Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin, trafik kazasında vefat eden kişinin destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talepleriyle sigortasız araç nedeniyle Güvence Hesabına yönelen istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, 07/11/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında 17 yaşındaki bir yayanın hayatını kaybetmesi üzerine, yakınlarının kazada tam kusurlu olduğunu iddia ettikleri araç sürücüsü ile aracın zorunlu trafik sigortasının bulunmaması nedeniyle Güvence Hesabından destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebiyle açtıkları davanın yerel mahkemece kısmen ve birleşen dava yönünden kabulüne, Güvence Hesabının sorumluluğunun limiti ve başvuru eksikliği itirazlarına rağmen karar verilmesi üzerine, davalılar tarafından yapılan istinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesinin dosya hakkındaki değerlendirme sürecini özetlemektedir.

T.C. BURSA BAM ..... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : .
KARAR NO : .
.
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : .
KARAR NO : .
KARAR TARİHİ .
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ .
.
ASIL DAVADA;
DAVACILAR : .
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
B.A.M. KARAR TARİHİ : .
KARAR YAZIM TARİHİ : .
Davacılar tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı Güvence Hesabı vekili ve davalı Fatih Saltabaş tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde, kaza tarihi olan 07/11/2015 günü saat 15:30 sularında yaya olarak yürüyen ....'a davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ...plakalı aracın sağ ön tarafıyla çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, 17 yaşındaki İbrahim Kolak'ın kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen 13 gün sonra vefat ettiğini, yolun geometrik özellikleri ve araç sürücüsünün yolu bilmesi sebebiyle davalı ...ın meydana gelen kazada asli ve tam kusurlu olduğunu, İbrahim Kolak'ın vefatıyla birlikte tüm aile fertlerinin maddi ve manevi yönden zarar gördüğünü ileri sürerek, HMK'nın 107. maddesi uyarınca belirlenecek destekten yoksun kalma tazminatı şimdilik 15.000,00 TL'nin davalı sigorta şirketi açısından dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, müvekkil ...adına 100.000 TL, müvekkil ....adına 60.000 TL, ...İçin 15.000 TL, müvekkilleri için ayrı ayrı 15.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kazaya karışan araç sürücüsü ve işletenden müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dava dosyasında davacılar vekili dava dilekçesinde, 07/11/2015 tarihinde muris... caddesinde karşıdan karşıya geçmek istemesi neticesinde....plakalı araç sürücüsü ve maliki olan Fatih Saltabaş'ın kendisine çarpması sonucunda ağır bir şekilde yaralandığını, olay yerine çağrılan ambulans ile Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesine kaldırıldığını, 07/11/2015-20/11/2015 tarihleri arasında murisin Beyin Cerrahi bölümü yoğun bakımı ünitesinde bilinci kapalı bir şekilde yattığını, 20/11/2015 tarihinde İbrahim Kolak'a yapılan tüm tedavilere rağmen yaşamını yitirdiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın ZMMS'nin yaptırılmammış ve ... poliçe numaralı .... A.Ş.'ye ait sigorta poliçesi 04/09/2015 tarihinde başlayıp ve 04/09/2015 tarihinde iptal edildiğini, kazaya karışan aracın 07/11/2016 tarihinde ZMMS'yi yaptırmadığı halde trafiğe çıktığını, 5684 sayılı sigortacılık kanunu ve 26894 sayılı güvence hesabı yönetmeliği uyarınca kaza tarihinde belirtilen aracın Zorunlu Trafik Sorumluluk Sigortası olmadığını beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 15.000,00 TL'nin Güvence hesabından dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, dava konusu aracın dava tarihi itibariyle sigorta poliçesinin bulunmadığını bu nedenle husumet itirazının bulunduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla poliçeye müstenit müşterek ve müteselsil sorumluluğun poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, masraf ve vekalet ücreti sorumluluğunun da bu miktara denk gelecek oranda olacağını, faiz konusunda sorumluluklarının bulunmadığını ileri sürerek, müvekkil şirket aleyhine açılan davada hasar tarihini kapsayan poliçe olmadığından davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesini, masraf ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar ...yasal süresi içinde davaya cevap vermemişlerdir.
