İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde, eser sözleşmesinden kaynaklı kaba inşaat alacağı davasında ödenmeyen hakkedişler, ek maliyetler ve haksız kesintiler üzerine istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir kampüsün G ve H bloklarının kaba inşaatının yapımına ilişkin eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, davacı yüklenicinin, sözleşme bedelinin tamamının ödenmediği, hak edişlerden haksız kesintiler yapıldığı, nakit teminatların iade edilmediği, beton, demir, fore kazık, iskele gibi kalemlerde ek maliyetler ve eksik ödemeler olduğu, öngörülemeyen aksaklıklar ve özel çalışma koşulları nedeniyle oluşan giderlerin karşılanmadığı, ayrıca enflasyon kaynaklı maliyet artışlarının da hesaba katılarak toplam 490.262,79 TLlik alacağın temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faiziyle tahsilini talep ettiği ve davalının ise yüklenicinin yeterli kapasiteye sahip olmaması nedeniyle işi bitiremediğini iddia ettiği bir istinaf başvurusu incelemesidir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/465 KARAR NO:2026/769TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:12/10/2021NUMARASI:2016/250 Esas, 2021/726 KararDAVANIN KONUSU:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:04/06/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; Müvekkili şirket ile davalı arasında ... Kampüsünde G ve H Bloklarının kaba inşaatının yapımına ilişkin olarak 2.694.000,00 TL + KDV (Toplam 3.178.920,00 TL) üzerinden 11/09/2013 tarihli sözleşmenin imzalandığını, teknik şartlara uygun olarak inşaat işlemlerinin tamamlandığını ve yapı denetim raporlarının tanzim edildiğini, inşaat devam ederken ve tamamlandıktan sonra sözleşme kapsamında yer alan maliyetlerin müvekkiline ödenmediğini, müvekkilinin son hakkediş bedeli olan 465.211,62 TL'nin haklı gerekçe gösterilmeden ödenmediğini, sadece işçilerin ödemeleri için işçilerin amirine doğrudan davalı tarafından 150.000,00 TL'lik çek verilmek suretiyle ödeme yapıldığını, Beşiktaş ... Noterliği tarafından gönderilen ihtarnameye davalının cevaben, imzalanan sözleşme kapsamında yapılan işlerin karşılığının eksiksiz olarak ödendiğini bildirdiğini, müvekkilin 10 nolu hakedişe ilişkin KDV dahil 236.320,51 TL ve 312.700,00 TL tutarlı iki fatura düzenlendiğini, hakedişe ilişkin olarak 150.000,00 TL'lik bir çek keşide edilerek işçilerin şefine verildiğini, bakiye KDV dahil 399.020,51 TL'nin müvekkiline ödenmediğini, 10 nolu hakkediş 465.211,62 TL + KDV iken 264.940,00 TL'nin kesildiğini, gerekçe olarak yapılan işin kusurlu olduğunun ve bu işlerin düzeltilmesi için başka firmalara (...,... ve ...) iş verildiğinin gösterildiğini, müvekkili şirketin tüm hakkedişlerinden %6 oranında kesilen nakit teminatların tutarı olan 74.760,83 TL'nin halen müvekkiline ödenmediğini, beton maliyetinin sözleşme kapsamında müvekkilinin teklifine dahil olduğunu, bu kapsamda ... ile beton sözleşmesi yapıldığını, 314.632,80 TL beton ek maliyetlerinin müvekkiline ödenmediğini, demire ilişkin ödemelerin 52.356,20 TL eksik yapıldığını, inşaat aşamasında öngörülmeyen aksaklıkların giderilmesinin müvekkilden talep edildiğini ve bu kapsamda yapılan işlerin bedelinin müvekkiline ödenmediğini, sözleşme kapsamında yer almayan fore kazık inşaatının malzeme maliyetinin müvekkilinin hakkedişinden kesildiğini, inşaat faaliyetlerinin okul saatleri dışında devam edilmesinin talep edildiğini ve bu sebeple işçilere çalışma saatleri dolayısıyla fazla mesai ödenmek zorunda kalındığını, imzalanan sözleşme kapsamına dahil olmayan iskele maliyetinin müvekkiline yüklenildiğini, ana sözleşmeye ek olarak ...yapılması hususunda müvekkilliyle anlaşılmasına rağmen mal tedariki ve işin yarıdan fazlasının tamamlanması sonrasında ödemelerin yapılmadığını, imzalanan sözleşmelerin inşaat süresi boyunca meydana gelen TÜİK'in tespitlerine göre hesaplanan inşaat maliyet artışına göre sözleşme tutarı üzerinden oransal olarak hesaplanacak tutarında