Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, müteahhidin ayıplı eser imalatı kaynaklı sel baskını zararı tazminat davasında husumet ve zamanaşımı defilerinin değerlendirilmesi.
Özet: Davacı, davalı tarafından yaklaşık 25 yıl önce inşa edilen binadaki işyerinin, yağmur suyu drenajı, bodrum yalıtımı, altyapı bağlantıları ve su tahliye sistemlerinin fen ve teknik kurallarına aykırı şekilde yapılması sonucunda meydana gelen sel baskınından dolayı ticari emtia ve demirbaşlarının kullanılamaz hale gelmesiyle uğradığı maddi zararlarının (bir önceki idari dava sonucunda karşılanamayan kısmı da dahil) tazminini talep ederken, davalı ise davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacı ile kendisi arasında eser veya satış sözleşmesi gibi herhangi bir akdi ilişkinin bulunmadığını ve dolayısıyla husumet yokluğunu, ayrıca talep edilen zararın iddia edilen ayıplı imalatın 35 yıl önce tamamlandığı göz önüne alındığında zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini talep etmektedir.

T.C.
ANTALYA3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2026/106 EsasKARAR NO : 2026/513 DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 02/02/2026KARAR TARİHİ : 01/07/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin ... Mh., ... Sk ... Apartmanı No: ...-... .../... adresinde davalı tarafından inşa edilen binanın ... katında yer alan işyerinin maliki ve işbu taşınmazda kırtasiye dükkanı ile kafe işlettiğini, davalının söz konusu binayı metahhit ve mülk sahibi sıfatıyla inşa ettiğini, yapının yaklaşık 25 yıl önce tamamlandığını, ancak binanın yağmur suyu drenajı, bodrum yalıtımı, altyapı bağlantıları ve su tahliye sistemleri, fen ve teknik kurallarına açıkça aykırı şekilde yapılması sebebiyle ...'da ... tarihi gece yarısı başlayan ve yaklaşık 2 gün süren sel felaketinden dolayı vekil edenin sahibi olduğu kırtasiye dükkanının deposunu su basmış ve işyerinde bulunan ticari emtia ve demirbaşlar (defter, kitap, kalem, silgi, karton, kağıt, oyuncak vb.) kullanılamaz hale geldiğini, yaşanan bu felaket sebebiyle müvekkilinin çok büyük zararı mevcut olduğunu, iş yerinin işleyişini önemli derecede sekteye uğrattığını, Meydana gelen zararın tespiti amacıyla Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin .../... Değişik İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını, bilirkişi raprou ile davacının ... TL zarara uğradığının tespit edildiğini, Söz konusu zarar nedeniyle ... ..., ... ... ve ... aleyhine açılan maddi tazminat davası, Antalya ... İdare Mahkemesi’nin .../... E. sayılı dosyasında kısmen kabul edilmiş, zararın idarelerin kusur oranları nispetinde tazminine karar verildiğini, ancak zararın tamamının karşılanmadığını, k alan zararın ayıplı yapı imalatından kaynaklandığını, zira olağan ve öngörülebilir bir yağışta dahi binanın ... katının tamamen su altında kalmasının yapının başlangıçtan itibaren kusurlu ve ayıplı olduğunun açıkça ortaya koyduğunu, zararın ... tarihinde meydana geldiğini ve öğrenildiğini, bu tarih itibariyle zamanaşımı süresinin başladığını, iş bu davanın süresi içerisinde açıldığını, davalının ayıplı ve kusurlu imalatı ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağının açık olduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkilinin sel baskınına uğramış olduğu zarar nedeniyle şimdilik (ileride artırılmak üzere şimdilik) ... TL maddi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsillini, yargılama harç ve giderlerinin davalıdan alınarak aleyhine KDV hariç vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalının sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini, davacının eser sözleşmesinde inşaat ruhsatı alarak başladığım, ... tarihli Yapı Kullanma Ruhsatnamesi (İzin Belgesi) alarak tamamladığım ... kat, ... kat ve üzeri ... kattan oluşan ... bağımsız bölümlü binayı, mevzuata ve projesine uygun şekilde kendi imkanlarımla ve kendi adına inşa ettiğini, davacının maliki olduğu "... ada ... parsel sayılı (...) bağımsız bölüm"ü ... tarihinde dava dışı ... Kızı ...'a "... ada ... parsel sayılı (...) bağımsız bölüm"ü ... tarihinde ... ... isimli kişilere satış suretiyle devrettiğini, davacı ... ... da ... no'lu taşınmazlarını bu kişilerden aldığını, davacı ile aralarında satış veya eser sözleşmesi yahut başkaca bir akdi ilişkinin mevcut olmadığını, davacının muhatabının kendisi olmadığını, husumet itirazında bulunduğunu, dava konusu binayı 35 yıl önce genel iskan belgesini almak sur etiyle tamamlayıp bitirdiğini, davacıya karşı herhangi bir sorumluluğunun olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla zamanaşımı def'inde bulunduğunu, davacının maddi zarar talebinin zamanaşımına uğradığını, davanın yapı eseri malikinin sorumluluğu hükümlerine dayanılarak açıldığı değerlendiriliyorsa bu yönden de asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, aksi düşünülse dahi, yapı eseri malikinin sorumluluğunun bir çeşit haksız fiil sorumluluğu olduğu, inşaatın yapı kullanma izin belgesi alınarak 35 yıl önce tamamlandığı