Birleşen davada davalı Güvence Hesabı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafın kaza sebebiyle müvekkil ikurumdan yazılı bir başvurusunun bulunmadığını, bu nedenle öncelikle dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddinin gerektiğini, cenaze ve defin masraflarının güvence hesabından talep edilemeyeceğini, müvekkil kurumun sorumluğunun tespiti açısından gerekli olan bir çok hususun dava dilekçesinden anlaşılamadığını, zararın tespit edilmesi gerektiğini, araç açısından kusur incelemesi yapılması gerektiğini, güvence hesabının sorumluluğunun teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine aksi durumda kusur ve tazminat yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda Bursa ... Asliye Ceza Mahkemesi’nin ... esas sayılı ceza dosyasında trafik kazasına karışan sürücü ve maktulün eşit kusurlu olduğu kabul edilerek sanığın cezalandırılmasına karar verildiği, ancak İstinaf Mahkemesi'nin kaldırma ilamı üzerine yeniden alınan İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin ... tarihli raporunda davalı ...'ın %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu, maktul İbrahim Kolak'ın %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, kaza tarihinde ....plakalı aracın ZMMS bulunmadığı ve ... A.Ş.'nin poliçesinin 22.10.2015 tarihinde feshedildiği, 15 günlük koruyucu süre ile birlikte sigorta şirketinin sorumluluğunun 06.11.2015 tarihinde sona erdiği anlaşıldığından sigorta şirketi yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine, kaza tarihinde aracın ZMM sigortası bulunmadığından Güvence Hesabının sorumlu tutulmasına, aktüerya bilirkişi raporunda davacı ...için 33.601,75 TL, davacı ...için 42.026,45 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatı hesaplandığından bu miktarların kabulüne, 500 TL cenaze masrafının kabulüne, diğer davacıların kardeş olmaları sebebiyle destek zararları bulunmadığından maddi tazminat taleplerinin reddine, manevi tazminat yönünden tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur oranları dikkate alınarak davacı ...için 30.000 TL, davacı... için 30.000 TL, davacılar .... için 8.000'er TL manevi tazminatın kabulüne, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
Davalı Güvence Hesabı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan kusur raporunda... plakalı araç sürücüsüne atfedilen %80 kusur oranının kabulü mümkün olmadığını, dava konusu kaza ile ilgili her ne kadar bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor temin edilmiş ise de raporda varılan sonucun hukuki dayanaklarının dökümleri ve ayrıntılarının gösterilmediğini, bu haliyle raporların her türlü kuşkudan uzak mahkemeye tam kanaat verici nitelikle olamayacağından hüküm kurmaya yeterli ve elverişli bulunmadığını, bilirkişilerin somut hukuki ve bilimsel verileri ortaya koyarak denetime elverişli rapor hazırlamaları gerektiğini, Yargıtay'ın kusur dağılımına ilişkin genel içtihatlarında kusura ilişkin yeterli delil mevcut olmadığı ve net bir şekilde kusur dağılımı yapılamadığı durumlarda tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi gereği kusur oranlarının %50-%50 şeklinde dağılımının benimsendiğini somut olarak kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, aksi halde taraflara eşit kusur dağılımı yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ....... istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, 07.11.2015 tarihinde ölümlü trafik kazası ile ilgilili olarak karşı tarafına karşı açılmış olan manevi tazminat davasının sonuçlanmış olup, mahkemenin kendisini haksız göstermesinden dolayı karşı tarafa manevi tazminat ödemesi hususunda karar çıktığını, durumunun iyi olmadığını, bir yıldan beri işsiz olduğunu, iki tane 5-ve 2 yaşlarında çocukları bulunduğunu, kazada vefat eden İbrahim Kolak’ın cadde üzerinde yolun sağından yürüdüğünü, burada yaya kaldırımı da bulunmadığını, verilen tazminatları ödeyecek durumu olmadığını, ne kadar dikkat ettiyse de, istemeyerek kazanın meydana geldiğini, vurmamak için aracı yolun soluna kırdığını, tanıklarının da ifadelerinin mevcut olduğunu, dosyanın tekrar incelenerek verilen kararın bozulması yönünde karar verilmesini kaldırılmasını talep etmiş olup, yerel mahkemece, çıkarılan muhtıraya rağmen istinaf harç ve giderlerinin ödenmemesi nedeni ile davalı Fatih’in kararı istinaf etmemiş sayılmasına ilişkin ek karar verildiği, davalının ek kararı da istinaf ettiği anlaşılmıştır.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Yerel mahkemece verilen ilk karar istinaf incelemesi yapan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. HD nin, ihtimalli düzenlenen kusur raporuna göre çelişki giderilmeden karar verilmiş olması ve hesaplamada TRH 2010 yerine PMF yaşam tablolarının dikkate alınmış olmasının hatalı olması gerekçeleri ile kaldırılarak yerel mahkemesine iade iade edilmiştir.
Dava, trafik kazasına bağlı ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve defin-cenaze gideri ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
Bursa ... Asliye Ceza Mahkemesi ... Karar sayılı ilamında, mütevaffa ve sürücü eşit kusurlu kabul edilmekle birlikte hüküm gerekçesinde “…Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda ölen ...'ın, birden yolun içine yürümüş olduğunun kabulü halinde sanığın kusursuz, aksi halde ise asli kusurlu olduğu belirtilmiş ise de tanık ...'ın duruşma sırasındaki "çarpma sırasında yaya yolun kenarındaydı, yolun içine doğru adım attığını görmedim fakat hafif çapraz vaziyette dönmüştü, belki karşıya dönmeye niyetlenmişti fakat biz çarptığımız anda asfaltın kenarındaydı" şeklindeki beyanına, kaldırımsız ve banketsiz olan yolun fiziki durumuna ve olaydan hemen sonra belirlenen fren izleri ile çarpma noktasına göre maktulün asfalt kaplamanın sağ kenarında yürümekte olduğu ve çarpmanın da burada meydana geldiği açıkça anlaşıldığından; maktulün kazadan hemen önce yolun iç kısmına doğru yürümediği, aksine mevcut güzergahında bulunduğu sırada çarpmaya maruz kaldığı kanaatine varılarak bu rapora itibar edilmemiş…” gerekçelerine yerverilmiş olup, tarfik kazası tespit tutanağında da sürücü kusuruna işaret edilmiştir.
6098 sayılı TBK 74 maddesi gereği hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Hukuk hakimi ancak ceza mahkemesinde tespit edilen maddi vakıa ile bağlı olup, zarar verenin kusurunun bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı hukuk hakimini bağlamaz .
Mahkemece kaldırma kararı sonrasında aldırılan ATK kusur raporunda, yayaların meskun mahalde yaya kaldırımı ve banket bulunmayan iki yönlü yollarda, seyirlerini taşıt trafiğini sağına alarak karşıdan gelen araçları kontrol edebilecek şekilde sürdürmeleri gerektiği, mevcut kazada yayanın bu kusuru ihlal ettiğinin anlaşıldığı, sürücünün ise meskun mahaldeki seyri sırasında hızını ve seyrini mevcut yol şartlarına göre ayarlamadığı, meskun mahalde yola gereken dikkatini vermediği, sağ ilerisinde yürümekte olan yaya ile arasında güvenli açıklığı bırakarak geçişini sürdürmediği, dikkatsiz ve kontrolsüz seyri ile yayaya çarpığının anlaşıldığı ve kusurlu bulunduğu açıklanarak, davalı sürücü...idaresindeki kamyonet ile meskun mahaldeki seyri sırasında yola gereken dikkatini vermediği, aracının ön ileri hareket alanını kontrol altında bulundurarak ilerisinde yürümekte olan yaya ile arasında yeterli açıklığı bırakarak seyrini sürdürmediği, dikkatsiz seyri neticesinde de sağ ilerisinde yürümekte olan yayaya çarptığı olayda kusurlu olduğu, yaya... yaya kaldırımı ve banket bulunmayan iki yönlü yoldaki seyrini kendi can güvenliği açısından karşısından gelen araçların seyir durumlarını kontrol edebilecek şekilde taşıt trafiğini sağına alarak gerçekleştirmediği, mevcut seyri sırasında da gerisinden kontrolsüzce gelen araca karşı korunma tedbirine başvuramadığı olayda kusurlu olduğu sonuç olarak, olayda davalı ...’ın %80 (yüzde seksen) oranında, İbrahim KOLAK’ın %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir rapor hazırladığı görülmektedir. Açıklanan tüm bu olgular karşısında kaza tespit tutanağı içeriği de göz önüne alındığında, kazanın meydana gelmesinde davalı ...’in %80 oranında kusurlu olduğu yolundaki değerlendirmede yerindedir.
Davalı vekili cenaze ve defin giderlerinin teminat kapsamında olmadığını belirtmiş ise de, bu zararlarda, poliçe limiti kapsamında ve limit dahilinde TBK 54. Madde gereğince maddi tazminat kapsamındadır.
Maddi tazminat hesabı yönünden Yargıtay en son içtihatları kapsamda tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınarak hesaplamalarda 1,8 teknik faiz uygulanmaksızın progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması gerekmekte olup, istinaf eden davalı vekilinin hesaplama yöntemine ilişkin istinaf talebi de yerinde görülmemiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 99/1 maddesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının Genel Şartlarının B-2 maddelerinde sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dahilinde tazminatı ödemekle yükümlü olup, bu sürenin sonunda ödeme yapılmadığı takdirde temerrüt gerçekleşeceği öngörülmüştür. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. (Yargıtay 17 HD. 2019/4875 Esas 2020/720 Karar)
Somut olayda, davacı başvurusunun istinaf eden davalıya ulaştığına dair evrak dosya içerisinde bulunduğu anlaşılmakla yerel mahkemece davalının davadan önce temerrüde düşürüldüğünün kabulü ile karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.
6098 Sayılı TBK 56/1 maddesi gereği, haksız fiil sebebiyle bedensel zarar halinde, zarar gören, manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir. Manevi tazminat, kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın manevi dengesindeki bozulmanın giderilmesi için yasanın ön gördüğü telafi şeklidir. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği unutulmamalıdır. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda, olaydaki kusur durumu, kazanın meydana geliş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ve 4721 sayılı MK 4 maddesindeki hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat yerindedir. Davalı...'in bu yöndeki istinaf talebinin reddi gerekmiştir.
İstinaf eden birleşen dosya davalısı Güvence Hesabı ile davalı...'ın istinaf taleplerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davalı Güvence Hesabı vekilinin istinaf başvurusu ile davalı Fatih Saltabaş'ın ek karara yönelik istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Bursa . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalı Güvence Hesabı vekilinin istinaf başvurusu ile davalı ...ın ek karara yönelik istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-a)İstinaf kanun yoluna başvuran davalı Güvence Hesabı tarafından yatırılması gereken 5.200,31.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.219,38.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 3.980,93.-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
b)İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... tarafından ek karar yönünden yatırılması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı peşin alındığından harç konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a. hükmü uyarınca kesin olmak üzere 02/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip