İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, bir internet şirketinin alan adı devri talebiyle eski ortağına açtığı davanın takipsizlik sebebiyle açılmamış sayılması kararı.
Özet: Davacı şirket, internet tabanlı fiyat karşılaştırma hizmeti için hayati önem taşıyan bir alan adının, eski kurucu ortağı ve hissedarı olan davalı tarafından 2015 tarihli pay sahipleri sözleşmesine aykırı olarak kötü niyetle kendi adına tescil edildiğini ileri sürerek devrini ve ihtiyati tedbir kararı alınmasını talep etmiş, davalı ise alan adının kendi mülkiyetinde olduğunu, şirkete iyi niyet çerçevesinde kullandırıldığını ve iddiaların asılsız olduğunu savunmuş olmasına rağmen, mahkeme, tarafların davayı takipsiz bırakarak üç aylık yasal sürede yenilememesi nedeniyle HMKnın 150. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine hükmetmiştir.

T.C.
İSTANBUL1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO : 2025/50 EsasKARAR NO : 2026/170DAVA : Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli)DAVA TARİHİ : 07/03/2025KARAR TARİHİ : 26/06/2026Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş.'nin internet üzerinden fiyat karşılaştırma hizmeti sunan ve ticari faaliyetlerini ... alan adı üzerinden yürüttüğünü, söz konusu alan adının şirket faaliyetleri bakımından hayati öneme sahip olduğunu ileri sürdüğünü, davacı, davalı ...'ın şirket kurucularından ve hissedarlarından biri olduğunu, 2015 tarihli Pay Sahipleri Sözleşmesi uyarınca şirket faaliyetleriyle ilgili tüm fikri mülkiyet haklarını ve alan adlarını bedelsiz olarak şirkete devretmeyi taahhüt ettiğini, şirket hisselerinin devri sonrasında da bu yükümlülüğün devam ettiğini, ... alan adının ilk olarak davalı adına tescil edildiği, şirket hisselerinin devrinden sonra alan adı kullanım bilgilerinin müvekkil şirket adına geçirildiği, ancak davalının 24.05.2024 tarihinde kullanıcı erişimini kullanarak alan adını yeniden kendi adına kaydettirdiği, buna rağmen şirket yönetim kurulu üyeliği ve hissedarlığı devam ederken alan adını şirkete devretmeyerek kötü niyetli davrandığını, davacı ayrıca, davalının alan adını şirkete devredeceğini çeşitli e-posta yazışmalarında kabul ettiğini, buna rağmen devri gerçekleştirmediğini, akabinde şirket adına ihtarname göndererek gerçeğe aykırı şekilde alan adının kira sözleşmesi kapsamında kullanıldığını iddia edip sözleşmeyi feshettiğini, oysa taraflar arasında böyle bir kira sözleşmesinin bulunmadığını, davacı, ... alan adının müvekkil şirket adına devrine ve tesciline, yargılama süresince alan adının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Davacının tüm iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Cevap dilekçesinde; ... alan adının 2014 yılından beri davalı ...'a ait olduğu, 07.08.2015 tarihli Pay Sahipleri Sözleşmesi imzalandığında bu alan adının şirket faaliyetlerinde kullanılmadığı ve sözleşmede devrine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı ileri sürülmüştür. Alan adının hiçbir zaman davacı şirkete ait olmadığı, yalnızca iyi niyet çerçevesinde şirketin kullanımına bırakıldığı, davacının alan adı ile marka hakkını bilinçli şekilde birbirine karıştırdığı, oysa marka sahibi olmanın alan adı mülkiyeti anlamına gelmediği belirtilmiştir. Ayrıca, ... markasının 2020 yılında tescil edildiği, buna karşılık alan adının davalı tarafından çok daha önce edinildiği pay sahipliği sözleşmesinden geçen tek alan adının ... markasının olduğu alan adının farklı tarihlerde el değiştirdiği iddasının ise hizmet sağlayıcısının teknik değişikliğinden kaynaklandığı ve gerçek bir mülkiyet devri bulunmadığı savunulmuştur, davalı alan adını kapatmak ve erişimi engellemek yönünde herhangi bir tehdidinin olmadığını, şirketten ayrıldıktan sonrada alan adının kullanımına izin verdiği 02/01/2025 tarihli e postasında ... alan adını devretmeyi taahhüt etmediğini yalnızca yönetim kurulunca belirlenecek yetkili kişiye şirket adına kayıtlar diğer alan adlarının devrine ilişkin usulü açıklandığı ileri sürmüştür. Son olarak davacının alan adı devri için gerekli teknik ve hukuki prosedürü işletmeksizin doğrudan ihtarname gönderip dava açtığını, davanın kötü niyetli ve manipülatif olduğunu belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇEDava konusu uyuşmazlık, davalı tarafça ... Sisteminde kullanıldığı iddia edilen anahtar sözcükler, davacıya ait fotoğraflar nedeniyle davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin söz konusu olup olmadığı, varsa davacının buna bağlı tazminat taleplerinin, tespit, durdurma, giderme, men, ortadan kaldırma ve ilan taleplerinin yerinde olup olmadığına ilişkindir. Davacı tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın, işlemden kaldırıldığı (başvuruya bırakıldığı) 16/10/2025 tarihten itibaren üç aylık yasal süre içinde yenilenmediği anlaşıldığından, Dosya incelendi.HÜKÜM:1-Taraflar arasındaki davanın mahkememizde yapılan 16/10/2025 tarihli duruşmasında tarafları tarafından takipsiz bırakılan dava müracata kalmış ve aradan üç ayı aşkın bir zaman geçtiğinden davanın H.M.K.’nın 150. maddesi uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-732 TL ilam harcının yatırılan 615,40 TL peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan 116,6 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4- Davacının tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talepleri halinde taraflara iadesine,Dair karar tarafların yokluğunda,gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA içerisinde İSTİNAF YASA yolu açık olmak üzere karar verildi. 26/06/2026Katip ¸ Hakim ¸