Yüksek gerilim nedeniyle diyaliz merkezi cihazlarında meydana gelen hasarlar için elektrik dağıtım şirketine açılan maddi tazminat davasının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı bir diyaliz merkezi, davalı elektrik tedarik şirketini, 30/04/2020 tarihinde yaşanan yüksek gerilim nedeniyle trafoların patlaması sonucu iş yerindeki önemli cihazların (UPS, jeneratör, asansörler, klima, televizyonlar) hasar gördüğü, hasta tedavisini aksatmamak adına acil onarımlar yapıldığı ve davalının ayıplı edim ifası nedeniyle maddi zarara uğradığı iddiasıyla tazminat davası açmıştır; davalı şirket ise savunmasında, kendi hatlarında arıza olmadığını, başka abonenin etkilenmediğini, zararın yüksek gerilimden kaynaklandığı iddiasının gerçek dışı olduğunu ve davacının kendi iç tesisatındaki sorunlar veya yetersiz bakımdan kaynaklanabileceğini savunarak sorumluluğu reddetmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:20/05/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:09/05/2023
DAVA:Maddi Tazminat
GEREKÇE TARİHİ:17/06/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ... Mahallesi ... Sok. ... Blok No: ...Manavgat/Antalya adresinde işletmesi olduğunu, davalı şirketin söz konusu adresteki işyerine elektrik enerjisi teminini gerçekleştirdiğini, davalı tarafın tedarik ettiği elektrik enerjisi ile ilgili olarak, 30/04/2020 tarihinde yaşanan yüksek gerilimden dolayı müvekkili şirketin cihazlarının önemli oranda hasara uğradığını, karşı tarafın ayıplı edim ifası nedeniyle müvekkili şirketin zarar gördüğü, davalı şirketin kontrol ve denetiminde bulunan trafoların patlamasına bağlı olarak müvekkili şirkete ait iş yerinde oluşan hasarların tespiti konusunda davalı şirketin bilgilendirildiğini, söz konusu bilgilendirme ve talebe rağmen bu konuda davalı şirket tarafından herhangi bir çalışma yapılmadığını, trafo patlaması nedeniyle bina girişindeki pano ve tüm sayaçların patladığını, söz konusu pano ve sayaçların patlamasının davalı şirketin kusuruna dayandığı için ilgili pano ve sayaçların aynı gün değiştirildiğini, topraklama hattının tamamen yandığını, jeneratörün hasar gördüğünü, jeneratör aküsü değiştirilerek geçici olarak hizmete alındığını, binadaki elektrik elektronik cihazlara ve hemodiyaliz cihazlarına sabit akımını sağlayan, aynı zamanda hemodiyaliz cihazlarını korumaya yarayan UPS güç kaynağının tamamen hasar görerek kullanılmaz hale geldiğini, binadaki üç asansörün de çalışamaz hale geldiğini, bir asansörün geçici olarak devreye alınabildiğini, salon tipi klimanın hasar gördüğünü ve kullanılmaz hale geldiğini, hasta yatak başlarındaki televizyonlardan 7 adedinin kullanılamaz hale geldiğini, müvekkili şirkete ait işyerinin diyaliz merkezi olması ve tedavinin durdurulamaz olması nedeniyle yapılacak hasar tespiti beklenilemeyerek, hasta tedavisini devam ettirebilmek için gerekli olan tamir ve onarımların yaptırıldığını, bununla birlikte ilgili zararın davalı şirkete ait trafonun patlaması nedeniyle oluştuğu hususunda uyuşmazlık bulunmadığını, ortaya çıkan zararın giderilmesi hususunda karşı tarafa yazılı başvuruda bulunulduğunu, buna rağmen karşı tarafın sebep olduğu zararı ödenmekten haksız şekilde imtina ettiğini, beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davaya konu zarar ve hasarların yüksek gerilimden kaynaklı olduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, hasarların neyden kaynaklı olduğu ve arızalandığı iddia edilen aletlerin daha önce periyodik olarak tamir görüp görmediği hususlarının araştırılması gerektiğini, şirket nezdinde tutulan olay günlü arıza faaliyet raporundan söz konusu tarihlerde kullanıcının elektrik aldığı hatta herhangi bir arızanın meydana gelmediğinin anlaşıldığını,, söz konusu hattan faydalanan hiçbir abonenin bu tarihte herhangi bir zarar görmemiş olmasının da zararın müvekkili şirket sorumluluğunda bulunan şebekeden kaynaklanmadığı hususunu açıkça ortaya koyduğunu, zarar gören şirketin kullanımında bulunan elektrikli alet sayısı göz önüne alındığında elektrik arızasından kaynaklanan bir durumun olması durumunda diğer elektrikli aletlerinin de bu arızadan zarar görmesinin gerekeceğini, ancak mağdur olan firmanın sadece dava dilekçesinde belirtilen cihaz ve aletlerinin elektrik dalgalanmasından zarar gördüğünü, arızaya uğrayan cihazların, yetkili servis ya da üretici firmaya, periyodik bakımlarının yaptırılıp yaptırılmadığı hususunun da araştırılması gerektiğini, davacı firmanın elektrik projesine ve iç tesisatına aykırı bir kullanım yapıp yapmadığını, projeye göre tanımlanan limitin üzerinde kullanım yapıp yapmadığı hususunun da netleştirilmesi gerektiğini, davacının kendi tesisatına aykırı olacak şekilde aşırı yüklenme yaparak kullanım gerçekleştirmiş olmasının yüksek ihtimal olduğunu, müvekkili şirketin oluşan hasarlarda hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının elektrik tesisatında daha önceden bir sorun olup olmadığı ve elektrik panosunun durumunun ayrıntılı olarak irdelenmesi gerektiğini, UPS cihazının fonksiyonunun şebekede meydana gelecek çöküntüler, yükselmeler, ani değişiklikler, harmonikler gibi gerilim dalgalanmalarına karşı sistemi koruyan hem de enerji kesintisi sırasında enerji üreterek sistemin devamlılığını sağlayan elektronik cihazlar olduğunu, davacının da dilekçesinde kesinti oluştuğunda cihazın devreye girmediğini kabul ettiğini, aslında bu kabulün söz konusu cihazların periyodik bakımlarının yapılmadığının ya da muhtelif sebeplerle elektrik kesintisinden önce ve bağımsız bir şekilde arızaya uğradığının açık bir göstergesi olduğunu, cihazlar elektrik kesildiğinde devreye girmemişse önceden arızalı olduklarının aşikar olduğunu, bu hususun da arızanın şebekeden kaynaklı olmadığına yönelik iddialarını destekler mahiyette olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe tanzim edilen poliçenin üçüncü şahıs malı sorumluluk sigorta poliçesi olduğu, dava konusu olayın müvekkil şirket açısından teminat kapsamı dışında olduğunu, müvekkili şirket nezdinde tanzim olunan poliçede riziko adresinin açıkça belirlendiğini, söz konusu adresin dışında meydana gelen zararlardan müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ... numaralı ve 24/05/2019-24/05/2020 tarihleri arasında olmak üzere Üçüncü Şahıs Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi tanzim edildiğini, davalı şirket kontrolünde bulunan trafoların patlaması sonucunda davacı şirketin zarara uğradığı iddiası ile birlikte işbu dava ikame edilmiş olup taraflarına ihbar edildiğini, ne var ki, işbu dava konusu hasarın ne şekilde meydana geldiğine ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığını, bu kapsamda hasarın ne şekilde meydana geldiğinin açıkça belirlenmesi gerektiğini, aksi takdirde müvekkili şirketin sorumluluğundan hiçbir şekilde söz edilemeyeceğini, hasarın oluş şekli ve illiyet bağı belirlenmeksizin uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasının imkansız olduğunu, meydana gelen hasarlar ile hasara sebebiyet veren hadise arasında illiyet bağının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere mahkemece hasarın oluş şeklinin tespiti akabinde, konu hasarın müvekkili şirket tarafından tanzim edilen poliçe teminat kapsamına girip girmediği, poliçe özel şartlarının yerine getirilip getirilmediği hususunda sigorta hukuku bilirkişisinden rapor alınması gerektiğini, müvekkili şirketçe ödenecek olan toplam tutarın tanzim edilen poliçede belirtilen teminat limitini geçemeyeceğini, aynı zamanda tanzim edilen poliçe kapsamında belirlenen muafiyet tenzilinin de uygulanması gerektiğini, aleyhe hüküm olunması halinde dahi teminat limiti ile muafiyet tenzili hususunun gözetilmesi gerektiğini, aleyhe hüküm kurulması halinde müvekkili şirketin dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faizle sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...alınan bilirkişi heyeti raporlarından 2.bilirkişi heyeti ve 3.bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporların birbirini teyit ettiği ve dosya mündericatı ile uyumlu olduğu, mahkemece itibar edilen bu raporlara göre davalı yanın sorumluluğundaki dağıtım sisteminden kaynaklı arıza neticesinde davacı şirkete ait cihazların hasarlandığı ve bu nedenle KDV dahil 86.344.23 TL değerinde zarar meydana geldiği, zararın davalı yanca tazmini gerektiği, davanın kısmi dava olarak açıldığı, davacı yan her ne kadar davalıya ihbarın yapıldığı 30.04.2020 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini iddia etmekte ise de; davacının yaptığı ihbarda açıkça zarar miktarının belirtilmediği, tazminat alacağının haksız fiilden değil sözleşmenin kusurlu ifasından kaynaklanması nedeniyle TBK 112-117 maddesi uyarınca usulüne uygun bir ihtar ile davalının temerrüt düşürülmediği, bu halde 86.344,23 TL'nin 1.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden itibaren, bakiye kısmına ıslah tarihi olan 15/02/2023 tarihinden itibaren avans faizi uygulanması gerektiği" gerekçesiyle "davanın kabulü ile; 86.344,23 TL'nin 1.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren, bakiye kısmının ıslah tarihi olan 15/02/2023 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi kurulu raporlarında davaya konu edilen adresin ticarethane olarak işletilmesine rağmen mesken aboneliği olduğunun göz önünde bulundurulmadığını, bu hususun tanık beyanları ve davacı tarafa ait abonelik evraklarıyla sabit olduğunu, ayrıca UPS cihazının şebekede meydana gelecek çöküntüler, yükselmeler, ani değişiklikler, harmonikler gibi gerilim dalgalanmalarına karşı koruyan hem de enerji kesintisi sırasında enerji üreterek sistemin devamlılığını sağlayan elektronik cihazlar olup tabiri caizse zırh fonksiyonu gördüğünü, dolayısıyla davacı tarafın iddia ettiği gibi UPS cihazlarının elektrik kesintileri sonucu arızalanmasının söz konusu cihazların çalışma tekniğine aykırı olduğunu, ... tarihli bilirkişi raporunda, iddia edilen arızanın şebekeden kaynaklanması durumunda aynı hattan beslenen mahalledeki tüm binalarda benzer hasarların meydana geleceği hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmamış olup raporun bu yönüyle eksiklik gösterdiğini, ... tarihli bilirkişi raporu ile de müvekkili kurum kaynaklı voltaj dalgalanmasına ilişkin arıza kaydına rastlanılmamış olup oluşan hasarın müvekkili şiket sorumluluğundaki dağıtım şebekesinde oluşan bir voltaj/gerilim dalgalanması kaynaklı meydana gelemeyeceğinin tespit edildiğini, davacının müvekkili şirkete ait şebeke geriliminden dolayı zarar gördüğünü ispatlayacak somut hiçbir verinin dosyada bulunmamakla davacının iddialarını somutlaştıramayarak haksız olduğunun anlaşıldığını, ... tarihli bilirkişi raporunun da rasyonel temelden uzak olup sunulu hesaplamaların gerekçeli olmadığını, işbu raporun ihtimallere dayalı olup hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davacının iddia ettiği söz konusu zarar ile müvekkili şirketin arasında illiyet bağı bulunmadığını, söz konusu zarardan doğan sorumluluğun müvekkili şirkete yüklenmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi UPS cihazı elektrik kesintisi sonucu arızalanacak bir cihaz olmadığını, cihaz arızalandığında devreye girmemişse önceden arızalı olduğunun aşikar olduğunu, bu hususta arızanın şebekeden kaynaklı olmadığının da netlik kazandığını, ayrıca bahse konu bilirkişi raporunu sunan bilirkişi kurulundan sadece bir elektrik mühendisi bulunmakta olup dosyanın en az iki elektrik mühendisinden oluşan bir heyete tevdi edilerek raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, elektrik enerjisinin ayıplı olarak temin edilmesi nedeniyle davacının uğradığı maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf edenin sıfatı ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, 30/04/2020 tarihinde davacının işyerinde bulunan cihazların elektrik enerjisine dayalı bir sebep nedeniyle uğradığı hasardan kaynaklı olarak davalıdan bu maddi hasarın tazmini istemiyle açılan davada yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince dosyada yer alan ... ve ... tarihli bilirkişi kurulu raporları arasındaki çelişkiler de gözetilerek bu çelişkileri giderir nitelikte bir başka bilirkişi heyetinden ... tarihinde bilirkişi raporu alınması, çelişkileri giderir nitelikte hazırlanan rapora göre davacıya ait aynı işyerine ilişkin 4 adet abonelik nedeniyle mevcut olan sayaçların da aynı gün hasarlanması, yine davacının işyerinin yakınında bulunan başka bir binada da aynı tarihler içerisinde hasara bağlı olarak sayaç değişikliğinin yapılması, davacının hasar gördüğünü iddia ettiği cihazların yüksek gerilimden kaynaklı olarak zarara uğradığının bilirkişilerce tespit edilmiş olması göz önüne alındığında ... tarihli bilirkişi heyeti raporunun hükme esas alınmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı şirketin görevli bulunduğu bölgede enerji temini noktasında güvenli ve kesintisiz elektrik enerjisini sağlamakla yükümlü olması, aynı trafodan çıkış alan faz hatlarındaki yüksek gerilim nedeniyle yakın mahallerdeki binalarda benzer hasarların ve sayaç değişimlerinin olması da gözetildiğinde davalı şirketin güvenli ve verimli bir enerji sunma yükümlülüğü altında iken ayıplı hizmet nedeniyle gerekli güvenlik önlemleri alınmaksızın davacının elektrik ile çalışan bir kısım cihazlarının yüksek gerilime uğrayarak zarar görmesinden sorumlu olmasına, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda davacıda oluşan zararın KDV dahil bedelinin tespiti noktasında yapılan belirlemelerin dosya kapsamı ile uyumlu olmasına, davacının ticarethane abonesi yerine mesken abonesi kullanımının davalı şirket tarafından yürütülen EPDK Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca ancak usulsüz elektrik kullanımı niteliğinde bulunması ve buna ilişkin yaptırımın davalı şirket tarafından yerine getirilebileceğine, usulsüz elektrik kullanımının alçak gerilim diye tabir edilen 220 - 250 Volt aralığında bulunan enerji nakil hatlarındaki voltaj yüksekliği sebebiyle oluşan yüksek gerilimin sebebi olamayacağına, bu anlamda usulsüz elektrik kullanımıyla davacıda oluşan zarar ve gerilim yükselmesi arasında uygun illiyet bağının bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 5.898,17 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 1.474,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.423,63 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 20/05/2026
...