Bunun sonucu itibari ile yapılan kapak hesabı sonucu davalı vekiline ihtaratlı olarak usulüne uygun olarak depo kararının bildirilmiş olduğu ve verilen 7 günlük süreye rağmen depo edilmemesi nedeni ile iflas kararı verilmesi yerindedir. Davalı vekili tarafından müşterek müteselsil kefil olan......... hakkında ilk İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ............ esas sayılı dosyasında iflas davası açıldığı ve davanın reddedildiği belirtilmiş ise de bu kararın İstanbul Bölge adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ....... tarih, ............esas, ........ karar sayılı karar ile dosyanın mahkemesine iade edildiği, mevcut dava yönünden bekletici sebep yapılmasını gerektirir bir hususunun bulunmadığı görülmüştür.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken harç peşin alındığından, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf gideri yapılmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, karar tebliğinden itibaren 10 gün içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/07/2021 ...Başkan...e-imza ...Üye... e-imza...Üye... e-imza...Katip...e-imza