İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, led aydınlatmalı totem tabela imalat ve montajına dair eser sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amaçlı icra takibine itirazın iptali davasına ilişkin inceleme kararı.
Özet: Bu dava, davacı şirketin davalı için imal edip monte ettiği totem tabelanın bedelinin tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali istemiyle açılmış olup; davacı, işin sözleşmeye uygun şekilde tamamlanıp teslim edildiğini ancak ödeme yapılmadığını ileri sürerken, davalı ise tabela yapımının şirket bilgisi ve yetkisi dışında gerçekleştiğini, işi onaylayan veya teslim alan kişilerin temsil yetkisi olmadığını iddia ederek alacağa itirazını sürdürmüştür.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/719 KARAR NO:2026/774TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:28/12/2021NUMARASI:2021/281 Esas, 2021/1040 KararDAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:04/06/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; davacı şirketin tabela tasarımı, imalatı ve montajı alanında faaliyet gösterdiğini, davalı şirket ile kurulan ticari ilişki kapsamında davalı şirket merkezine monte edilmek üzere 600x300 cm ebatlarında led aydınlatmalı totem tabela yapılmasının kararlaştırıldığını, davalı şirket yetkilileri ile yapılan görüşmeler ve e-posta yazışmaları sonucunda hazırlanan teklif formunun davalı şirket adına onaylandığını, sözleşme konusu işin eksiksiz şekilde tamamlanarak 21.03.2015 tarihinde davalı şirket binasının girişine monte edildiğini, montaj işleminin video kayıtlarıyla belgelendiğini, aynı tarihte tabela teslim tutanağının ve 34.125,60 TL bedelli faturanın davalı şirket çalışanı ...’a teslim edildiğini, davalının faturaya noter ihtarnamesi ile itiraz etmiş ise de söz konusu ihtarnamede işin yapıldığının ve tabelanın teslim edildiğinin kabul edildiğini, buna rağmen herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine Çatalca İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasında 34.125,60 TL asıl alacak ve 13.219,22 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 47.344,82 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, dava konusu tabelanın 6 metre yüksekliğinde ve 3 metre genişliğinde olup vinç yardımıyla şirket girişine monte edilen, davalı şirketin bilgisi dışında yapılması hayatın olağan akışına aykırı bulunan bir eser olduğunu, işin davalı şirket yetkililerinin bilgisi ve onayı doğrultusunda gerçekleştirildiğini, teslim tutanağını ve faturayı teslim alan ...’ın davalı şirket adına hareket ettiğini, davalının yetkisiz temsil, işin yapılmadığı, teslim edilmediği ve faturanın tebliğ edilmediği yönündeki savunmalarının e-posta yazışmaları, teklif formu, teslim tutanağı, noter ihtarnamesi ve video kayıtlarıyla çürütüldüğünü, davalının bir yandan işin yapılmadığını ileri sürerken diğer yandan faturaya itiraz ederek işin varlığını kabul etmesinin çelişkili ve kötü niyetli olduğunu, uyuşmazlıkla ilgisi bulunmayan şirket içi ihtilaflar ve başka davalara dayanılarak asıl borcun gizlenmeye çalışıldığını, alacağın belirli, muaccel ve ispatlanmış olduğunu, faiz ve diğer itirazların da hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu belirterek, Çatalca İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin asıl alacak ve takip talebindeki diğer koşullarla birlikte devamına, davalının alacağın en az %20’si oranında icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; öncelikle ihtisas mahkemelerine ilişkin yetki kuralları gereğince davanın Çatalca Asliye Hukuk Mahkemesi'nde (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) değil, Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğini ileri sürerek yetki itirazında bulunmuş, esas yönünden ise; davacının şirket merkezi için tabela tasarım, imalat ve montaj işi yapıldığı, davalı şirket yetkilileriyle görüşülerek anlaşma sağlandığı ve iş onayı alındığı yönündeki iddialarının belirsiz ve ispatlanmamış olduğunu, işin hangi yetkili tarafından, hangi tarihte ve hangi şartlarla onaylandığının ortaya konulamadığını, davacının dayandığı teklif formunda imzası bulunan ...’ın dava konusu tarihte davalı şirket adına şirketi borç ve taahhüt altına sokmaya, teklif kabul etmeye, teslim tutanağı imzalamaya veya şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını, ...’ın şirket bünyesinde görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği ileri sürülen hukuka aykırı işlemler nedeniyle hakkında ceza ve hukuk davaları bulunduğunu, bu kişinin şirket adına yaptığı işlemlerin davalı ... bağlamayacağını, davacının teslim tutanağını imzaladığını ileri sürdüğü ...’ın da dava konusu tabelayı teslim almaya veya şirket adına kabul işlemi yapmaya yetkili olmadığını, dava konusu tabelanın davalı şirketin bilgisi ve onayı dahilinde yapıldığının, teslim edildiğinin, kullanıldığının veya benimsendiğinin ispatlanamadığını, davacı tarafından sunulan teklif formu, teslim tutanağı, mutabakat yazısı ve diğer belgelerde yer alan imzaların aidiyetinin ve imza sahiplerinin şirketi temsil yetkilerinin ortaya konulamadığını, bu belgelerde şirket kaşesinin de bulunmadığını, bu nedenle belgelerin şirket açısından bağlayıcılık taşımadığını, işin eksiksiz, ayıpsız ve sözleşmeye uygun şekilde tamamlanıp tamamlanmadığının, teslim edilip edilmediğinin ve davacının ücret talep hakkı kazanıp kazanmadığının ancak keşif ve bilirkişi incelemesiyle belirlenebileceğini, davacının bu hususları ispata elverişli delil sunamadığını, davanın yalnızca faturaya dayanılarak açıldığını, faturaların davalı şirkete ne zaman ve kime tebliğ edildiğinin ispatlanamadığını, ayrıca söz konusu faturalara yasal süresi içinde itiraz edildiğini, faturanın tek başına mal veya hizmetin teslim ve ifasını ispat etmeye yeterli olmadığını, bu hususun Yargıtay kararlarıyla da kabul edildiğini, talep edilen alacağın hangi kalemlerden oluştuğunun ve nasıl hesaplandığının ortaya konulamadığını, takipte talep edilen faiz oranının da fahiş olduğunu, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığını ve alacağın likit nitelikte bulunmaması nedeniyle icra inkâr tazminatı koşullarının oluşmadığını belirterek, öncelikle yetkisizlik nedeniyle dosyanın Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi halde davanın esastan reddine ve icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; taraflar arasında tabela tasarımı, imalatı ve montajına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından düzenlenen faturanın davacı kayıtlarına işlendiği ve BS formunda bildirildiği, dava konusu faturada teslim alan ve aynı tarihli teslim tutanağını imzalayan kişinin ... olduğu, davalı tarafça faturaya süresinde itiraz edilmiş olmakla birlikte teknik inceleme sonucunda fatura bedelinin hizmet bedeli olarak kadri maruf bulunduğu, davalının davacıdan bir takım tasarım ve tabela hizmetleri aldığı ve dava konusu tabelanın davalı işyerine monte edildiğinin sabit olduğu, davalının hizmetin hangi anlaşmaya göre alındığını ve bedelin neye göre belirlendiğini ispatlayamadığı gibi davacının iddia ettiği sözleşmeye uygun tabelanın başka bir firma tarafından yapıldığına ilişkin herhangi bir delil de sunamadığı, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin davacının sunduğu e-posta yazışmaları ve sözleşme belgeleriyle kurulduğunun kabulü gerektiği, eser sözleşmesinin herhangi bir şekil şartına tabi olmadığı ve elektronik posta yazışmalarının da HMK'nın 199. maddesi kapsamında delil niteliğinde bulunduğu, e-posta yazışmalarını yapan, sözleşme sürecinde yer alan, faturayı teslim alan ve teslim tutanağını imzalayan ...'ın davalı şirket adına hareket eden ticari vekil sıfatına sahip olduğunun kabul edilmesi gerektiği, ticari vekillik ilişkisinin şekle tabi olmadığı, açık veya örtülü irade beyanıyla kurulabileceği ve ticari hayatın olağan akışı içerisinde işletme adına işlem yapan kişilerin gerçekleştirdiği işlemlerin işletmeyi bağlayacağı, aksi kabulün ticari hayatın olağan işleyişiyle bağdaşmayacağı, dava konusu hizmetin taraflar arasındaki yazışmalar ve sözleşme ile uyumlu şekilde yerine getirildiği ve davalı tarafça bu hizmetten yararlanıldığı, ayrıca sözleşme ilişkisinin kabul edilmemesi halinde dahi davalının davacının emeği ve hizmetinden yararlanması nedeniyle TBK'nın 77. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri, TBK'nın 529. maddesinde düzenlenen vekaletsiz iş görme hükümleri ve TTK'nın 20. maddesinde düzenlenen tacirin ücret isteme hakkına ilişkin hükümler uyarınca da hizmet bedelinden sorumlu olduğu, bu nedenlerle davacının asıl alacak talebinin yerinde bulunduğu, ancak davalının temerrüde düştüğünün ispatlanamaması nedeniyle işlemiş faiz talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalının Çatalca İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına vaki itirazının 34.125,60-TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, işlemiş faiz yönünden fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmedilen alacağın %20'i olan 6.825,12-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.A-)Davalı vekili istinafında;1-)Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın bağımsız bir mahkeme değerlendirmesinden ziyade bilirkişi raporunun aynen benimsenmesi suretiyle oluşturulduğunu, karar gerekçesinin HMK'nın 297. maddesi ve Anayasa'nın 141. maddesinde öngörülen gerekçeli karar niteliğini taşımadığını, mahkemenin tarafların iddia ve savunmalarını, toplanan delilleri ve bilirkişi raporuna yönelttikleri ayrıntılı itirazları tartışmaksızın karar verdiğini, bilirkişi raporuna karşı ileri sürdükleri itirazların neden reddedildiğinin açıklanmadığını, bu nedenle kararın adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini,2-)Hükme esas alınan bilirkişi raporunun teknik inceleme niteliğini aşarak tamamen hukuki değerlendirmeler içerdiğini, bilirkişilerin somut olaya uygulanacak hukuk kurallarını belirlemek, tarafların hukuki durumlarını değerlendirmek ve uyuşmazlığı çözüme kavuşturmak suretiyle hakim yerine geçtiklerini, raporda doğrudan "hukuki değerlendirmeler" başlığı altında hukuki sonuçlara ulaşıldığını, HMK'nın 266 ve 279. maddeleri uyarınca hukuki değerlendirme yapma yetkisinin münhasıran hakime ait olduğunu, bu nedenle söz konusu raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını,3-)Dosyada tek bir bilirkişi raporu bulunduğunu, raporun denetime elverişli olmadığını, eksik inceleme içerdiğini ve kendi içinde dahi çelişkiler barındırdığını, bu kapsamda raporun bir bölümünde ...'ın ilgili dönemde imza yetkilisi olmadığının kabul edildiğini, buna karşılık raporun hukuki değerlendirme kısmında aynı kişinin davalı şirketin ticari vekili sayılarak yaptığı işlemlerin şirketi bağladığının belirtildiğini, raporun kendi içindeki bu açık çelişkinin dahi yeni bir bilirkişi incelemesini zorunlu kıldığını, buna rağmen mahkemenin ek rapor veya yeni rapor almadan hüküm kurduğunu,Mahkeme ve bilirkişi tarafından ticari vekil olarak kabul edilen ...'ın gerçekte davalı şirket çalışanı dahi olmadığını, dosyaya sundukları belgelerden ...'ın ... A.Ş.'nin değil, farklı tüzel kişiliğe sahip ... A.Ş.'nin çalışanı olduğunun anlaşıldığını, iki şirketin birbirinden ayrı tüzel kişilikler olduğunu, bu nedenle ...'ın davalı şirket adına işlem yapmasının mümkün olmadığını,Bir an için ...'ın şirket bünyesinde çalıştığı kabul edilse dahi görev unvanının elektrik teknisyeni olduğunu, elektrik teknisyeni sıfatıyla çalışan bir kişinin şirketi temsil etme, sözleşme kurma, teslim alma veya şirketi borç altına sokacak işlemler yapma yetkisinin bulunamayacağını, hayatın olağan akışı ve ticari hayatın gereklerinin de bunu doğruladığını,4-)Davacı tarafın ilişki kurduğu ve teklif formunu imzaladığı kişinin ... olduğunu, ancak bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında bu kişinin temsil ve imza yetkisi hususunun gereği gibi incelenmediğini, ...'ın davalı şirket adına tek başına taahhüt altına girme, teklif kabul etme ve şirketi borç altına sokacak işlemler yapma yetkisine sahip olmadığını, şirket imza sirkülerinin bunu açıkça gösterdiğini, buna rağmen bu hususun değerlendirilmediğini,Bu kapsamda ...'ın davalı şirkette görev yaptığı dönemde şirketi zarara uğratan çok sayıda usulsüz ve yetkisiz işlem gerçekleştirdiğini, şirket kredi kartları ve banka hesaplarını amacı dışında kullandığını, şirket iç denetimleri sonucunda usulsüzlüklerinin tespit edildiğini, hakkında hukuk ve ceza davaları açıldığını, davalı şirket ile ... arasında çok sayıda uyuşmazlık bulunduğunu, dosyaya sunulan bu delillerin ve açılan dava dosyalarının bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini, hatta raporda ...'ın adının dahi gereği gibi anılmadığını,Uyuşmazlığın çözümü bakımından en önemli hususlardan birinin ...'ın temsil ve yetki durumunun belirlenmesi olduğunu, bu kişi hakkında ileri sürdükleri ayrıntılı savunmalar ve sundukları deliller incelenmeden hüküm kurulmasının eksik inceleme niteliğinde olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin hangi şartlarda kurulduğu, işlemlerin kimin adına yapıldığı ve tarafların bu ilişkiden ne şekilde menfaat sağladıkları hususlarının araştırılmadığını,5-)Bunun yanında davacı tarafın teslim ettiği iddia olunan tabelayı teslim alan kişinin yetkisini araştırmadığını, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, teslim alan kişinin gerçekten şirketi temsil edip etmediğini kontrol etmeden teslim gerçekleştirdiğini, bu nedenle sonuçlarına da katlanması gerektiğini,6-)Somut olayda yetkisiz temsil hükümlerinin uygulanması gerektiğini, ... ve ...'ın şirketi temsil yetkileri bulunmadığından yapılan işlemlerin davalı...bağlamayacağını, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemlerin ancak temsil olunan tarafından sonradan onaylanması halinde hüküm ifade edeceğini, davalı şirketin ise dava konusu işlemleri hiçbir aşamada onaylamadığını,Bu doğrultuda davalı şirketin dava konusu faturayı ticari defterlerine kaydetmediğini, faturaya yasal süresi içerisinde noter aracılığıyla itiraz ettiğini, bu suretle yapılan işlemleri benimsemediğini ve onaylamadığını açıkça ortaya koyduğunu, dolayısıyla yetkisiz temsil nedeniyle davalı şirketin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini,7-)Bilirkişi raporunda da davalı şirketin ticari defterlerinin usulüne uyguntutulduğunun ve delil niteliğine sahip olduğunun kabul edildiğini, yine raporda davacı tarafından düzenlenen faturanın davalı şirket kayıtlarında yer almadığının açıkça tespit edildiğini, davalı şirket kayıtlarında davacıya ait herhangi bir borç bulunmadığının belirlendiğini, buna rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu,8-)Bilirkişi raporunda dava konusu tabelanın değerinin hesaplanmasında işin yapıldığı tarihteki piyasa koşulları yerine raporun düzenlendiği tarihteki güncel fiyatların esas alındığını, bu nedenle yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, gerçek değer tespitinin işin yapıldığı iddia edilen tarihteki emsal bedeller esas alınarak yapılması gerektiğini, bu itirazlarının da değerlendirilmediğini,9-)Bilirkişi raporunun taraflı şekilde düzenlendiğini, maddi gerçeklerle bağdaşmayan değerlendirmeler içerdiğini, özellikle ...'ın işlemlerinin ve şirket içerisinde sebep olduğu zararların göz ardı edildiğini, raporun maddi gerçeğe ulaşmayı engellediğini,10-)Dava konusu alacağın likit olmadığını, uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığını, alacağın varlığı ve miktarının ciddi şekilde tartışmalı olduğunu, bu nedenle icra inkâr tazminatı koşullarının oluşmadığını, davalı şirketin icra takibine yaptığı itirazın kötü niyetli sayılamayacağını, buna rağmen davalı aleyhine %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek,kararın kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.B-)Davacı vekili istinafında;1-)Yerel mahkemece davanın asıl alacak yönünden kabul edilmesinin yerinde olduğunu,2-)Ancak, yerel mahkemece, temerrüt olgusunun ispatlanamadığı gerekçesiyle işlemiş faiz isteminin reddedilmesinin hukuka uygun olmadığını, icra takibinde işlemiş faizin başlangıç tarihinin 21.03.2015 olarak gösterildiğini, bu tarihin aynı zamanda dava konusu faturanın düzenlendiği tarih olduğunu, ayrıca tabela teslim tutanağının da aynı tarihte düzenlenerek taraflarca imzalandığını, bu andan itibaren ücret alacağının muaccel hale geldiğini ve davalı tarafın bedeli ödemekle yükümlü olduğunu, temerrüt için mutlaka noter ihtarı gönderilmesinin gerekli olmadığını,TBK'nın 117. maddesi gereğince, ifa gününün belirli olduğu veya borçlunun ifanın ne zaman beklendiğini bildiği durumlarda ayrıca ihtara gerek bulunmadığını, borçlunun hangi tarihten itibaren borca aykırı davranmış sayılacağını bilmesinin yeterli olduğunu,Ayrıca, yerel mahkemenin kararında sebepsiz zenginleşme hükümlerine de yer verildiğini, sebepsiz zenginleşme halinde zenginleşenin zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren borcunu bilmesinin beklendiğini, bu nedenle ayrıca ihtar aranmasının gerekli olmadığını,Ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun 1530. maddesinde kanun koyucunun ticari hayatta güçlü konumdaki işletmelerin ödemeleri geciktirmesini engellemek amacıyla ihtarsız temerrüt hükümlerini kabul ettiğini, bu düzenlemelerin somut olayda da uygulanması gerektiğini,Bu doğrultuda davacı vekili, işin eksiksiz tamamlanmış olması, tabelanın teslim edilmiş olması, teslim tutanağının imzalanmış bulunması, faturanın davalıya verilmiş olması, alacak miktarının belirli olması ve davalı tarafın kötü niyetli tutumu birlikte değerlendirildiğinde temerrüt olgusunun gerçekleştiğinin açık olduğunu, bu nedenle yerel mahkemenin "temerrüt ispatlanamamıştır" şeklindeki gerekçesinin hukuken hatalı olduğunu belirterek,yerel mahkeme kararının asıl alacak ve icra inkâr tazminatına ilişkin kabul hükümlerinin onanmasını, ancak işlemiş faiz isteminin reddine ilişkin kısmın ve buna bağlı olarak hükmedilen yargılama giderleri ile vekâlet ücretine ilişkin aleyhe sonuçların kaldırılmasını, işlemiş faiz talebinin de kabul edilerek alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, davacı tarafından davalı şirket adına gerçekleştirildiği ileri sürülen tabela tasarım, imalat ve montaj işinden kaynaklanan hizmet bedeline ilişkin düzenlenen 21.03.2015 tarihli 34.125,60 TL bedelli faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince belirlenen bilirkişi heyetince yapılan mali, teknik ve hukuki inceleme sonucunda hazırlanan 30.10.2021 tarihli raporda; davacı .... Şti. kayıtlarında davalı ...Ş. adına düzenlenen 34.125,60 TL bedelli faturanın kayıtlı olduğu ve bu alacağa ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığının tespit edildiği, davalı kayıtlarında ise söz konusu faturanın kabul edilmediğinin görüldüğü, dava konusu faturada ve 21.03.2015 tarihli tabela teslim tutanağında teslim alan kişi olarak ...’ın yer aldığı, ...’ın şirketin resmi imza yetkilisi olmadığı anlaşılmakla birlikte, dosya kapsamındaki e-posta yazışmaları, teklif belgeleri, CD kayıtları ve diğer teknik verilerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafından teklif ve yazışmalarda belirtilen niteliklere uygun tabelanın imal edilerek davalı işyerine vinç marifetiyle monte edildiği ve eksiksiz şekilde teslim edildiği kanaatine varıldığı, 17.02.2015 tarihli teklif ile belirlenen iş bedelinin 28.920 TL + KDV olduğu, davacının talep ettiği 34.125,60 TL bedelin üretim ve teslim tarihi itibarıyla yapılan işin kadri maruf değeri olduğu, aynı nitelikte bir tabelanın rapor tarihi itibarıyla yaklaşık 128.000 TL bedelle yapılabileceğinin değerlendirildiği, davalının faturaya Beyoğlu... Noterliği’nin 30.03.2015 tarihli ihtarnamesiyle itiraz ettiği ve faturanın 21.03.2015 tarihinde teslim alındığının kabulü halinde bu itirazın süresinde yapıldığının anlaşıldığı, ancak taraflar arasındaki e-posta yazışmaları ve sözleşme süreci dikkate alındığında davalının sözleşme ilişkisinin kendisini bağlamadığı yönündeki savunmasının yerinde olmadığı, ...’ın davalı şirket adına hareket eden ticari vekil sıfatına sahip olduğunun kabul edilmesi gerektiği, yaptığı işlemlerin davalı ... bağladığı, davalının aynı işi başka bir firmaya yaptırdığına veya dava konusu hizmetin davacı tarafından yerine getirilmediğine ilişkin herhangi bir delil sunamadığı, elektronik posta yazışmalarının HMK’nın 199. maddesi kapsamında delil niteliğinde bulunduğu, ayrıca sözleşme ilişkisinin geçersiz olduğu varsayılsa dahi davalının yapılan işten yararlanmış olması nedeniyle sebepsiz zenginleşme, vekâletsiz iş görme ve tacirin ücret ödeme yükümlülüğüne ilişkin hükümler uyarınca da davacının yaptığı işin karşılığını isteme hakkının bulunduğu, sonuç olarak taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğu, dava konusu hizmetin davacı tarafından yerine getirildiği, davalı şirket adına hareket eden kişilerin işlemlerinin davalıyı bağladığı ve davacının talep ettiği 34.125,60 TL bedelin yapılan iş karşılığı makul ve piyasa koşullarına uygun bir bedel olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Tarafların iddia ve savunmaları, mahkemece toplanan deliller, alınan bilirkişi heyeti raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında davacı tarafından davalı şirket adına tabela tasarımı, imalatı ve montajına ilişkin eser sözleşmesi niteliğinde bir hukuki ilişkinin kurulduğu, dava konusu iş kapsamında hazırlanan teklif, e-posta yazışmaları, teslim tutanakları, ticari defter kayıtları ve bilirkişi incelemeleriyle davacının sözleşme konusu işi yerine getirerek davalı işyerine monte ettiği tabelayı teslim ettiğinin, davalının da bu hizmetten yararlandığının sabit olduğu, davalının sözleşme ilişkisinin şirketi bağlamadığı, işlemleri gerçekleştiren kişilerin yetkisiz olduğu, işin teslim edilmediği, faturanın dayanağının bulunmadığı, hizmetin ifa edilmediği ve alacağın ispatlanamadığı yönündeki savunmalarının dosya kapsamındaki teknik ve hukuki tespitlerle doğrulanmadığı, mahkemece alınan 30.10.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davacı tarafından imal edilip monte edilen tabelanın sözleşme ve teknik özelliklere uygun olduğunun, işin davalı yararına gerçekleştirildiğinin ve davacının talep ettiği bedelin yapıldığı tarih itibariyle yapılan iş karşılığı kadri maruf değere uygun bulunduğunun açıkça ortaya konulduğu, ayrıca fatura düzenlenmiş ve karşı tarafa tebliğ edilmiş olmasının tek başına temerrüt oluşumu için yeterli olmadığı, davalının takip öncesi temerrüte düşürüldüğüne dair bir ihtarname bulunmadığı, bu itibarla davacının tüm, davalının ise aşağıda açıklanan dışındaki sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dava konusu alacağın taraflar arasında eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık kapsamında teknik inceleme, keşif ve bilirkişi değerlendirmesi yapılmasını gerektirdiği, alacağın miktar ve varlığının yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarıyla belirlenebildiği, bu haliyle takip tarihi itibarıyla likit ve belirlenebilir nitelikte bir alacaktan söz edilemeyeceği, İİK'nın 67. maddesinde düzenlenen icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için gerekli likidite şartının somut olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından davalının bu yöne ilişkin istinaf itirazının yerinde olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının yalnızca davacı yararına hükmedilen icra inkâr tazminatına ilişkin kısmının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, bu talebin reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş, bunun dışında kalan tüm yönleri itibarıyla ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla tarafların sair istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE,3-BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 28/12/2021 tarih ve 2021/281 Esas, 2021/1040 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,4-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalının Çatalca İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına vaki itirazının 34.125,60-TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile DEVAMINA, İşlemiş faiz yönünden fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,5-Yasal şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN1-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 2.331,11 TL ilam harcından peşin alınan 571,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.759,29 TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,2-Davacı tarafından sarf edilen 44,40 TL Başvuru Harcı, 571,82 TL Peşin Harç olmak üzere toplam 616,22 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,3-Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine göre alınan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin kabul-red oranına göre hesaplanan 951,44 TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,4-Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine göre alınan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin kabul-red oranına göre hesaplanan 368,55 TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,5-Davacı tarafından sarf edilen 2.250,00 TL bilirkişi ücreti, 183,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.433,00 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre hesaplanan 1.753,67 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 5.118,84 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya VERİLMESİNE,7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya VERİLMESİNE,C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN1-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereği alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 78,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 299,30 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, davacının yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.