İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, davacının kargo bilgilerini dolandırıcıyla paylaşması ve kargo şirketinin kimlik/adres kontrolü eksikliği nedeniyle bilgisayarın yanlış kişiye tesliminden kaynaklanan tazminat davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: İnternet üzerinden satış yaptığı bilgisayarı kargo şirketine teslim eden satıcının, kargonun alıcı görünen dolandırıcıya şubeden, kimlik kontrolü ve adrese teslimat yapılmaksızın verilmesi sonucu zarara uğraması üzerine açtığı tazminat davasında, kargo şirketi, göndericinin takip numarasını dolandırıcıyla paylaşmasının kendi kusurunu oluşturduğunu ve talep edilen 22.500 TL maddi ile 5.000 TL manevi tazminat miktarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek sorumluluğu reddetmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1964
KARAR NO: 2026/801
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/09/2022
NUMARASI: 2019/628 Esas - 2022/558 Karar
DAVA: Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/04/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 20/11/2018 tarihinde 22.500,00-TL bedelle ... isimli kişiden satın almış olduğu ... Marka bilgisayarı nakit ihtiyaçları için 23/12/2018 Tarih ve ... İlan no ile www.......com isimli web sayfasında satışa sunduğunu, ilanla ilgili olarak ... numaralı telefondan kendisini ... olarak tanıtan şahıs ile görüşme sağlandığını, satış işlemlerinin tamamlanabilmesi, ödeme ve ürün teslimatının sağlanabilmesi için İstanbul ilinde bulunan davacının arkadaşı ...’ya ilgili ürünlerin teslimi suretiyle satış işleminin tamamlanması hususunda taraflarca anlaşıldığını, 25/02/2019 tarihinde... Şubesine giderek ...Takip Numarasıyla ... Marka bilgisayarını tek paket halinde alıcı ...’ya "...Mah. ... Sk. No:.../İstanbul" adresinde alıcı ödemeli verilmek üzere kargo şirketine tevdi edildiğini, taşıyıcı kargo şirketinin kargonun 26/02/2019 tarihli teslimi esnasında alıcı kişinin kimlik ve adres bilgileri bulunmasına karşılık, kargonun teslimi için gönderici davacı tarafından bildirilen adrese gidilmediğini, alıcı olduğunu iddia eden/ dolandırıcı kişiye şubede teslimat yapıldığını ve sözde alıcı şahsın kimlik kontrolünden de şube çalışanlarınca kaçınıldığını, davalı şirketin hatasından kaynaklı zararın tazmin edilmesi istemine ilişkin dilekçe davacı tarafından 27/02/2019 tarihinde ...’ne verildiğini ancak buradan sonuç alınamadığını, Ankara İli ... Amirliği'ne yapılan 28/02/2019 tarihli davacının şikayeti üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/50591 Soruşturma Numarasına kayıtlı dosyanın yetkisizlikle gönderilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/60427 Soruşturma Numarasına kaydedildiğini, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını beyan ederek davalı şirket aleyhine 25/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte toplam 22.500,00-TL maddi tazminat ile 5.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ekinde sunulan faturanın ... adına düzenlenen bir fatura olduğunu, bu durumda bilgisayarın kullanılmış bir ürün olduğunu, faturadaki KDV hariç 22.965,26.-TL bedel gösterilmiş olduğu halde 22.500,00-TL bedel ile satıldığının beyan edilmesinin gerçeği yansıtmadığını, aradan 1 yıl geçmesine rağmen şuanda davaya konu edilen bilgisayarın sıfırının internette 15.000,00-Tl civarında olduğunu, davacının .... Polis Merkezinde verdiği 28/02/2018 tarihli ifadesinde bilgisayarı 20.250,00-TL bedelle sattığını kabul, beyan ve ikrar ettiğini, gerçek zararın 22.500,00-TL olduğu iddiasının gerçek olmadığını, delil olarak sunulan internet ilanında da fiyatın 20.950,00-TL olarak yazdığını, satışın ilandan 2 ay sonra yapıldığı göz önüne alındığında fiyatın daha da düşürülmüş olduğunun kuvvetle muhtemel olduğunu, davacını kargoyu teslim ederken sadece gönderici ve alıcı bilgilerinin verildiğini, taşınan ürünün ne olduğu hakkında bilgi vermediğini, gönderide ... marka bilgisayar bulunduğu iddiasının davacı yanın ispatına muhtaç olduğunu, kamera kayıtlarından yapılan kontrollerde sabah saat 07.30 civarında davalı şirket ... sağlayıcısının adresine gelen kişinin, adının ... olduğunu, adına gönderi / paket geleceğini beyan ederek cep telefonundaki mesaja bakarak taşıma takip numarasının ...olduğunu iki defa okuyarak, görevli kişiye bu paketin gelip gelmediğini sorduğunu, sistem den yapılan kontrolle kargoların henüz gelmediği, yaklaşık 1-1,5 saat sonra geleceği bilgisinin kendisine verildiğini, kişinin 08:45'te tekrar gelerek gönderi bilgilerini tekrar vererek sorduğunda kargonun geldiği görülünce kendisine teslim edildiğini, gönderiye ait alıcı ve takip numarası bilgilerinin üçüncü bir kişiye ancak davacı tarafından verilebileceğini, davacının 28/02/2019 tarihli ifadesinde de "...malzemeleri teslim ettikten sonda bu şahsı aradım ve kargoya verdiğimi söyledim ve ... ya ait numarayı bu şahsa verdim... " diyerek kargo bilgilerini ve kargonun teslim edileceği kişinin ismini, satış hususunda anlaştığını beyan ettiği şahsa verdiğini kabul, beyan ve ikrar ettiğini, kargo teslimi sırasında verilen takip numarasının sadece gönderen tarafından bilinen bir numara olduğunu, gönderiyi teslim alacak kişi isminin de sadece davacı tarafından bilindiğini, davalı şirket çalışanının kimlik kontrolü yapmamasının hatalı ve kusurlu bir hareket olduğunu fakat gönderiye ait gönderici isminin ve takip numarasının davacı tarafından paylaşılmasının da affedilmez bir kusur olduğunu, kargoyu teslim eden çalışanın kendisine verilen alıcı ismi ve takip numarası bilgilerinden dolayı kargoyu teslim etmesinin pervasızca bir hareketi veya zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir ihmali söz konusu olmadığını, davacı gönderenin müterafik kusurunun bulunması sebebiyle hesap olunan tazminatın azami yarısı nazara alınacağını, iddia edilen zararın gerçek zarar olmadığını, davalı taşıyıcı şirketin TTK'nun 882. maddesine ve TTK'nun 875/2. maddesine göre azami sorumluluğunun 3,4 kg x 8,33 SDR = 28,322 SDR' nin yarısı olan 14,161 SDR'nin taşınan eşyanın taşınmak üzere davalı şirketin ....... şubesine teslim edildiği 25.02.2019 tarihindeki Merkez Bankasının deklere ettiği Türk Lirası karşılığı olduğunu, davacı gönderenin bu tutarı aşan maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesini, davacının kusurundan dolayı davacının manevi tazminat talebinin reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Buna göre TTK m.875/1 gereği sorumlu olan davalı taşıyıcının taşıma süreci sonunda alıcısına teslim edildiği iddia edilen malın alıcısına tam ve sağlam olarak teslimini ortaya koyamadığı, Davalının ibraz edilen sadece kargo takip numarası bilgisine itibar ederek, alıcı adresine götürmeden malı kendi şubesinde, hem de şüpheli bir şekilde yükün araçla gelmesini bekleyen ve alıcı ödemeli olup olmadığı, kimlik gösterme gibi yükümlülükler ile alıcı olduğunu delilleri ile ortaya koymayan gerçek kişi ad soyad ve kimlik bilgileri olmayan bir kişiye yükü teslim ettiği anlaşılmış olup somut davada kargo taşınırken mal kıymeti beyan edilmediği, fiziki 3,4 kg, taşıma için 5,00 kg üzerinden hesaplamalara konu edilerek navlun belirlendiği, Ancak Davacının kargoyu alıcı adresine-varma yerine götürmeksizin şubede yanlış kişiye teslim etmesi açıkça TTK m.886 hükmüne göre “zarar meydana gelme bilinci içinde pervasızca davranışlarla tam zayi” zararı olarak nitelendirilmesi gerektiğinden bu durumda TTK m.882 hükmünde düzenlenen sınırlı sorumluluk uygulaması yapılamayacağı ve TTK'nun 886. maddesi uyarınca taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını kaybettiğinin kabulü gerektiği bu nedenle davalı taşıyıcı, taşıma konusu emtianın gerçek değerini ödemekle yükümlü olduğu anlaşılmıştır. Bu halde malın gerçek değerinin TTK'nın 880/3. maddesine göre belirlenmesi gerektiği dosya kapsamına göre davacının kendi satış fiyatı olarak bildirdiği 20.250 TL tazminattan sorumlu tutulabileceği, 25/05/2022 tarihli bilimsel denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda yapılan inceleme doğrultusunda; davaya konu kaybolan bilgisayarın ikinci el değerinin 20.250,00-TL tutarında kabul edilebileceği, bu değerin piyasa rayiçlerine göre makul ve kadri marufunda olduğu da tespit edilmiş olmakla davacının maddi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 20.250,00 TL'nin 27/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar vermek gerekmiştir. Davacı yan maddi tazminat istemi yanında manevi tazminat isteminde de bulunmuş olup, davacının manevi tazminat istemi yönünden ancak, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Manevi zarar, bir kişinin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler, kişilik değerlerini oluşturur. Bu değerlere saldırı, objektif eksilmeyi ifade eder. Manevi zararın tazmin edilebilmesi için objektif unsur yanında bir de sübjektif unsurun gerçekleşmesi gerekir. Sübjektif unsur ise, zarar görenin söz konusu ihlal sonucu kişiliğinde, manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi, bunun sonunda da acı, elem, ızdırap duymasıdır. Sübjektif unsur yoksa manevi zarar da yoktur. Buna göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, alıcısına teslim edilmeyen kargo sebebiyle uğranılan zarar iddiasına dayalı olduğu bu halde davacının hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet gibi değerlerinde bir ihlale yol açmadığı, davacının kişilik haklarına herhangi bir saldırının söz konusu olmadığı, malvarlığı hakkına yönelik bir haksız fiil gerçekleştiği anlaşıldığından ve bu nedenle manevi tazminata hükmedilmesi için gereken koşulların oluşmadığı kanaatine varılarak; buna yönelik istemin reddine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından maddi tazminatın kısmen kabulü ile manevi tazminatın reddine dair hüküm kurulduğunu, buna göre gerekçeli kararda davacının maddi anlamda gerçek zararının 20.250,00-TL olduğu bildirilmiş ise de, davacının dava konusu ... Seri Numaralı ... Marka bilgisayarı ... isimli kişiden satın aldığı bedelin 22.500,00-TL olduğunu, davacının bu bilgisayarın satış işlemini tüm unsurları ile gerçekleştirmeden yani davalı şirketin kusuru nedeniyle bilgisayarı sattığı kişi olan ...'ya teslim etmeden ürün ortadan kaybolduğunu, bu halde davacının gerçek zararı, İstanbul 19.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/628 E.ve E,2022/558 K.sayılı ilamında belirtildiği üzere 20.250,00-TL değil,müvekkilin ...'dan satın aldığı bedel olan 22.500,00-TL olacağını, bu iddianın ise yargılama sırasında gerek davacının bilgisayarı ...'dan satın aldığı bedele ilişkin yazılı belgeler ve tanık beyanlarından da kanıtlamış durumda olduklarını, bu nedenle İstanbul 19.ATMnin 2019/628 E.ve E,2022/558 K.sayılı ilamı ile karar verilen maddi tazminat bedelinin, talebi doğrultusunda karar verilmesi amacıyla kaldırılması gerektiğini, davacının içine düşürüldüğü olayın başlı başına kişilik haklarını zedeleyen, bilgisayarı sattığı kişiye karşı mahcubiyet duygusunu yaşamasına neden olan ve davalı şirketin de davacının bu mağduriyetini bir türlü kabul etmemesi nedeniyle hayal kırıklığı yaşamasına neden olan ve bu nedenlerle de içinde bulunulan bu durumu yaşatan davalı şirketin uygun ve hakkaniyetli bir manevi tazminat bedeli ödemesine karar verilmesi gereken bir durum olduğunu davacının ekonomik yönden sıkıntı içinde olduğu bir dönemde eğitimine destek olur düşüncesiyle bilgisayarını satmaya karar verdiğini, davacının davalı şirketin kusuru neticesi başına gelen bu talihsiz olay sonrasında yaşadığı mağduriyetin giderilmesi amacıyla delillerinin arasında yer alan 27.02.2019 tarihli Hasar/Kayıp Tazmin Talep Yazısı ile davalı şirkete yaptığı başvuru sonrasında da bilhassa ... Bülteninde ... Şubat 2019 tarihinde bu talihsiz olayın haber olarak yayınlanması ile davalı şirket yetkililerince tepkiyle karşılanmış, davacıya küçük düşürücü tavır sergilenmeye başlanılmış, olayın medyaya yansımış olmasından dolayı davacıyı terslenerek adeta