İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan mühendislik ürünü satışında ödenmeyen fatura ve ayıp iddialarına ilişkin itirazın iptali davası istinaf kararı.
Özet: Davacı şirket, davalıya teslim edip 112.100,00 TL bedelle faturalandırdığı hazır sıva santrali yan ekipmanlarının ödenmeyen bedeli için başlattığı icra takibine davalının ödeme ve ayıp iddialarıyla haksız itiraz etmesi üzerine, bu iddiaların dava konusu fatura dışındaki başka işlemlerle ilgili olduğunu savunarak itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1766
KARAR NO : 2026/818
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/340
KARAR NO : 2023/386
DAVA TARİHİ : 15.03.2018
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 09.06.2026
KARARIN YAZ. TARİH : 09.06.2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.05.2023 tarih ve 2018/340 Esas, 2023/386 Karar sayılı kararının istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin mühendislik ürünü olarak konkasör, otomasyon sistemleri, taş, çakıl, beton makineleri, hazır sıva santralleri, mobil inşaat malzemesi makineleri ve beton santrali üretimi yaptığını, müvekkilinin agrega bunkeri (beton santrali yedek parçası) ve hazır sıva santrali ile ekipmanlarını imal ederek davalıya sattığını, hazır sıva santrali yan ekipmanları olarak üretilen ve davalıya teslim edilen ürünlerin mikser yükseltme platformu ve otomasyon sistemi, kireç besleme bunkeri, mikser yükleme bandı, transmikser ve kepçe kovası (...) olduğunu ve buna ilişkin olarak da davalı gerçek kişi tacir işletmesi adına A-104481 numaralı 25.07.2017 tarihli 112.100,00 TL bedelli faturanın tanzim edildiğini, müvekkil şirket tarafından hazır sıva santrali yan ekipmanları olarak üretilen mikser yükseltme platformu, kireç besleme bunkeri, mikser yükleme bandı, transmikser ve kepçe kovasının 17774, 17783, 17788, 7432 ve 7495 numaralı sevk irsaliyeleri ile sırasıyla 04.04.2016 18.04.2016 18.05.2016 - 07.10.2016 ve 15.02.2017 tarihlerinde üretimi gerçekleştikçe bekletilmeden parça parça davalıya teslim edildiğini, fatura içeriği ürünlerin teslim edildiğinin sevk irsaliyeleri ile sabit olduğunu ve sevk irsaliyelerinde "imalatı devam eden projenin kısmı sevkiyatıdır proje bitiminde fatura kesilecektir" ibaresinin bulunduğunu ve projenin bitiminde de davalı namına A-104481 numaralı 25.07.2017 tarihli 112.100,00 TL bedelli fatura tanzim edilerek, Karşıyaka 5. Noterliğinin 09.08.2017 tarih ve 22929 yevmiye numaralı ihtarname ekinde davalıya gönderildiğini, davalının ihtarnamenin tebliği üzerine, Dalaman Noterliğinin 16 Ağustos 2017 tarih ve 5944 yevmiye numaralı cevap ihtarnamesi keşide ettiğini ve ihtarname ekinde faturanın iade edildiğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Torbalı İcra Müdürlüğünün 2017/4280 E. sayılı takip dosyasıyla 25.07.2017 tarihli 112.100,00 TL bedelli faturaya dayalı olarak 112.100,00 TL asıl alacak ve 1.886,50 TL işlemiş faiz toplamı 113.986,50 TL'nin tahsili amacıyla takip başlattıklarını, davalının icra takibine itiraz ederek, takibi durdurduğunu, davalının yetki itirazının icra takibi satış sözleşmesinden/ faturadan doğan para borcunun tahsili talebiyle açıldığından müvekkili şirketin mukim olduğu Torbalı İcra Dairesinin ve itirazın iptali davasında İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğunu, davalının Dalaman Noterliğinin 16 Ağustos 2017 tarih ve 5944 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile çek ile 50.000 TL, nakit olarak 65.000 TL ve yine çek ile 75.000 TL ödendiğini, dolasıyla borçlarının kalmadığını" beyan ettiğini ve bu ödemelerin farklı faturalara ilişkin ödemeler olduğunu, 20.04.2016 keşide tarihli 50.000 TLlik çek ile A-32825 numaralı 20.02.2016 tarihli 50.000,44 TL bedeli fatura ve 23.06.2016 keşide tarihli 75.000 TLlik çek ile A-11183 numaralı 06.12.2016 tarihli 75.000,00 TL bedeli faturanın ödendiğini,davalının 65.000 TLlik ödeme iddiası ise dava konusu fatura ve müvekkil şirkete ile alakalısının olmadığını, davalının ayıp iddiası A-32825 numaralı 20.02.2016 tarihli 50.000,44 TL bedeli fatura ile A-11183 numaralı 06.12.2016 tarihli 75.000,00 TL bedeli fatura içeriği ürünlerle alakalı olduğunu, dava konusu 25.07.2017 tarihli 112.100,00 TL bedelli fatura içeriği olan ürünlerin hazır sıva santrali yan ekipmanları olarak üretilen mikser yükseltme platformu ve otomasyon sistemi, kireç besleme bunkeri, mikser yükleme bandı, transmikser ve kepçe kovası olup hazır sıva santrali tesis yan aksamları ile ilgili ayıp iddiası mevcut olmadığını, ayıp iddiasının varlığı kabul edilse dahi ayıp ihbarının da süresinde olmadığını belirterek İİK m.50/1; HMK m.10 ve TBK m.89 uyarınca davalı yanın Torbalı İcra Müdürlüğünün yetkisine dair itirazın iptaline, davalı borçlunun icra takibine karşı yapmış olduğu haksız borca itirazın iptali ile takibin devamına, İİK m.67/son uyarınca itiraz edilen tutar olan takip çıkışı 113.986,50 TL üzerinden davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenilmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından süresinden sonra verilen dilekçe ve beyanlarında özetle; taraflar arasında hazır sıva santralı yapımı, montajı ve tam çalışır vaziyette teslimi konusunda anlaşma yapıldığını, davalının Şubat/2016 ayından itibaren bir kısım işleri yapmaya başladığını ve davacıya 20.04.2016 keşide tarihli 50.000.-TL ve 23.06.2016 keşide tarihli 75.000.-TL çekler ile 23.02.2016 tarihinde şirket sahibi ....’a 65.000.-TL elden ve nakden ödeme yapıldığını, davacıya 20.02.2016 tarih ve 32826 No’lu 50.000.-TL bedelli ve 06.12.2016 tarih 11183 No’lu 75.000.-TL bedelli faturadaki işleri yaparak teslim ettikten sonra teslimatı durdurduğunu ve sözleşmeyi ifadan kaçındığını, davacının eksik ve ayıplı olarak işi teslim etme girişimlerine olumsuz yanıt verilerek işlerinin aksamaması için işlerin geri kalan kısmını 3.kişilere yaptırmak suretiyle Mart 2017 ayından itibaren hazır sıva imalatı ve satışı yapmaya başladıklarını, bunun üzerine davacının 25.07.2017 tarih ve 104481 No’lu faturayı düzenleyerek Karşıyaka 5.Noterliğinin 09.08.2017 tarih ve 22929 Yevmiye No’lu ihtarnamesi ile müvekkiline gönderildiğini müvekkilinin de Dalaman Noterliğinin 16 Ağustos 2017 tarih ve 5944 yevmiye numaralı ihtarnamesi hazır sıva makinasının imalat ve montajının yapılmadığını ve teslim de edilmediğinden itiraz ederek faturayı iade ettiklerini, sevk irsaliyelerinde teslim edildiği iddia edilen mallar ile fatura içeriğinin birbirini doğrulamadığını belirterek davanın reddine, davacının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 09.05.2023 tarih ve 2018/340 Esas, 2023/386 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...