İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde, davalının iflası sonrası itirazın iptali davasının kayıt kabul davasına dönüşmesi ve ticari defterlerle alacak tespiti.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı şirketin davalıdan ticari hizmet ve faturalardan kaynaklanan alacağının ödenmemesi üzerine başlattığı itirazın iptali davasının, davalının iflas etmesiyle birlikte kayıt kabul davasına dönüştüğü anlatılmaktadır; mahkeme, bu dönüşüm nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin geçerliliğini yitirdiğini belirtmiş ve alacak uyuşmazlığını, davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerini esas alarak incelemeye devam etmiştir, zira her iki taraf da tacir olup davalı tarafça bir cevap sunulmamış ve ticari defterler ibraz edilmemiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/381
KARAR NO : 2026/530
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/09/2020
KARAR TARİHİ : 11/06/2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız ----. Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
I.DAVA:
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı ---- Arasında yapılan teknik servis hizmetine ilişkin fatura ve cari hesaptan kaynaklanan borcu bulunmaktadır. Söz konusu alacağın ödenmemesi sebebiyle 22.01.2018 tarihinde --- Noterliğinde ----- yevmiye numaralı ihtarname ile borçlu şirkete bakiye borcunun ödenmesi hususunda 3 günlük süre verilmiş verilen süre içerisinde ödenmemesi halinde borçlu hakkında icra takibi yapılacağı, doğacak harç, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden de mesul olacağı ihtaren bildirildiğini, davalının, fatura ve cari hesaptan kaynaklı olarak işlemiş faiz ile beraber borcu muaccel hale geldiğini, söz konusu borç için --- İcra Müdürlüğü ----- Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının borca, faize ve tüm ferilerine, kısaca ilamsız başlatılan takibin bütününe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne; davalı/borçlunun haksız ve dayanaksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalı hakkında alacağın %100'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
ll. CEVAP:
Davalı tarafın davaya cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
lll.İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava, alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davadan sonra davalı şirket iflas etmiştir.
Davalı iflasa tabi kişilerden olup da yargılama sırasında iflas ettiği takdirde itirazın iptali davası, kayıt kabul davasına dönüşür. Davalının iflası üzerine, İİK madde 194/1 hükmü gereği dava durur. İflas kararı (İflasın açılması) ile hukuk davaları 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 194/1 hükmünde ikinci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar durur, bu halde mahkemece 2.Alacaklılar toplantısı yapılması beklenir. Öncelikli olarak iflas kararının kesinleşmesi gerekmektedir. İflas kararı kesinleştikten sonra iflas idaresi, alacaklıları inceler, alacakları ya reddeder ya da sıra cetveline geçirir. İkinci alacaklılar toplantısında, alacak iflas masasına kesin olarak kayıt ve kabul edilmiş ise dava konusuz kalır, alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilmesi gerekir. Kayıt kabul davasında artık, husumet iflas idaresine yöneltilecek ve alacağın ispatlanması halinde iflas kararı verildiği tarih itibari ile dosya borcu tespit edilecek, nihayetince bu alacağın iflas eden şirketin iflas masasına kayıt ve kabulü ile sınırlı şekilde karar verilecektir. Kayıt kabul davasında, davanın niteliği değiştiği ve artık itirazın iptali davası olmadığı için icra inkar tazminatına da hükmedilemez. Kayıt Kabul davalarında, maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.
Bu bilgiler ışığında davanın kayıt kabul davasına dönüştüğü kabul edilmiştir.Uyuşmazlık, davacının davalıdan fatura/cari hesap alacağı bulunup bulunmadığı hususundadır.
Tüm Dosya Münderecaatı Kapsamında Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, davalıya fatura konusu hizmeti verdiğini / malı sattığını ispatlaması gerektiği, davacı vekili teslime dair bir vesika sunmamışsa da ticari defterler taraflar lehine delil olabilecekitir, zira uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olduğu yani iki tarafında defter tutma yükümlülüğü bulunduğu, uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari defterlerine geçirilmesi gereken bir işten doğmuş olduğu, davacının defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olduğu bilirkişi raporu içeriğinden anlaşılmıştır.TTK 82.maddesi gereğince, kural olarak ticari defterler tacirler arasında çıkan uyuşmazlıklarda delil olarak kabul olunur. (Yargıtay ----
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020 T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmü düzenlenmiştir.
Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmak üzere inceleme günü verilmiş, bu karar davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği halde, davalının ticari defterlerini sunmadığı, bilirkişi raporunun davacının ticari defterlerinin incelenmek suretiyle hazırlandığı, dava konusu fatura alacağının davacı şirketinin defterlerinde ise kayıtlı olduğu ise, bilirkişi raporu ile sabittir. HMK 222/3'e göre, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi sebebiyle, maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartlara uygun olarak tutulmuş davacının ticari defter kayıtlarının kendi lehine delil teşkil ettiği, bunun aksinin davalı tarafça senet veya diğer bir kesin delille de ispatlanmadığından, davacının takip tarihi itibariyle bilirkişi raporuna göre 4.304,50 TL asıl alacağı bulunduğu değerlendirilmekle, davanın kabulüne karar verilmiştir.İcra İnkar Tazminatı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Kayıt kabul davasında, davanın niteliği değiştiği ve artık itirazın iptali davası olmadığı için icra inkar tazminatına da hükmedilemeyeceğinden icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir.
IV.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile:
4.304,50 TL'nin davalı iflas masasına kayıt ve kabulüne,
2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından 73,97 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 677,60 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 4.304,50 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 128,37 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 857,75 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesineDavalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, avalının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince talep halinde karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine,
8-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,Dair; taraf vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.