gözetildiğinde, yapıda aykırılık yapıldığı iddia edilen ... yılından bu yana 10 yıllık zamanaşımı süresinin de geçtiğini, davacıyla veya başka bir kişiyle eser sözleşmesi yapılmadığından iş sahibi müteahhit ilişkisinin olmadığını, davacıyla aralarında satış söyzleşmesi hükümlerinin de uygulanamayacağını, zaten taşınmaz satımında zamanaşımı süresi mülkiyetin geçmesinden itibaren 5 yıl olduğunu, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan en küçük bir kusurunun veya sorumluluğunun olmadığını, taraf olarak yer almadığı Antalya ... İdare Mahkemesi'nin .../... sayılı dosyası ve Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .../... D. İş sayılı dosyalarında aleyhime yapılan, savunma imkanı verilmeyen haksız tespit ve değerlendirmeleri, ... TL'lik zarar iddiasını, tarafıma kusur atfedilmesini kabul etmediğini, her ne kadar imar planında taşınmazın üzerinde bulunduğu ... Mah. ... Sokak yol olarak ayrılmışsa da, taşınmaza iskan verilmeden önce toprak yol olduğunu, bu nedenlerle davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğunda HMK'nun 114/1-(c) bendi uyarınca usulden reddini, davacıyla herhangi bir sözleşmesel ilişki bulunmadığından pasif husumet yokluğundan reddini, zamanaşımı ve esasa dair savunmaları gözetilerek her halükarda haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin sunmuş olduğu cevaba cevap dilekçesi dosyamız arasına alınmıştır. Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin .../... D.iş sayılı dosyası Uyap sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır. Antalya ... İdare Mahkemesi'nin .../... Esas sayılı dosyası Uyap sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır. Davacı vekili tarafından tensip zaptının ... no'lu ara kararı uyarınca arabuluculuk tutanağının aslını delil dilekçesi ile sunmuştur. Tarafların tacir araştırması yapılması için Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na, Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve ... Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkerelere verilen yanıt dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava; Eser sözleşmesine aykırılık nedeniyle tazminat talebine yöneliktir.Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. 6100 Sayılı HMK'nın 114/c maddesi uyarınca mahkemelerin görevi dava şartı olup, 115. maddesi uyarınca mahkeme dava şartlarının varlığını res'en araştırmakla yükümlüdür. Dava şartı hususu, mahkemece yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir.Ticaret Mahkemelerinin iş sahası ve hangi davalara bakacağı 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren, 6102 sayılı TTK'nın 5. Maddesinde belirtilmiş olup, 4. madde de hangi davaların ticari dava sayılacağı düzenlenmiştir. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın madde de belirtilen nedenlerden doğan davaların ticari dava sayıldığı açıklanmıştır. Kanunda sayılan bu davalara mutlak ticari dava denilir. Mutlak ticari davaların yanında nispi ticari davalarda mevcuttur. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için, her iki tarafın tacir olması ve her iki tarafın ticari işletmesine uyuşmazlığın kaynaklanıyor olması, bu iki unsurun birlikte bulunması gerekmektedir.6102 sayılı TTK'da değişikli yapan ve 01/07/2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6335 sayılı kanunun 2. maddesiyle, 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesinin 3. fıkrası değiştirilmiş ve Asliye Ticaret Mahkemesiyle Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak düzenlenmiştir.Tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; dosya kapsamına alınan müzekkere cevaplarına göre davalının tacir olmadığı, bu davanın TTK'nın 4. maddesinde sayılan dava türleri arasında yer almadığından mutlak ticari dava olarak da nitelendirilemeyeceği, davacının tacir olmaması nedeniyle iş bu davanın nispi ticari davası da olmadığı, görev ile ilgili düzenleme kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği, bu nedenlerle Mahkememizin davaya bakmakla görevli olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın çözüm yerinin genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,2-Davaya bakmaya ANTALYA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN GÖREVLİ OLDUĞUNA,3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ANTALYA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,Varsa artan gider avansının dosyasına AKTARILMASINA,İki haftalık süre içinde dosyanın gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde mahkememizce re'sen davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine, 4-6100 sayılı HMK'nın 331. maddesi gereğince harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemeye gönderilmesi halinde görevli mahkemece değerlendirilmesine; davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde dava açılmamış sayılacağından yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden KARARA BAĞLANMASINA, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 01/07/2026Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza