İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, bankanın ticari kredi alacağından kaynaklanan borcun tahsili için başlattığı icra takibine itirazın iptali davası istinaf incelemesi.
Özet: Bir bankanın, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağını tahsil etmek amacıyla başlattığı ilamsız icra takibine borçlu limited şirket ve müteselsil kefilinin itirazı üzerine açtığı itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi bilirkişi raporu doğrultusunda davayı kısmen kabul ederek, belirli bir miktar asıl alacak, işlenmiş akdi faiz ve BSMV üzerinden takibin devamına, talep edilen miktar için takip tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulanmasına ve alacak likit, itiraz haksız olduğu gerekçesiyle %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine hükmetmiş olup, davalılar bu karara karşı davanın hak düşürücü sürede açılmadığı ve ihtarnamelerin tebliğ edilmediği gibi sebeplerle istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/122 Esas
KARAR NO : 2026/1173 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2022/831 Esas - 2023/604 Karar
TARİH: 26/09/2023
DAVA: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 12/06/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Borçlu ... Limited Şirketi ve ... 'in davacı nezdinde kredi borcundan kaynaklanan alacağın tahsili için istanbul 5. icra müdürlüğü ... e. sayılı dosyasında 106.758,42 -TL( takip sonrası işlemiş faiz,fer'i ve masraflar hariç takip çıkış miktarıdır.) ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçluların işbu takibe ilişkin borcun tamamına ve diğer tüm ferilerine itiraz ettiğini, borçluların itirazlarının kabulünün mümkün olmadığını, takibe ilişkin genel kredi sözleşmesi incelendiğinde itiraz eden borçlu ... Limited Şirketi'nin sözleşmede şirket kaşesinin yer aldığı bölümde şirket yetkilisinin imzasının bulunduğunu, ...'in ise sözleşmede müteselsil kefil sıfatı ile ıslak imzasının bulunduğunu, kredi borçlarının ödenmesi için borçluya ihtarname gönderilmişse de işbu borç borçlu tarafından ödenmediğini, davacı bankanın alacağının muaccel olduğunu, borçlunun haksız ve kötü niyetli borca,faize ve fer'ilerine olan itirazlarının reddi gerektiği gözetilerek davanın kabulü ile itirazın iptalini, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra -inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine olduğunu, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacı tarafından davalıya kat ihtarı tebliğ edilmediğini, kötü niyetli olarak davalının haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 26/09/2023 tarih ve 2022/831 Esas - 2023/604 Karar sayılı kararında; " Gerekçeleri itibarı ile somut olaya uygun olup, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alınarak hazırlanan ve bu nedenle hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilen bilirkişi raporuna göre ; 13.08.2021 takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalılardan; talep edilebilecek tutarlar; asıl alacak 90.066,76 TL, İşlemiş akdi faiz 7.472,00 TL, Faizin %5 BSMV'si 397,36TL, toplam 97.936,12'TL talep edebileceği, davacı bankanın hesap katından itibaren temerrüt faizi işletmesi nedeni ile hesaplamamızla davacı banka arasında faiz farkı oluştuğu, Davacı bankanın 13.08.2021 takip tarihi itibarı ile; 90.066,76 TL taksitli ticari kredi asıl alacak tutarı için; takip tarihinden tamamen tahsiline kadar %34,80 (talep gibi) temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisi talep edebileceği belirlenmiştir.
