İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin, doğrudan alacaklı tarafından talep edilen iflas davasında iflas muhafaza tedbiri talebinin kapsamına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı bankanın iflas talebiyle başlattığı süreçte, mahkemenin borçlu şirketin sadece taşınır ve taşınmazlarının devrini önleyen ve defter tutulmasını emreden kısmi muhafaza tedbiri kararına karşı, davacının banka hesapları ile üçüncü kişilerdeki alacaklara da tedbir konulması talebiyle yaptığı istinaf başvurusunda, İcra ve İflas Kanununun 159. maddesi uyarınca iflas talebi halinde alacaklıların menfaatini korumak üzere tüm zaruri muhafaza tedbirlerinin takibin kesinleşmesi beklenmeksizin verilebileceği ancak borçlunun ticari hayatını aşırı zedelemeyecek dengeli tedbirlerin hedeflendiği değerlendirilmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/702 KARAR NO: 2026/770T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 12/03/2026 (Ara Karar)NUMARASI: 2026/189 Esas DAVANIN KONUSU: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))KARAR TARİHİ: 20/05/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili iflas muhafaza tedbir talepli dava dilekçesinde, müvekkili bankanın davalı şirketten, kullandırılan kredi nedeniyle alacaklı olup alacağı için İstanbul ... İcra Müdürlüğü İstanbul ... İcra Müdürlüğü... E. dosyası ile başlatılan genel haciz yolu ile takibin kesinleştiğini, ancak davalı borçlu tarafından hiçbir ödeme yapılmadığını, alacağın teminatındaki taşınmazların.... İcra Müdürlüğü'nün ... E dosyası üzerinden paraya çevrilmiş olup borcu karşılamadığını, davalı borçlu üzerinden araç- taşınmaz hiçbir malvarlığı bulunmadığını belirterek davalı şirketin İİK 117/2 maddesi uyarınca iflasına, borçlunun malvarlığını kaçırmasının önlenmesi ve alacaklıların haklarının korunması amacıyla, İİK m. 159 uyarınca borçlu şirketin adına kayıtlı taşınmazların tapu kayıtlarına, trafik tescilindeki araçlarına, banka hesaplarına ve üçüncü kişilerdeki alacaklarına (ticari sicil ve vergi dairesi kayıtları üzerinden tespit edilecek) ihtiyati tedbir konulmasına, borçlunun ticari defter ve belgelerinin muhafaza altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 12/03/2026 tarihli ara kararı ile " ...İcra ve İflas Kanunun 159. maddesi gereğince, dosya kapsamına ve mevcut delillere göre davalının taşınır-taşınmaz mallarının devrinin önlenmesine dair tedbir kararı verilmesi dışındaki tedbirlerin borçluyu zarara uğratma ihtimali dikkate alınarak davalı şirketin mallarının defterinin tutulmasına ve davalının taşınır ve taşınmaz malvarlıklarının devrinin önlenmesine dair muhafaza tedbirine" karar verilmiştir.Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek davalı şirketin banka hesaplarına ve üçüncü kişilerdeki (ticaret sicil, vergi dairesi vb. kurumlardaki) hak ve alacaklarına da ihtiyati tedbir/ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Dava; İcra ve İflas Kanunu'nun 177/2 maddesi uyarınca davalı şirketin doğrudan iflası istemine ilişkindir.Talep, İİK 159 vd maddeleri uyarınca iflas muhafaza tedbirlerinin uygulanması istemine ilişkindir.İİK 159. maddesi " İflas talebi halinde mahkeme ilk önce alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini emredebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse alacaklının talebi üzerine mahkeme mutlaka bu tedbirlere karar vermeye mecburdur. Bu emirler iflas dairesince yerine getirilir. Mahkeme defter tutmadan gayri bir muhafaza tedbiri isteyen alacaklıdan ileride haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayabilecekleri zararları karşılamak üzere HMK 96.maddesinde yazılı bir teminat alınmasını isteyebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya alacak bir ilama bağlı ise teminat aranmaz. Devlet veya Adli Yardıma nail kimselerde teminat göstermek mecburiyetinde değildir. Bu maddeye göre alınan muhafaza tedbirleri borçlu aleyhindeki icra takiplerine tesir etmez " , İİK 161. Maddesi ise " İflas talebinde bulunan alacaklı isterse, mahkeme borçluya ait bir defterin tutulmasına karar verebilir. Bu defter iflas dairesi tarafından tutulur" şeklinde düzenlenmiştir.Yasa metninde ifade edildiği gibi iflas talebi halinde mahkemenin, ilk başta alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini karar verebileceği düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere muhafaza tedbirine hükmedilebilmesi için borçlunun itirazının kaldırılmasına yada takibin kesinleşmesine gerek yoktur. İflas davasının açılması halinde, öncelikle mahkemenin muhafaza tedbirine hükmedilebilmesi için alacaklıların menfaatinin zaruri kılması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile alacaklıların menfaati tehlikeye düşecekse tedbirin alınmasında zaruret bulunduğu kabul edilmelidir. O halde, muhafaza tedbirleri ile güdülen amaç, aleyhine iflas davası açılan borçlunun müstakbel iflas masasına girecek mal ve hakların muhafazası suretiyle sadece iflas isteyen alacaklının değil, iflas alacaklıların tamamının menfaatlerinin kurunmasıdır. (Muşul, Timuçin, İflas ve Konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019, s.168). Ancak yasal düzenlemede mahkeme tarafından alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerinin mahkeme tarafından alınabileceği belirtilmiş ise de borçlu şirketin ticari hayatını ve faaliyetini zedeleyecek, iflasına yol açabilecek nitelikte tedbir talebi de verilmesi mümkün değildir.Yukarıda açıklandığı üzere iflas yoluyla takipte İİK 159. maddesine göre muhafaza tedbirlerine karar verebilmek için iflas yoluyla takibin kesinleşmiş olması zorunlu olmadığı gibi, takibe itiraz edilmemiş ise mahkemenin talep üzerine veya resen muhafaza tedbirlerine karar vermek zorunda olduğu, ancak takibe itiraz edilmiş ise muhafaza tedbirine karar verip vermemek mahkemenin takdirinde olduğu anlaşılmıştır. Mahkeme takdir hakkını kullanırken öncelikle, alacaklıların menfaatinin zaruri kılınıp kılınmadığı, borçlunun ticari hayatını ve faaliyetini etkileyip etkilemediği ve HMK 389. vd maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir şartlarına ilişkin yaklaşık ispat kuralı sağlanıp sağlamadığı hususlarını dikkate alması gerekmektedir. Şayet hâkim kararında somut sebep gösteremiyor, bunu en azından açıklayacak veya asgari ölçüde ikna edecek delil değerlendirmesi yapamıyor, yaklaşık ispat ölçüsünü yakalayamıyorsa tedbire karar vermemelidir. Ancak bu da hiçbir zaman tam bir ispat seviyesinde ispat şartına dönüşmemelidir.(Pekcanıtez,Hakan/Atalay,Oğuz/Özekes Muhammet; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011-Sh.715-717) (Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 24/04/2012 gün ve 2011/15388 esas,2012/6651 karar sayılı ilamında belirtildiği gibi)Somut olayda; genel haciz yolu ile takip başlatılmış olup, davalı şirketin ödemelerini tatil ettiğinden bahisle doğrudan iflasına karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece, davalı şirketin mallarının defterinin tutulmasına ve davalının taşınır ve taşınmaz malvarlıklarının devrinin önlenmesine dair muhafaza tedbirine karar verilmiş olup verilen karar davacı vekilince, davalı şirketin banka hesaplarına ve üçüncü kişilerdeki (ticaret sicil, vergi dairesi vb. kurumlardaki) hak ve alacaklarına da ihtiyati tedbir/ihtiyati haciz kararı verilmesi için istinaf edilmiş ise de davacı tarafça talep edilen tedbirin ihtiyati haciz mahiyetinde olduğu, davalı hakkında başlatılan ve kesinleşen takip dosyası üzerinden davalı şirketin banka hesaplarına ve üçüncü kişilerdeki (ticaret sicil, vergi dairesi vb. kurumlardaki) hak ve alacaklarına haczin tatbik edilmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla talep edilen tedbir yönünden davacının hukuki yararı bulunmamaktadır.Sonuç olarak, mahkemece verilen ana karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan iflas muhafaza tedbiri talep eden davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi gereğince REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince yatırılan 732,00 TL harcın mahsubuna yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.20/05/2026