Vekalet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davası: Marka tescil başvurusunun reddine yol açan vekilin bildirim yükümlülüğü ihlali iddiasına karşı kötü niyetli başvuru savunması.
Özet: Bu dava, davacının, davalı markavekilinin marka tescil başvurusunun üçüncü taraf itirazı ve Türk Patent ve Marka Kurumu red kararı hakkında zamanında bilgilendirmemesi sonucu başvurunun kesin reddedilmesiyle oluşan maddi ve manevi zararlarının tazminini talep ettiği; davalının ise başvurunun davacının kötü niyetinden reddedildiğini, tüm bildirimleri yaptığını ve özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunarak sorumluluğu reddettiği bir vekalet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat uyuşmazlığıdır.

T.C.
İSTANBUL1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2026/530 EsasKARAR NO : 2026/571DAVA : Tazminat (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 05/11/2018KARAR TARİHİ : 29/06/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasındaki vaki vekalet sözleşmesi uyarınca, davalının uzmanlığı gereği müvekkilin marka, tasarım vb. fikri mülkiyet ürünlerinin Türk Patent Marka Kurumu nezdinde tescili amacıyla yapılacak başvuruların yapılması ve takibi konusunda anlaşmışlar ve müvekkil davalı yana gerekli vekaletnamesini hazırlayıp teslim edildiğini, davalı tarafça müvekkil adına ... tarih ve ... numaralı ... markasının Türk Patent Marka Kurumu nezdinde tescil başvurusu yapıldığını, ancak, müvekkil davalı tarafın kendisine herhangi bir sonuç bildirmemesi ve ısrarlı talepleri neticesinde ancak 2018 ekim ayı içerisinde; söz konusu marka başvurusuna marka bültende ilan aşamasında iken 3. bir kişinin itirazda bulunduğunu, ve bu itiraz neticesinde de Türk Patent Marka Kurumu tarafından 05.01.2018 tarihli karar ile reddedildiğini öğrenildiğini, işbu karara tebliğden itibaren 2 ay içerisinde itiraz etme hakkı tanındığını ancak davalı tarafın işbu yazı kendisine tebliğ edilmiş olmasına rağmen gerekli bildirimi müvekkiline yapmadığını, bu nedenle de müvekkili de süresi içerisinde ilgili itirazı yapmadığı için, marka başvurusunun kesin olarak reddolunduğunu, davalının özen borcunu yerine getirmeyerek borcuna aykırı davrandığını, müvekkilinin söz konusu marka başvurusu sonucu tormin.com.tr alan adını aldığını ve ayrıca ticari evrak, kartvizit, tanıtım vasıtaları da bastırarak işbu ibareyi kullandığını, müvekkili için marka başvuru dosyasının takibinin bu kadar önemli ve hayati bir hal almış iken, davalının bu özen yükümüne aykırı hareketi neticesinde müvekkil yapılan itiraza karşı hiçbir itiraz hakkını kullanamadığını ve marka başvurusu tümüyle hükümsüz kaldığını belirterek müvekkilinin tormin marka başvurusunun takibinin eksiksiz yapılacağına duyduğu güven neticesinde davalı tarafa yaptığı ve hükümsüz kalan başvuru harcı, davalı tarafa vekili sıfatıyla ödediği vekalet ücreti, internet sitesi, yazılı ve basılı evrakları vb. için yaptığı tüm maddi masrafları için şimdilik 2.000.00 TL maddi ve vekalet görevinin özensiz kullanılması sonucu bu marka ile yapılan ticari faaliyete verilen zarar sonucu, itibar kaybı, iş kaybı vb. kayıplardan ötürü 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren başlamak üzere merkez bankasının ticari işlerde uyguladığı en yüksek avans faizinin işletilmek suretiyle davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin ... Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkili ile davacı arasındaki vekalet ilişkisi alalade bir vekillik değil, marka vekilliği ilişkisi olduğunu, müvekkili ile davacı arasında 10.11.2016 tarihinde imzalanan sözleşme ile ... markası için 11 ve 35. Sınıflarda Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde marka başvurusu yapılması hususunda anlaşıldığını, davacı tarafından 15.11.2016 tarihinde ödenen sözleşme bedeline istinaden 18.11.2016 tarihinde marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, marka başvurusu yayındayken ... Ltd. tarafından davacı ile ticari iş ilişkisi içinde bulundukları, davacının mallarını Türkiye