Yukarıda içeriği özetlenen bilirkişi raporu ve itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olması ilkesinden hareketle yapılan değerlendirmede, icra takibi ve itirazın iptali davasında daha fazla miktarlar talep edilmekle birlikte davacı alacağının bilirkişi raporu ile belirlenen toplam 97.936,12 TL olduğu kabul edilmiştir.Sözleşme hükümlerine göre davacı alacağının hesaplanması mümkün olup, haksız itiraz nedeni ile davacının likit nitelikteki alacağına ulaşması geciktirildiği için hüküm altına alınan miktarın % 20'si oranında inkar tazminatının davalılardan alınması gerektiği kabul edilip, davanın kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur."gerekçesi ile,
'' 1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
2-Davalı borçluların İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptaline takibin 90.066,76 TL asıl alacak, 7.472,00 TL işlemiş akdi faiz, 397,36 TL faizin %5 BSMV'si olmak üzere toplam 97.936,12 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 90.066,76 TL asıl alacak tutarı için, takip tarihinden tamamen tahsiline kadar %34,80 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisi uygulanmasına,
Alacak likit ve itiraz haksız olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takibine 23/08/2021 tarihinde itiraz edildiğini, davanın ise bir yıllık hak düşürücü süreden sonra 08.12.2023 tarihinde ikame edildiğini,
Davacı tarafından gönderildiği iddia olunan ihtarnamelerin davalılara ulaşmadığını, söz konusu borcun muaccel olmadığını, davalıların temerrüde düşmediğini, muaccel olmayan borcun tahsilinin talep edilemeyeceğini, ihtarname olmaksızın icra takibine başlanmasının ise usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, bu husustaki itirazlarının değerlendirilmediğini,
Davalılara tebliğ edilmediği hususu sabit olan kat ihtarnamelerine dayalı olarak muaccel olmamış bir borç sebebiyle temerrüt faizine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararda yapılan temerrüt faizi hesaplamasının taraflarınca kabul edilmediğini,
Kabul anlamına gelmemek kaydıyla; dosyaya mübrez bilirkişi raporunda yapılan faiz hesaplamasındaki faiz oranının fahiş olduğunu, temerrüt faiz oranı 2022 yılında %17,25, 2023 yılında ise %11,75 olarak belirlenmişken tüketici olan taraf aleyhine kredili mevduat hesabına ve kredi kartındaki söz konusu borçlara ilişkin %34,80 temerrüt faizi ve %5 oranında gider vergisi; neredeyse geçen yıl ki faiz oranının dahi 2 katından fazla bir oran belirlenmesinin tüketici aleyhine olduğunu,
İleri sürerek, açıklanan ve re'sen tespit edilecek nedenlerle; tehiri icra taleplerinin kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın reddine veya yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, genel kredi ve kefalet sözleşmesine dayalı kredi alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut olayda, davacı ile davalı şirket arasında 23/02/2017 tarihli 500.000,00-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ...'in de sözleşmeye aynı limitle müteselsil kefil olduğu, kredi lehdarına sözleşmeye istinaden 21/03/2017 tarihinde yıllık %17,40 akdi faiz oranı üzerinden 60 ay vadeli 250.000,00-TL tutarlı taksitli ticari kredi kullandırıldığı, kredinin 21/11/2020 vadeli 44 üncü taksidi ödendikten sonra üst üste yedi taksidinin ödenmediği, bunun üzerine banka tarafından hesabın 05/08/2021 tarihinde kat edildiği ve toplam 105.958,81-TL nakdi alacağın yedi gün içerisinde ödenmesi ihtarını içerir Beşiktaş 1 Noterliği'nin 06/08/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıların genel kredi sözleşmesindeki adreslerine tebliğe çıkartıldığı, ihtarnamenin davalı şirkete 10/08/2021 tarihinde, davalı kefile ise 13/08/2021 tarihinde tebliğ edildiği, henüz tebliğ ile verilen mehil dolmadan davalılar aleyhine 13/08/2021 tarihinde 106.573,05-TL nakdi alacağın tahsili amacıyla takibe girişildiği anlaşılmıştır.
Davacı banka tarafından kredi hesabının kat edilmesiyle birlikte davalılara bir ihtar yapılmasa bile borç muaccel hale gelir ise de; davacı banka gönderdiği ihtarnameyle borçlulara ihtarnamenin tebliğine kadar ve tebliğinden sonraki yedi gün için atıfet tanıyarak alacağını imhal etmiştir. Bir başka anlatımla davacı banka tarafından muacceliyet atıfet süresinin sonuna kadar ertelenmiştir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 03/04/2019 tarih ve 2017/4707 Esas 2019/2247 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11 HD.'nin 11.02.2025 tarih ve 2024/2446 Esas - 2025/760 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir.) Bu durumda verilen atıfet süresi sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden 05/03/2024 tarihinde icra takibine geçilmesi TMK'nun 2. maddesine aykırıdır. Hal böyle olunca takip tarihi itibariyle davalıların muaccel hale gelmiş istenilebilir bir borçları bulunmadığı, itirazın iptali davasında usulüne uygun takip başlatılmasına ilişkin dava şartının gerçekleşmediği gözetildiğinde; mahkemece, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamış, davalıların istinaf başvurusu bu yönden haklı bulunmuştur.
Sonuç itibariyle; davalıların istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce yeniden hüküm kurularak, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalıların istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/09/2023 tarih ve 2022/831 Esas 2023/604 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
2-Davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nun 114/2 ve 115/2 fıkraları uyarınca USULDEN REDDİNE,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:
3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu harcın, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak ödenen 1.823,17-TL'den mahsubu ile bakiye 1.091,17-TL'nin talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.200,00-TL arabulucuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davalılar vekille temsil edildiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereği hesap ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
8-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalılara iadesine,
10-Davalılar tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 123,00-TL dosyanın istinafa gidiş-dönüş harcı toplamı olan 861,00-TL'nin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
11-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 12/06/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy çokluğu ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptaline ilişkin olup, ilk derece mahkemesi tarafından, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda; davacı banka tarafından davalılara Beşiktaş 1 Noterliği'nden gönderilen 06/08/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile; hesabın kat edildiği ve nakdi kredi alacağının yedi gün içerisinde ödenmesi gerektiği, aksi halde yasal yollara başvurulacağı ihtar edilmiştir. İhtarnamenin davalı şirkete 10/08/2021 tarihinde, davalı kefile ise 13/08/2021 tarihinde tebliğ edildiği ve tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlayan yedi günlük süre dolmaksızın, 13/08/2021 tarihinde davalılar aleyhine ilamsız takip başlatıldığı sabittir.
Somut olayda, kredi alacağı; kredi lehdarına kullandırılan taksitli ticari kredi alacağından oluşmaktadır. Kat tarihi itibariyle ödenmeyen taksitlerin her biri bakımından temerrüt gerçekleşmiş ise de; henüz vadesi gelmemiş kredi taksitleri bakımından muacceliyet hesabın kat edilmesi ile gerçekleşmiştir. Diğer ifade ile davacı banka tarafından genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan taksitli ticari kredi taksitlerinin zamanında ödenmemesi nedeniyle, genel kredi sözleşmesi feshedilerek davalı şirkete kullandırılan tüm kredilerin bakiye alacakları bakımından hesap kesilmiştir. Kat tarihi itibariyle davacı bankanın varlığını iddia ettiği vadesi gelen ve gelmeyen tüm bakiye alacak muaccel olmuştur. Ne varki temerrüdün gerçekleşmesi için, 6098 Sayılı TBK'nun 117/1 fıkrasıda yer alan ve muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarı ile temerrüde düşeceğini öngören düzenleme karşısında, kat tarihinde muaccel hale gelen borç bakımından temerrüd henüz gerçekleşmemiştir. Davacı banka tarafından davalılara gönderilen ihtarname bir muacceliyet yahut erteleme ihbarnamesi değil, TBK'nun 117/1 fıkrası ile 6102 Sayılı TTK'nun 18/3 fıkrası kapsamında gönderilmiş bir temerrüt ihtarnamesidir. Temerrüt, ihtarname ile verilen yedi günlük süre sonunda ve muaccel borç halen ödenmemişse gerçekleşecek, temerrüdün sonucu olarak davacı banka davalılardan, TBK'nun 120 ve TTK'nun 8, 9 ve 10 maddeleri çerçevesinde, temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edebilecektir. Buna göre; temerrüt ihtarında verilen mehlin dolmasını beklemeksizin takip başlatılmasının sonucu, bu süre dolana dek temerrüt faizi talep edememekten ibaret olup, bu durum muaccel borcu müeccel hale getirmez. Aksi kabul; temerrüt ve muacceliyet kavramları arasındaki farkın ortadan kalkmasına, muaccel bir borcun borçlusuna gönderilen ve mehil içeren, borçluya temerrüdün sonuçları ile karşılaşmaksızın son bir ifa şansı tanınması amacını güden tüm temerrüt ihtarnamelerinin, alacaklının bu yönde açık bir iradesi olmasa dahi, borcun ödenmesinin ertelenmesi, başka değişle yeni bir vade tanınması, muaccel borcun müeccel hale gelmesi sonucu doğurmasına neden olacaktır.
Yukarıda açıkladığım gerekçeler ile ihtarname ile verilen atıfet süresi sona ermeden ve ertelenen muacceliyet süresi bitmeden icra takibine geçilmesinin TMK'nun ikinci maddesine aykırı olduğuna, takip tarihi itibariyle davalıların muaccel hale gelmiş bir borçları bulunmadığına, itirazın iptali davasında usulüne uygun takip başlatılmasına ilişkin dava şartının gerçekleşmediğine yönelik çoğunluk görüşüne katılmıyor, muhalif kalıyorum. 12/06/2026