davalı tarafından ödenmesi gerektiğini ve yapılacak bilirkişi raporunda bu oranın dikkate alınması önem arz ettiğini, alacak tutarının bilirkişi marifetiyle tespit edileceğini belirterek, yapılacak hesap sonrası çıkacak tutar üzerinden ıslah etme hakları saklı kalmak üzere 2013 — 2014 yıllarına ait inşaat maliyet artış oranı olan %8,17'nin de hesaba katılarak hesaplanacak ve tespit edilecek olan alacağın şimdilik 150.000,00 TL'lik kısmının belirsiz alacak davası kapsamında ihtar tarihi olan 07/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekilince sunulan 05.04.2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile talep miktarı toplam 485.476,20 TL'ye arttırılarak gerekli harç tamamlanmış,Daha sonra sunulan 25.09.2021 tarihli dilekçe ile de talep arttırım dilekçesinde maddi hata nedeniyle 485.476,20 TL talep edildiği, toplam hak ediş üzerinden fatura kesildiği için davalının yaptığı haksız 264.940,00 TL'lik hak ediş kesintisi kısmının da %18 KDV'si ile birlikte (264.940,00 + %18 KDV) 312.629,20 TL olarak ödenmesi gerektiğini belirterek, bu meblağ, davalının her hak edişten yaptığı % 6'lık 91.558,58 TL nakit teminat kesintisi, davalının müvekkiline iade etmediği 86.075,01 TL playwood kalıp malzemesi alacağı olmak üzere toplam 312.629,20 + 91.558,58 + 86.075,01 = 490.262,79 TL'nin 07/10/2015 tarihinde gönderilen temerrüt ihtarından itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili talep edilmiştir.Davalı vekili; Davacı şirketin yeterli birikime ve sermayeye sahip olduğu yönünde müvekkili kurumun kandırıldığını, müteahhit firmanın kendi düştüğü açmaz nedeniyle yapması gereken işleri bitiremediği için başka firmalara ek maliyetlerle okul binalarının eğitim öğretim dönemine yetiştirildiğini, davacının kendi işçilerine ödeme yapamaması ve kontrol edememesi üzerine müvekkili kurumun işçilere ilişkin ödemeyi 150.000,00 TL'lik çek ile gerçekleştirdiğini, G — H bloklarının her ikisinde de düzgün drenaj ve bohçalama yapılmadığı için zeminin su içinde kaldığını, denetim firmasının 15/12/2014 tarihli raporunda eksikliklerin açıkça dile getirildiğini, sözleşme gereğince geçici ve kesin kabul yapılmadan nakit teminat tutarlarının ödenemeyeceğini, beton için davacının yaptığı bir harcama bulunmadığını, demirin davacı üzerinden alındığını ve ödemelerinin davacının talimatı doğrultusunda demirin alındığı ...'ın banka hesabına yatırıldığını, yolda meydana gelen kaymanın davacının ifasını gereği gibi yerine getirmemesinden kaynaklandığını, müvekkili kurumun 30/05/2014 tarihinde 132.171,74 TL'lik hak ediş dışı bir ödeme ile hatası olmayan bu durumda dahi sorumluğu aldığını, davacının hatalarının müvekkili kurum tarafından düzeltildiğini, fore kazık yapılmasının davacının yanlış hafriyat çalışması ile sebep olduğunu, zorunlu hale gelen bir uygulama olduğunu, kule vinç ile ilgili sözleşmede bir madde bulunmadığını, iskelelerin davacı tarafından kaba inşaat gereği için kullanıldığını, inşaat hataları ve davacının para sıkıntısı çekmesi nedeniyle işin yavaşlamasının ... duvardan vazgeçilip alçıpan duvara dönülmesinin zorunlu kılındığını, 11/09/2013 tarihli ana sözleşmede inşaat maliyetlerinde ve işçiliklerde artış oranına ilişkin hüküm bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; Davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olduğu, taraflar arasında, 11.09.2013 tarihinde ..., ... Kampüsü G ve H Bloklar kaba inşaatı işinin 2.694.000,00 TL+ KDV toplam 3.178.920,00 TL ihale bedeli üzerinden yapılması için sözleşme imzalandığı, davalı tarafın; işin tamamen bitirilmediği yönündeki iddialarının, davalı firma tarafından görevlendirilen kontrol firması yetkilisinin resmi yazışmada "davacı firmanın şantiyede işini bitirmiş olduğunu" bildirmiş olmasıyla kabul edilmediği, davalı tarafın; eksik ve ayıplı işler bulunduğuna yönelik iddiaları değerlendirildiğinde, dosyaya sunulmuş fotoğraflardan ve tanık beyanlarından da davacı tarafından bir miktar imalatın eksik bırakılmış ve ayıplı imalatlar yapmış olduğunun anlaşıldığı, bununla birlikte, müşavir firma Genel Müdürü ... tarafından, yapılmış olan 264.940,00 TL'lik kesintinin açılımının (işçilik ise ataşmanı, imalatın metrajı) dosyaya sunulmadığı, bu sebeple 264.940,00 TL'lik kesintinin hesaplamasının ve değerlendirmesinin bilirkişi raporunda yapılamadığı, eser sözleşmesinde ayıplı işin ispat yükünün işin ayıplı yapıldığını ileri süren taraf üzerinde olduğu, davalı tarafça hangi işlerin ayıplı yapıldığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, dava dışı şirketlere hangi işlerin ne kadar bedelle yaptırıldığı hususlarının dosya kapsamı ile anlaşılamadığı, dolayısıyla davalının bu iddiasını ispat edemediği, toplanan deliller uyarınca alınan bilirkişi kök ve ek raporunun gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte görüldüğünden hükme esas alındığı, davalının davacının hak edişinden yaptığı kesintinin 264.940,00 TL olduğu, davalının bu tutara ayrıca KDV eklemesi talebinin yerinde görülmediği, buna göre, 264.940,00 TL'lik hak ediş kesintisi, 91.558,58 TL nakit teminat kesintisi, 86.075,01 TL playwood kalıp malzemesi alacağı olmak üzere toplam 312.629,20 + 91.558,58 + 86.075,01 = 442.573,59 TL yönünden davanın kabulüne karar verildiği ve hükmedilen bu bedele davalıya gönderilen 7.10.2015 tarihli ihtarın tebliğinden sonra verilen 7 günlük ödeme süresinin dolması ile temerrüdün oluştuğu 17.10.2015 tarihinden itibaren avans faizi işletildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 442.573,59 TL'nin temerrüt tarihi olan 17/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında;1-)Karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda da açıkça ifade edildiği üzere davacının edimini süresinde ifa edemediği gibi, eksik ve ayıplı imalatlarla işini yarım bırakarak şantiyeyi terk ettiğini, davacının eksik ve hatalı işlemlerine istinaden müvekkili kurum tarafından ek maliyetlerle başka firmalara işlemler yaptırıldığını, buna göre davacının müvekkili kurumdan herhangi bir alacağı bulunmadığını,2-)Davacı tarafla karşılıklı olarak mutabık kalınan tutar üzerinden bakiye ödemelerin tümü yapılmış olup, davacının müvekkili kurumdan herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, tarafların 10 nolu hak ediş hakkında karşılıklı olarak mutabık kaldıklarını ve bu hak edişi imzaladıklarını, akabinde davacı tarafından da hak ediş miktarı tutarında fatura kesildiğini ve söz konusu fatura bedelinin de davacı tarafa ödendiğini, bu doğrultuda yapılan kesinti tutarlarının davacının bilgisi dahilinde ve kabulünde olduğunun tartışmasız olduğunu, bu hususun davacı tarafça sunulan dilekçeler ile de sabit olup, davacı tarafın yapılan 264.940,00 TL tutarındaki kesintinin haklı nedenlerle yapıldığını hem zımnen hem de alenen hak ediş onayı ile kabul etmekte olduğunu, tarafların 10 nolu son hakkedişte geçici kabul öncesi yapılan imalatlar ve borç alacak konusunda mutabık kaldıklarını, tarafların anlaştıkları bakiye tutarın ödenmesinden yaklaşık 1 yıl sonra davacı tarafça mesnetsiz alacak iddiasında bulunulmasının haksız kazanç elde etmek amaçlı olduğunu, karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda da ilgili tutarın davacı tarafa ödenmesi hususunda herhangi bir görüş ve kanaat bulunmadığını,3-)Bunun yanı sıra, karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, müvekkili kurum tarafından iyiniyetli davranılarak davacının icra dairelerine ve işçilere olan borçları da ödenmiş olup, müvekkili kurumun davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığı gibi, fazlasıyla ödeme yaptığını,4-)Karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda da açıkça ifade edildiği üzere, davacının basiretli, işini bilen, teknik hakimiyete sahip taraf olarak, zemin etüdü önceden yapılarak zemin durumu ve hafriyat derinliği belirlenmiş işte, fore kazık imalatı yapılması gerektiğini bilerek hareket etmesi gerektiği açık olup, oluşan zararlardan da davacı tarafın sorumlu olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmede fore kazıkla ilgili hüküm bulunmamasının davacı tarafın kendi hafriyat hatası ile sebebiyet verdiği problemlerin giderilmeyeceği anlamına gelmediği gibi, davacı tarafın kendi hatasıyla sebebiyet verdiği, zorunlu hale gelen ve inşaatın sağlıklı yürümesi için yapılması gereken fore kazık için müvekkili kurum tarafından ödeme yapılmasının mümkün olmadığını, müvekkili kurum ticari defterlerinde bulunduğundan bahisle bu bedelin mali olarak müvekkili kurumun kabulünde olduğu hususunun kabulünün doğru olmadığını,5-)Karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda her ne kadar kiralık iskelenin sökülmesine izin verilmemesi sebebiyle davacının bu bedeli talep edebileceği belirtilmiş ve bu doğrultuda karar verilmiş ise de, bu hususun da yerinde olmadığını, iskele davacı tarafından kaba inşaat için kullanılmış olup, kaba inşaat bittikten sonra müvekkili kurum tarafından iskelenin tutulmak istendiği yönündeki iddiaların doğru olmadığını, konunun muhatabının davacı ile dava dışı başka bir firma olduğunu,iskele sözleşmesi ile kaba inşaat sonrasında müvekkili kurumun herhangi bir alakası bulunmadığını,Davacı tarafça sunulan ve karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda da bahsi geçen 12.08.2014 tarihli 700/281 sayılı yazıda da Müşavir Firma Genel Müdürü ...'in gereği için diyerek çalışma yapan 7 ayrı makama ilgili yazıyı gönderdiğini, yazıda “bilginiz dışında” çıkarılmaması ibaresinin açıkça ifade edildiğini, öte yandan iskelenin gereksiz beklediğine dair müvekkili kuruma o dönemde gelen sözlü ya da yazılı herhangi bir beyan da bulunmadığını,Bu nedenlerle karara dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda itirazları doğrultusunda bir bilgi/belgeye rastlanılmadığından bahisle değerlendirme yapılmamış olması doğru olmadığı gibi, davacı tarafın ispat etmesi halinde bu yöndeki zararının müvekkili kurumdan talep edebileceği yönündeki tespitin de hatalı olduğunu,6-)... kalıp malzeme bedeli davacı tarafa ödenmiş olup, aksi yönde yapılan tespit ve bu yönde verilen kararın da yerinde olmadığını, davacı tarafın iddialarını aksine, her ne kadar kalıp işçilerinin işi bırakma nedeni olarak müvekkili kurumun eski ve ahşap kalıpları gösterilmiş ise de, gerçekte davacı firma işçilerinin davacı firmanın ödemelerini yapmaması sebebiyle işi bıraktıklarını, ayrıca playwood faturasının müvekkili kurum tarafından ödendiğini, hak edişten düşülmediğini, davacı firmanın yaptığı katlardaki kalıp ve beton dökümünden kaynaklanan taban eğimleri farklı olup, kimi yerde 3 cm, kimi yerde 17 cm olan döşeme yükseklik farkları bulunmakta olup, bu durum düzeltmelerde fazla tesviye şapı zorunluluğu getirerek hem maliyet artışına sebep olmakta hem de binaya yük getirmekte olduğunu, davacı firmanın bu ve benzeri eksikliklerini gösteren denetim raporlarının ve fotoğrafların dosyaya sunulduğunu, bu nedenlerle bilirkişi tarafından davacı tarafın playwood kalıp malzeme bedelini müvekkili kurumdan talep edebileceği yönündeki hatalı tespite ve bu yönde verilen karara katılmadıklarını,7-)Ayrıca mevcut kabul göre, gerekçeli kararın 5. sayfasında hesaplama yapılırken hata yapıldığını, davacı tarafın KDV talep edemeyeceği belirtildiğinden 264.940,00 + 91.558,58 + 86.075,01 = 442.573,59 TL'lik hak ediş kesintisine ilişkin işlem tesis edilmesi gerekirken, hatalı olarak KDV dahil tutar eklenmek suretiyle 312.629,20 + 91.558,58 + 86.075,01 şeklinde hüküm kurulmuş olup, kararın bu yönden de bozulması gerektiğini belirterek,kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekilince katılma yoluyla istinaf talebinde bulunulmuş ise de, ilk derece mahkemesince çıkartılan harç muhtırası tebliğine rağmen istinaf harçlarının yatırılmaması üzerine, 12.10.2021 tarihli istinaf başvurusu değerlendirme kararıyla davacı istinafının reddine reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekiline 01.02.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen davacı vekilince bu karara karşı bir istinaf başvurusunda bulunulmadığından,Dairemizce istinaf incelemesi sadece davalı vekilinin istinaf başvurusuna ilişkin olarak yapılacaktır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, mahkemece hükme esas alınan kök ve ek bilirkişi raporları ile davalı vekilinin istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında ... Kampüsünde bulunan G ve H blokların kaba inşaat işlerinin yapımına ilişkin 11.09.2023 tarihli eser sözleşmesi imzalandığı, davacının işin önemli bölümünü yerine getirdiği, ancak işin yürütülmesi sırasında taraflar arasında eksik ve ayıplı imalatlar, hakediş kesintileri, yapılan ödemeler ve nihai hesap bakiyesine ilişkin uyuşmazlık çıktığıanlaşılmaktadır.Mahkemece alınan bilirkişi heyeti kök raporunda;Davacı, ... için ... ile daha düşük bedelli anlaşması bulunmasına rağmen davalının daha yüksek bedelle beton satın alarak kendisini zarara uğrattığını ileri sürmüş ise de, ...’un davacı şirkete beton vermemesi nedeniyle beton iş sahibi tarafından satın alındığından, ayrıca davalı tarafından davacı adına yürütülen icra dosyalarına çeşitli ödemeler yapıldığından, ticari defter kayıtları da bu hususu doğruladığından davacının bu kalem yönünden zarar talep edemeyeceği,Davacı, taraflar arasında ... duvar yapılmasına ilişkin anlaşma bulunmasına rağmen alçıpan uygulamasına geçildiğini ve bu nedenle zarar oluştuğunu iddia etmiş ise de, okul inşaatının yetiştirilmesi zorunluluğu ve davacının işi geciktirmesi nedeniyle daha hızlı imalat yöntemi olan alçıpan sistemine geçilmesinin haklı ve gerekli olduğu, bu nedenle davacının bu zarar kalemini isteyemeyeceği,Davacı, fore kazık yapılmaması nedeniyle meydana gelen yol çökmesi ve diğer hasarların giderim bedelini talep etmiş ise de, teknik açıdan fore kazık gerekliliğinin yüklenici tarafından öngörülmesi gereken bir husus olmakla birlikte, işveren adına görev yapan müşavir-kontrol firmasının da inşaat sürecini denetleme yükümlülüğü bulunduğu, bu nedenle zarardan yalnızca yüklenicinin sorumlu tutulamayacağı, sonuç olarak oluşan zararın yarısı olan 66.085,87 TL’nin davalıdan talep edilebileceği,Davacı, kaba inşaat bittikten sonra iskelenin ince işlerde kullanılmaya devam edilmesi nedeniyle fazladan kira ödediğini ileri sürmüş ise de, dosyada davacının ileri sürdüğü 25.000,00 TL’lik iskelenin kira faturalarının bulunmadığı, ancak bu faturaların ibraz edilmesi ve kaba inşaatın bitiminden sonraki döneme ait olduğunun kanıtlanması halinde talep edilebileceği,Davacı, kule vincin sahada tutulması nedeniyle 68.063,35 TL zarar oluştuğunu ileri sürmüş ise de, davalı şirket ticari defterlerinde vinç kirasına ilişkin toplam 68.117,35 TL ödeme yapıldığı, dolayısıyla vinç kira bedelinin davalı tarafından karşılandığı ve davacının bu konuda alacaklı olmadığı,Davacının, müşavir firmanın onayıyla satın alınan ... kalıpların bedelinin ödenmediği iddiası bakımından, davacı ticari kayıtlarında 08.04.2014 tarihli 40.710,00 TL ve 22.05.2014 tarihli 45.365,01 TL tutarlı faturalar bulunduğu, buna göre toplam 86.075,01 TL ... kalıp bedelinin ödendiğinin sabit olduğu ve davacının bu miktarı talep edebileceği,Davalı, kaba inşaatın eksik bırakıldığını ve işin tamamlanmadığını savunmuş ise de, müşavir şirket genel müdürünün SGK’ya gönderdiği resmi yazıda davacı yüklenicinin şantiyedeki işini tamamladığının bildirildiği, bu nedenle işin tamamen bitirilmediği yönündeki savunmanın yerinde olmadığı,Davalının, kaba inşaatta çeşitli ayıp ve eksiklikler bulunduğu, bu nedenle son hakedişten 264.940,00 TL kesinti yapıldığı iddiası bakımından, fotoğraflar ve tanık beyanlarından bazı ayıplı ve eksik imalatların bulunduğunun anlaşıldığı, ancak 264.940,00 TL’lik kesintinin hangi iş kalemlerinden kaynaklandığını gösteren ayrıntılı hesap dökümünün dosyaya sunulmadığı, bu nedenle kesintinin doğruluğunun denetlenemediği, yapılan kesintiler haklı kabul edilse bile davacının en az 200.271,62 TL tutarındaki 10 nolu hakediş alacağını hak ettiği,Davalı şirketin, davacının çeşitli icra dosyalarına toplam 263.886,57 TL ödeme yaptığının tespit edildiği, bu hususun tarafların cari hesap ilişkisinin değerlendirilmesinde dikkate alındığı,Sözleşmeye göre toplam iş bedelinin %6’sı oranında kesin teminat kesintisi yapılmış olup, kesin kabulden sonra iadesinin öngörüldüğü, davacının işi tamamladığının müşavir firma yazılarıyla sabit olduğu, buna rağmen sözleşmeye uygun geçici ve kesin kabul işlemlerinin yapılmadığı, teminat kesintilerinin neden iade edilmediğinin açıklanamadığı, davalı şirket ticari defterlerine göre dava tarihi olan 02.03.2016 itibarıyla davalının davacıya 91.558,58 TL teminat alacağı borcu bulunduğu,Davacı, 2013-2014 yılları arasındaki maliyet artışlarının son hakedişe yansıtılması gerektiğini ileri sürmüş ise de, sözleşmede enflasyon veya maliyet artış farkı ödeneceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle %8,17 oranındaki maliyet artışı talebinin yerinde olmadığı, şeklinde tespit ve görüşlerde bulunulmuştur.Bu heyete işçilik alacakları konusunda uzman bir bilirkişi daha eklenerek alınan ek bilirkişi heyeti raporunda ise;Davacı vekilince, inşaat ruhsatının geç alınması nedeniyle işçilerin uzun süre sigortalı olarak çalıştırılmak zorunda kaldığı, gündüz okul faaliyetleri nedeniyle çalışmaların gece yürütüldüğü, bu nedenle oluşan fazla mesai ve ilave SGK maliyetlerinin hesaplanması gerektiğini ileri sürmüş ise de, dosyaya sunulan SGK hizmet listeleri, tahakkuk fişleri ve bordroların incelenmesinde; bordrolarda fazla mesai tahakkuku bulunmadığı, ayrıca bordrolarda yer alan diğer kazanç kalemlerine ilişkin ödeme belgelerinin de sunulmadığı, buna göre fazla mesai ve ilave SGK giderlerine ilişkin talebin ispatlanamadığı,Davacı tarafın, şantiyedeki işlerin tamamlanarak teslim edildiği ve müşavir firma ile yapı denetim raporlarının kaba inşaatın teknik olarak yeterli ve uygun şekilde tamamlandığını ortaya koyduğu yönündeki itirazlarını yerinde olmadığı, kök rapordaki işin tamamlanarak teslim edildiği yönündeki tespitin değişmesini gerektirir yeni bir veri bulunmadığı,Davacı tarafından, 10 no'lu hakedişten hiçbir ihtar ve düzeltme talebi olmaksızın 264.940,00 TL kesinti yapıldığı, bu kesintinin hangi işlere ilişkin olduğunun ve nasıl hesaplandığının açıklanmadığı ileri sürülmüş ise de, sözleşme hükümleri gereğince müşavir firmanın yapılan işleri denetleme ve uygun gördüğü kesintileri yapma yetkisinin bulunduğu, dosyada mevcut hakediş kapağında söz konusu kesintinin açıkça gösterildiği, kesintinin eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi amacıyla başka firmalara yaptırılan işlerden kaynaklandığının anlaşıldığı, ancak kesintiye esas alınan imalat kalemleri, işçilik miktarları ve metraj hesaplarının dosyada bulunmaması nedeniyle kesintinin miktarsal doğruluğunun denetlenemediği, bununla birlikte, davalı tarafın da imza ve onayını taşıyan hakediş kapağında; toplam hakediş tutarının 465.211,62 TL olarak hesaplandığı, işçilik giderleri ve imalat hatalarının giderilmesi nedeniyle toplam 264.940,00 TL kesinti yapıldığı, bu kesintiden sonra ödenmesi gereken hakediş miktarının 200.271,62 TL olarak belirlendiği, kesinti bedelinin zaten hakediş toplamından düşüldüğü, buna rağmen kalan 200.271,62 TL'nin davacıya ödenmesi gerektiğinin hakediş belgesinden açıkça anlaşıldığı, bu nedenle davalı tarafın bu kısma yönelik itirazının anlaşılamadığı,Davacı tarafın, teminat senedinin mali bilirkişi tarafından borç olarak değerlendirilmesine yönelik itiraz bakımından, ticari defterlerde yer alan kayıtlar değerlendirilerek mali rapordaki görüşün korunduğu,Davacı tarafın, heyelan nedeniyle oluşan zarar, beton fiyat farkı, fotoğraflardan ayıp tespiti yapılamayacağı, ... yerine alçıpan uygulanmasından doğan zararlar, müşavir firmanın tarafsız olmadığı, iskele kira bedeli ve KDV taleplerine ilişkin itirazları bakımından; heyelan zararına ilişkin kök rapordaki görüş korunduğu, beton fiyat farkı ve fazla mesai taleplerinin kabulünün mümkün olmadığı, fotoğraf ve tanık anlatımlarının ayıplı imalat olgusunu desteklediği, ... yerine alçıpan uygulamasına geçilmesinin işin gecikmesi ve okulun açılış tarihine yetiştirilmesi gerekliliği nedeniyle haklı nedene dayandığı,Ayrıca davacı lehine; 91.558,58 TL teminat kesintisi alacağı bulunduğu, 86.075,01 TL tutarındaki ... kalıp bedelinin talep edilebileceği yönündeki kök rapor görüşlerinin korunduğu,Davalı vekili, davacının işi tamamlamadığını, eksik ve ayıplı imalatlar yaptığını, işi yarım bırakarak şantiyeyi terk ettiğini, bu nedenle başka firmalara ek maliyetlerle işler yaptırmak zorunda kaldıklarını ileri sürmüş ise de, dosyadaki hakedişler, SGK kayıtları ve diğer belgeler doğrultusunda işin tamamlandığı yönündeki kök rapor görüşünün korunduğu, eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi amacıyla bazı kesintiler yapılmış olmakla birlikte bunun işin tamamen tamamlanmadığı anlamına gelmediği,Davalı tarafça son hakedişte mutabakata varıldığı, davacıya fazla ödeme yapıldığı ve davacının ayrıca alacak talep edemeyeceği ileri sürülmüş ise de, hakediş kapağında açıkça görüldüğü üzere 264.940,00 TL kesinti yapıldıktan sonra dahi 200.271,62 TL bakiye hakediş alacağının bulunduğu, bu hususun bizzat davalı tarafça onaylanan hakediş belgesinde yer aldığı,Davalının fore kazık yapılmaması ve heyelan zararının tamamen davacıdan kaynaklandığı yönündeki itirazları bakımından, davalı ticari defterlerinde 132.171,74 TL tutarında heyelan kayması ödemesi bulunduğu tespit edilmiş olmakla birlikte kök rapordaki sorumluluk paylaşımına ilişkin görüşün değiştirilmediği,Davalının iskele kira bedeli, ... kalıp bedeli ve fazla mesai taleplerine yönelik itirazlarının da yerinde görülmediği, özellikle ... kalıp malzemesi bedeli yönünden davalının ticari kayıtlarında toplam 86.075,01 TL ödeme yapıldığının görüldüğü, bu bedelin davacı tarafından talep edilebileceği, ayrıca aynı ayıplı işler gerekçe gösterilerek hem 264.940,00 TL kesinti yapılıp hem de ... bedelinin reddedilmesinin uygun olmayacağı, şeklinde görüşlerde bulunulmuştur.Buna göre, davalı vekilince istinaf dilekçesinde, öncelikle davacının sözleşme konusu işi tamamlamadığı, eksik ve ayıplı imalatlarla şantiyeyi terk ettiği, bu nedenle başka firmalara iş yaptırılmak zorunda kalındığı ve son hakedişten yapılan kesintilerin haklı olduğu ileri sürülmüş ise de, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında bu savunmalar ayrıntılı şekilde incelenmiş, müşavir firma yazıları, SGK kayıtları, hakediş belgeleri ve dosya kapsamındaki diğer teknik belgeler birlikte değerlendirilerek davacının üstlendiği kaba inşaat işini tamamlayıp teslim ettiği, her ne kadar bazı eksik ve ayıplı imalatların bulunduğu tespit edilmiş ise de bunların işin tamamlanmadığı sonucunu doğurmadığı açıklanmıştır. Nitekim bilirkişi heyeti tarafından davalı tarafın eksik ve ayıplı işlere ilişkin tüm itirazları değerlendirilmiş, bu eksikliklerin giderilmesi amacıyla yapılan işlemler ve kesintiler de dikkate alınarak rapor düzenlenmiş olup, raporun bu yönüyle taraf iddia ve savunmalarını karşıladığı, denetlenebilir olduğu ve hükme esas alınabilecekleri anlaşılmaktadır.Davalı vekilinin 264.940,00 TL tutarındaki kesintinin tamamen haklı olduğu ve mahkemece dikkate alınmadığı yönündeki istinaf sebebi bakımından; bilirkişi heyetince söz konusu kesintinin dayanağı olan belgeler incelenmiş, kesintinin eksik ve ayıplı imalatların giderilmesi amacıyla yapıldığı kabul edilmiş, ancak dosyaya sunulan belgelerden kesinti kalemlerinin hangi iş gruplarına ilişkin olduğu, bu giderlerin hangi metraj ve hesaplamalara dayandığı hususlarının teknik olarak denetlenmesine elverişli veri bulunmadığı tespit edilmiştir. Buna rağmen hakediş kapağında toplam hakediş tutarı, yapılan kesintiler ve kesinti sonrasında kalan bakiye açık şekilde gösterilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından yapılan inceleme neticesinde davacının 200.271,62 TL tutarında bakiye hakediş alacağı bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bilirkişi raporlarında davalının bu yöndeki savunmaları değerlendirilmiş ve gerekçeli biçimde karşılanmış olduğundan, davalı tarafın aksine yöndeki itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı vekilinin tarafların son hakedişte mutabık kaldıkları ve davacının sonradan bu mutabakata aykırı taleplerde bulunduğu yönündeki istinaf sebebi yönünden ise; dosyada mevcut hakediş belgeleri ve ticari kayıtlar bilirkişi heyetince incelenmiş, taraflar arasındaki ödeme ve kesinti ilişkisi değerlendirilmiş, davalı tarafından ileri sürülen mutabakat savunmasının davacının bakiye alacağını ortadan kaldırdığı sonucuna ulaştıracak nitelikte bir belge veya hesap mutabakatının bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalı tarafın işçilere, icra dosyalarına ve üçüncü kişilere yaptığı ödemeler de raporlarda dikkate alınmış, bu ödemelerin ticari kayıtlara işlendiği ve hesaplamalarda göz önünde bulundurulduğu belirlenmiştir. Bu nedenle davalı tarafın yapılan ödemelerin hükme esas alınmadığı yönündeki itirazı da dosya kapsamıyla örtüşmemektedir.Davalı vekilinin fore kazık yapılmaması ve heyelan nedeniyle oluşan zarardan davacının tamamen sorumlu tutulması gerektiği yönündeki istinaf sebebi bakımından da, bilirkişi heyetince teknik inceleme yapılmış, zemin ve uygulama koşulları değerlendirilmiş, meydana gelen zararda yalnızca yüklenicinin değil, işveren adına denetim ve kontrol görevi yürüten müşavir firmanın da sorumluluğunun bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu hususta bilirkişi raporları teknik değerlendirme içerdiği gibi, davalının itirazları ek raporda ayrıca incelenerek cevaplandırılmıştır. Bu nedenle davalı tarafın zararın tamamının davacıya yüklenmesi gerektiğine ilişkin savunmasının kabulüne olanak bulunmamaktadır.Davalı vekilinin iskele bedeli, ... kalıp bedeli, yapılan çeşitli ödemeler ve diğer alacak kalemlerine ilişkin itirazları da bilirkişi kök ve ek raporlarında ayrı ayrı değerlendirilmiş; ticari defter kayıtları, faturalar, ödeme belgeleri ve taraf kayıtları karşılaştırılarak inceleme yapılmıştır. Özellikle ... kalıp bedeline ilişkin olarak ödeme kayıtları incelenmiş, davalı tarafın savunmaları değerlendirilmiş ve ulaşılan sonuç gerekçeleriyle ortaya konulmuştur. Aynı şekilde fazla mesai, SGK giderleri ve benzeri kalemler yönünden de davalı taraf lehine değerlendirmeler yapılmış olup, davalının bu konulardaki savunmaları da yapılan hesaplama ve değerlendirmelerde dikkate alınmıştır. Ayrıca, davalı vekilince istinaf dilekçesinde, mevcut kabul göre hesaplama yapılırken hata yapıldığı ve KDV dahil edilmek suretiyle hüküm kurulduğu ileri sürülmüş ise de, Mahkemece zaten KDV'siz bedele hükmedilmiş olduğundan buna ilişkin istinaf itirazı da yerinde bulunmamaktadır.Bu açıklama ve tespitler doğrultusunda, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarının dosya kapsamındaki delillerle uyumlu, tarafların itirazlarını karşılayan, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu, davalı tarafın istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususların büyük ölçüde yargılama sırasında bilirkişi heyeti tarafından değerlendirilip cevaplandırıldığı, ilk derece mahkemesinin de bu değerlendirmeler doğrultusunda karar verdiği, dosyada mevcut deliller ve bilirkişi tespitleri karşısında mahkemenin maddi vakıaları değerlendirmesinde ve hukuki nitelendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi, davalı tarafın istinaf sebeplerinin hükmün kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 12/10/2021 tarih ve 2016/250 Esas, 2021/726 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 30.232,20 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 7.560,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.672,20 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.