Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde ölümle sonuçlanan trafik kazası sonrası kız ve eski eşin sigorta şirketi ile kusurlu sürücüye karşı destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davası.
Özet: Davalı sürücünün %100 kusurlu olduğu trafik kazasında babasını/eski eşini kaybeden davacılar; kızı olarak eğitim ve yaşam giderleri için aldığı maddi destek ile babasının ölümüyle yaşadığı derin manevi zararın, eski eşi olarak ise vefat edenden aldığı nafakanın kesilmesi sebebiyle uğradığı maddi kaybın karşılanmasını talep ederken, davalı sigorta şirketi önceden diğer mirasçılara yapılan ödeme ve alınan ibranameyle sorumluluğunun sona erdiğini ve başvuru eksikliklerini, diğer davalı sürücü ise davacılar ile ölen arasında bir destek ilişkisi bulunmadığını öne sürerek tazminat taleplerine itiraz etmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/291 EsasKARAR NO : 2026/471DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)DAVA TARİHİ : 21/03/2024KARAR TARİHİ : 08/06/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 24/06/2026Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ...'in sevk ve idaresinde bulunmakta olan davalı ... adına kayıtlı ve ... de ... poliçe numarasıyla sigortalı bulunan ... plakalı aracın, 07.07.2022 tarihinde ...'a ait ... plaka sayılı araca çarparak ...'ın ölümüne sebebiyet verdiğini, meydana gelen kazada davalılardan ...; %100 kusurla, ölümlü/maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, kaza sonucu müvekkillerinden birinin babası diğerinin ise nafaka alacaklısı olduğu eski eşi olduğunu ...'ın olay yerinde vefat ettiğini, müvekkillerinden ..., müteveffa ...'ın eski eşi olduğunu, müvekkili ve müteveffa, Sivas .... Aile Mahkemesinin ... E. ... K. Sayılı dosyasında verilen karar ile boşanmış olup ... müvekkiline nafaka ödemekte olduğunu, müvekkilinin işbu karar gereğince müteveffanın nafaka alacaklısı olduğunu, diğer müvekkili ...'ın ise müteveffanın kızı olup yüksek öğretim kurumlarında eğitim görmekte ve aynı boşanma dosyası gereğince kaza öncesi müteveffa tarafından kendisine de nafaka ödenmekte olduğunu, kaza sonrası Bakırköy .... Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dosyada mahkeme tarafından davalı ...'in asli ve tam kusurlu olduğunun açıkça ifade edildiğini, kazaya ağır kusurlu olarak sebebiyet veren davalı ... ve diğer davalıların, ölüm sebebiyle meydana gelmiş olan zararı karşılamalarının gerekmekte olduğunu, kaza sonucu müteveffanın cenaze giderlerinin, kızı ... tarafından karşılandığını, bununla birlikte kaza tarihinde öğrenci olan müvekkilinin halen öğrenci olduğunu, müvekkiline ait geçim giderlerinin olması sebebiyle bu giderlerin müteveffa tarafından karşılanmakta olduğunu, müteveffanın ölümüyle birlikte müvekkilinin kendisine sunulan maddi destekten mahrum kaldığını, ayrıca babasının ölümüyle derinden sarsılmış olan müvekkilinin meydana gelen manevi zararının da karşılanması gerektiğini, müvekkilinin babasının ölümüyle yaşamış olduğu derin elem ve ızdırabın büyüklüğünün, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar büyük olduğunu, açıklanan nedenlerden dolayı, fazlaya ilişkin hakları saklı kaymak kaydıyla her bir davacı için 1.000,00 TL toplamda 2.000,00 TL maddi tazminat ve ... için 100.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 102.000,00 TL maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kazaya ilişkin destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle müteveffanın eşi ... ve oğlu ...'ın Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde dava açmış olduklarını, işbu dava sürecinde davacı yan ile sulh olunduğunu ve taraflara 611.000,00- TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin tazminat sorumluluğunun sona erdiğini, konu kaza sebebiyle müvekkili sigorta şirketi nezdinde ... nolu hasar dosyası açılmış olduğunu, 31.05.2023 tarihinde 611.000,00-TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin, müteveffanın desteğinden yoksun kalan kişilere yapmış olduğu ödemeler amir mevzuata göre tespit edilmiş olduğunu, yapılan ödeme neticesinde destekten yoksun kalan tarafların ve müvekkili şirket arasında imzalanan ibraname ile destekten yoksun kalan taraf yönünden müvekkili şirketten herhangi bir alacağın kalmadığının kabul, beyan ve taahhüt etmiş olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, müvekkili şirketin ödemekle yükümlü olduğu tazminat ödemesinin olmadığını, davacının müvekkili şirkete usulüne uygun olarak müracaat etmemiş olduğunu, müvekkili sigorta şirketi tarafından dosyada inceleme yapılabilmesi için talep edilen kaza raporu, veraset ilamı, güncel vukuatlı nüfus kayıt örneği ve diğer eksik evrakların tamamlanmamış olduğunu, açıkça görüleceği üzere başvurunun usule uygun olarak yapılmadığını, müvekkili şirketin gerekli araştırmayı yapmasının kasten engellenmiş olduğunu, HMK 114 vd. uyarınca dava şartı noksanlığından huzurdaki davanın usulden reddini istemiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki maddi ve manevi tazminat talebinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, boşanmış olduğu eski eşi ve eski eşinden olan kızı ile iletişimi olmayan, gündelik hayatta görüşmeyen davacıların destekten yoksun kaldığı iddiasının asılsız olduğunu, davacı ..., talihsiz kaza sonucu hayatını kaybeden babasından ne kadar bir maddi destek aldığının araştırılması gerektiğini, müvekkili tarafça bilindiği üzere babası hayattayken eski eşi ve eski eşinden olan kızı ile iletişimi olmaması sebebiyle davacıların hesaplarının incelenerek rahmetli olan ... hayatta iken ne kadar maddi destek aldıklarının tespit edilmesi gerektiğini, ne davacının eski eşi olan ... ne de kızı olan ...'ın, mağdur sağlığındayken herhangi bir desteğinin mevcut olmadığını, destekten yoksun kalınması sebebiyle maddi tazminatın Yargıtay'ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere herhangi bir destek olması durumunda söz konusu olacağı şeklinde olduğunu, hayattayken eski eşi ve kızına maddi desteği olmayan rahmetli ...'ın ölümü sebebiyle kazada asli kusurlu olan müvekkilin davacılara maddi tazminat ödemesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, işbu kaza neticesinde müvekkilinin, sadece 27.300 TL adli para cezası aldığını, çünkü gerçekleşen kazada rahmetli ...'ın da kusuru bulunduğunu, Alınan bilirkişi raporunda da ... istikametinde motorsikletiyle ilerleyen ...'ın, aracını sürerken kasksız bir şekilde kullanmakta olduğunu, aracın hafif sürtmesi sonucunda kazanın gerçekleştiğini, ...'ın ise bu sürtme sonucu ne yazık ki kafasını bariyere vurarak hayatını kaybettiğini, ceza yargılamasında oluşan kanının ise eğer kast takmış olsaydı çok büyük ihtimalle hayatta olacağı şeklinde olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte maddi tazminat hesaplarınken ölen kişinin ve davacıların maddi durumuna göre detaylı bir araştırma yapılması gerekmekte olduğunu, açıklanan nedenlerden dolayı haksız açılan davanın reddini istemiştir.DELİLLER : Sivas .... İcra Dairesi, Sivas .... Sulh Hukuk Mahkemesi, Sivas .... Aile Mahkemesi, Bakırköy .... Asliye Ceza Mahkemesi, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Davacıların nüfus kayıtları, Sivas İl Emniyet Müdürlüğü ..., ..., ...., SGK, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi, Bakırköy .... Asliye Ceza Mahkemesi yazı cevapları, esas sayılı dosyası, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Dava, Trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Adli tıp kurumu ..... tarihli raporunda; 07.07.2022 günü saat 20.45 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile ... üzerinde ... istikametine doğru sağ şeritte seyir halinde iken kaza mahalli olan ... geldiğinde katılım şeridine doğru şerit değiştirme manevrası yaptığı esnada idaresindeki otomobilin sağ yan kısımlarıyla, katılım şeridinde seyreden müteveffa sürücü ... idaresindeki ... plakalı motosikletin ön kısımlarının çarpışması neticesinde dava konusunun müteveffa sürücünün ölümü olduğu trafik kazası meydana geldiği, İrdeleme: Trafik kazası tespit tutanağı incelendiğinde; olayın hız limiti 80 km/sa olan meskun mahalde gerçekleştiği, kaza mahalli yolun 4 şeritli, yol platform genişliğinin 15 metre olduğu, bölünmüş, asfalt kaplamalı, düz ve eğimli, kuru zeminli, kaza saatinde vaktin gece, havanın açık olduğu, aydınlatmanın bulunduğu, müteveffa sürücünün kaskının takılı olmadığının belirtildiğini, davalı sürücü ... 08.07.2022 tarihli ifadesinde özetle; "...07.07.2022 tarihinde saat 20.30 sıralarında sevk ve idaresi bana ait olan ancak çalıştığım şirket adına kayıtlı ... plaka sayılı araçla ... ... istikametinde yaklaşık 40 km/h ile 3. şeritte ilerlediğim esnada ... yol ayrımına girmek istedim. Sağa sinyal vererek yavaş yavaş 4. şeride geçtim. Geçtikten bir süre gittikten sonra ses duydum. Aracımı durdurduktan sonra aşağı indiğimde ismini olay nedeniyle öğrendiğim daha önceden tanımadığım ...'ın yerde yattığını görmem üzerine 112 unsurlarına haber verdim... Konuyla alakalı olarak ben 4. şeride geçtikten bir süre sonra kaza meydana gelmiştir. Şerit değiştirdiğim esnada dikiz aynamda motosiklete ait far ışığı yoktu. Geçtiğim esnada kaza meydana gelmemiştir. Ben şeride geçtikten bir süre sonra kaza meydana geldiği için motosikletin arkadan gelerek sağ arka kapıdan araca sürtüp yere düştüğünü düşünüyorum. Şerit ihlali yapmadım..." şeklinde beyanda bulunduğu, tanık ... 07.07.2022 tarihli ifadesinde özetle; "...07.07.2022 tarihinde saat 20.30 sıralarında sevk ve idaresi bana ait olan ... plaka sayılı motosiklet ile... istikametinde ilerlediğim esnada ... yol ayrımı verdiğinden dolayı 3 şeritli ... karayolu 4 şerit haline geldi. Bu esnada en sağ şeritte (4. şerit) bulunan ismini olay nedeniyle öğrendiğim daha önceden tanımadığım ...'ın sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı motosiklet yaklaşık 60 km/h ile ilerlediği esnada motosikletin sol şeridi olan 3. şeritte ismini olay nedeniyle öğrendiğim daha önceden tanımadığım ...'in sevk ve idaresinde olan yaklaşık 60 km/h ile ilerleyen ... plaka sayılı araç yaklaşık 50 metre ileride bulunan ... yol ayrımına girmek için sağa sinyal vererek yavaş yavaş sağ şeride geçmeye çalıştı. Ancak aracın sağ arka kapı kısmıyla sağ şeridinde bulunan motosikletin sol ön tarafından sürtmesi sonucu motosikletin dengesi kaybederek sağ tarafta bulunan bariyerlere düştü. Düşmenin etkisiyle başında kask bulunmayan ... kafasını bariyerlere çarptı..." şeklinde beyanda bulunduğunu, İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından Bakırköy .... Asliye Ceza Mahkemesi'ne sunulan 22.09.2022 tarihli raporda; sürücü ...'in asli kusurlu olduğu, sürücü ...'ın kendi ölümü üzerinde alt düzeyde tali kusurlu olduğu kanaatinin belirtildiğini, Bakırköy .... Asliye Ceza Mahkemesi'ne sunulan 08.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda; sürücü ...'in 1. dereceden asli tam kusurlu olduğu, sürücü ...'ın atfa kabil bir kusurunun bulunmadığı kanaatinin belirtildiğini, kaza anı görüntüsünü içeren CD'nin açıldığı, kaza anının görüldüğünü, Müterafik (birlikte) kusur kavramını belirten; Türk Borçlar Kanunu'nun 52. Maddesinde; "zarar gören... zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş, yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise; Hakim, tazminatı indirebilir ya da tamamen kaldırabilir" şeklinde düzenlendiğini, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin uygulamaları doğrultusunda (Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı ilamı) müteveffa sürücünün müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı ve değerlendirilmesinin takdiri yargı makamına bırakılmış olduğu, kask takıp takmamaktan kaynaklanan müterafik kusur dikkate alınmadan kazanın oluşumundaki sürücülerin hatalı tutum ve davranışları gözetilerek kazanın irdelendiğini, Tüm dosya kapsamı, tüm ifadeler, dilekçeler, kaza tespit tutanağı, olay yeri inceleme raporu, bilirkişi raporu, Bakırköy .... Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas nolu dosyaya ait 16.05.2023 tarihli gerekçeli kararı ile 06.03.2024 tarihli kesinleşme şerhi, dairemiz raporu incelendiğinde kazanın yukarıda “OLAY” kısmında açıklandığı biçimde gerçekleştiği anlaşılmış olmakla, mevcut verilere göre; Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile seyrini müteyakkız sürdürmesi, şerit değiştirme manevrası yapmadan önce geçeceği şeritte seyreden araçların seyir durumlarını dikkate alması, kontrollü bir şekilde şerit değiştirmesi gerekirken gerçekleşen olayda bu hususlara riayet etmediği, kontrolsüzce şerit değiştirme manevrası yaparak müteveffa sürücü idaresindeki motosiklet ile çarpışması sonucu meydana gelen olayda kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyir halindeyken sol tarafından gelerek kontrolsüzce seyir şeridine doğru manevra yapmaya çalışan davalı sürücü idaresindeki otomobil ile çarpışması sonucu meydana gelen olayda atfı kabil bir kusuru olmadığını, Sonuç : Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; Davalı sürücü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...'ın kusursuz olduğu kanaatine varıldığını bildirmiştir.Bilirkişi ... tarihli raporunda; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ... tarihli ... esas ve ... sayılı kararı çerçevesinde tazminatın hüküm tarihindeki duruma göre hesap edilmesi ve hüküm tarihine en yakın verileri nazara alarak rapor tanzim tarihine kadar gerçeklesen zararın somut olarak hesaplanması gerekmekte olduğunu, bu kapsamda iş bu raporda, rapor düzenleme tarihine kadar geçen süre için yapılacak zarar hesabında bilinen en son veriler dikkate alınarak ıskonto ve artırmaya tabi tutulmadan hesaplama yapıldığını, bilinmeyen dönem için ise “bakiye ömür yöntemi” kullanılmış olduğu, tazminat, ilgili dönemlere ait kesin iradın peşin değeri olarak hesaplandığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ..... tarihli ... esas ve ... sayılı, .... tarihli ... esas ve ... sayılı ve ... tarihli ... esas ve ... sayılı kararları ışığında, bilinen dönemde gelirin mevcut veriler nazara alınarak ıskonto ve artırma işlemi yapılmadan ve bilinmeyen döneme ait gelir ise, yıllık % 10 arttırılıp % 10 ıskontoya tabi tutularak dikkate alınması gerektiğini, bunun da matematiksel olarak faizin %0 alınması anlamına geldiğinden, işbu raporda tazminat hesabının %0 teknik faiz ile yapılmış olduğunu, Anayasa Mahkemesinin kararı, Yargıtay ...Hukuk Dairesinin ... tarih ve ....E, .... K sayılı ve Konya BAM .....Hukuk Dairesinin .... tarih ve .....E,....K sayılı kararında “Progresif Rant Yöntemi” kabul edilmiş olduğu ve uygulamanın bu yönde oluşmuş olduğunu, Hak Sahiplerinin Destek Süreleri: Yargıtay .....Hukuk Dairesinin .... tarih ve .... Esas, .... K.sayılı kararında ve bukonudaki Yüksek Mahkemenin yerleşmiş içtihatlarının incelendiğini, müteveffa ....11 yaşında, evli ve 2 çocuklu vefat etmiş olduğunu, kaza tarihine göre bakiye ömrünün 32.02 yıl olduğunu, müteveffanın eşinin kaza tarihinde 41.41 yaşında olup bakiye ömrünün 38.15 olmasına karşın destek süresi müteveffanın bakiye ömrü ile sınırlı olarak 32.02 yıl olduğu, 15.07.2054 tarihine kadar destek göreceğinin kabul edileceğini, çocuklarından ...’in dosyada mübrez 22.09.2022 tarihli öğrenci belgesinden belgenin verildiği tarihte 2 yıllık yüksekokulun 2.sınıfında olduğunun anlaşıldığını, ayrıca hakkında yapılan sosyal mali durum araştırmasına verilen 01.04.2024 tarihli cevapta davacının asgari ücretle çalıştığının tespit edildiğini, bu sebeple öğrenci belgesi dikkate alınarak davacı kızın 30.06.2023 tarihinde yükseköğreniminin sona ereceği ve bu tarih itibariyle müteveffanın davacıya desteğinin sona ereceğinin kabul edileceğini, müteveffanın oğlu ... kaza tarihinde 5.10, rapor tarihinde ise 8.30 yaşındadır. Yüksek öğrenim görüp görmeyeceği belli olmadığından 18 yaşına (31.05.2035 tarihine) kadar destek göreceğinin kabul edileceğini, müteveffanın anne babası kendisinden önce vefat etmiş olduğundan anne baba için pay ayrılmayacağını, müteveffanın ilk evliliğinden eşi olan ..., müteveffadan nafaka aldığını, müteveffanın vefatı sebebiyle nafaka alacağından mahrum kaldığı iddia edilerek tazminat talep ettiğini, dosyadan yapılan sosyal mali durum araştırmasına verilen 01.04.2024 tarihli cevapta davacının evli olduğunun tespit edildiğini, davacının evlenmiş olması halinde artık eski eşi olan müteveffadan nafaka talep etmesinin mümkün olmayacağını, dosyada mübrez Sivas Aile Mahkemesinin ... E., ... K. sayılı kararı ile davacı ile müteveffanın boşanmalarına karar verilmiş ve eski eş lehine kararın kesinleşmesinden itibaren aylık 140,00 (14.000.000 TL) yoksulluk nafakasına hükmedildiği, kararda nafakasının sonraki yıllarda artışına dair hüküm bulunmadığı gibi sonraki yıllarda nafaka artışı istenip istenmediğinin de belli olmadığını, bu sebeple ilamda belirtilen 140,00 TL nafaka üzerinden hesaplama yapılacağını, davacı eski eşin nafaka tutarı belli olduğundan onun için destek payı ayrılmayacak, aylık 140,00 TLden (bakiye ömrü müteveffanın bakiye ömründen kısa olduğundan) davacının kendi bakiye ömrü ile sınırlı olarak nafaka alacağının hesaplanacağını, hesaplamanın Yargıtay kararları doğrultusunda %10 artırma ve %10 iskonto yapılarak progresif rant yöntemi ile hesaplanacağını, gelir miktarının tazminat davalarında zarar hesabında hangi ücretin esas alınacağı önem arz etmekte olduğu, bu nedenle zararın tazmininde ana ilke olarak gerçeğe en yakın ücretin esas alınmasının zorunlu olduğunu, dosyada müteveffanın işini ve gelirini gösterir belge ve bilgi bulunmadığını, bu sebeple işlemiş ve işleyecek dönem tazminatları asgari ücret üzerinden hesaplanacağını, Hesaplamaya esas alınacak ücretlerin, 2022/2 - 5.500,35 TL, 2023/1 - 8.506,80 TL, 2023/2 - 11.402,32 TL, 2024 - 17.002,12 TL, 2025 - 22.104,67 TL olduğunu, destek oranlarının Yargıtay ..... Hukuk Dairesi’nin, E. ..., K. ... ve 28.5.2019 tarihli kararında belirtildiğini, bilinen dönem hesaplamalarının, bilinen dönem tazminat tutarında; olay tarihi ile raporun düzenlendiği en yakın tarih arasındaki dönem zararı somut olarak gerçekleşmiş bulunduğundan ıskonto söz konusu olamayacağından, olay tarihinden rapor tarihine kadar geçen sürede işlemiş olan gelir kısmında herhangi bir aktüeryal değerlendirme yapılmadan, bilinen gelir, gelir oranları ve kusur oranı ile işlemiş süre esas alındığını, bilinmeyen döneme ait tazminat tutarının müteveffanın muhtemel yaşam süresi göz önünde bulundurulduğunda aktif dönemde desteğinden yoksun kalanların elde edeceği kazançlar toplamından oluşacağını, destek paylarının Yargıtay ......Hukuk Dairesinin ..... tarih ve ....E,.... K sayılı kararı doğrultusunda destek paylarının dağıtımı hesabının yapıldığını, poliçe incelendiğinde, kaza tarihi itibariyle kişi başı ölüm ve sakatlık teminatının 1.000.000 TL olduğunu, ancak sigorta şirketi tarafından dava dışı eş ve çocuğa 611.000,00 TL ödeme yapıldığından bakiye limitin 389.000 TL olduğunu, davacı ...’ın destekten yoksun kalma tazminatının, davacının müteveffadan destek aldığı dönem 07.07.2022- 30.06.2023 arası dönem bilinen dönem içerisinde kalmakta olduğunu, ...’nin işlemiş dönem nafaka alacağının, Sivas Aile Mahkemesinin ... E., ... K. sayılı kararı ile davacı ile müteveffanın boşanmalarına karar verilmiş ve davacı eski eş lehine kararın kesinleşmesinden itibaren aylık 140 TL (14.000.000 TL) yoksulluk nafakasına hükmedilmiş olduğunu, müteveffanın vefat ettiği 07.07.2022 ile bilinen dönem sonu olarak alınan 13.10.2025 tarihleri arasındaki işlemiş dönem 3.27 yıl olup bu dönem için işlemiş nafaka tutarının 140 TL x 12 ay x 3.27 yıl x %100 kusur =5.493,60 TL hesaplandığını, işleyecek dönem nafaka alacağının kaza tarihinde 49.29 yaşında olan davacı bilinen dönem sonu olarak alınan 13.10.2025 tarihinde 52.56 yaşında olduğu, 79.69 yaşına kadar yaşayacağı varsayılan davacının işleyecek 27.13 yıllık nafaka alacağının 140 TL x 12 ay x 27.13 yıl x 1.1000 x 0.9090909091 x %100 kusur =45.578,50 TL olduğu, toplam nafaka alacağının 5.493,60 TL + 45.578,50 TL =51.072,00 TL olduğunu, AYİM tablosuna göre davacı eski eşin yeniden evlenme ihtimali %1 olup, hesaplanan tazminattan %1 oranında yeniden evlenme ihtimali indirimi uygulanacağını, toplam tazminat tutarının poliçe limiti ile 389.000,00 TL olacağını, İndirim Gerektiren Hususların Değerlendirilmesi: Olayın meydana gelmesinde müteveffanın kusuru bulunmaduğundan hesaplanan tazminattan kusur tenzili yapılmamış olduğunu, kaza esnasında müteveffanın kaskını takmamış olması müterafik kusur olup, indirim yapılıp yapılmayacağının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, dosyada yapılan yazışmalardan davacı kıza gelir bağlanmadığı ve herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmış olmakla hesaplanan tazminattan herhangi bir indirim yapılmadığını, Sonuç: Hukuki değerlendirme, takdir ve karar Sayin Mahkemeye ait olmak üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık noktaları yönünden; 07.07.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden ...’ın eski eşinin nafaka ve kızının destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin değerlendirilmesi sonucunda, davalı sürücünün %100 kusuruna karşılık; Davacı eski eş ... için 50.561,38 TL destekten yoksun kalma tazminatı, davacı kız ... için 13.823,80 TL yoksulluk nafakası hesaplandığını, toplam tazminat tutarının (64.385,18 TL) kaza tarihindeki (1.000.000 TL) poliçe limitinden bakiye kalan 389.000 TL yi aşmadığından garame hesabı yapılmadığına ve toplam tutardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını bildirmiştir.Bilirkişi 05/01/2026 tarihli raporunda; Dosya kapsamı incelenmekle; İndirim gerektiren hususlar değerlendirildiğinde, olayın meydana gelmesinde müteveffanın kusuru bulunmadığından hesaplanan tazminattan kusur tenzili yapılmamış olduğunu, kaza esnasında müteveffanın kaskını takmamış olması müterafik kusur olup, indirim yapılıp yapılmayacağı Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu, dosyada yapılan yazışmalardan davacı kıza gelir bağlanmadığı ve herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmış olmakla hesaplanan tazminattan herhangi bir indirim yapılmadığın, Sonuç: Hukuki değerlendirme, takdir ve karar Sayın Mahkemeye ait olmak üzere taraflar arasındaki uyuşmazlık noktaları yönünden, tarafların kök rapora itirazları rapor içinde ayrıntılı olarak değerlendirilmiş olup; 07.07.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden ...’ın eski eşinin nafaka ve kızının destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin değerlendirilmesi sonucunda, davalı sürücünün %100 kusuruna karşılık; Davacı eski eş ... için 50.561,28 TL yoksulluk nafakası hesaplandığına, davacı kız ...’ın 17.06.2017 tarihinden itibaren çalışmaya ve gelir elde etmeye başladığı, bu sebeple müteveffanın desteğine ihtiyacı kalmadığına, Mahkeme aksi kanaatte ise, 25 yaşına kadar destek göreceğinin kabulü halinde lehine 39.196,20 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığını, toplam tazminat tutarının (89.757,48 TL) kaza tarihindeki (1.000.000 TL) poliçe limitinden bakiye kalan 389.000 TL'yi aşmadığından garame hesabı yapılmadığına ve toplam tutardan davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını bildirmiştir. Davacılar vekilinin 07/03/2026 tarihli talep artırım dilekçesinde; Dosya içerisinde alınan bilirkişi raporunda yapılan inceleme neticesinde, ... için 39.196,20 TL, ... için 50.561,28 TL toplam 89.757,48 TL tazminat hesaplaması yapılmış olduğunu, bilirkişi raporu doğrultusunda müvekkili ... yönünden dava dilekçesinde belirtilen talep miktarını arttırdıklarını, müvekkili ... için dava dilekçesinde 1.000 TL maddi tazminat talebini, 49.561,28 TL daha artırarak 50.561,28 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 07.07.2022 tarihinden itibaren faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, ...'ın vefatı ile sonuçlanan haksız eylem nedeniyle destekten yoksun kalan davacıların maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Olayın Oluş Şekli ve Kusur Durumuna Yönelik; Somut Olayda, 07.07.2022 günü saat 20.45 sıralarında davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobil ile ... geldiğinde katılım şeridine doğru şerit değiştirme manevrası yaptığı esnada idaresindeki otomobilin sağ yan kısımlarıyla, katılım şeridinde seyreden müteveffa sürücü ... idaresindeki ... plakalı motosikletin ön kısımlarının çarpışması neticesinde trafik kazasının meydana geldiği, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki otomobil ile seyrini müteyakkız sürdürmesi, şerit değiştirme manevrası yapmadan önce geçeceği şeritte seyreden araçların seyir durumlarını dikkate alması, kontrollü bir şekilde şerit değiştirmesi gerekirken gerçekleşen olayda bu hususlara riayet etmediği, kontrolsüzce şerit değiştirme manevrası yaparak müteveffa sürücü idaresindeki motosiklet ile çarpışması sonucu meydana gelen olayda kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyir halindeyken sol tarafından gelerek kontrolsüzce seyir şeridine doğru manevra yapmaya çalışan davalı sürücü idaresindeki otomobil ile çarpışması sonucu meydana gelen olayda atfı kabil bir kusuru olmadığını, Davalı sürücü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...'ın kusursuz olduğu anlaşılmıştır.Karayolları Trafik Kanunun 109. maddesi gereğince motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunmuşsa bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Yine, haksız fiil sorumluluğu Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesi gereğince 2 ve 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. Ancak yasanın 72/1 2. cümlesi gereğince haksız eylem ceza gerektiren bir suç ise bu durumda ceza davası zamanaşımı süresi uygulanır. Ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için ceza davasının açılmış olması gerekmez, haksız eylemin suç niteliğinde olması yeterlidir. Takipsizlik kararı verilse dahi ceza zamanaşımı uygulanabilir. Ceza davasının hiç açılmaması durumunda, hukuk hakimi, haksız eylemin suç niteliği taşıdığını saptamışsa, uzamış ceza zamanaşımını uygulayacaktır. Somut olayda, trafik kazası 07.07.2022 tarihinde gerçekleşmiş, eldeki dava 21.03.2024 tarihinde açılmış, ayrıca haksız eylem ceza gerektiren bir suç olduğundan, ceza davası zamanaşımı süresi uygulanacağından, zaman aşımı süresi dolmadan dava açıldığı aşikardır. Davalının sigortalısı olan sürücünün taksirli eylemi sonucu bir kişi ölmüştür. TCK'nın 85/1 maddesinde yazılı ceza miktarı itibarı ile ceza davası zamanaşımı süresi TCK'nın 66/1-d maddesi gereğince 15 yıldır. Haksız Fiile ve Maddi Tazminat İstemine Yönelik; 6098 sayılı TBK'nın 53/3. maddesi gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.(Yargıtay ......Hukuk Dairesi'nin ..... tarih ..... Esas .... Karar sayılı ilamı)6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre tazminat davası için, genel olarak, hukuka aykırı bir fiilin varlığı, failin kusuru (meğer ki kusursuz sorumluluk hali somut olayda bulunmasın), bir zararın meydana gelmesi ve meydana gelen zarar ile hukuka aykırı fiil arasında illiyet bağının olması gerekir. Görüleceği üzere haksız fiil sorumluğundan bahsedilebilmesi için; fiil, hukuka aykırılık, illiyet bağı ve zarar unsurlarının tümünün birlikte gerçekleşmesi gerekir.Uyuşmazlığa konu somut olayda, 07.07.2022 tarihinde meydana gelen kaza sebebiyle ...'ın vefat ettiği, kaza ile meydana gelen netice arasında illiyet bağının bulunduğu, davalı sigorta şirketi, araç maliki ve araç sürücüsünün kusuru nispetinde sorumlu olacağı, yapılan araştırmalar ile maddi tazminata ilişkin tüm koşulların davacılardan müteveffa ...'ın eski eşi Emine bakımından nafaka alacaklısı olması sebebiyle oluştuğu kabul edilmiştir. Dosyada, davacıların destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesi için aktüerya bilirkişisine gönderilmiştir. Bilirkişi kök ve ek bilirkişi raporu ile eski eş için 50.561,28 TL olarak belirlendiği, anılan raporun bilimsel verilere ve içtihatlara uygun olarak tanzim edildiği, dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Öte yandan; Yargıtay .....Hukuk Dairesi'nin ve (Kapatılan).....Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş içtihatlarına göre; çocuklar için destekten yoksun kalacakları sürenin belirlenmesinde yaşları, okuldaki eğitim durumları, içinde yaşadıkları sosyal ve ekonomik koşullar değerlendirilerek ayrı ayrı değerlendirilmesi, yüksek öğrenim yapacaklar ise, öğrenimlerinin sona erdiği tarih, yapmamakta ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabul edilerek hesaplama yapılması gerekmektedir. Bununla birlikte yukarıda belirtilen yaşlara kadar çocukların gelir getirici sigortalı bir işte çalışmaya başlamaları halinde işe başlama tarihine kadar destek zararı hesaplaması yapılabilecektir.(Yargıtay ....Hukuk Dairesi'nin .... tarih ..... Esas .... Karar saylı ilamı) Somut uyuşmazlıkta davacı ...'in, destek ...'ın vefat tarihi itibariyle 18 yaşını ikmal etmiş olduğu gibi yine 17.06.2017 tarihinden itibaren çalışmaya ve gelir elde etmeye başladığı, bu sebeple müteveffanın desteğine ihtiyacı kalmadığı dikkate alındığında, davacı ...'in yönünden maddi tazminata ilişkin olarak talebin reddine karar vermek gerekmiştir.Müterafik kusur: 6098 sayılı Türk Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52.maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.Anılan madde kapsamında yer alan indirim sebeplerinden bir kısmı; zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusurdur. Zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabilir. Zarar gören, zarara açık veya örtülü bir irade beyanıyla razı olabileceği gibi, rızanın, diğer bir takım olgulardan da çıkarılması mümkündür. Makul bir insanın aynı şartlarda kendi yararı gereğince yapmaması gereken harekette bulunması da, zarar görenin ortak kusurunu ifade etmektedir. Zarar görenin bu kusuru, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir. Burada da hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapabilecektir.Müterafik kusur ise; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (....)2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde "belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir" düzenlemesi yapılmıştır. Koruyucu tertibatlar bakımından yollama yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150/2-a maddesinde "üç tekerlekli yük motosikletleri hariç, elektrikli bisiklet, motorlu bisiklet ve motosikletlerde sürücülerin koruma başlığı ve koruma gözlüğü, yolcuların ise koruma başlığı takması zorunludur" düzenlemesine yer verilmiştir.2918 Sayılı Yasa ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre motorsiklet sürücüsünün kask takmaması kazanın gerçekleşmesinde etken sebep olmayıp, kaza sonucunu ağırlaştıran müterafik kusurlardandır.Otopsi tutanağına göre kazada ölen ...'ın tüm bedeninde ağır yaralanma meydana geldiği, ölüm sebebi "genel beden travmasına bağlı kafatası, yüz, vertebra, kot ve ekstremite kemik kırıkları ile birlikte beyin kanaması, beyin doku hasarı ve iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana gelmis olduğu'' olarak belirtilmiş olup, kafa/beyin bölgesinden yara aldığı gözetildiğinde müteveffanın kazanın meydana gelmesinde ve zararın artmasında müterafik kusurunun olduğu kanaatine varılmış olmakla; Yargıtay yerleşik uygulamaları gereğince aktüerya bilirkişisi tarafından davacılardan ... için hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmasına karar vermek gerekmiştir. (50.561,28 TL/%20= 40.448,98 TL) (Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ..... Esas .... Karar sayılı ilamı)Manevi Tazminata Yönelik; Manevi tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre, manevi zarar; mutlak hak olan ve dolayısıyla herkese karşı korunmuş bulunan kişilik haklarının kapsamına giren değerlerden birisinin ihlali ile doğar. Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namı ile bir miktar para ödenmesini talep edebilir. Şahsi menfaatleri ihlal edilen kimseye ihlalin ve kusurun özel ağırlığının haklı kılması halinde hakimin manevi tazminat olarak verilmesine hükmedeceği para miktarının belirlenmesinde hakkaniyet gözetilmelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nisfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Ödettirilecek para miktarı ise aslında ne tazminat, ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine olarak zarara uğrayanda bir huzur duygusunu doğurmaktır. Aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 23/06/2004 tarih 13/291-370)Trafik kazalarında vefat halinde destekten yoksun kalan kişilerin maddi zararının yanı sıra manevi zararının da ortaya çıkacağı gerçektir. Kaza gibi asla istenmeyen maddi ve manevi varlığımızı ve bütünlüğümüzü tehlikeye sokan bir durumun bir takım manevi zararları da olacaktır. Çekilen acı, üzüntü, korku, endişe, manevi zarar olarak açıkladığımız olguların başında gelmektedir. Bu nedenle yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, davacının ve davalıların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumu, kusur oranı, haksız fiilin meydana geldiği tarih dikkate alındığında, müteveffanın çocuğu ... lehine 80.000,00-TL manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olacağı kanaatine varılmakla davalılar .... Ve ... aleyhine manevi tazminat takdir olunmuştur.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... tarih ve .... E. - .... K., 17.Hukuk Dairesi'nin .... tarih ve .... E. - .... K.) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacının manevi zararından işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsü, sürücünün kusuru oranında sorumludur.Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında hükmolunan tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekmektedir. Sigorta şirketinin taraf olduğu davada ise de, sigorta şirketi yönünden faiz başlangıç tarihi olarak temerrüt tarihinin kabul edilmesi gerekmekte olup, bu temerrüt tarihinin de sigorta şirketine davadan önce başvuru yapılmış olması halinde bu başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü sonrasından başlatılması, başvuru yapılmamış olması halinde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekir. Her durumda, ıslahla dava değerinin artırılması halinde faiz başlangıç tarihi değişmeyecek, yani başlangıçta uygulanan faiz başlangıç tarihi tüm tazminat miktarına uygulanacaktır. HMK 107 maddesi gereği talep artırım ile artırılan kısım yönünden ise, bu davanın niteliği gereği başlangıçta uygulanan faiz başlangıç tarihi tüm tazminat miktarına uygulanacaktır. Bu durumda, somut dosyada davalı sigorta şirketi aleyhine hükmolunan tazminata temerrüt tarihinden (07/02/2024+8 iş günü= 20/02/2024) itibaren faiz uygulanması gerekmekte olup yapılan yargılama sonucu aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Maddi Tazminat Talebi Yönüyle Davanın Kısmen Kabulü ile;Davacı ... bakımından, 40.448,98 TL maddi tazminatın, davalı sigorta şirketi yönüyle temerrüt tarihi olan 20/02/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle ve sigorta poliçe limitiyle sınırlı sorumlu olmak üzere, diğer davalılar yönüyle ise kaza tarihi olan 07/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Davacı ... ... bakımından maddi tazminat talebinin reddine,2-Manevi Tazminat Talebi Yönüyle Davanın Kısmen Kabulü ile;80.000,00- TL manevi tazminatın davalılar .... Ve ...' den kaza tarihi olan 07/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... ...'ye verilmesine,Fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,A-Maddi tazminat yönünden1-Alınması gerekli 2.763,07 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 427,60 TL harcın mahsubuyla bakiye 2.335,47 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,2-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine,3-AAÜT gereğince hesap edilen 40.448,98 TL ücreti vekaletin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine,4-Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 10.112,30 TL ücreti vekaletin davacı ...'den alınarak davalılara verilmesine,5-Reddedilen kısım üzerinden hesap edilen 1.000,00 TL ücreti vekaletin davacı ...'tan alınarak davalılara verilmesine,B-Manevi tazminat yönünden1-Alınması gerekli 5.464,80 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 850,00 TL tamamlama harcın mahsubuyla bakiye 4.614,80 TL harcın davalılar .... Ve ...'den alınarak hazineye irat kaydına, 2-Davacı tarafından yapılan 850,00 TL harcının davalılar .... Ve ...' den alınarak davacı ...'a verilmesine, 3-AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalılar .... Ve ...' den alınarak davacı ...'a verilmesine,C-Davacılar tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 10.748,80 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 8.542,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,D-Arabuluculuk ücreti olan 3.200,00 TL'nin kabul ve red oranı üzerinden takdiren 657,00 TL'sinin davacılardan bakiye 2.543,00 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,E-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacılar tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar Davacı vekilinin ve Davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/06/2026Katip .... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır Tashih KararıHMK Madde 304- (1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. (2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.Tüm dosya kapsamı incelenmekle ;HMK 304. madde uyarınca hüküm için tashih şartları gerçekleştiği anlaşılmakla hükümde; "Davacı ... ... bakımından maddi tazminat talebinin reddine, 2-Manevi Tazminat Talebi Yönüyle Davanın Kısmen Kabulü ile; 80.000,00- TL manevi tazminatın davalılar .... Ve ...' den kaza tarihi olan 07/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... ...'ye verilmesine," şeklinde hüküm kurulmuş ise de davacı ...'ın sehven ... ... olarak yazıldığı, hatanın açık maddi hata olduğu dikkate alınarak mahkememiz kararının ... ve .. nolu bendinin " Davacı ... bakımından maddi tazminat talebinin reddine, 2-Manevi Tazminat Talebi Yönüyle Davanın Kısmen Kabulü ile; 80.000,00- TL manevi tazminatın davalılar .... Ve ...' den kaza tarihi olan 07/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine," şeklinde tashihine karar vermek gerekmiştir. 24/06/2026Katip .... ¸e-imzalıdır Hakim .....009 ¸e-imzalıdır