cezalandırılmaya çalışıldığını, belirtilen yönde, davalı ...ile yapılan telefon görüşmeleri de olumsuz seyretmiş, davacının yazılı başvuruları sonuçsuz bırakılarak ... “....” “...” şeklindeki tutum ve davranış içerisine girilerek müvekkilin kişisel hakları adeta yok sayıldığını, bu anlamda davacının yargı yoluna başvurmadan önce zararının tazmini amacıyla davalı şirkete başvuru yapmak suretiyle birçok girişimde bulunmuş ve fakat davalı şirketin işi yokuşa sürmesi ile herhangi bir netice alamadığını, TBK'nın 58. (BK'nın 49.) maddesi uyarınca; “şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.” eldeki somut olayda davacının şahsiyet haklarına; hiç hak etmediği halde, sırf hak arama hürriyetini kullandığı, yaşadığı olayın Ana Haber Bülteni olarak medyada yansımış olmasından dolayı ...yetkililerince haksız yere kendisini yıpratmaya, telefonda tersleyerek küçük düşürmeye çalışmalarından dolayı Türk Medeni Kanunu 24 ve TBK'nın 58. maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlali olarak manevi tazminatın tüm unsurları oluşmuş olmasına ve talebinin bu anlamda makul olmasına rağmen, manevi tazminat talebimizin tamamen reddi hakka ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme neticesi, dosya tekemmül etmeden, deliller tam toplanmadan, taşıtan davacının kullandığını beyan ettiği telefon numarası ile gönderi alıcısı ve gönderi içeriğinde bulunduğu iddia olunan bilgisayarın alıcısı olduğu belirtilen kişinin kullandığı telefonların, taşımanın yapılmasından 2-3 gün öncesi ve sonrası, birbirleri ile görüşüp görüşmediği, mesajlaşıp mesajlaşmadığı hususları ile ilgili olarak (içeriğinin değil) bilgi teknolojileri ve iletişim kurumu'na müzekkere yazılmaksızın ve soruşturma dosyası ile ilgili bilgi alınmaksızın, TTK'nın 875/2.maddesi irdelenmeksizin tanzim olunan yetersiz bilirkişi raporuna itibar edildiğini, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, delillerin toplanması, bilgi teknolojileri ve iletişim kurumuna müzekkere yazılması ve talep ettiği TTK 875/2.maddesi hükmünün değerlendirileceği bilirkişi raporu istihsal olunmak suretiyle savunmasının haklı olup olmadığı hususunun açığa kavuşması gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, yurtiçi kargo taşıması için davalıya teslim edilen emtianın alıcısı yerine üçüncü kişiye teslim edilmesi nedeni ile uğranılan zararın tazmini davasıdır
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının görevlilerince teslim alındıktan sonra alıcısı dışında başka birine teslim edilen üründen dolayı davalının zarardan sorumlu olup olmadığı, kargo içeriğinin ispatlanıp ispatlanamadığı ve zararın miktarı, davalı kargo şirketinin sınırlı sorumluluktan yararlanıp yararlanamayacağı, davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacıdan çağrı üzerine 25/02/2015 tarihinde teslim alınan kargo, 26/02/2019 tarihinde kendisini ... olarak tanıtan kişiye şubede teslim edilmiştir.
Davacı tarafça, kargonun alıcısı yerine üçüncü kişiye teslim edilmesi nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararın tahsili istemiyle eldeki dava açılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 875. Maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur.
TTK'nın 850/2 maddesi gereğince taşıyıcı, taşınan kargoyu varma yerine götürmeyi ve belirtilen adreste teslim etme yükümlülüğü altındadır. Davacının gönderilerinin davalı tarafından teslimi sırasında, herhangi bir kimlik bilgisi alınmamıştır. Ancak davalının kayıtlarına kargonun teslim edildiği kişinin ... olduğu işlenmiştir. Bu tespitin neye göre yapıldığına ilişkin kamera kayıtlarında geçen beyan dışında bir belge ya da kayıt bulunmamaktadır. Davalı, kargoyu alıcısına, belirlenen yerde teslim ile yükümlü olup, şubede teslim için gönderici talimatı bulunduğunu ve kargonun teslim edildiği kişinin alıcının yetkilisi veya çalışanı olduğu iddia ve ispat edilmemiştir. Buna göre kargoya konu emtianın davalı taşıyıcının sorumluluğunda iken ziyaa uğradığının kabulü gerekir.
Alıcısına malı teslim etmeyen taşıyıcının sorumluluğu kural olarak TTK nun 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluktur. Ancak, TTK'nın 886. maddesi uyarınca zarara, taşıyıcının, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verilmesi halinde taşıyıcı sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Davalı taşıyıcı, taşımaya konu emtiayı gerçek alıcısına teslim etmek için gerekli özeni göstermemiştir. Kargonun teslim edildiği kişinin kimlik tespiti yapılmadan, alıcıyla ilişkisi tespit edilmeden bu aşamada teşhisi mümkün olmayan ve şubeye gelerek kargonun teslimini isteyen bir üçüncü kişiye şubede kargonun teslim edilmesi karşısında bu eyleminin pervasızca davranış olarak kabulü gerektiğinden, TTK'nın 886. maddesi uyarınca taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını kaybettiğinin kabulü gerekir(Yargıtay 11.HD, 11.04.2018 T,2016/10553 E, 2018/2587 K sayılı emsal ilamı). Bu nedenle davalı taşıyıcı, taşıma konusu emtianın gerçek değerini ödemekle yükümlüdür.
TTK'nın 880/1. Maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır. Anılan maddesin 3. fıkrasına göre ise, eşyanın değeri piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edilir. Bilirkişi raporunda kargo içeriğine göre, aynı zamanda satışa konu emtianın soruşturma dosyasında 20.250,00 TL olarak bildirilen satış bedelinin kadri maruf olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda, bu miktarın davacının zararı olarak kabulü gerekir. Davalının taşıma bedelinin ödenmediği yönünde bir iddiası bulunmadığından tespit edilen zarar bedelinden taşıma maliyetinin düşürülmesine de gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince maddi tazminat davasının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalı taraf, davacının kargoyu teslim alan üçüncü kişiyle gönderi bilgilerini paylaştığı ve bu nedenle davacının müterafik kusurunun bulunduğu ileri sürülmüş ise de, söz konusu iddia ispatlanamadığı gibi davalının, kargo gönderisini gönderenin talimatı olmadan alıcı adresi yerine kimliğini kontrolü yapmadan ve gelenin alıcı olduğunu tespit etmeden şubede üçüncü bir kişiye teslim etmesi nedeniyle davalının söz konusu iddiasına itibar edilmemiştir.
6098 sayılı TBK'nın 58/1. Maddesinde, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görenin, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
Manevi zarar malvarlığında bir azalmayı değil ve fakat kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. TBK'nın 58. maddesine göre, kişilik hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar paranın ödenmesini dava edebilir. Aynı Kanunu'nun 114. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye göre, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanır. Bu yollamanın kapsamına manevi tazminat da girmektedir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için, borca aykırı davranışın kişilik haklarını ihlal ederek bu tarz bir zarara yol açmış olması gerekir. Ancak her borca aykırılık da kişilik haklarını zedelemez( Yargıtay 11 HD., 02/07/2014 tarih, 2014/6575 – 2014/12690 E.K sayılı ilamı). Manevi tazminata hükmedilebilmesi için aynı zamanda TBK'nın 58. maddesinde belirtilen şartlar dahilinde kişilik haklarına yönelik bir saldırının da mevcudiyeti gerekir. Manevi zarar, kişinin duygusal dengesini bozan, yaşama sevincini, yaşama keyfini azaltan, panik, korku, dehşet, yas, öfke, iğrenme, elem, küçük düşme, utanç duyma, moralsizlik, tedirginlik, ümitsizlik, yalnızlık hissi, aşağılık hissi, hayal kırıklığı gibi olumsuz duygular, sarsıntılar veya fiziksel acılar olarak tanımlanabilir(Sözleşmeye Aykırılıktan Doğan Manevi Tazminat, Arzu Genç Arıdemir, İstanbul 2008, s. 184 vd.).(Yargıtay 11. HD'nin 24/09/2019 Tarih, 2018/4239 E - 2019/5756 K sayıl ilamı). Davacı tarafça, kargonun üçüncü kişiye teslim edilmesi nedeniyle manevi tazminat ödenmesine ilişkin koşulların oluştuğu ispat edilememiş olup, ilk derece mahkemesince manevi tazminat davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 345,82 TL harcın, alınması gerekli olan 1.383,28 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.037,46 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 27/04/2026