Bakırköy Ticaret Mahkemesi, sigorta şirketinin kasko poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat davasında haksız fiil nedeniyle görevsiz olduğuna karar verdi.
Özet: Sigorta şirketi, kasko poliçesi kapsamında sigortalısına ödenen ve bir trafik kazası sonucu davalı aracın çarpmasıyla meydana gelen 45.855,96 TLlik maddi hasarın, davalıdan yasal halefiyet ilkesine dayanarak ticari faiziyle birlikte rücuen tahsilini talep etmiş; ancak mahkeme, kaza sonrası sürücünün firar ettiği ve kusurun soruşturmayla sabit olduğu olayda, bu tür bir sigortacı halefiyetine dayalı rücuen tazminat davasının, haksız fiilden kaynaklanması ve sigortalının gerçek kişi ve hususi otomobil sahibi olması nedeniyle ticari dava niteliğinde olmadığına, dolayısıyla Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar vermiştir.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/473 EsasKARAR NO : 2026/510DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)DAVA TARİHİ : 02/06/2026KARAR TARİHİ : 04/06/2026KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalanan ..... plakalı aracın, 04.02.2025 tarihinde davalıya ait .... plakalı aracın çarpması sonucu maddi hasara uğradığını, davalı araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden firar ettiğini, çarpma anının çevre sakinlerince kayıt altına alındığını, sigortalının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunduğunu ve soruşturma dosyasının davalının kusurunu ortaya koyduğunu, ekspertiz incelemesi neticesinde tespit edilen hasar bedelleri olan 19.03.2025 tarihli 40.000,00 TL ve 20.03.2025 tarihli 5.855,96 TL olmak üzere toplam 45.855,96 TL'nin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, 6102 sayılı TTK m. 1472 uyarınca müvekkili şirketin sigortalısının tüm haklarına halef olduğunu, zararın ticari bir işletmeye ait araçtan kaynaklanması ve rücu ilişkisinin niteliği gereği ödeme tarihlerinden itibaren ticari (avans) faiz talep etme hakkının doğduğunu, işbu dava ikame edilmeden evvel dava şartı olan arabuluculuk sürecinin işletildiğini ancak davalı taraf ile anlaşma sağlanamadığını belirterek, borcun tahsilatının imkansız hale gelmemesi için öncelikle olayı yaratan ..... plakalı araç kaydına teminatsız olarak ihtiyaten tedbir konulmasına karar verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; 19.03.2025 ödeme tarihli 40.000,00 TL'nin ve 20.03.2025 ödeme tarihli 5.855,96 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi ile tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasıdır.Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nun 114/c maddesi gereğince mahkemelerin görevi dava şartı olup, yasanın 115. maddesi gereğince mahkeme dava şartının bulunup bulunmadığını res'en araştırmakla yükümlüdür. TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası ticari dava sayılamaz. Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir.Somut olayda 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından " Kasko Poliçesi" kapsamında sigortalısına ödenen tazminatın, trafik kazasının meydana gelmesinde kusurlu bulunan araç malikinden rücuan tahsili isteminden kaynaklanmaktadır.Dava dışı sigortalı gerçek kişi olup sigortalıya ait aracın hususi otomobil olduğu ve uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı anlaşıldığından görevli Mahkemenin tayininde dava dışı sigortalı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin nazara alınması gerekmektedir. Davacı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödeme, dava dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere kasko sigortasına dayandığından dava konusu olayda ZMMS hükümlerinin uygulanmasını gerektirir bir durum bulunmamaktadır. Açıklanan bu nedenlerle uyuşmazlığın çözümünde Mahkememizin görevli olmadığı, uyuşmazlığın haksız fiile dayanılması sebebi ile genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisi olduğu, göreve ilişkin usul kurallarının HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartı olduğu, dava şartlarının ise kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olması sebebiyle dava şartı yokluğundan HMK'nun115/2. maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/06/2026Katip.... ¸e-imzalıdırHakim...... ¸e-imzalıdır