Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Kapsamında Araç Hasarı Sebebiyle Ödenen Rücuen Tazminatın Talep Edildiği İcra Takibine Yapılan İtirazın İptali Davası.
Özet: Araç sahibi davacı, aracının bir site kapısına verdiği zararı, sitenin kasko sigortacısına açılan itirazın iptali davası sonucu ödedikten sonra, ödediği bu bedelin kendi zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalıdan rücuen tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davası açmış; ilk derece mahkemesi takibin devamına karar vermiş, davalı ise görev, zamanaşımı ve kusur gibi gerekçelerle bu kararı istinaf etmiştir.

T.C. BURSA BAM ..... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:.

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
....HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO :.
KARAR NO : .
.
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : .
KARAR NO : .
KARAR TARİHİ :.
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : .
DAVACI : .
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
B.A.M. KARAR TARİHİ : .
KARAR YAZIM TARİHİ : .
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dilekçesinde, 22.06.2020 tarihinde müvekkili şirkete ait .... plaka sayılı aracın dava dışı ....Sitesine ait giriş kapısına zarar verdiği iddia edildiğini ve bu zararın sitenin kasko sigortacısı olan ....Sigorta tarafından karşılandığı gerekçesiyle rücu kapsamında müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine itiraz etmeleri üzerine açılan itirazın iptali davasında müvekkili aleyhine 33.900,00.-TL bedele hükmedildiğini ve bu bedelin ...Sigorta'ya ödendiğini, söz konusu zarardan davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğundan dolayı Bursa ..... İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu, davanın kabulü ile borçlunun itirazının iptaline, asal alacak, faiz ve tüm ferileri bakımından takibin devamına, borçlunun takibe haksız ve kötü niyetli itirazı nedeni ile itiraz ettiği kısım üzerinden %40'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, görev ve yetki itirazları olduğunu, sigorta şirketine başvuru şartı sağlanmadığını, dava konusu talebin zaman aşımına uğradığını, esasa ilişkin olarak kusur yönünden itirazları bulunduğunu, kazanın oluş yeri itibariyle kara yolu olup olmadığının tespiti gerektiğini, müvekkili şirketin davacıya tazminat ödeme sorumluluğu bulunmadığını, kaza sonrasında sigortalı araç sürücüsü mevzuat gereği alkol raporu vs gibi evrakları düzenleme yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve haklı bir nedene dayanmaksızın olay yerini terk ettiğini, davacının talep etmesi gereken faizin yasal faiz olduğunu, açılan davanın reddi ile %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile Bursa .... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davaya takip konusu alacak likit olduğundan hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si oranında 6.850,20.-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, sigorta şirketine başvuru şartı sağlanmadığını, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, kusur hususunun herhangi bir şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin davacıya karşı tazminat ödeme sorumluluğu bulunmadığını, davacının talep etmesi gereken faizin yasal faiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE:
Dava, 2004 sayılı İİK 67 maddesi kapsamında rücuen tazminat talebine yöneliktir.
Taraflar arasında, davacı adına kayıtlı olan .... plakalı araca ilişkin 07/11/2019-07/11/2020 tarihleri arasında geçerli zorunlu mali mesuliyet sigorta sözleşmesi bulunmakta olup davacı adına kayıtlı aracın 22/06/2020 tarihinde dava dışı Doğa Sitesi Yöneticiliği'ne ait site giriş kapısına zarar verdiği, dava dışı sitenin kasko sigortalısı olan yine dava dışı .... AŞ tarafından kendi sigortalısına yaptığı ödemenin rücu amacıyla, dosya davacısı hakkında ... İcra Müdürlüğü dosyasıyla takip başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, ....Asliye Hukuk Mahkemesi ... K sayılı ilamıyla itirazın iptaline ve takibin devamına kesin olarak karar verildiği, dosya davacısı tarafından takip alacaklısı....AŞ'ye 22/08/2023 tarihinde 33.908,03 TL ödeme yapıldığı, davacı tarafça da bu ödemenin rücu edilmesi amacıyla zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı Ouick Sigorta AŞ hakkında Bursa ...icra Müdürlüğü .... E sayılı dosya ile takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, 1 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açıldığı anlaşılmıştır.
2918 sayılı KTK 85 maddesinde, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, yine KTK 88 maddesinde, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulup, birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılacağı, özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanacağı düzenlenmiştir.
2918 Sayılı KTK 91/1 maddesi gereği işletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı KTK'ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Müteselsil borçluluk; bir irade beyanı veya kanun hükmü dolayısıyla bir edimin birden ziyade borçlulardan her birinin tamamını ifa etmekle yükümlü bulunduğu, alacaklının ise tamamını ancak bir defa ifa etmek üzere edimi borçlulardan dilediği birinden talep etmeye yetkili olduğu ve borçlulardan birinin ifası veya ifa yerini tutan fiiliyle diğerlerinin bu oranda alacaklıya karşı borçtan kurtulacakları bir birlikte borçluluk halidir (Akıntürk, Turgut: Müteselsil Borçluluk, Ankara 1971, s.35).
Müteselsil sorumluluk iki ilkeyi beraberinde getirir. Bu ilkelerden birisi zarar verenle zarar gören arasındaki ilişki, diğer bir anlatımla dış ilişki 6098 sayılı TBK 61 maddesi; ikincisi ise zarar verenler arasındaki ilişki, diğer bir anlatımla iç ilişkidir (TBK 62 maddesi).
Müteselsil sorumlulukta alacaklı, borçluların hepsini birden takip veya dava edebileceği gibi, bunların içinden dilediği birini veya bir kaçını da takip veya dava edebilir. İşte alacaklının, borçlulardan dilediğini ya da dilediklerini ifa istemine muhatap tutabilmesi, onun bir seçim hakkına sahip bulunduğunu gösterir. Alacaklının bu hakkı borç tamamen ödeninceye kadar devam eder (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7. Bası, İstanbul 1993,s.285). Bu durumda kişilerin yarışmasından (Personenkonkurenz) bahsedilir (Antalya, Gökhan: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt II, İstanbul 2017, s.545).
Müteselsil sorumluluğun getirdiği ikinci ilke, zarar verenler arasındaki ilişki, diğer bir anlatımla iç ilişkidir.
İç ilişki, rücu ilişkisidir. Yani tazminat borcunun ortaya çıkmasına neden olan sorumluların birbirleri ile olan ilişkisidir. Rücu ilişkisinden doğan hak ise rücu hakkıdır.
Rücu, kendisine veya başkasına ait bir borç ifa ederek borçluyu tatmin eden kişinin, alacaklıya yaptığı edanın tamamını veya bir kısmını başka kişiden talep etmesidir. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip olur. Rücu hakkı özü itibariyle bir alacak hakkıdır. Bu alacak hakkı, dış ilişkideki asıl borç ilişkisinden bağımsız, rücu edilen ile rücu eden arasındaki hukuki ilişkiden doğan yeni bir haktır (Koçano Rodoslu,Emine: Rücu Hakkı,1. Baskı, Ankara 2016,s.7).
6098 Sayılı TBK 62 maddesinde: ''Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Bu maddelere göre iç ilişkide sorumluluk, müteselsil sorumluluk olarak kabul edilmez. Burada herkes kendi kusur oranı doğrultusunda sorumlu olur. Bu sorumluluk dağılırken kişilerin yarattığı tehlike ile kusurun ağırlığı önem taşır. Ödemeyi yapan sorumlu, eğer kendisinin ödemesi gereken miktardan daha fazlasını ödemek zorunda kalır ise yaptığı fazla ödeme için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahiptir ve zarar görenin haklarına halef olur ve buradaki rücuda teselsül değil, pay esası geçerlidir.
Yukarıda belirtilen dayanak maddelerden de anlaşılacağı üzere rücuen tazminat davasının temeli Borçlar Kanunu olmakla dayanağını da müteselsil sorumluluğun iç ilişkideki yansıması oluşturmaktadır.
Rücuen tazminat davaları; gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Ödemesi gereken miktardan fazlasını ödeyen davacı,diğer sorumlulara rücu edebilecektir. Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı,ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı,zarar sorumlusundan isteyebilir. Davacının, rücu edebileceği tazminat tutarı sürücünün kusur oranı ve zarar görenlerin gerçek zararı kadar olabilecektir (Yargıtay 17 HD 2019/3161 E-2021/85 K sayılı ilam). Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek, davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD 2020/2303 E- 2021/3171 K sayılı ilam). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder.
Rücu hakkı, başkasına ait borcu yerine getiren kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik tazminat niteliğinde talep hakkı olup, davacının malvarlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleşmekle, faiz başlangıç tarihi de ödeme tarihi olacaktır. Davacının faiz talep edebilmesi için ayrıca bir ihtar ile temerrüde düşürülmesine gerek bulunmamaktadır (Yargıtay HGK 2017/3-393 E- 2018/202 K sayılı ilam).
01/06/2015 Tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4.f maddesi gereği, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere sürücünün olay yerini terk etmesi tek başına teminat dışı durum ve rücu sebebi olarak kabul edilmiş olup, kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması hali de sigortalıya başlıca rücu nedenleri arasında sayılmıştır. Olay yerini terk etmenin zorunlu hal nedeniyle olduğunu somut şekilde ispat külfeti, sigorta şirketine değil, 4721 sayılı MK 6 ve 6100 sayılı HMK 190 maddeleri kapsamında sigortalıya aittir.
6102 sayılı TTK 1409/2 maddesi gereği rizikonun ya da rizikoların sigorta teminatı dışında kaldığının iddia edilmesi hususunda ispat külfeti sigortacıya aittir. İlke bu olmakla birlikte, 6102 sayılı TTK 1446 maddesi uyarınca sigortalı, rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar külfetini kasten yerine getirmez ve iyi niyet kurallarına açıkça aykırı olacak şekilde sigorta teminatı dışında kalan hususu, bu oluşan rizikonun teminat içindeymiş gibi ihbar ederse, ispat külfeti yer değiştirip, oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçecektir (Yargıtay HGK 2017/17-2190 E - 2020/205 K sayılı ilam).
Somut olayda, Bursa ...Asliye Hukuk Mahkemesi .... K sayılı dosyanın incelenmesinde davacısının dava dışı....AŞ olduğu, davalısının da dosya davacısı ....Şti olduğu, davanın dosya davalısı...AŞ'ye ihbar edildiği, dosyada yer alan bilirkişi raporunun incelenmesinde davacı adına kayıtlı ve davalı tarafça sigortalanmış .... plakalı araç sürücüsünün, Doğa Sitesi girişine zarar verdiği, site güvenlik görevlisi uyarısına rağmen olay yerini terk ettiği, bu hususun rücu sebebi olduğu, olay yerini terk eden davacı sigortalının da yaptığı ödemeyi kendi sigortacısından talep edemeyeceği başka bir ifadeyle hasarın teminat dışında kaldığı, davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
HMK 355 maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeple esas bakımından kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile Bursa ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2- HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,
a) Davanın REDDİNE,
b) Alınması gereken 615,40.-TL karar ve ilam harcı ile 615,40.-TL başvuru harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
c) Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
d) Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
e) Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereği 30.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
f) 7155 Sayılı Kanunun 23. maddesi ile 6155 Sayılı Kanun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 1.600,00.-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesine,
g) Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
3- Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince ilgilisine iadesine,
4- İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5- Karar tebliğ, harç tahsil, harç iade ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
6- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...