Eski eşin hileyle aldığı boş senedi üçüncü kişi lehine doldurmasıyla ortaya çıkan, borç ilişkisi iddialarını içeren kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davası.
Özet: Davacı, eski eşinin mobilya alımı bahanesiyle hileyle imzalattığı boş senedin, eşler arasında boşanma davası sürerken kendisiyle hiçbir ilgisi olmayan davalılar lehine 15.000.000 TL bedelli olarak doldurularak hakkında icra takipleri başlatıldığını ileri sürerek, borçlu olmadığının tespiti ile icra takiplerinin ve senedin iptalini, davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir. Davalılar ise, davacının hile iddiasının hak düşürücü süreye tabi olduğunu, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalıların senedi iyi niyetli üçüncü kişi olarak devraldığını ve davacının borçtan kurtulmak amacıyla mal kaçırdığını belirterek davanın reddini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/171 Esas
KARAR NO : 2026/520
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/03/2022
KARAR TARİHİ : 11/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ...'in 24/02/2017 tarihinde evlendiklerini, evlilikten kısa bir süre sonra ...'in müvekkiline yeni evleri için mobilya ihtiyaçlarının olduğunu, mobilyaların satış bedelinin nakit yerine vadeli senetle ödenmesinin ekonomik durumları açısından daha iyi olacağını beyan ederek müvekkiline boş senet verdiğini, eşi olması sebebiyle kendisine büyük güven duyan müvekkiline boş senedi sonradan anlaşıldığı üzere hile ile imzalattığını ve kendisinden aldığını, daha sonra ...'in mobilyaları almaktan vazgeçtiğini, müvekkilinin her ne kadar mobilyaları almaktan vazgeçmeleri üzerine imza içeren senedi derhal imha etmek amacıyla kendisine geri vermesini istemişse de müvekkilinin sürekli oyalanarak senedin müvekkiline verilmediğini, bu sırada ...'in çeşitli bahaneler üreterek 13/11/2017 tarihinde müvekkili hakkında .... Aile Mahkemesinin 2017/... Esas sayılı dosyası üzerinden boşanma davası ikame ettiğini, 17/01/2019 tarihinde tarafların boşanmalarına karar verildiğini, devam eden süreçte boş senedin tamamen müvekkilinin iradesine aykırı bir şekilde müvekkili ile aralarında hiçbir borç ve alacak ilişkisi bulunmayan, tanışıklığı dahi olmayan davalı ... lehine olmak üzere bedelin nakden ahzolunduğu iddiasıyla 26/03/2018 düzenlenme tarihli, 15.000.000,00-TL bedelli ve 31/10/2018 vade tarihli olacak şekilde doldurulduğunu, müvekkili hakkında 4 adet icra takibi yapıldığını, huzurdaki davanın ikame edilmesinden önce taraflarınca dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkili ile davalı ... ve sözde alacağı temlik alan diğer davalı ... arasında takip konusu senedin verilmesine gerekçe teşkil edecek adi veya ticari herhangi bir ilişki bulunmadığını, öte yandan herhangi bir yasal işleme başvurmadan oldukça yüksek bedelli bir bononun iki yıl süreyle elde tutulup daha sonra icraya konulmasının ticari hayatın gerekleriyle bağdaşmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte takibe konu yapılmayan 7.000.000,00-TL alacak iddiasının zaman aşımına uğradığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitini, icra takiplerinin ve senedin iptalini, davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava konusu bononun açığa imzalı ve boş olarak mobilya alımı için 2017 yılında yeni evlenilen eski eşe verildiğini, mobilya alımından vazgeçilmesine rağmen bononun kendisine iade edilmediğini iddia ettiğini, bu şekilde davacı tarafından bonodaki imzanın inkar edilmediğini ve hileye dayandırıldığını, TKB.'nun 39. maddesi uyarınca hile iddiasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmesi gerektiğini, mobilya alımı için gerekli bononun alınan mobilya bedeli kadar mobilyacıda düzenlenmesi gerekirken mobilyacıya gitmeden yeni evlilik yapılan eşe önceden açığa imzalı olarak boş bono verildiği iddiasının yaşamın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının dava konusu bononun açığa imzalandığı ve