Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, fikri ve sınai haklar davasında "..." ve "-s" ekli marka arasındaki yüksek görsel, işitsel benzerlik ve karıştırılma ihtimalini inceleyerek YIDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebini değerlendirdi.
Özet: Dava, davacının temel unsuru belirli bir ibare olan markasına, sadece sonuna s harfi eklenerek tescil edilmek istenen başka bir markaya ilişkin itirazının YIDK tarafından reddedilmesi üzerine, ilgili kararın iptali ve karşı markanın hükümsüzlüğü talebiyle açılmıştır; ilk derece mahkemesi, tek harf farkına rağmen markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal yönden güçlü bir benzerlik bulunması, İngilizcede çoğul eki olan s takısının anlamı değiştirmemesi ve bir seri algısı yaratması nedeniyle, belirli mal ve hizmet sınıfları açısından markalar arasında karıştırılma ihtimali olduğuna karar vermiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2024/1136 - 2026/1288
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1136
KARAR NO : 2026/1288
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/11/2023
NUMARASI : 2023/9 E. - 2023/451 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/11/2023 tarih ve 2023/9 E. - 2023/451 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin esas unsuru "..." olan markalarının bulunduğunu, davalının bu marka ile iltibas yaratacak şekilde 2020/136653 sayılı "..." ibareli markanın adına tescilini talep ettiğini, müvekkilinin başvuruya itirazının YİDK'nın 09/11/2022 tarih ve 2022-M-5531 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu markada yalnızca son kısımda "s" harfinin ek olarak bulunduğunu, bu eklemenin markaları farklılaştırmadığını, bu haliyle markaların birbirlerinin serisi gibi algılandıklarını, davalının da müvekkili gibi alışveriş merkezi olarak hizmet verebileceğini, müvekkilinin işlettiği "......" markasının tanınmış bir marka haline geldiğini, davalı başvurusunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru olduğunu ileri sürerek, davalı Türk patentin 2022-M-5531 sayılı YİDK kararının iptalini ve diğer davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şahıs vekili, davacı yanın bir alışveriş merkezi işletmecisi, müvekkilinin ise bir mobilya üreticisi olduğunu, bu nedenle tarafların farklı sektörlerde faaliyetlerinin bulunduğunu, "s" takısının aidiyet anlamına gelecek şekilde kullanıldığını iddia etmenin gerçeklikten uzak olduğunu, taraf markalarının benzer olmadıklarını, davacı markasının tanınmış olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 2020/136653 sayılı “...” ibareli başvuru ile davacı yanın markaları arasında, başvuruda yer alan 35. sınıf “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” yönünden aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde kalan bir ilişkinin mevcut olduğu, başvurudaki sair mal ve hizmetler yönünden ise taraf markaları arasında mal ya da hizmet benzerliği bulunmadığı, taraf markalarında ortak kelime kökü/harf dizilimin olduğu, her iki kelime arasında sadece tek bir harf farkı olduğu, bu durumun kelimeler arasında hem görsel hem de işitsel olarak güçlü bir benzerlik taşımalarına yol açtığı gibi kavramsal olarak da esasen aynı kökensel algıyı tüketiciye yansıtma sonucunu doğuracağı, dava konusu markanın sonuna eklenen "-s" takısı, İngilizce çoğul eki olup, kelimenin kavramsal karşılığını değiştirmediğini ve işitsel olarak da bütüne yeni bir algı katmadığını, aksine İngilizce’de "s" takısının çoğul eki olarak kullanımı bulunması nedeniyle taraf markaları arasında doğrudan bu kapsamda bir ilişki de kurulabileceğini, davacı markalarındaki "SAMSUN" ibaresinin veya tali şekilde konumlandırılmış ek unsurların ise bütünsel ayırt ediciliğe katkısının olmayacağı, ilgili tüketici, söz konusu markalar arasındaki belirli farkları algılamaya muktedir olsa bile, yukarıda anılanlar ışığında ve markaların kapsamındaki malların ayniyeti/benzerliği karşısında, markalar arasında ciddi bir bağlantı kurma olasılığı bulunduğu, açıklanan nedenlerle karıştırılma ihtimaline yol açabilecek düzeyde bir benzerlik ilişkisinin var olduğu, davacı yanın markalarının tanınırlığı hususunda ve SMK m. 6/5 koşullarının oluşma riski bulunduğu konusunda bir kanaate varılamadığı, başvurunun kötü niyetli bir başvuru olduğu yönündeki iddialar ile ilgili dosyaya bir delil sunulmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'nın 2022-M-5531 sayılı kararının 35. sınıf “Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” bakımından iptaline, davaya konu markanın yukarıda belirtilen hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu marka başvurusu ile müvekkilinin tescilli markalarının esas unsuru olan "..." ibaresi arasındaki tek farkın, kelime unsurunun sonuna eklenen "S" harfi olduğunu, bu eklemenin, başvuru markasını müvekkilinin tescilli markaların esas unsuru olan "..." ibaresi ile anlamsal olarak farklılaştırmadığı gibi, görsel ve işitsel olarak ayırt edicilik de sağlamadığını, dava konusu "..." marka başvurusunun tescilinin talep edildiği 20. ve 35. sınıfındaki mallar ve hizmetlerin, müvekkiline ait "..." esas unsurunu içeren markaların tescilli olduğu sınıflardaki mallar/hizmetler ile benzer/ilintili olduğunu, müvekkili adına tescilli markalar ile dava konusu "..." marka başvurusu arasında, görsel/işitsel/bütünsel/kavramsal açıdan ve mal/hizmet sınıfları açısından çifte benzerlik koşulunun oluştuğunu, bu nedenle ortalama seviyedeki tüketicilerin, "..." marka başvurusunun, müvekkilinin seri markalarından biri olduğu yönünde yanılgıya düşeceğini, dosyaya ibraz edilen delillerin, müvekkili adına tescilli markaların, dava konusu marka başvurusunun tescilinin talep edildiği mallar/hizmetler de dahil olmak üzere, "Türkiye'de ciddi biçimde kullanıldığı" ve müvekkili adına tescilli markaların tanınmışlığını ispatlar nitelikte olduğunu, davalının müvekkili şirketten ve orijinal niteliği oldukça yüksek olan müvekkili adına tescilli markalardan ve ......’nden haberdar olmadığının düşünülemeyeceğini, dolayısıyla "..." marka başvurusunun müvekkili adına tescilli markalardan esinlenilerek, onun tanınmışlığından yararlanma amacı ile oluşturulmasının ve aynı veya benzer sınıflarda tescilinin istenmesinin davalının kötü niyetini açıkça ortaya koyduğunu, davalının 2020/136653 sayılı tescil başvurusuna konu "..." ibaresini kullanmasının, müvekkili açısından telafisi güç ve imkansız zararlara yol açacağını, bu nedenle "..." ibaresinin davalı tarafından kullanılmasının önlenmesi için yargılama sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kısmen ret kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ortalama tüketici nezdinde; başvuru markası ile itiraza gerekçe 2011/60384 sayılı markanın görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını, 2011/41766 sayılı marka ise başvuru ile benzer olmasına rağmen markalar ve çekişme konusu mal/hizmetler arasındaki farklılıklar birlikte değerlendirildiğinde markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, itiraza konu başvurunun tescilinin SMK 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığını, itiraz sahibinin, markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötü niyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunmaması dikkate alındığında, kötü niyet gerekçeli itirazın haklı bulunamayacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve talebi doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının markasının bir alışveriş merkezi olup halk arasında bu şekilde bilindiğini, buna karşın müvekkilinin başvuru konusu olan "..." markasının mobilya üzerine kurulmuş bir marka olup davacının markalarının hizmetinden çok farklı bir hizmet sergilediğini, müvekkilinin markasında ve karşı tarafın markasında aynı olan harflerin markaların aynı olduğunu gösteren bir unsur olmadığını, iki markada telaffuz edildiğinde tüketici üzerindeki bıraktığı intibanın birbirinden bağımsız ve çok farklı olduğunu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda dava konusu marka kapsamında 35.01, 35.02, 35.03 ve 35.04 alt gruplarında yer alan hizmetlerin davacının markası ile aynı olduğunun, devamında ise uygulamada önceki tebliğler doğrultusunda belli bir ürün grubuna sınırlandırılmamış ve genel nitelikte tanımlanan bu hizmetlerin, 35. sınıf altında spesifik olarak sınıflandırılmış hizmetler ile doğrudan aynı ya da benzer olarak görülemeyeceği görüşünün hakim görüş olarak kabul edilmekte olduğunun belirtildiğini, bu nedenle markalar arasında emtia benzerliği şartının oluşmayacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kısmen kabul edilen hükmün kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve dava konusu 2020/136653 sayılı “...” ibareli başvuru ile davacı yanın markaları arasında, başvuruda yer alan ve karar yerinde belirtilen 35. sınıf hizmetlerin aynı, aynı tür ya da benzer olduğu, başvurudaki sair mal ve hizmetler yönünden ise taraf markaları arasında mal ya da hizmet benzerliğinin bulunmadığı, ibareler yönünden de taraf markalarında ortak kelime kökü/harf dizilimin olduğu, her iki kelime arasında sadece tek bir harf farkının bulunduğu, bu durumun kelimeler arasında hem görsel hem de işitsel olarak güçlü bir benzerlik taşımalarına yol açtığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00'şer-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 427,60'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40'ar-TL'nin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/06/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/06/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.