Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, elektrik iletim sistemi kullanım ve işletim bedelleri ile kontrol edilemeyen bileşen karı dağıtımı davasında istinaf başvurusunu esastan reddetti.
Özet: Davacı, davalının 2013 Kasım ile 2015 Ocak arasındaki dönemde elektrik iletim sistemindeki kontrol edilemeyen bileşenlerden elde ettiği net karı kullanıcılara dağıtmadığı iddiasıyla alacak talep etmiş; davalı ise eylemlerinin Elektrik Piyasası Düzenleme Kurumunun onayladığı yöntem bildirimi ve kararlarına uygun olduğunu, 2013 Kasım-2014 Aralık döneminde artı bakiye oluşmadığından mahsuplaşma yapılmadığını savunmuş; ilk derece mahkemesi davalının savunmasını haklı bularak davayı reddetmiş, istinaf mahkemesi de bu kararı yerinde görerek davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/806 - 2026/1255

T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2022/806
KARAR NO : 2026/1255
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 25/01/2022
ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/497E., 2022/37K.
KARAR TARİHİ : 05/06/2026
YAZIM TARİHİ : 05/06/2026
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili özetle: Taraflar arasında 29/04/2010 tarihinde “Bağlantı Anlaşması” ve 09/04/2013 tarihinde “Sistem Kullanım Anlaşması” yapıldığını, bu anlaşmalar ile müvekkilinin iletim sistemi kullanıcısı haline geldiğini, davalının, EPDK tarafından belirlenen tarifeler uyarınca sistem kullanım ve sistem işletim bedelleri aldığını, tarifelerin belirlenmesinde ... tarafından hazırlanarak ...’nın onayına sunulan “İletim Sistemi Sistem Kullanım ve Sistem İşletim Tarifelerini Hesaplama ve Uygulama Yöntem Bildirimi”nin esas alındığını, 31/12/2013 tarihli ve 4814 sayılı Kurul Kararıyla onaylanan “Yöntem Bildirimi”nde iletim sistemi maliyetlerinin kontrol edilebilen ve kontrol edilemeyen olarak iki ana başlık altında toplandığını, Kasım 2013 ve Ocak 2015 tarihleri arasındaki 15 aylık dönem boyunca kontrol edilemeyen bileşen kapsamında ...’ın net kâr elde ettiğini ancak bu kârı iletim sistemi kullanıcılarına dağıtmazken Nisan ve Mayıs 2015 tarihlerinde yan hizmetler kapsamında oluşan maliyetleri iletim sistemi kullanıcılarının faturalarına yansıttığının görüldüğünü; müvekkilinin kontrol edilemeyen bileşen kaynaklı net kârın piyasa katılımcılarına doğrudan dağıtılmasına veya ileride hesaplanacak EKHB’ler ile mahsuplaşılmasına dair karar alınmasını istediği ve fakat bu talebinin ... tarafından 10/12/2015 tarih ve 5910-6 sayılı kararı ile reddedildiğini ve bu karara karşı Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin 2016/796 E. sayılı davasının açıldığını, davalının bu dosyada verdiği cevapta 2013 Kasım 2014 Aralık döneminde yan hizmetler kapsamında oluşan net kârı sistem kullanıcılarına yansıtmadığını ve bu kalemi gelir olarak uhdesinde tuttuğunu itiraf ettiğini, elektrik kalite hizmet bedelinin ...’ın gelir elde edebileceği unsurlar arasında düzenlenmediğini öne sürerek, şimdilik 500.000,00 TL’nin 22/06/2015 tarihinden itibaren ticarî faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili özetle: Uyuşmazlığın idarî yargı yolunda görülmesi gerektiğini, hukukî yarar bulunmadığını, elektrik enerjisi iletim faaliyetlerinin 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na göre ... tarafından yürütüldüğünü, davalı ile 09/04/2013 tarihli “Sistem Kullanım Anlaşması” yapıldığını, müvekkilince aylık dönemler hâlinde iletim faturaları düzenlendiğini, iletim sistemi kullanıcılarının iletim sistemi sistem kullanım ve sistem işletim faturalarında yer alan sistem kullanım bedeli, sistem işletim bedeli ve EKHB (elektrik kalite hizmet bedeli) adı altında yan hizmetlere ilişkin maliyetlerin bahse konu faturalara yansıtılmasına ilişkin iletim sistemi sistem kullanım ve sistem işletim tarifelerini hesaplama ve uygulama yöntem bildiriminin ... kararı ile onaylandığını ve Resmî Gazete’de yayımlandığını, dava konusu yıllara ait 4211, 4814 ve 5398-1 sayılı ... kararları ile onaylanan Yöntem Bildirimlerine göre sistem işletim tarifesi başlıklı 5. bölümde sistem işletim tarifesini oluşturan maliyetlerin iki grup bileşenden oluştuğunu, bahse konu maliyetlerin gerçekleştiği miktarda tamamıyla tüm iletim sistemi kullanıcılarına yansıtılacağını, 2013 Kasım-2015 Mayıs dönemine ilişkin, 2013 Kasım 2014 Aralık dönemi için sadece eksi bakiye maliyeti oluştuğunu ve artı bakiye oluşmadığı için mahsuplaşma işlemi yapılmadığını savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince: "... davacı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalının, Kasım 2013 ve Ocak 2015 tarihleri arasındaki 15 aylık dönem boyunca kontrol edilemeyen bileşen kapsamında ...’ın net kâr elde etmesine karşın bu kârı iletim sistemi kullanıcılarına dağıtmadığı savına dayalı alacak isteminde bulunmuş ise de, iletim sistemi sistem kullanım ve sistem işletim tarifelerinin belirlenmesinde ve uygulanmasında ... tarafından hazırlanarak ...'nın onayına sunulan ve yayınlanan "İletim Sistemi Sistem Kullanım ve Sistim İşletim Tarifelerini Hesaplama ve Uygulama Yöntem bildirimi"nin esas alındığı; Yöntem Bildirimi'nin ... Kurulu tarafından kabul edilen genel düzenleyici bir işlem olduğu; ...’nın yapmış olduğu bu işlemin mevzuatın kendisine verdiği yetki ile çıkarıldığı; genel düzenleyici işlem niteliğinde olan Yöntem Bildiriminin piyasada faaliyet gösteren herkesi bağladığı, belirgindir. Davacı şirket tarafından İdare Mahkemesinde açılan, "Elektrik Kalite Hizmet Bedeline ilişkin uygulamada değişikliğe gidilerek, ilgili hesabın artı bakiye verdiği dönemlere ilişkin meblağın katılımcılara iade edilmesine yönelik taleplerin reddine" yönelik ...'nın 10/12/2015 tarih ve 5910-6 sayılı kararının iptali davasında, kesinleşen ve davacıya da bağlayan idare mahkemesinin kararı çerçevesinde, Elektrik Kalite Hizmet Bedelinin, farklı noktalar arasında toptan elektrik naklini sağlamak amacı doğrultusunda faturalara yansıtılan bir maliyet bileşen olduğu, söz konusu bileşenin teknik sebeplerden ötürü artı bakiye vermesi durumunda bu bakiyenin de sistem bakımının sağlanması adına, sistem için kullanılması gerektiği, bu nedenle maliyet kalemi olarak belirlenen bileşenin gelir kalemi olarak dağıtılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, yasal koşulları bulunmayan davanın reddine... " karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: İlk derece mahkemesinin 20.11.2018 tarihli ara kararıyla Ankara 9. İdare Mahkemesi'nin 2016/796 E sayılı dava dosyasını bekletici mesele olarak kabul etmesinin ve sonucunu hükme esas almasının hukuka aykırı olduğu, 22.12.2020 tarihli ara kararda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesinin müvekkili bakımından usulü müktesep hak niteliğinde olup artık bu karardan dönülmesinin mümkün olmadığı, elektrik kalite hizmet bedelinin ...'ın gelir elde edebileceği kalemler arasında yer almadığı, sistem bakımı sağlanması adı altında ... bünyesinde tutulmasının da mümkün olmadığı, davalı ...'ın elektrik kalite hizmeti maliyeti kapsamında elde edilen karın gelir olarak değerlendirilemeyeceği ve bu kârın sistem kullanıcılarına yansıtılması gerektiğini kabul ettiği, ...'nın elektrik kalite hizmet bedeli kapsamında ortaya çıkan gelirin sistem kullanıcılarına dağıtılması gerektiği yönünde değerlendirmede bulunduğu nedenleriyle, eksik ve hatalı incelemeye dayalı olarak verilen ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, tacirler arası hizmet alım (sistem kullanım, bağlantı) sözleşmesi kapsamında kâr dağıtımı istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine,
2-) Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcının, peşin alınan 8.538,75TL harçtan düşümü ile kalan 7.806,75 TL harcın davacıya iadesine.
3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 05/06/2026
Başkan Üye Üye Katip