Bölge Adliye Mahkemesi, ticari komisyonculuk sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin feshi sonrası komisyon iadesini inceliyor.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, davalı ile akdettiği işbirliği sözleşmesi kapsamında, üçüncü kişilere yapılan gayrimenkul satışlarından doğan komisyon bedellerinin, satış sözleşmelerinin müşteriler tarafından feshedilmesi üzerine davalıdan iadesini talep ettiği ve davalının bu talebe itiraz etmesi nedeniyle açılan itirazın iptali davasıyla ilgilidir; davacı, sözleşmenin yedinci maddesi uyarınca müşterinin cayma hakkını kullanması halinde komisyonun iade edilmesi gerektiğini belirtirken, davalı ise zamanaşımı ve alacak iddialarının asılsız olduğunu savunarak, alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/308
KARAR NO: 2026/871
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/11/2022
NUMARASI: 2021/428 Esas - 2022/811 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil, ... A.Ş ile davalı ... Şti. arasında 10.09.2016 tarihli Sözleşme akdedildiği, sözleşme uyarınca davalı TC vatandaşı olmayan kişilere... veya ...’nın bağları olan şirketler tarafından geliştirilen projelerden gayrimenkul satışının yapılması hedeflendiği, bu kapsamda...’nın grup şirketlerinden ... A.Ş (Yeni ünvanı... A.Ş) ile dava dışı... ile... ...ada, .. parsel, .. Blok .. Kat ... nolu bağımsız bölüm ve ..... ile ... ... ada, .... parsel ... Blok.... kat .. numaralı bağımsız bölüm ve yine... ..... ada, .... parsel ....Blok .... kat ...lu bağımsız bölümler için düzenleme şeklinde ön ödemeli satışlar için gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi akdedildiği, satış vaadi sözleşmeleri neticesinde müvekkil ...Tarafından davalıya ... ‘ye yapılan satıştan komisyon bedeli olarak 13.02.2017 tarihinde 70.092 TL , .....’ye yapılan satışlardan komisyon bedeli olarak 04.10.2017 tarihinde 140.184 TL komisyon ödemesi yapıldığı, ancak dava dışı ... ile akdedilen 14.12.2020 tarihli Satış vaadi sözleşmesi ve ... ile akdedilmiş Satış Vaadi Sözleşmesi 10.12.2020 tarihinde sözleşmeden dönme suretiyle ortadan kalktığı, davalı ile akdedilen İşbirliği Sözleşmesinin 7 maddesi “…..hiçbir şüpheye mahal vermemek üzere,
Müşterinin cayma ve/veya dönme hakkını kullanması veya sözleşmeyi feshetmesi durumunda temsilci ilgili satış dolayısıyla kendisine ödenen bedeli şirketin ilk talebi ile nakden ve defaten iade etmeyi gayri kabili rücu beyan Kabul ve taahhüt eder.” hükmüne istinaden müvekkiller Aktur ve... tarafından ...Noterliğinin 20.01.2021 tarih ...Yevmiyeli ihtarname keşide edilerek davalıya ödenen 210.276 TL Acente Komisyon bedelinin 7 gün içinde iade edilmesi ihtar edildiği, İhtarname davalıya 27.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği, ancak, Sözleşmenin açık hükmüne göre davalı tarafından bu bedel müvekkile ödenmediğinden davalı aleyhine ... İcra Md ... E Sayılı dosyasından acente komisyon iadesi için İlamsız icra takibi başlatıldığı, davalıya gönderilen ödeme emri 24.03.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı haksız ve hukuka aykırı itirazına istinaden arabuluculuğa başvurulduğu, ancak arabuluculu faaliyetinde de anlaşma sağlanamadığı, davalı tarafın yapmış olduğu itirazın iptaline, alacağın varlığı ve miktarının likit olduğu, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, arz ve izah edilen nedenlerle, davanın kabulüne, alacağın varlığı ve miktarı yaklaşık ispat kuralına göre ispat edildiğinden teminatsız olarak ihtiyati haciz talebinin kabulüne, ... İcra Md ... E Sayılı takibe yapılan itirazların iptaline, takibin devamına, davalı şirket aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu talep zamanaşımına uğradığından, davanın zamanaşımı yönünden reddi talep edildiği, müvekkilin alacaklıya her hangi bir borcu bulunmadığı, müvekkil ile... ...A.Ş arasında 10.09.2016 tarihinde işbirliği sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin esasında Simsarlık Sözleşmesi olduğu, simsarlık sözleşmesinin zorunlu unsuru ücret olduğu, ücret unsuru simsarlık sözleşmesi sonrasında bir sözleşme kurulması durumunda simsarın ücrete hak kazanacağı anlamına geldiği,
taraflar arasında imzalanan İşbirliği Sözleşmesi sonrasında davacı şirket ile müvekkil şirketin yönlendirdiği ... arasında .. ada, ...parsel,.... Blok .. Kat .... nolu bağımsız bölümün satışı için 08.02.2017 tarihli Düzenleme şeklinde ön ödemeli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığı, Sözleşmeye göre...’nin satın aldığı taşınmazın kendisine teslim tarihi 30.03.2019 olarak kararlaştırıldığı, Müvekkil işbu gayrimenkulün satışına aracılık ettiğinden 10.09.2016 tarihli Sözleşmenin 7 maddesine göre hizmet bedeli olarak 70.0982 TL aldığı, yine Müvekkil şirketin yönlendirmesi ile alacaklı olduğunu iddia eden şirket ile ...arasında 28.08.2017 tarihinde iki ayrı düzenleme şeklinde ön ödemeli Satışlar in Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmeler yapıldığı, .... ada, .. parsel .. Blok .... kat .... numaralı .. ve ... ada, .. parsel ...Blok ... kat .. nolu kuzeybatı taşınmazların teslim tarihi 30.03.2019 tarihi olarak kararlaştırıldığı, müvekkil işbu gayrimenkullerin satışında aracılık hizmeti verdiğinden Sözleşmenin 7.maddesi gereğince hak edilen 140.184 TL hizmet bedelinin tahsil ettiği, dava dışı ... ve ...’nin satın aldığı daireler kendilerine süresinde teslim edilmediği, Söz konusu dairelerin kesin teslim tarihleri 30.03.2019 tarihi olarak verilmiş ise de daireler alıcılara teslim edilemediği, kaldıki işbu daireler hala teslime hazır duruma getirilmediği, Taşınmazların zamanında teslim edilmemesi ve geç teslim sebebiyle ödenmesi gereken kira alacaklarının verilmesi için ... ... Noterliğinin 28.02.2020 tarih ... yevmiyeli ihtarname (... A.Ş’ne) gönderildiği, ihtarnamede konutların derhal teslimi ve gecikmeden kaynaklanan konut satış bedelinin binde ikisi oranında aylık kira bedelinin ödenmesi talep edildiği, Yine ... ‘de .... Noterliğinin 28.02.2020 tarih .... yevmiyeli ihtarnamesi ile konutların derhal teslimi, gecikme nedeniyle konut satış bedelinin binde ikisi oranında kira bedellerinin ödenmesi ihtar edildiği,İhtarnamelere rağmen söz konusu konutların teslimi yapılmadığı, davacı müşterilere satılan gayrimenkullerin teslim borcunu ifada kendi kusurundan kaynaklı olarak temerrüde düştüğü, dava dışı müşteriler satın aldıkları gayrimenkullerin kendilerine teslim edilmemesi nedeniyle Satış Vaadi Sözleşmelerinden geç teslim nedeniyle haklı sebebe dayanarak döndükleri, Satıcının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi yerine getirmediğinde Tüketici, konutun devir ve teslimine kadar dönme hakkının var olduğunun kabulü gerektiği, ( TBK 117 maddesi) taraflar arasında akdedilen 10.09.2016 tarihli İşbirliği Sözleşmesinin 7/son md “…İşbu sözleşmenin şirketin açık kusuru ve ihmali nedeniyle sona ermesi halinde Temsilcinin Hizmet bedeli hak edişlerinin tamamını talep hakkı saklı olup, işbu sözleşmeye göre hizmet bedeli talep hakkının doğduğu tarihte muaccel hale gelecektir…” hükmü yer aldığı,
Her ne kadar, Dava dışı ...ve .... Sözleşmelerinden dönmüş iseler de burada Satış Vaadi Sözleşmesinde belirtilen kesin süre içinde konutların tam ve eksiksiz teslim edilmemesi, geç teslim sebebiyle çekilen ihtarnamelerin de gereği gibi yapılmamasının sebep olduğu, müşterilerin sözleşmelerden dönmesine, Müvekkile her hangi bir kusur atfedilemeyeceğinde Ahde Vefa ilkesi gereğince Gayrimenkullerin satışına ilişkin Komisyon bedelinin tamamına hak kazanıldığı, işbu komisyon bedellerinin iadesinin müvekkile yüklenecek bir kusur olmadığından söz konusu olmadığı, ayrıca; İşbu dönme nedeniyle davacı taraf Satış Sözleşmesi bedelinden % 5’lık kesinti yaparak müşteriler ödeme yaptığı, işbu %5 kesinti her ne kadar sözleşmede belirtilmemiş ise de davacı tarafın müvekkil şirkete ödediği komisyon bedeli olduğu, Kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için müvekkilin davacı tarafa borçlu olduğu düşünülse dahi dönme sözleşmesi ile % 5’lık kesintiler yapılarak müşterilere bedel iadesi yapılması nedeniyle müvekkil şirketin ibra edildiği, arz ve izah edilen nedenlerle, öncelikle davanın usulden reddine, mahkemenin aksi kanaati halinde itirazın iptali davasının esastan reddine, davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde, sözleşmenin 7. maddesinde “… İşbu Sözleşmenin, şirketin açık kusur ve ihmali nedeniyle sona ermesi halinde temsilci’nin hizmet bedeli hak edişlerinin tamamını talep hakkı saklı olup, İşbu Sözleşmeye göre hizmet bedeli talep hakkının doğduğu tarihte muaccel hale gelecektir…” hükmüne yer verildiği, sözkonusu hükümden de açıkça anlaşıldığı üzere, davacının kusurlu davranışları nedeniyle taşınmaz satış sözleşmelerinden vazgeçilmesi durumunda davalı ücret almaya hak kazanacağı Davalının aracılık etmiş olduğu taşınmazların, davacı tarafından öngörülen sürelerde teslim edilmediği, ayrıca satım sözleşmelerinde yer alan kira bedellerinin de davacı tarafından alıcılara ödenerek alıcıların zararlarının giderilmediği bu bakımdan alıcılar tarafından yapılan fesih bildiriminin haklı nedene dayandığı, bir başka deyişle alıcıların, davacının kusurlu davranışları nedeniyle taşınmazları almaktan vazgeçtikleri, bu bakımdan taraflar arasındaki sözleşmenin anılan hükmü uyarınca davacının, verilen komisyon bedelinin iadesine ilişkin talebi yerinde olmadığı hususu tespit ve rapor edilmiş olmakla, denetlemeye ve hükme dayanak etmeye elverişli bilirkişi raporuna göre davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmeden dönme ve ibra sözleşmesinde dava dışı üçüncü kişilerin hiçbir haklı gerekçe ileri sürmeksizin sözleşmeleri sona erdirdiği ve haklı gerekçeleri olmaması sebebi cezai kesintiye dahi rıza göstermiş oldukları ortada iken yerel mahkeme tarafından kusurlu tarafın davacı şirketler olduğu yönündeki kararının kabulünün mümkün olmadığını yerel mahkemenin feshin şekline ilişkin olarak davalının iddiaları ile değil dava dışı üçüncü kişilerin gerekçeleri ile bağlı olduğunu, yerel mahkeme fesih şeklinin belirlenmesinde davalının iddiaları değil dava dışı üçüncü kişilerin irade beyanları ile bağlı olduğunu, dava dışı üçüncü kişilerin dahi davacı şirketin kusurundan kaynaklanan haklı nedenle fesih gerçekleştirmediği durumda yerel mahkemenin dava dışı üçüncü kişilerin iradesini yorumlamasının hukuka aykırı olduğunu, davalının tarafı dahi olmadığı düzenleme şeklinde ön ödemeli satışlar için gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi hükümlerine dayanmasının mümkün olmadığını, satış vaadi sözleşmesi hükümlerine göre teslimde gecikme olduğunun kabul edilebilmesi için dahi dava dışı üçüncü kişilerin yükümlülüklerin yerine getirildiğinin ve mücbir sebepler eklenmek sureti ile teslim süresinin tespit edilmesi gerektiğini, dava dışı üçüncü kişinin sözleşme'den dönmüş olması nedeni ile İşbirliği Sözleşmesi'nin 7. Maddesi kapsamında davalı'nın komisyon bedelini iade etmesi gerektiği yönünde karar verilmesi gerekirken, alakasız ve hukuki gerekçesi olmayan bir şekilde kira bedellerinin ödenmemesi sebebi ile komisyon bedelinin iade edilmemesi gerektiği yönünde hukuka aykırı şekilde karar verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, taraflar arasında düzenlenen simsarlık sözleşmesine dayalı ödenen bedelin alıcıların satıştan dönmeleri nedeniyle iadesi istemli başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davacılar tarafından; davalı hakkında.... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 210.276,00 TL komisyon bedeli, 390,95 TL noter masrafı, 5.151,76 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 215.818,71 TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptaline ilişkin eldeki davanın açıldığı görülmektedir.
Davacı ... A.Ş ile davalı ... Şti arasında 10.09.2016 tarihinde İşbirliği Sözleşmesi akdedilmiş olup sözleşmenin uyuşmazlığı ilgilendiren hükümleri şöyledir: Madde 2 Amaç ve Konu : “İşbu Sözleşme Temsilci’nin yapacağı tanıtım ve pazarlama faaliyetleri sonu ŞİRKET’e yönlendireceği TC vatandaşı olmayan gerçek kişilere veya bu kişilerin kurdukları/kuracakları tüzel
kişilere (Müşteri) Şirket tarafından ve/veya Şirketin hakim ortağının ortak olduğu şirketler tarafından geliştirilen projelerden, gayrimenkul satışı yapılmasına ilişkin olarak ŞİRKET ile TEMSİLCİ arasındaki ilişkilerin ve tarafların karşılıklı hak ve sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla akdedilmiştir.”
Madde 7 Temsilci Hizmet Bedeli:“……....Ön ödemeli satışlarda ve Satış Vaadi Sözleşmesi ile yapılacak satışlarda uygulanacak hizmet bedeli ve ödeme şekli;
Ön ödemeli satışlarda uygulanacak hizmet bedeli satış bedeli ve satış para cinsi üzerinden % 10 + KDV’dir.
…….. “Hiçbir şüpheye mahal vermemek üzere Müşteri’nin cayma ve/veya dönme hakkını kullanması ve/veya sözleşmeyi feshetmesi durumunda TEMSİLCİ ilgili satış dolayısıyla kendisine ödenen bedeli ŞİRKET’in ilk talebi ile nakden ve defaten iade etmeyi gayri kabili rücu, beyan Kabul ve taahhüt eder….”
………“TEMSİLCİ ŞİRKET ile MÜŞTERİ arasındaki hizmet bedeli doğuran, ön ödemeli satış, satış vaadi veya Satım Sözleşmesi, Müşteri’nin cayma ve/veya dönme hakkını kullanması sebebiyle fesih edilirse bu halde, fesih edilen bu sözleşmeye dayanan hizmet bedeli TEMSİLCİ tarafından talep
edilmeyecektir.
………….. “İşbu Sözleşmenin, ŞİRKETİN açık kusur ve ihmali nedeniyle sona ermesi halinde TEMSİLCİ’nin hizmet bedeli hak edişlerinin tamamını talep hakkı saklı olup, İşbu Sözleşmeye göre hizmet bedeli talep hakkının doğduğu tarihte muaccel hale gelecektir. İşbu Sözleşmenin TEMSİLCİ’nin kusur veya ihmali nedeniyle sona ermesi halinde ise, TEMSİLCİ’nin fesih tarihine dek hak kazanmış olduğu Hizmet Bedeli hak edişlerinden öncelikle TEMSİLCİ’nin varsa ŞİRKET’e karşı olan borçları ve/veya ihmal ve/veya kusuru nedeniyle ŞİRKET’in uğramış olduğu zararlar düşülecek ve varsa kalan tutar TEMSİLCİ’ye iade edilecektir.
Sözleşmenin ŞİRKET tarafından bu şekilde feshinden sonra TEMSİLCİ başkaca her hangi bir hizmet bedeline hak kazanamayacaktır. Şirket’in her türlü tazminat hakkı saklıdır.”6098 sayılı yasanın 520. Maddesi uyarınca; Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir.
Simsarlık ücretini talep hakkı, simsarlık sözleşmesinin kurulmasıyla hemen doğmaz. TBK.'nun 521. maddesi gereğince simsar; ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Ancak sözleşmede bu durumun aksi kararlaştırabilir. Simsarlık sözleşmesinde asıl sözleşme kurulmasa dahi simsarın ücretinin ödeneceğinin kararlaştırılması halinde, sözleşmeden cayan taraf bu ücret ödeme borcundan ancak asıl sözleşmenin kurulmasından vazgeçmenin objektif bir haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde kurtulabilecektir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır.
Dosyaya toplanan delillerden davalının davacılara ait taşınmazların pazarlanması için faaliyette bulunduğu, davalının hizmeti ile dava dışı ... ...' ye bir adet ve ...ye 2 adet bağımsız bölüm için düzenleme şeklinde ön ödemeli satışlar için gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi akdedildiği, davalıya hizmetlerine karşılık ...A.Ş.(yeni unvanı ... A.Ş.) tarafından ....‘ye yapılan satıştan komisyon bedeli olarak 13.02.2017 tarihinde 70.092 TL , ...’ye yapılan satışlardan komisyon bedeli olarak 04.10.2017 tarihinde 140.184 TL komisyon ödemesi yapıldığı uyuşmazlık konusu değildir.
Dava dışı alıcılara satılan uyuşmazlığın kaynağı olan taşınmazların teslim tarihinin 30.03.2019 olduğu, ancak bağımsız bölümlerin sözleşme ile belirlenen günde teslim edilmediği, dava dışı alıcılar tarafından ayrı ayrı olmak üzere davacılardan...A.Ş’ne Bakırköy ... Noterliğinin 28.02.2020 Tarih ... ve...yevmiyeli İhtarnameler keşide edilerek konut teslim borcunun yerine getirilmediği, ayrıca konut satış bedelinin binde ikisi olarak kararlaştırılan aylık kira bedellerinin de ödenmediğinden konutların teslimi, aylık kira bedellerinin de yasal faizleri ile birlikte ödenmesi ihtarında bulunulduğu, bu tarihten sonra dava dışı alıcılar ile davacılar arasında 10/12/2020 ve 14/12/2020 tarihinde ayrı ayrı sözleşmeden dönme ve ibra sözleşmesi düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar dönme sözleşmelerinde fesih sebebi konusunda açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte daha önce gönderilen ihtarnamelerin konusu ve taleplerin davacı tarafça karışlandığının iddia ve ispat edilmediği, davacının taşınmazı teslim ettiğine veya etmeye hazır olduğuna dair bir beyanın bulunmadığı, yabancı 3.kişinin bedelinin çok büyük miktarını ödediği taşınmazın teslim edilmemesi ve ne zaman teslim edileceğinin dahi belli olmadığı ortamda sözleşmeden dönmesinin haklı olduğunun kabulünde bir isabetsizlik yoktur. Hukukun temel kavramlarından birisi hiç kimse kendi kusurundan hak elde edemez. Davacılar süresinde teslim etmedikleri taşınmazın alıcılar tarafından sözleşmeden dönülmesi nedeniyle davalıdan ödedikleri bedeli rücu etme imkanı yoktur. Sözleşmenin 7. Maddesinin " Hiçbir şüpheye mahal vermemek üzere Müşteri’nin cayma ve/veya dönme hakkını kullanması ve/veya sözleşmeyi feshetmesi durumunda temsilci ilgili satış dolayısıyla kendisine ödenen bedeli şirket’in ilk
talebi ile nakden ve defaten iade etmeyi gayri kabili rücu, beyan Kabul ve taahhüt eder… düzenlemesi ancak müşterinin sözleşmeyi haksız feshi halinde davacının davalıya ödediği komisyonun sebepsiz kalması halleri için geçerli olduğu şeklinde yorumlanabilir. Bu durumda davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 359,80 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 372,20 TL istinaf karar harcının davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026