iradesine aykırı olarak doldurulduğu iddiasının HMK. hükümleri ve Yargıtay kararları uyarınca yazılı delil ile ispatlamasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin dava konusu bonodan kaynaklı alacağı temlik alan iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu ve davacının def'ilerinin iyi niyetli müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, dava konusu bono hakkında uzun süre sonra takibe geçilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu iddiasının hukuki temeli bulunmadığını, davacının müvekkilinin alacaklı olduğu icra takiplerinin yapılmasından hemen önce üzerine kayıtlı tüm taşınmazları muvazaalı olarak yakınları üzerine kaçırdığını, bu nedenlerle davanın reddini, davacının tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın HMK. 29. maddeye aykırı olarak açıkça gerçek beyanlarda bulunmamakta olup, mahkemeyi ve yargıyı hataya düşürerek menfaat temin etme peşinde olduğunu, davacının icra borçlusu olarak .... İcra Dairesinin 2020/... Esas sayılı icra takibinin başladığı 30/11/2020 tarihinden takibin kesinleştiği 07/12/2020 tarihine kadar hem huzurdaki hem de icra takibi ile ilişik hiçbir davayı günümüze kadar 2 sene boyunca yöneltmediğini, davacının müvekkiline bir kısım davalar yöneltmesinin müvekkilinin eski avukatı olan ...'ın müvekkilinin bilgisi ve muvafakati dışında davalı görünen ...'a haricen temlik etmesinden sonra ve hatta icra takip dosyası dahilinde veya noterlikçe yapılmayan temliklerin hukuken geçerli temlikname kabul edilmemesi ile başladığını, davacının huzurdaki davada bononun ... tarafından boş olarak mobilya alışverişi için alındığını iddia ederken, olay tanığı ...'in ise bononun oğlu kaçırılarak o dönemde ilişkisi olan ...'tan zorla alındığını dava tarihinden çok önce avukatı aracılığıyla adli mercilere bildirdiğini, kaçırıldığı iddia edilen ...'in oğlunun ... Savcılığına böyle bir olayın yaşanmadığını bildirdiği için davacının bu davayı açtığını, diğer davalı ...'in davacıdan hukuken bir alacağının bulunmadığını, davacının kötü niyetli borçlu olduğunu çünkü hacizli olarak mal satarak bononun geri kalan kısmından mal kaçırdığını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz etmiştir.
.... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacının .... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı takip dosyasında bonodan kaynaklanan 1.000.000,00-TL asıl alacak, 3.000,00-TL bono komisyonu ve 403.171,23-TL avans faizi olmak üzere toplam 1.406.171,23-TL takip yapıldığı, ödeme emrinin 03/05/2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi dışında 01/03/2024 tarihinde borca itiraz ettiği görüldü.
.... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacının .... İcra Dairesinin 2021/... Esas sayılı takip dosyasında bonodan kaynaklanan 5.000.000,00-TL asıl alacak, 1.862.020,55-TL avans faizi ve 15.000,00-TL bono komisyonu olmak üzere toplam 6.877.020,55-TL takip yapıldığı, ödeme emrinin 25/01/2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi dışında 12/06/2024 tarihinde borca itiraz ettiği görülmüştür.
.... İcra Müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacının .... İcra Dairesinin 2020/... Esas sayılı takip dosyasında bonodan kaynaklanan 1.000.000,00-TL asıl alacak, 353.945,21-TL avans faizi ve 3.000,00-TL bono komisyonu olmak üzere toplam 1.356.945,21-TL takip yapıldığı, ödeme emrinin 07/12/2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi dışında 12/06/2024 tarihinde borca itiraz ettiği görülmüştür.
.... İcra Müdürlüğünün 2021/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacının .... İcra Dairesinin 2021/... Esas sayılı takip dosyasında bonodan kaynaklanan 1.000.000,00-TL asıl alacak, 402.253,42-TL avans faizi ve 3.000,00-TL bono komisyonu olmak üzere toplam 1.405.253,42-TL takip yapıldığı, ödeme emrinin 28/05/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi dışında 12/06/2026 tarihinde borca itiraz ettiği görülmüştür.
Mahkememizin 06/06/2024 tarihli celsesi, 3 nolu ara kararı gereğince Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak davalı ...'ın isticvabına karar verilmiş olup; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/07/2024 tarihli celsesinde davalı ..., "Davacı ...'ü tanımam, diğer davalı ...'ı da tanımam, ortağım ...'n, ... ile ticari ilişkisi vardır, senetleri ...'tan devir aldı, bana getirdi, bende İcra'ya verdim, davanın diğer tarafları ile benim bir ticari ilişkim yoktur, herhangi bir iletişim kurmadım." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkememizin 05/10/2023 tarihli celsesinde davalı ...'ın Mahkememizce isticvabı yapılmış olmakla, ..., "Ben İzmir'de kafe işletmeciliği yapmaktayım, sıfırdan alıp içini yapıp işletip sonradan devrediyorum, ortağım ... aracılığıyla davacı ... ile tanıştım, 2018'den önce tanışmıştım, ...'tan duyduğuma göre ...'ün Şile'de ... sitesinde bir arsasının olduğunu 4.200 metre kare olduğunu, turizm ruhsatlı olduğunu, alışveriş merkezi inşa edilebileceğini, sekiz hissedarının olduğunu, hissesine düşen miktarın 4.200 metre kare olduğunu duydum, ... ile konuştuğumuzda bu arsa için inşaat yapacaklarını ancak yeterli miktarda maddi imkanlarının bulunmadığını söyledi, ortağım ...'ta bu işe girelim, buradan bize dükkan çıkar dedi, bunun üzerine ... ve işlettiğimiz dükkanın hissedarı olan ... ve ben elden parça parça para verdik, benim verdiğim para 4 milyon TL'yi geçmiştir, üçümüzün verdiği toplam para da 15 milyon TL civarındadır, ancak kendisinden haber alamadık, şirket kurulmadı, maddi yönden sıkıntıya girdik, borçlarımı ödeme için kayınbiraderimin Mardin'deki ve ...'daki birçok taşınmazını sattık, 2018 yılında da ...'den senet aldık, ödenmeyince bizde işleme koyduk, senetteki yazı ve rakamlar bana aittir, tarihte bana aittir, keşideci imzası ...'e aittir, imzayı benim yanımda attı, öyle bir taşınmazı olup olmadığını araştırmadık, teyit etmedik ancak ortağımın dediğine göre Üsküdar'da tarihi taş yapıları varmış, Şile'de triplex dairesi varmış, arsası da olduğu için biz güvendik, tüm bu işlere ilişkin yazılı belge yok, buna ilişkin Whatsapp, mail gibi işlemimiz yok, çünkü ... ile doğrudan görüşmüyoruz, ortağım ... görüştü, ben ... Bey'i sıkıştırdım, tartışmaya girmek istemediğim için ... ile bir yazışmaya girmedim, zaten elimizde senet vardı, ben paraları verdikten sonra senedi aldım, 4 milyon küsür para vermeme rağmen ortaklaşa 3 kişi olduğumuz için toplam tutar üzerinden senet aldım, İzmir'de sürekli iş yaptığımız için davacı ile iş yapmak için İstanbul'da şirket kurmak aklımıza gelmedi, ... Bey'in 30 yıllık komşusuydu, ... Bey'de bizim ortağımızda buna güvendim, biz dükkanı devrederken aldığımız paralar vardı, borç aldığımız paralar vardı, bu nedenle benim verdiğim paralar bankadan çekip verdiğim paralar değildir, 2017 Nisan'da ...'ün hastanede yattığını duydum, ancak 8 gün yatmış, bizim senedimiz bu tarihten sonradır, ... imzaladığında üzerinde miktarda yazıyordu, ...'ın saçları yoktu, yani keldi, başka dikkatimi çeken bir problem yoktu, icra takibine koyduğum tarihi hatırlamıyorum, ödeme tarihi ile takip tarihi arasında ne kadar süre olduğunu hatırlamıyorum, ancak ... arsayı satarak borcu ödeyeceğini söylemişti, bunun için bekledik, takibe niye kısmen konulduğunu bilmiyorum, azlettiğim avukat takibe koymuştu, o zaman ki avukatım diğer takipleri de kısmi açmış, vekaleten işlemleri avukatım yaptı, ben İzmir'e döndüm, benim gördüğüm kadarıyla nefes darlığına ilişkin bir problemi yoktu, ayakta duracak bir halinin olmadığına ilişkin bir görgüm yoktur, davacının bacağında bir aksaklık var mıydı, o kadar dikkat etmedim, ben ...'in ismini ilk defa evraklardan gördüm, ben alacağımı kimseye temlik etmedim, temlik olayını duyduktan sonra vekil olan avukatım ...'ı notere giderek azlettim, ayrıca ... ...'la birlikte çalıştığını da duydum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dosyada uyuşmazlığın esasına ilişkin bir bilirkişi raporu aldırılmamıştır. Davacı tarafça gösterilen tanıklar ... ve ...'ın dinlenmesi talebi, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının kural olarak yazılı delille ispatının gerekmesi ve bu hususta yürütülen ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılması karşısında reddedilmiş; tanık dinlenmemiştir. Buna karşılık davalı ... isticvap edilmiş, beyanı yukarıda aktarılmıştır.
Dava; 26.03.2018 düzenleme, 31.10.2018 vade tarihli ve 15.000.000 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, bu bonoya dayalı icra takiplerinin iptaline, .... İcra Müdürlüğü'nün 2020/... sayılı dosyasından haksız tahsil edilen 139.879,67 TL'nin istirdadına ve kötüniyet tazminatına ilişkin menfi tespit, istirdat ve tazminat istemlerinden ibarettir.
Uyuşmazlığın odağı; dava konusu bononun temelinde davacıyı davalılara borçlu kılan geçerli bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı, bedelsizlik iddiasının ispatında ispat yükünün hangi tarafa ait olduğu, davalı ...'ın dayandığı temlikin geçerli ve gerçek olup olmadığı ile bu davalının iyiniyetli üçüncü kişi sayılıp sayılamayacağı, haksız tahsil edilen tutarın istirdadı ve kötüniyet tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Dava konusu bononun varlığı, keşideci imzasının davacıya ait olduğu ve bu imzanın inkâr edilmediği, bonoya dayalı olarak ...., 27., 28. ve 3. İcra Müdürlükleri nezdinde dört ayrı takip başlatıldığı, .... İcra Müdürlüğü'nün 2020/... sayılı dosyasından davacının banka hesabından 139.879,67 TL tahsil edildiği ve bono bedelinin bir kısmının takibe konu edilmediği taraflar arasında çekişmesizdir.
Buna karşılık; senedin temelinde geçerli bir borç ilişkisinin bulunup bulunmadığı, 15.000.000 TL'nin gerçekten verilip verilmediği ve "nakden" kaydının ispat değeri, temlik işlemlerinin geçerli ve gerçek olup olmadığı ile davalı ...'ın iyiniyetli üçüncü kişi konumunda bulunup bulunmadığı, takibe konu edilmeyen kısım yönünden davacının borçlu olup olmadığı, istirdat ve kötüniyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususları çekişmelidir.
Davalılarca ileri sürülen usuli itirazlar yerinde görülmemiştir. Uyuşmazlık kambiyo senedinden kaynaklanmakta olup, asıl ilişkiye yönelik yalnızca davacı tarafın iddiası bulunduğu ve davalı tarafın senedin mücerretliğine dayandığı anlaşıldığından, görevsizlik kararı verilmesi talebi reddedilmiştir; dava ticari nitelikteki menfi tespit davası olup mahkememiz görevlidir.
Dava tarihi itibariyle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında arabuluculuk dava şartı bulunmadığından, arabuluculuğa ilişkin itirazlar reddedilmiştir.
Hileye ilişkin bir yıllık hak düşürücü süre var ise de kabul hileden değil bedelsizlik açısından verilmiş olmakla sonuca etkisi bulunmamaktadır.
Davalı ...'ın, diğer davalı ... hakkındaki davanın husumet yönünden reddine ilişkin talebi de yerinde görülmemiştir; temlik geçersizliğine ilişkin bir hüküm bulanmamakta olup , her iki davalının da menfi tespit istemleri bakımından taraf sıfatı bulunmaktadır. Davacının %86 oranında engelli, çalışamaz durumda ve gelirsiz olduğu tevsik edildiğinden adli yardım koşulları gerçekleşmiş olup, davalılarca ileri sürülen muvazaaya dayalı iddialar ayrı bir yargılamanın konusunu oluşturup adli yardım kararını etkilemediğinden, adli yardıma yönelik itirazlar da reddedilmiştir.
Toplanan deliller; tarafların teati ettikleri dilekçeler, davalı ...'ın isticvap tutanağı, dava konusu bono ile icra takip dosyaları, temliknameler ve bunların icra dosyalarına işlenmesine ilişkin icra müdürlüğü, İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları, temliknamelerdeki imzanın aidiyetine ilişkin açılan davalara dair kararlar, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/... ve ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/... sayılı soruşturma dosyaları ile bunlara ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar, davacının sağlık ve gelir durumuna ilişkin kayıtlar ile dosya kapsamındaki sair belgelerden ibarettir.
Bono, niteliği gereği temel ilişkiden mücerret bir kambiyo senedi olup, kural olarak borcun temelindeki ilişkiden bağımsız biçimde borç doğurur. Ne var ki bu soyutluk, senedi elinde bulunduran iyiniyetli üçüncü kişiyi korumaya yöneliktir; senedin lehdarına, yani temel ilişkinin tarafına karşı ise borçlu, temel ilişkiye dayanan def'i ve itirazlarını ileri sürebilir. Somut olayda dava, senedin lehdarı davalı ...'a ve ondan alacağı temlik yoluyla devraldığını ileri süren davalı ...'a karşı açıldığından, senedin dayandığı temel ilişki her iki davalı açısından da incelenebilir niteliktedir. Bu nedenle davalıların senedin soyutluğuna dayanan savunması, temel ilişkinin tartışılmasına engel oluşturmamaktadır.
Senet üzerinde bedelin "nakden" alındığı kaydı bulunmakta olup, kural olarak senetteki bu kaydın aksinin ve bedelsizliğin yazılı delille ispatı gerekir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.06.2019 tarih ve 2017/19-827 E., 2019/689 K. sayılı kararında benimsendiği üzere, iddia veya savunmanın dayanağı olan vakıanın hayatın olağan akışına aykırı bulunması hâli, senede karşı tanıkla ve diğer delillerle ispat yasağının istisnasını oluşturur ve bir fiilî karine olarak ispat yükünü yer değiştirir. Hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden değil, olağan duruma dayanan taraf korunur; normal duruma dayanan tarafın bu iddiasını ispatlaması gerekmez, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı olanı ileri süren tarafa geçer.
Somut olayda, davacının davalılara 15.000.000 TL gibi yüksek bir meblağ tutarında borçlandığı iddiasının dayandığı temel ilişki, hayatın olağan akışına aykırılık taşıyan birden çok unsuru bir arada barındırmaktadır. Her şeyden önce davacı, %86 oranında engelli, çalışamaz durumda ve geliri bulunmayan, adına kayıtlı tek ve hâlihazırda mahcuz taşınmaz dışında malvarlığı olmayan bir kişidir; bu durumdaki bir kişiye 15.000.000 TL gibi bir meblağın herhangi bir teminat alınmaksızın "nakden" verildiği iddiası, başlı başına olağan akışa aykırıdır. Davalı ...'ın isticvabındaki beyanları da bu aykırılığı, savunma lehine değil aleyhine pekiştirmektedir. Adı geçen, paranın kendisi, ortağı ... ve ... tarafından elden ve parça parça verildiğini, bu paraların bankadan çekilmiş paralar olmadığını, tüm bu ilişkiye dair yazılı bir sözleşme, protokol, banka kaydı veya herhangi bir yazışma bulunmadığını, yatırım yapılacağı söylenen taşınmazın gerçekten mevcut olup olmadığını dahi araştırmadıklarını ve teyit etmediklerini açıkça beyan etmiştir. Yine adı geçenin kendi katkısının yaklaşık 4.000.000 TL olmasına ve diğer iki kişinin katkısının senette yer almamasına rağmen senedin toplam 15.000.000 TL üzerinden düzenlenmiş olması, ileri sürülen ortaklığın şahsi mi yoksa bir şirket adına mı kurulduğunun belirsiz bırakılması ve bu denli yüksek bir meblağ için hiçbir fizibilite veya araştırma yapılmamış olması, ileri sürülen temel ilişkinin ticari hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığını göstermektedir.
Bu meblağdaki bir alacağın temelindeki ilişkiye dair yazılı bir delil veya -tek bir mesaj , whatapp mesajı dahil olmak üzere- delil başlangıcının bulunmaması, davalının kendi ikrarıyla sabittir. Bu unsurların bir arada değerlendirilmesi sonucunda, ileri sürülen temel borç ilişkisinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve dolayısıyla geçerli bir borcun varlığını ispat yükünün, bunu iddia eden davalılara geçtiği kanaatine varılmıştır. Davalılar bu yükü karşılayacak hiçbir delil sunamamış; aksine davalı ... kendi beyanıyla böyle bir delilin bulunmadığını ortaya koymuştur. Davalı ...'ın isticvabında senedin imzalandığı sırada üzerinde miktarın yazılı olduğunu beyan etmiş olması ise varılan sonucu değiştirmez; zira sabit görülen husus senedin fiziken boş imzalanıp imzalanmadığı değil, senedi davacı yönünden borçlandırıcı geçerli bir temel ilişkinin bulunmadığıdır.
Davalı ...'ın iyiniyetli üçüncü kişi sıfatıyla davacının def'ilerinden etkilenmeyeceği yönündeki savunması da yerinde görülmemiştir, çünkü davalı ciro ile değil temlik ile senede devralmıştır. Borçlu, temlik eden lehdara karşı ileri sürebileceği def'ileri devralana karşı da ileri sürebilir. Bu nedenle davacının bedelsizlik def'i davalı ...'a karşı da geçerli olup, bu davalı yönünden de davacının borçlu olmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu bononun davacının eski eşi ...'e mobilya alımı amacıyla verilen senet olup olmadığı veya bu senedin davalı ...'ca ileri sürüldüğü üzere ayrı ve daha düşük bedelli başka bir bono olup olmadığı hususu, varılan sonucu etkilememektedir. Zira menfi tespit istemi, senedin hangi olaydan kaynaklandığının ispatına değil, davacıyı davalılara borçlu kılan geçerli bir temel ilişkinin bulunmadığının ortaya konmasına dayanmaktadır; bu ilişkinin kaynağı ne olursa olsun, davalıların 15.000.000 TL'lik geçerli bir temel borcu gösterir hiçbir delil sunamamış olmaları sonucu değiştirmemektedir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/... sayılı soruşturması bekletici mesele yapılmış, anılan soruşturma 03.03.2025 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanarak 03.02.2026 tarihinde itirazın reddiyle kesinleşmiş; ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/... sayılı soruşturması da kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanmıştır. Bu kararlar mahkemeyi bağlayıcı nitelikte değildir. Ceza yargılamasında suçun sübutu için aranan ölçüt, isnadın her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı delillerle ispatıdır; anılan kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların dayanağı da, isnat edilen suçların bu ağır ceza ölçütüyle sabit görülememesi ve müşteki iddialarının ceza yönünden soyut kalmasıdır. Bu, davalılar lehine geçerli bir temel borç ilişkisinin hukuken mevcut olduğunu göstermez. Nitekim Cumhuriyet savcısı, kararında taraflar arasındaki meseleyi hukuki ihtilaf olarak nitelemiştir. Hukuk yargılamasında ise ölçüt, ispat yükünün dağılımı ve hayatın olağan akışına aykırılığa dayalı fiilî karinedir; bu ölçütle ulaşılan bedelsizlik sonucu, anılan kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlarla çelişmemektedir. Kaldı ki, ceza ve hukuk yargılamalarının ispat ölçütleri arasındaki bu farklılık bir an için gözardı edilse dahi, davalıların kendi beyanlarıyla temel ilişkiye dair hiçbir belge sunamamış olmaları, ulaşılan sonucu tek başına ayakta tutacak niteliktedir.
Bono bedelinin 8.233.965,76 TL'sini oluşturan kısım davalı ...'ça, bir kısmı ise davalı ...'ca takibe konu edilmiş; bedelin 7.000.000 TL'lik kısmı ise hiç takibe konu edilmemiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle senedin temelinde geçerli bir borç ilişkisi bulunmadığı sabit olduğundan, davacının yalnızca takibe konu edilen kısımlar yönünden değil, takibe konu edilmeyen kısım da dâhil olmak üzere bono bedelinin tamamı yönünden davalılara borçlu olmadığının tespiti gerekmiştir.
.... İcra Müdürlüğü'nün 2020/... sayılı dosyasından cebri icra yoluyla tahsil edilen 139.879,67 TL, dayanaksız ve bedelsiz olduğu sabit görülen bonoya dayalı haksız bir tahsilat niteliğinde olup, bu tutarın tahsil eden takip alacaklısı davalı ...'tan istirdadı ile davacıya iadesi gerekmiştir. Davacı tarafından faiz talep edilmediğinden istirdat olunan tutara faiz yürütülmemiştir.
Bedelsiz ve dayanaksız olduğu sabit görülen bir senede dayanılarak, üstelik tek bir bono dört ayrı icra müdürlüğünde kısmî takiplere bölünmek ve gerçekliği şüpheli temlik işlemlerine dayanılmak suretiyle takip yapılması, takiplerin haksız ve kötüniyetli olduğunu göstermektedir. Her iki davalı da kötüniyetli bulunduğundan, İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca haksız takip konusu alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. Tazminata esas matrah, dava değeri değil takip konusu alacak tutarıdır. Her bir davalı, kendi yürüttüğü takipler oranında kötüniyetinden sorumlu olduğundan, davalı ...'ın müteselsil sorumluluğu kendi açtığı takiplerin matrahı olan 8.233.965,76 TL'nin %20'sini oluşturan 1.646.793,15 TL ile sınırlı tutulmuş; toplam takip matrahı olan 11.045.390,40 TL'nin %20'sine karşılık gelen 2.209.078,08 TL kötüniyet tazminatına, davalı ... yönünden belirtilen sınır gözetilmek suretiyle, davalılardan müştereken ve müteselsilen hükmedilmesi gerekmiştir. Davalıların, davanın haksız ve kötüniyetli açıldığı iddiasıyla davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi yönündeki istemleri ise, davanın kabulü karşısında yerinde görülmemiş ve reddedilmiştir.
Yukarıda açıklanan deliller ve değerlendirmeler ışığında sonuçta aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere;
1-Menfi tespit davasının kabulüyle
- .... İcra Müd. 2021/... E.
- .... İcra Müd. 2021/... E.
- .... İcra Müd. 2020/... E.
- .... İcra Müd. 2021/... E.
sayılı icra dosyalarında takibe konulan 26.03.2018 düzenleme, 31.10.2018 vade tarihli, 15.000.000 TL bedelli bono nedeniyle Davacı ...'ün davalılar ... ve ...'a borcunun bulunmadığının TESPİTİNE,
-Karar kesinleştiğinde bu takiplerin iptaline,
2-İstirdat davasının kabulüyle .... İcra Müd. 2020/... E. sayılı dosyadan haksız tahsil edilen 139.879,67 TL'nin davalı ...'tan istirdadı ile davacıya iadesine,
3-2.209.078,08 TL kötü niyet tazminatın (Davalı ...'tan kendi açtığı takipler matrahı olan 8.233.965,76 TL'nin %20'si olan 1.646.793,15 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 1.242.235,81-TL ilam harcı ve 732,00-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.242.967,81-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 1.233.705,40-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Adli yardım ara kararı uyarınca suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.075,70-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
(Yargılama gideri açıklaması:
2022 yılı için;
16 adet e-tebligat: 104,00-TL
7 adet normal tebligat: 217,00-TL
4 adet KEP yazısı: 3,00-TL
2023 yılı için;
1 adet e-tebligat: 10,00-TL
2 adet normal tebligat: 116,00-TL
10 adet KEP yazısı: 12,50-TL
2024 yılı için;
22 adet e-tebligat: 220,00-TL
6 adet KEP yazısı: 12,00-TL
2025 yılı için;
4 adet e-tebligat: 60,00-TL
1 adet normal tebligat: 210,00-TL
5 adet KEP yazısı: 12,50-TL
2026 yılı için;
6 adet e-tebligat:
3 adet KEP yazısı: 8,70-TL)
7-Davalı ... tarafından yapılan 320,50-TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oybirliği ile verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.11/06/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır