Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin, davacının tanınmış markasına benzerlik iddialarıyla YIDK kararı iptali ve marka hükümsüzlüğü istinaf talebini incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı şirketin, kendi tescilli ve tanınmış "..." markalarına dayalı itirazının YIDK tarafından reddedilmesi üzerine açtığı marka kararı iptali ve hükümsüzlük davasının ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine yaptığı istinaf başvurusunu incelemektedir; davacı, davalının "..." ibareli marka başvurusunun kendi markalarıyla görsel, sesçil ve anlamsal olarak karıştırılma ihtimali yarattığını, markalarının tanınmışlığı nedeniyle karıştırılma tehlikesi bulunduğunu ve kötü niyetli tescil başvurusunun iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2026/1431 - 2026/1302
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1431
KARAR NO : 2026/1302
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/10/2023
NUMARASI : 2022/416 E. - 2023/374 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/10/2023 tarih ve 2022/416 E. - 2023/374 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili; davalı tarafından 2021/067682 numarası ile “...” ibaresinin marka olarak tescili için başvuruda bulunulduğunu, başvuruya karşı müvekkili şirket adına tescilli ve başvurulu "", "", ""”, "", "”, "", " ibareli markalara dayanılarak itiraz edildiğini, ancak YİDK tarafından 2022-M-11012 sayılı karar ile itirazlarının nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1995 yılında “” marketleri ile faaliyete başladığını ve 1997 yılından bu yana farklı tarihlerde tescilli ve yoğun şekilde kullanılan çok sayıda “...” ibareli markaları üzerinde öncelikli hak sahipliğinin bulunduğunu, “...” markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalının marka başvurusunun müvekkili şirketin itiraza mesnet markalarının tescil sınıfları kapsamındaki aynı hizmetler için yapıldığını, dolayısıyla davalı başvurusunun başvuru konusu tüm sınıflar için reddedilmesinin gerektiğini, davalının marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin hükümleri gereğince de davalı başvurusunun reddedilmesinin gerektiğini ileri sürerek, ... 2022-M-11012 sayılı YİDK kararının iptali ile 2021/067682 sayılı “” marka başvurusunun tescil işlemleri tamamlanmış ise hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı ... vekili, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalar ile müvekkiline ait marka tescil başvurusu arasında, ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında, emtialar benzese de biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın oluşmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, bu nedenle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği iddiasının kanıtlanmadığı, davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı, dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı veya TTK anlamında haksız rekabet oluştuğu iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvurusunda yerel mahkemenin, taraf markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı yönünde değerlendirme yapmasının SMK ve yerleşik yargı kararlarına aykırı olduğunu, başvuru markasının, müvekkilinin markalarının asli unsuru olan ortak “...” ibaresini aynı şekilde asli unsur olarak içermek ve aynı düz yazı şeklinde başvuru konusu edilmek suretiyle yazılış, okunuş, görsel ve işitsel açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzerlik yarattığını, markalar arasındaki karıştırılma tehlikesine ilişkin değerlendirmenin, müvekkil şirket markasının tanınmışlık derecesi de dikkate alınmak suretiyle gerçekleştirilmesinin gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararı iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında, emtialar benzese de ibareler yönünden biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.