önceki bilirkişi raporlarının kıyaslanarak tarafların rapora itirazlarının da değerlendirildiği 09.09.2022 tarihli bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından hükme esas alındığı, söz konusu bu rapora göre davacının imalat ve montajını üstlendiği hazır sıva santrali yan ekipmanları olarak üretilen kireç boşaltma ünitesi, kireç besleme bunkeri ve mikser, hareketli vinç ve şasesi, mikser yükseltme platformu, kum- çakıl bunkerinin davalıya kepçe kovası hariç olarak teslim edildiği, davacı tarafça teslim edilen imalatlarda kısmi olarak eksik ve ayıp olduğu, ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğunun belirtildiği; taraflar arasında yapılan eser sözleşmesine göre davacının yapımını üstlendiği hazır sıva tesisinin imalatına ait yapılacak işlerin peyderpey teslimi ve montajının yapılacağının kararlaştırıldığı, davacı tarafça davalıya teslim edilen malzemelerin tek başına kullanılabilir türde olmadığından sevk irsaliyesi ile teslimlerinin yapıldığı tarihin ayıp ihbar süresi yönünden esas alınamayacağı, davalının Dalaman Noterliğinin 16/08/2017 tarihli ve 05944 Yevmiye nolu İhtamamesi ile davacıya ayıp ihbarında bulunduğu ve davacının kestiği 25/07/2017 tarihli 112.100,00 TL tutarındaki faturasını iade ettiği böylece davalının süresinde ayıp ihbarında bulunduğunun anlaşıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalıya teslim edilen imalatların teslim günüdeki tam ve ayıpsız bedelinin 170.000,00 TL olduğu, davalının davacıya 20.04.2016 tarihli 50.000,00 TL ...... Şti.' ne ait çek ve 23.06.2016 tarihli 75.000,00 TL bedelli ....'e ait çek olmak üzere toplam 125.000,00 TL ödeme yaptığının belirtildiği, 125.000,00 TL ödemenin davacının da kabulünde olduğu, davalı tarafından 23/02/2016 tarihinde davacı şirketin yetkilisi .... isimli şahsa 65.000,00 TL ödeme yapıldığının savunulduğu ve “65.000,00 TL’yi 23.02.2016 tarihinde elden nakit olarak aldım” ibareli belge aslının dosyaya sunulduğu, Mahkememizce davacı şirketin yetkilisi .....'a sözkonusu belge altındaki imzaya itirazı varsa duruşmaya gelerek bildirmesi ve imza örneklerini vermesi, ayrıca hangi kurum ve yerlerde imzaları olduğunu bildirmesi, duruşmaya mazeretsiz olarak gelmemesi veya gelip de itirazda bulunması durumunda belge altındaki imzanın kendisi tarafından atıldığını kabul etmiş sayılacağı hususunda isticvap davetiyesi gönderilmesine rağmen davacı şirket yetkilisi .....'un isticvap duruşmasına icabet etmediği bu nedenle belge altındaki imzanın kendisi tarafından atıldığını kabul etmiş sayıldığı, bu durumda davalı ödemesinin 125.000,00 TL+65.000,00TL= 190.000,00 TL olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalıya teslim edilen imalatların teslim günüdeki tam ve ayıpsız bedelinin 170.000,00 TL olduğundan davacının davalıdan takip tarihi itibariyle alacağı bulunmadığı anlaşıldığından davacının itirazın iptali davasının reddine karar verilmiş, davacının icra takibinde kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili tarafından verilen 14.09.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Dosyada mevcut bilirkişiler .... ve .... tarafından hazırlanan raporun sonuç kısmında "Davacının imalat ve montajını üstlendiği hazır sıva santrali yan ekipmanları olarak üretilen; Kireç Boşaltma Ünitesi, Kireç Besleme Bunkeri ve Mikser, Hareketli Vinç ve Şasesi, Mikser Yükseltme Platformu, Kum - Çakıl Bunkerinin davalıya kepçe kovası hariç olarak teslim edilmiş olduğu" tespitinde bulunduğunu, bu tespite kısmen itiraz ettiklerini, kepçe kovasının da davalı tarafa teslim edildiğini, yani dava konusu 104481 numaralı 25/07/2017 tarihli faturada belirtilen tüm kalemlerin davalıya teslim edildiğini, yargılama esnasında yapılan keşifte müvekkili şirketin dava konusu malları teslim ettiğinin tespit edildiğini, ancak davalı tarafından teslimi gerçekleşen mallarla ilgili müvekkiline ödeme yapılmadığını,
-Eksik teslimi kabul etmemek kaydıyla; bilirkişi raporunun sonuç raporunda ayıbın açık ayıp olduğunu belirttiğini, müvekkilinin eksik teslim yaptığı bir an için kabul edilecek dahi olsa açık ayıplarla ilgili TTK'da hüküm altına alınan ihbar sürelerine davalı tarafından uyulmadığını, davalının açık ayıpla ilgili olarak müvekkili şirkete yapmış olduğu herhangi bir ayıp ihbarı bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından davalıya yapılan imalatlarda herhangi bir ayıp olması halinde davalının bu ayıp ihbarını müvekkili şirkete bildirmesinin gerektiğini, davalının ayıp ihbarında bulunmayıp varsa ayıpları kendisi ya da başka bir yerden temin ederek gidermesi halinde eseri zimnen kabul etmiş olduğunun değerlendirilmesi gerektiğini, kaldı ki müvekkili şirket tarafından yapılan imalatlarda herhangi bir ayıp da olmadığını, ayıp iddiasının müvekkiline borcunu ödemeyen davalının sorumluluktan kaçmasından başka amaç taşımadığını, müvekkilinin hizmeti ayıplı olsa bile davalı tarafından ilk kez Dalaman Noterliği'nin 16.08.2017 tarih ve 05944 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirilen ayıp ihbarının süresinde olmadığını, tamir yaptırıldıktan sonra ayıp ihbarında bulunduğu hususundaki savunmanın geçersiz olduğunu, tamirden sonra ayıp ihbarı olmayacağını, kaldı ki bu ihtarda davalı tarafın makineyi Mart 2017 yılından beri kullandığını ifade ettiğini,
-Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda, açık ayıplarda TBK m.474 ; gizli ayıplarda ise TBK m.477 hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunulduğu takdirde iş sahibinin, Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde tanınan hakları kullanabileceğini, eserin tesliminden sonra işlerin olağan gidişine göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve kusurları varsa açık ayıpları yükleniciye derhal bildirmek zorunda olduğunu, tersi durumunda yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulmuş olacağını, ayıp, sonradan ortaya çıkarsa, yükleniciye derhal bildirmek zorunda olduğunu, iş sahibinin bu yükümlülüğünü yerine getirmemişse, eseri zımnen kabul etmiş sayılacağını, Yargıtay'ın benzer bir uyuşmazlıkta iş sahibi tarafından malların tesliminden 50 gün sonra yapılan ayıp ihbarının süresinde olmadığını içtihat ettiğini, buna ilişkin olarak dilekçelerinde Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 04.03.2008 tarih ve E:2007/2157, K:2008/1382 sayılı ilamına değinildiğini,
-Davalı tarafından ilk kez Dalaman Noterliği'nin 16.08.2017 tarih ve 05944 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirilen ayıp ihbarı malların tesliminden 1 yıl 4 ay 12 gün sonra yapıldığını, Yargıtay içtihatları ve 6098 sayılı TBK'ya göre eserdeki gizli ayıbın öğrenilmesiyle birlikte bu ayıbın (gecikmeksizin) yükleniciye bildirilmesinin gerektiğini, Yargıtay'ın, gizli ayıbın öğrenilmesinden 1 ay sonra iş sahibinin bunu yükleniciye bildirmiş olduğu benzeri bir uyuşmazlıkta, ayıp ihbarının süresinde olmadığını ve iş sahibinin eseri olduğu gibi kabul etmiş olduğunu içtihat ettiğini, buna ilişkin olarak yine dilekçelerinde emsal Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 22.02.2016 tarih ve E:2015/4406, K:2016/1130 sayılı ilamına değinildiğini,
-09.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda yer alan teknik bilirkişi raporunun sonuç bölümünde dilekçelerinde alıntıladıkları kısma katılmadıklarını, öncelikle tüm tesisin teslim tarihindeki fiyatının 170.000 TL olmasının mümkün olmadığını, bilirkişi tarafından 170.000 TL bedelin hesaplamaya dahil edilmesinin yerinde olmadığını, bilirkişi tarafından yapılan bu tespit teslim tarihinden 2 yıl 3 ay gibi bir zaman geçtikten sonra yapıldığını ve somut bir hesaplama biçimi ortaya konmadan rapor edildiğini, mahkemece bu bedelin hükme esas alınmasının doğru olmadığını, zira müvekkilinin hak ediş toplamının daha önceki raporlarda belirtilen ve yargılama aşamasında yapılan keşif ile tesliminin yapıldığı tespit edilen ürünlere ait faturalar toplamı olan 237.100,43 TL olduğunu, davacının müvekkile yapmış olduğu ödemenin ise toplam 125.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirkete yapılan başkaca bir ödeme bulunmadığını, dolayısı ile müvekkili şirketin bakiye alacağı toplamın ise 112.100,43 TL olduğunu, 112.100,43 TL'den mahkemece elden ödeme kabul edilen 65.000 TL tutarın düşülmesi halinde müvekkilinin 47.100,43 TL alacaklı olduğunun ortada olduğunu,
Sunulu ve resen gözetilecek sebeplerle ve fazlaya ilişkin dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla; istinaf başvurularının kabulü ile İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.05.2023 Tarih ve 2018/340 E., 2023/386 K. Sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili, müvekkili tarafından agrega bunkeri (beton santrali yedek parçası) ve hazır sıva santrali ile ekipmanlarının imal edildiği ve davalıya satıldığını, müvekkili tarafından üretilen ekipmanların, sevk irsaliyeleriyle parça parça davalıya teslim edildiğini, sevk irsaliyelerinde imalatı devam eden projenin kısmi sevkiyatının olduğu ve proje bitiminde fatura kesileceğinin belirtildiğini ve davalı namına 25.07.2017 tarih, 112.100 TL bedelli fatura tanzim edilerek, davalıya gönderildiğini, davalı tarafından faturanın iade edildiğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe davalı tarafça haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsilini istemektedir.
Davalı vekili, taraflar arasında hazır sıva santrali yapımı, montajı ve tam çalışır şekilde teslimi konusunda anlaşma yapıldığını, davalının 2016 yılı Şubat ayından itibaren bir kısım işleri yapmaya başladığını, buna göre davacıya 20.04.2016 keşide tarihli 50.000 TL ve 23.06.2016 keşide tarihli 75.000 TL bedelli çekler ile ödeme yapıldığını, ayrıca şirket yetkilisi ....'a elden 65.000 TL ödeme yapıldığını, davalının 50.000 TL ve 75.000 TL bedelli faturalarda yazılı işleri teslim ettikten sonra teslimatı durdurduğunu ve sözleşmeyi ifadan kaçındığını, işin geri kalan kısmının davalı müvekkilince üçüncü şahıslara yaptırıldığını, 2017 yılı Mart ayı itibariyle hazır sıva imalat ve satışına başlandığını, davacının 25.07.2017 tarihli bir fatura düzenleyerek müvekkiline ihtarda bulunduğunu, hazır sıva makinesinin imalatı ve montajının yapılmadığını ve müvekkiline teslim edilmediğini, teslim edilmeyen mallara ilişkin dava konusu faturanın itiraza uğradığını ve davacıya iade edildiğini, dava konusu fatura nedeniyle müvekkilinin davacıya borçlu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Taraflar arasında hazır sıva santrali yapımı işine dair eser sözleşmesi kurulduğu anlaşılmakta olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Uyuşmazlık, davacı yüklenicinin , icra takibine dayanak 25.07.2017 tarihli faturaya dayalı imalatlar nedeniyle, davalıdan alacaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece mahallinde iki kez keşif yapıldığı, makine mühendisi ve mali müşavir bilirkişilerin kök ve ek raporlarını dosyaya sundukları, söz konusu raporlardan sonra başka bir mali müşavir bilirkişiden kök ve ek rapor alındığı, İlk derece mahkemesince 03.03.2022 tarihli celsede; davacının, imalat ve montajını üstlendiği hazır sıva santrali yan ekipmanları olarak üretilen mikser yükseltme platformu, kireç besleme bunkeri, mikser yükleme bandı, transmikser ve kepçe kovasını davalıya tam ve eksiksiz olarak teslim edip etmediği, teslim ettiği imalatlarında ayıp olup olmadığı, var ise ayıbın niteliği, süresinde ihbar edilip edilmediği, davalı tarafından imalat bedelinin ödenip ödenmediği, ödenmemiş ise takip tarihi itibariyle borç miktarının tespiti hususunda önceki bilirkişi raporlarıyla kıyaslanmak ve tarafların önceki raporlara yaptıkları itirazları değerlendirilmek suretiyle makine mühendisi ve mali müşavir bilirkişiden oluşan yeni bir heyetten rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi heyetinin 09 Eylül 2022 tarihli raporunu dosyaya sunduğu görülmektedir.
Taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu hususu uyuşmazlık konusu olmamakla birlikte sözleşmeye konu iş bedelinin kararlaştırılmadığı anlaşılmaktadır.
6098 sayılı TBK'nın 481. maddesinde; ''Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Eser sözleşmesi ilişkisinin varlığı kabul edilip sözleşmede bedel yazılı olmaması ya da sözlü sözleşme ilişkisinde tarafların bedelde anlaşamamaları halinde yüklenicinin gerçekleştirdiği imalât bedelinin, 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesi hükmünce yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanacağı kabul edilmelidir.
Davacı vekilince, icra takibine dayanak faturada belirtilen tüm imalatların davalıya teslim edildiği, davalı tarafça ileri sürülen ayıpların açık ayıp olduğu, davalının açık ayıplarla ilgili olarak süresinde ihbarda bulunmadığı yönünde istinaf itirazında bulunulmuş ise de; taraflar arasındaki sözleşmeye konu imalatların eksiksiz ve ayıpsız şekilde yapılması halinde iş bedelinin 170.000 TL olacağının mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporuyla saptandığı , yapılan imalatlar karşılığında davalı tarafından, davacıya 50.000,00 TL ve 75.000,00 TL tutarındaki çeklerle 125.000,00 TL'lik ödeme yapıldığı, bu ödemelerin davacı yanın da kabulünde olduğu, davacı tarafından ayrıca davacı şirket yetkilisi olan .....'a 65.000,00 TL tutarında elden ödeme yapıldığı, 65.000,00 TL'lik ödemeye ilişkin mahkemece gerekli inceleme ve araştırmaların yapılmış olduğu, buna göre davalı tarafından davacı yana yapılan ödeme tutarının toplam 190.000,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı kabul edilse dahi, davalının, eksiksiz ve ayıpsız iş bedeli olan 170.000,00 TL'nin üzerinde bir ödeme yaptığı, bu durumda davalı tarafça, ayıp nedeniyle yapılmayan ödeme olduğundan söz edilemeyeceği, mahkemece davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.05.2023 tarih ve 2018/340 Esas, 2023/386 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 344,45 TL harcın mahsubu ile kalan 387,55 TL harç bedelinin davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361/(1) maddesi gereğince, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere 09.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.