İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin, sigortasız ve tam kusurlu sürücünün mirasçılarının desteğinden yoksun kalma tazminatı davası hakkındaki istinaf kararı.
Özet: Bir motosiklet sürücüsünün zorunlu mali sorumluluk sigortası olmaksızın kendi kusuruyla karıştığı tek taraflı ölümlü trafik kazası sonrasında, sürücünün mirasçıları destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle Güvence Hesabına dava açmıştır; ilk derece mahkemesi, ölen sürücünün üçüncü kişi sayılamayacağı ve kendi tam kusurundan kaynaklanan zararın sigorta teminatı dışında olduğu gerekçeleriyle davayı reddetmiş, ancak Bölge Adliye Mahkemesi, kaza tarihindeki eski genel şartların ve Yargıtay içtihatlarının, sürücünün mirasçılarının destek tazminatı taleplerinde üçüncü kişi kavramını ve teminat kapsamını farklı yorumlayabileceği yönünde değerlendirmelerle ilk derece mahkemesi kararını kaldırmıştır.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/529 KARAR NO : 2026/1108T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 13/01/2026NUMARASI : 2025/1275 E. 2026/30 K. DAVANIN KONUSU : TazminatKARAR TARİHİ : 24.06.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24.06 2026 Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.01.2026 gün ve 2025/1275 E. 2026/30 K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, davacı ....'nın eşi diğer davacıların babası .....'nın 25/07/2011 tarihinde kullandığı ZMMS poliçesi bulunmayan.... plaka sayılı motosikletle kaza yapması sonucu arkasında bulunan yolcu ..... ile birlikte yaşamını yitirdiğini, davacıların kazada zarar gören 3. kişi konumunda olup hak edecekleri tazminatın murisin kusuru ile bağlı olmadığını, bu kapsamda davalı ....na başvuru yapıldığını, ancak talebin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddedildiğini, belirterek davacıların desteği olan ....'nın vefatı nedeniyle davacıların her biri için şimdilik 10 TL destekten yoksun kalma tazminatının hakkın doğum tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili, kazanın 25/07/2011 tarihinde gerçekleştiğini, TBK m.72 uyarınca iki yılın geçmesiyle davanın zamanaşımına uğradığını, müteveffa sürücünün kendi kusuru ile vefat etmiş olup TCK madde 85 kapsamında cezayı gerektiren bir durum bulunmadığını, müteveffa sürücü ....'nın kendi kusuruyla neden olduğu ve ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda TCK'nın 179/2.maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu kapsamında kaldığından dava zamanaşımı süresinin TCK madde 66/1-e uyarınca sekiz yıl olup, davanın sekiz yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, 25/07/2011'de tanzim edilen kaza tespit tutanağında, kazanın meydana gelmesinde, müteveffa sürücü ....'nın sevk ve idaresinde bulunan motosiklet ile virajı alamayarak şarampole düştüğü, KTK madde 52/1-a kuralını ihlal ederek kazanın oluşmasında asli ve tam kusurlu ve 29,4 mg/dl alkollü olduğunun tespit edildiğini belirterek davanın reddinei talep etmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, söz konusu trafik kazasının trafik sigortası bulunmayan aracın, sürücü/desteğin sevk ve idaresinde iken, tam kusuru neticesi tek taraflı olarak 25/07/2011 tarihinde gerçekleştiği, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.3. maddesine ve A.5. maddesinin (ç) bendine göre ancak, üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla destek zararlarının, destekten yoksun kalma (ölüm) teminatı kapsamında olduğunu, bunun sonucu olarak, sigortacı ya da ....nın destek zararlarından sorumlu olması için motorlu aracın işletilmesi sırasında mutlaka ölen kişinin üçüncü bir kişi olması gerektiği, işleteni üçüncü kişi olarak kabul etmenin mümkün olmadığı, yine genel şartların A.6. maddesi (d) bendinde destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber desteğin kusuruna denk gelen destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin, teminat kapsamı dışında tutulması nedeniyle %100 kusuru ile kendi ölümüne neden olan sürücünün tam kusuruna isabet eden destek tazminatı sigorta teminatı kapsamında olmadığından davacı ....'nın davasının reddine, diğer davacılar yönünden ise Yargıtay uygulamaları doğrultusunda erkek çocuklarının kural olarak 18 yaşına, kız çocuklarının ise kent merkezlerinde 22, kırsal yerlerde 18 yaşına kadar destek gördüğü, evlenerek bu destekten çıktıklarının kabul edildiği, eğer çocuklar yükseköğrenim görmekteyse, tazminat süresin 25 yaşa kadar devam etmesi gerektiği, davacı çocuklardan .... ve ....'ün 1978 ve 1980 doğumlu ve evli olup murisin desteğinde olduklarından söz edilemeyeceğinden, bu iki davacı için destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ: Dairemizce, somut olayda, kaza tarihi olan 25/07/2011 tarihinde 12/8/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükte olup, yeni genel şartların, yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden önce akdedilmiş sözleşmelere uygulanma imkanının bulunmadığı, HGK'nun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E, 2011/411 K sayılı ilamında, mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün mirasçılarının açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davasında da, Kanunun kapsam dışılığı düzenleyen 92. maddesinde, araç şoförünün desteğinden yoksun kalanların isteyebileceği tazminatların kapsam dışı olduğuna dair bir düzenlemeye yer verilmediği ve sürücünün desteğinden yoksun kalanların üçüncü kişi olduğu kabul edilerek zorunlu mali sorumluluk sigortacısından tazminat talep edebilecekleri, şu hale göre; 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen poliçeler yönünden araç sürücüsü murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı, davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, o halde mahkemece, davacı ....'nın kazada hayatını kaybeden araç sürücüsünün/işleteninin desteğinden yoksun kalıp kalmadığı değerlendirilerek, destekten yoksun kaldığının kabulü halinde davalı sigorta şirketi karşısında 3. kişi olarak tazminat talebinde bulunabileceği kabul edilerek karar verilmesi gerektiğinden bahisle yerel mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ....'nın 415.720,60 TL maddi zararının olduğundan, bu davacı yönünden açılan davanın kabulü ile 200.000,00 TL tazminatın davalı ... ..ndan sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla 27/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ....'ya verilmesine davacı çocuklardan .... ve ....'ün 1978 ve 1980 doğumlu ve evli olup murisin desteğinde oldukları kanıtlanamadığından, bu davacılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı vekili, talep tarihindeki mevzuata göre tazminat talebinin teminat kapsamında olup olmadığının tespiti gerektiğini, nitekim Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının "A.1. Amaç" başlıklı maddesinin; 2. fıkrasının son cümlesinde; "Bu Genel Şartlar ekleriyle bir bütündür. Bu Genel Şartlar ve sigorta teminat limitleri kaza tarihi itibariyle uygulamaya esas alınır," düzenlemesi, 02.02.2016 tarihindeki değişiklik ile "Bu Genel Şartlar" kaza tarihi itibariyle uygulanır ibaresi çıkarılıp sadece "sigorta teminat limitleri kaza tarihi itibariyle uygulamaya esas alınır" olarak değiştirildiğini,devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni kanun veya düzenleyici kuralın "derhal yürürlüğe girme" niteliği nedeniyle uygulanacağını, kazanın meydana geldiği 25/07/2011 tarihinde tanzim edilen kaza tespit tutanağında, kazanın meydana gelmesinde, müteveffa sürücünün tam kusurlu ve 29,4 mg/dl alkollü olduğu tespit edildiğini, destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin teminat kapsamı dışında kaldığını, tek yanlı trafik kazasına ilişkin olarak müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğunun doğmadığını, nüfus kayıt örneğinde müteveffanın annesinin sağ olup, müteveffanın annesinin de destekten yoksun kalma tazminatında hak sahibi olması nedeniyle desteklik payı bulunduğunu, buna göre öncelikle müteveffanın annesi de dahil edilerek zarar görenlerin tamamı için tazminat miktarının hesaplanması, toplam tazminatın trafik sigortası teminat limitini aşması halinde tazminatın zarar görenler arasında garameten paylaştırılması gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müteveffa sürücünün kendi kusuru ile kaza sırasında vefat etmesi nedeniyle TCK madde 85 kapsamında cezayı gerektiren bir durum bulunmadığını, TRH2010 yaşam tablosu ile hesaplamada %1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, %10 artırım %10 iskonto yönteminin uygulanamayacağını, pasif dönem tazminatı hesaplamasında asgari geçim indirimi mahsup edilerek net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, hükme esas alınan temerrüt tarihinin hatalı olduğunu, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faize hükmedilebileceğini, istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle desteklerini yitiren davacıların destekten yoksun kalma tazminatının kazaya karışan aracın ZMMS poliçesi bulunmaması nedeniyle davalı ....ndan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın davacı .... yönünden kabulüne, diğer davacılar yönünden reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda davacılar vekili davacıların desteğinin sevk ve idaresindeki motorsikletle tek taraflı olarak geçirdiği trafik kazasında ölmesi sonucu müvekkillerinin destekten yoksun kaldıkları iddiası ile aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının olmaması nedeniyle güvence hesabından destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Zamanaşımı süresini düzenleyen 2918 sayılı KTK’nin 109/2. maddesinde davanın cezayı gerektiren bir fiilden doğmuş olması ve Ceza Kanununda bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunması halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri için de geçerli olacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, davacılar murisinin ve kazaya karışan motorsikletin arka tarafından bulunan yolcu ....'ın ölümüyle sonuçlanan trafik kazası nedeniyle ceza davası zamanaşımı süresinin TCK madde 85 ve 66/1-d uyarınca onbeş yıl olup, davanın onbeş yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanunu’nun 1425. maddesine göre sigorta poliçesi genel ve varsa özel şartları içerir. Yeni Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni genel şartların C.11 maddesine göre genel şartlar yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş sözleşmelere uygulanacaktır. Bunun doğal sonucu olarak artık eski genel şartların, yeni genel şartların yürürlük tarihinden sonra düzenlenen poliçelerde uygulanma imkanı bulunmamaktadır. (Yargıtay 17.HD'sinin 13.11.2019 tarih 2017/3274 E, 2019/10556 K sayılı kararı). Somut olayda, kaza tarihi olan 25/07/2011 tarihinde 12/8/2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları yürürlükte olup, yeni genel şartların yürürlük tarihi olan 01.06.2015 tarihinden önce akdedilmiş sözleşmelere uygulanma imkanının bulunmadığı değerlendirilerek, mahkemece, davacı .....'nın kazada hayatını kaybeden araç sürücüsünün/işleteninin desteğinden yoksun kaldığı ve davalı sigorta şirketi karşısında 3. kişi olarak tazminat talebinde bulunabileceğinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. (Aynı yönde Yargıtay 17. HD'sinin 2013/9072 E-2014/8675 K sayılı kararı) Öte yandan, Yargıtay 17. H.D'nin kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine çok uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselecektir. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır. Murisin gelirinden anne babaya destek payı ayrılmadan yapılan hesaplama eksik ve hatalıdır.(Yargıtay 17. H.D'nin 17.03.2021 2020/3231 E, 2021/2851 K sayılı kararı). Somut olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca murisin eşi lehine destek tazminatı hesaplanmış ise de, nüfus kayıt örneğine göre murisin ölüm tarihi itibarıyla davacı eşi dışında destek olduğu kimseler bulunup bulunmadığının araştırılarak, varsa bu kişilere de pay ayrılması gerekip gerekmediği üzerinde durulmadığı, örneğin murisin vefat tarihi itibarıyla hayatta olduğu anlaşılan annesi lehine pay hesabı yapılmadığı, bu şekilde rapordaki pay hesabının yukarıda belirtilen Yargıtay 17. H.D tarafından belirlenen oranlara da uyulmadan gerçekleştirilmiş olmakla usulünce alınmış bilirkişi raporunun varlığından söz edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu maddi ve manevi tazminat taleplerine yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca kararın yalnızca davacılar vekili ile davalı şirket vekilince istinaf edilmiş olması nedeniyle oluşabilecek usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının hükmolunan maddi ve manevi tazminat miktarları yönünden kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE, 2- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 13.01.2026 gün ve 2025/1275 E. 2026/30 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına 5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine, 6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/06/2026