pazarında dağıtan firma olduğu ve marka başvurusunun da kendilerine ait markanın yazım şekli, rengi ve hatta kaligrafisi daha bozulmadan ve herhangi bir izin alınmadan birebir aynısı için marka tescil başvurusunda bulunulduğu için markanın başvurusunun kötüniyetli olarak yapıldığı ve öncelikli hak sahipliği gerekçeleriyle 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ilgili hükümleri çerçevesinde itiraz edildiğini, gelen itiraza cevap verilmesi için davacı ile 06.07.2017 tarihinde bir sözleşmeye istinaden 26.07.2017 tarihinde Kurum nezdinde savunma işlemi yapıldığını, davacı şirkete kötü niyetli başvuru olarak kabul edilebileceği belirtilip böyle bir husus varsa bilgilendirmesinin de istenildiğini, marka ile ilgili tüm aşamalar gibi red kararının da kayıtlı mail adresine bildirildiğini, davacının başvurusunun müvekkilinin vekillik görevini yerine getirmemesinden veya eksik ifa etmesinden değil, kötü niyetli marka başvurusu olduğu için reddedildiğini, Türk Patent Kurumu nezdinde yapılan işlemlerde hiç bir eksiklik bulunmadığını, davacı zararını ve bu zarar ile müvekkil arasındaki illiyet bağını ispat edemediğini, daavcının bir zararı varsa bile bu kendi hatasından ve kusurundan kaynaklandığını, hukuken bir kimsenin kendi hatasından, kendi kusurundan faydalanarak menfaat elde etmesi mümkün olmadığını, müvekkil şirketin başvuruya konu edilen markanın orijinal olup olmadığını dünya üzerinde daha önce başka firmalarca kullanılıp kullanılmadığını araştırmak gibi bir yükümlülüğü de olmayıp, markanın orijinal olduğu konusunda marka başvurusunda bulunan müşterilerin beyanının esas olduğunu, davacı markanın kendisine ait olduğu beyanıyla markaya başvurmuş ancak daha sonra maılleri ile kabul ettiği üzere markanın başkasına ait olduğunu hem de ticari faaliyet yürüttüğü bir firmaya ait olduğunu kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.DELİLLER VE GEREKÇEDavacının davasının tazminat istemine ilişkindir.Mahkememizce uyuşmazlığa ilişkin verilen...Esas ... Karar sayılı karar İstanbul 45. Hukuk Dairesi'nin ...Esas ... Karar sayılı kararı ile "Dava, marka vekilinin vekalet görevinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu kapsamında dosya öncelikle 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeninden olan görev hususunda incelendiğinde;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.05.2014 tarih ve ...E., ... K. sayılı ilamı:"...556 Sayılı KHK'nın 71. maddesinde bu KHK'da öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemesi olduğu düzenlenmiştir. Yine aynı KHK'nın 81. maddesinde ise, Türk Patent Enstitüsü'nde marka işlemleri hususunda işlem yapabilecek kişilere dair düzenleme yapılmıştır. Öte yandan 5000 Sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 30. maddesinde patent ve marka vekillerinin bu kanun ve diğer sınai haklarla ilgili konularda, ilgili kişileri Enstitü nezdinde temsil edeceği, danışmanlık yapacağı ve sınai hakların korunması için Enstitü nezdinde gerekli girişimlerde bulunup işlemleri yürütecekleri, vekillerin, Enstitü nezdinde ilgili kişilerin haklarının tesisi, korunması ve bunlarla ilgili olarak idare ile her türlü ilişkilerin temini, tesisi ve yürütülmesi ile yükümlü oldukları, vekiller hakkında Borçlar Kanunu'nun vekalet ile ilgili hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.Somut uyuşmazlıkta davalı vekilin sorumluluklarının doğup doğmadığı anılan kanun, kararname ve bu kararname uyarınca çıkarılan yönetmelik hükümlerinin uygulanmasını gerektireceğinden uyuşmazlığa ihtisas mahkemesi olan fikri ve sınai haklar davalarına bakmakla görevli mahkemede bakılması gerekir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkindir ve taraflar ileri sürmese de yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Bu itibarla, mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar vermek gerekirken, davanın esastan incelenerek karara bağlanması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir."şeklindedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.04.2007 tarih ve ... E., ...K. sayılı ilamı:"Dava,davacının marka vekili olarak üstlendiği edimi yerine getirdiği halde bir kısım ücreti davalının ödemediği iddiasına dayalı olarak başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, sözleşme hükümleri de tartışılarak,davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Sözleşmenin uyuşmazlık noktalarından birine ilişkin olan ve mahkemece de tartışılan 16 ncı maddesinde, “Müracaat edilen marka,birebir benzer markadan dolayı red edilmiş ise,vekil yeni marka müracaatında sözleşmenin 20 nci maddesi dikkate alınarak hiçbir ücret talep etmeyecektir.”hükmüne yer verilmiş olup,diğer hükümlerde de marka başvurusu ve TPE’nün konumu,yetkileri ile ilgili,diğer anlatımla marka hukukuna ilişkin kurum ve kuralları gündeme getiren edimlerden söz edilmiştir.Sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte olan,556 sayılı KHK.nin 80 nci maddesi ile TPE Kuruluş ve Görevleri Hakkında 5000 sayılı Kanun’un 30. maddesi ve 554 sayılı KHK.nin 30/2-g maddesi,556 sayılı KHK.nin Uygulama Şeklini Gösterir Yönetmeliğin 11/2 nci maddesi marka vekilliği ile ilgili esasları düzenlemiştir.Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında, dava konusu uyuşmazlıkta, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin de dikkate alınması gerekmektedir. 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin uygulanmasını ve tartışılmasını gerektiren uyuşmazlıklar, 26.03.2001 tarihli Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 335 sayılı kararı ile kurulan İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin görevine girmektedir.Mahkemelerin görevi,kamu düzenine ilişkin olup,yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi gerekmektedir. O halde, mahkemece, görevsizlik kararı verilerek,dosyanın İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesi gerekirken, esasa girilip hüküm tesisi,bozmayı gerekmiştir." şeklindedir.Somut uyuşmazlıkta da davacı vekilince, davalının müvekkili şirketin marka vekilliğini yaptığı dönemde, vekillin özen gösterme borcuna aykırı olacak şekilde marka başvurusu hakkında gerekli bilgilendirmeyi yapmadığını ileri sürülerek, maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğuna göre, davalı marka vekilinin davacı ile aralarındaki sözleşmeden dolayı sorumluluğunun doğup doğmadığının tespiti, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan konu anılan kanun, khk ve yönetmelik hükümlerinin uygulanmasını gerektireceğinden, somut uyuşmazlıkta görevli mahkeme ihtisas mahkemesi olan Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'dir. Bu kapsamda İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce esas yönünden inceleme yapılarak hüküm tesis edilmesi isabetsiz olup usul ve yasaya aykırıdır.Açıklanan sebeplerle; mahkemenin görevli olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması nedeniyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 ve 355. maddeleri uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına, esasa ilişkin istinaf sebeplerinin kararın kaldırılması sebebine göre bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle kaldırılmıştır.Yapılan yargılama, toplanan deliller, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamına göre, somut uyuşmazlıkta görevli mahkeme ihtisas mahkemesi olan Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından davacının davasının dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;Davacının davasının mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ NEDENİ İLE DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN REDDİNE,Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,HMK'nın 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,Kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde dosyasının görevli İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesi için Mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun ihtarına,Dair, Tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 29/06/2026Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır