İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, internet bankacılığı yoluyla haksız çekilen 30.000 TLlik alacakta bankanın güvenlik kusuru ve müşteri ihmalinin değerlendirildiği kararı.
Özet: Davacı bir şirketin internet bankacılığı üzerinden hesabından, kendi rızası dışında ve iddiaya göre SMS onayı alınmadan gerçekleştirilen toplam 30.000 TLlik iki adet EFT işlemi nedeniyle bankanın güvenlik zafiyetinden kaynaklanan zararının karşılanmasını talep ettiği, davalı bankanın ise söz konusu işlemlerin davacının TC kimlik numarası, parolası ve sisteme kayıtlı telefonuna gelen SMS şifresi kullanılarak yapıldığını, bu sebeple kendi kusurunun bulunmadığını ve olayın davacının ihmali veya kusuru sonucu meydana geldiğini savunarak sorumluluğu reddettiği bir hukuki uyuşmazlık özeti sunulmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2022/1862 KARAR NO: 2026/861T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 05/10/2022NUMARASI: 2020/105 Esas - 2022/681 KararDAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... A.Ş.' nin ... Caddesi Şubesi ve ...Şubesi müşterisi olduğunu, ... Ekim 2019 tarihinde saat 08:57' de müvekkili şirkete "...' tan düzenli ödeme talimatınız gerçekleştirilmiştir" şeklinde e mail geldiğini, bunun üzerine şirket yetkililerince derhal internet bankacılığından hesabın kontrol edildiğini ve şirket yetkililerinin iradesi dışında saat 08:03' de ... isimli kişinin hesabına 15.000 TL EFT işlemi gerçekleştirilmiş olduğunun görüldüğünü, Müvekkili şirket yetkilileri tarafından öncelikle ... ..., buradan netice alınmayınca da şube aranarak durumun anlatıldığını, ardından banka personelince teknik ve şüpheli işlemlerin nasıl gerçekleştiğini araştırılarak hesaba bloke koymak için çalışmalara başladıklarını, aynı gün saat 10:18' de ...' tan bir e-mail daha gönderildiğini ve bu kez hesabınızdan döviz bozuldu bildiriminin yapıldığını, bu işlemde şirket yetkililerinin iradesi dışında gerçekleştirildiğinden derhal internet bankacılığından hesaba giriş yapılarak kontrol gerçekleştirildiğini, 15.000 TL tutarında bedelin yine ... isimli kişinin hesabına EFT yolu ile gönderildiğinin görüldüğünü, ...' ın havale / EFT işlemlerinde müvekkiline SMS onayı gelmesi gerekli iken her iki işlemde de hesaba girişlerde SMS gelmediğini, böylelikle müvekkiline ait iki ayrı hesaptan internet yolu ile nitelikli dolandırıcılık yöntemi ile 30.000 TL çalındığını, anılan olaylardan önce 14/10/2019 tarihinde, müvekkili şirket yetkililerince ... isimli şahsın şirket kredi kartları listesinde yer aldığını, müvekkilince tanınmayan bu kisive ek kart basıldığı fark edilerek ... Sube vetkilisine durumun iletildiğini, konu ile ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı bankanın kendi sorumluluğunda olan güvenlik ihlallerini önleme yükümlülüğünü yerine getirmediğini beyan ederek; müvekkili şirket hesabından haksız olarak çekilen 30.000 TL bedelin gerekli güvenlik önlemlerini almayan davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 17.10.2019 ve 18.10.2019 tarihinde kimliği belirsiz şahıslar tarafından internet bankacılığı aracılığıyla gerçekleştirilen işlemlerle davacının hesabından toplamda 30.000 tutarında ... isimli şahsın hesabına para transferi yapıldığının iddia edildiğini, davaya konu olan internet üzerinden gerçekleşen işlemlerde davacıya ait TC kimlik numarası ve parola girişi yapıldığı gibi davacının müvekkili Banka sisteminde kayıtlı telefonuna SMS ile gelen şifre girişi ve IVN (sesli yanıt) işlemi de gerçekleştirildiğini, dolayısıyla davaya konu olayın meydana gelmesinde müvekkili Bankanın kusuru bulunmadığını, davacının bu olaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/176878 Sor. numarasıyla şikayette bulunduğunu belirttiğini, bu durumda davacının savcılık şikayeti sonucunda belirlenecek olan mezkur eylemi gerçekleştiren şahıs veya şahıslara karşı huzurdaki davayı açması gerekeceğini, İnternet Bankacılığı kullanıcı oluşturma işlemini gerçekleştirdikten ve şifre müşterinin sistemde kayıtlı cep telefonuna gönderildikten sonra Kullanıcı Adı, Kart Bilgileri veya TCKN bilgisinden biriyle birlikte parola bilgisinin girilmesiyle ... İnternet Bankacılığına giriş yapılabileceğini ve bankacılık işlemleri gerçekleştirilebileceğini, dolayısıyla müşterinin hesabında onun adına işlem yapmak isteyen birinin müşteriye ait üç bilgiden (Kullanıcı Adı, Kart Bilgileri veya TCKN) en az birini bilmesi ve bunlarla birlikte müşteri tarafından oluşturulan parola bilgisine sahip olması gerekeceğini, ... İnternet Bankacılığı "SMS Doğrulama" adında ek güvenlik uygulaması sunduğunu, bu uygulamanın, tüm para transferlerinde, müşterinin sistemde kayıtlı cep telefonuna SMS yoluyla gelen Güvenlik Kodu’ nu kullanarak işlemi gerçekleştirmesini sağladığını, Davaya konu olan internet üzerinden gerçekleşen işlemlerde davacıya ait TC kimlik numarası ve parola girişi yapıldığı gibi davacının müvekkili banka sisteminde kayıtlı telefonuna SMS ile gelen şifre girişi de gerçekleştirildiğini, dolayısıyla davaya konu işlemlerin davacının ihmali veya kusuruyla meydana geldiğini, taraflar arasındaki sözleşmeler ve mevzuat hükümlerine göre davaya konu edilen zarara ilişkin davacının münferiden sorumlu olduğunu, davaya konu işlemin yapılmasında müvekkili bankanın kusuru olmadığı gibi davacının meydana geldiğini iddia ettiği zararı ispat edemediğinden somut olayda haksız fiil sorumluluğunun şartlarının oluşmadığını, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte; zararın varlığı kabul edilse bile bu zarara davacının veya üçüncü kişinin ağır kusuru sebebiyet verdiğinden müvekkili bankanın sorumluluğu bulunmadığını, Davacının kendi ağır kusuruyla meydana gelen sözde zarara ilişkin davacının hesabında işlem yapan şahıs veya şahıslara dava açmak yerine müvekkili bankaya karşı dava açılması “kimse kendi kusurundan hak elde edemez” ilkesi ve dürüstlük kuralına aykırı olup, hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğunu beyan ederek; davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Davacı taraf, dava dilekçesinde dava konusu edilen zarara ilişkin işlemlerin internet bankacılığı aracılığıyla yapıldığını, sms onayı gelmediğini ve bankanın güvenlik açığının bulunduğunu iddia etmiş olup, dinlenen davacı tanığı ... de beyanında davacı şirketin muhasebe biriminde 1998 yılından beri çalıştığını, banka tedarikçe ödemelerin hepsini kendisinin yaptığını, olay tarihinde yine ödemeleri yapmak için bankanın internet bankacılığı sistemine girdiğini, şirketin internet bankacılığı hesabında para çıkış olacağı zaman sms ile onay bildiriminin kendisinin cep telefonu numarasına geldiğini ancak dava konusu para çıkışlarında telefonuna gelen mesaj olmadığını belirtmiş, davacı tanığı ... de beyanında muhasebe biriminde çalıştığını ve muhasebe çalışanı ...'ın şirketin onay sistemi uygulaması nedeniyle yapılması gereken iş ve talimatlar ile yapılan işlemleri ve ödemeleri karşılaştırdığını belirtmiş, tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacı şirketin internet bankacılığı sisteminin ... tarafından kullanıldığı hususunda beyanlarının birbirini doğruladığı kanaatine varılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda internet bankacılığı hesabına erişim için zorunlu tutulan bazı güvenlik adımlarının bulunduğu, müşteri numarası, kullanıcı kodu, kullanıcı adı, tc kimlik numarası bilgilerinden biri ile birlikte müşteri tarafından belirlenen ve bilinen statik şifrenin girişi sonrasında BDDK tarafından zorunlu hale getirilen müşterinin banka sisteminde kayıtlı cep telefonuna sms olarak gönderilen dinamik (tek kullanımlık) şifrenin ekrana girilmesi ile güvenlik adımlarının tamamlanacağı, bu adımlardan birinin eksik olması halinde aktivasyon işleminin tamamlanamayacağı, davacının aktivasyonunun 24/09/2019 tarihinde davacının ...numaralı telefonuna gönderilen tek kullanımlık sms kodunun doğru girişi ile aktivasyonun tamamlanmış olduğu, davacıya ait mobil bankacılık log kayıtlarından dava konusu para gönderim talimatının gerçekleştirildiği 17/10/2019 ve 18/10/2019 tarihlerinde yapılan giriş işlemlerinin mobil uygulama giriş adımlarının davacı tarafından bilinen ve erişilebilen bilgilerle başarılı bir şekilde tamamlanmış olduğu, davacının bu işlemlerle ilgili davalının müşteri hizmetleri ile yaptığı iki görüşmenin çağrı kayıtlarının incelenmesinde çağrının şüpheli işlem bildirimi tamamlanmadan müşterinin (davacının) kapatmasıyla sonlandığı, bilirkişi heyetine iletilen davacının log kayıtlarının ve çağrı ses kaydı çözümlerinin raporda yer aldığı belirtildiğinden bilirkişi raporunda belirlendiği üzere güvenlik zafiyetinin davacıdan kaynaklandığı ve davalı bankanın BDDK tarafından zorunlu tutulan yükümlülüklere uygun davrandığından güvenlik zafiyetinin bulunmadığı kanaatine varıldığından davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; haksız para transferlerinin davalı bankanın güvenlik zaafiyetinden kaynaklandığını, bildirim tamamlanmadan aramanın sonlandırılmış olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının davalı banka ... ile yaptığı görüşmelerden netice alamadığı için aramayı sonlandırdığını ve akabinde şube ile iletişime geçtiğini, usulsüz havale işleminin aynı gün 2. kez gerçekleştirildiğini, ne bilirkişi raporunda ne de Mahkeme kararında ikinci kez gerçekleştirilen dolandırıcılık hadisesi ile ilgili herhangi bir araştırma, bilgi ve yoruma yer verilmediğini, davacı şirket yetkililerinin dikkati sayesinde dava konusu usulsüz işlemlerden önce muhtemel bir kredi kartı dolandırıcılığı vakasının önüne geçildiğini, ancak bu olaya rağmen davalı bankanın gerekli önlemleri almadığını ve 4 gün sonra davacının dolandırılmasına neden olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava; davacının bilgi ve rızası dışında davalı banka nezdindeki mevduat hesabında bulunan paranın internet bankacılığı kullanılarak başka hesaba aktarılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı tarafça, davaya konu işlemlerinin bankanın güvenlik açığından kaynaklı olarak rızası dışında gerçekleştiğinden bahisle söz konusu tutarların iadesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davalı banka ise kusuru ve güvenlik açığı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddini savunmaktadır. ..., kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı ... Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Borçlar Kanunu uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Ayrıca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Davalı banka, hesabı aynen davacıya iade etmekle yükümlüdür. Davacının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ispat yükü davalı bankadadır. (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10/01/2018 tarihli 2016/8635 - 2018/179 sayılı, 13/05/2013 tarihli 2012/11585 - 2013/9805 sayılı ve 16/12/2014 tarihli 2014/13736 -19841 sayılı ilamları).İnternet bankacılığı sistemini kurup hizmete sunan banka, mudinin kastı, kötüniyeti ve suç sayılır eylemini kanıtlayamadığı sürece kendisine emanet edilen paradan (ve diğer yatırım araçlarından) güven kuruluşu vasfı nedeniyle sorumludur. Bu sorumluluk, olağan sebep sorumluluğu mahiyetinde olmakla, banka gerekli özeni göstermiş olsa bile zararın gerçekleşeceğini ispat etmesi halinde sorumluluktan kurtulabilir.Buna karşın, internet bankacılığı işlemlerinde müşteriler de kendilerinden beklenen her türlü tedbiri almak ve her türlü dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde müşterinin kendi kusurundan kaynaklanan bu durumun sorumluluğuna kusuru oranında katlanması gerekmektedir. Bu itibarla, müşterinin internet dolandırıcılığı eyleminin işlenmesinde ve kişisel bilgilerinin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesinde kusuru var ise TBK’nın 52. maddesi gereğince bu kusur, müterafik kusur olarak değerlendirilebilecektir. Bu durumda banka, sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirememesinde kusurlu olmadığını TBK’nın 112. maddesi gereğince ispat etmek durumunda olup ayrıca müşterisinin müterafik kusurunu da ispat etmekle yükümlüdür. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Bu kapsamda, bir güven kurumu olan davalı bankanın mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olduğundan, bu konuda gerekli güvenik önlemlerini aldığını ispatla yükümlü olduğu gibi müşteri tarafından şifrenin korunmasına yönelik gerekli önlemlerin alınıp alınmadığı hususunda da ispat yükü altındadır. Öte yandan, internet veya telefon bankacılığını müşterilerine özendiren davalı bankanın kendisine emanet edilen mevduatı koruma yükümlülüğü gereğince; internet bankacılığı işlemlerinde işlem yapanın gerçek müşteri olup olmadığını belirleme yönünde, gelişen dolandırıcılık yöntemlerine karşı, bunları önleyici gerekli altyapıyı sağlayarak güvenlik önlemlerini almak zorundadır (Yargıtay 11. HD 09.09.2019 tarih ve 2018/3563 Esas 2019/5115 Karar sayılı ilamı). İnternet bankacılığı ile yapılan işlemlerde şubeden yapılan işlemlerde olduğu gibi mevduat banka kontrol ve sorumluluğundadır.İnternet bankacılığı işlemleri bakımından uygulamada ortaya çıkan en önemli sorun, hiç kuşkusuz güvenlik sorunu olup, banka hesaplarındaki paraların, müşterilere ait özel bilgiler kullanılarak üçüncü kişilerce başka hesaplara aktarılmasıdır. Bu sorun hem ... hem de müşteriler açısından önemli riskler oluşturmaktadır.Güvenli bir internet bankacılık hizmetinin sunulmasında, böyle bir hizmetin alınmasında, normal bankacılık işlemlerindeki yükümlülüklerin yanı sıra hem bankanın hem de müşterinin üzerine düşen bazı ek yükümlülükler vardır. Bu bağlamda, internet bankacılığı hizmetini müşterilerine ... sunduğuna göre, bankaların internet bankacılığı sisteminin güvenliğine yönelik tüm tedbirleri almaları ve sistem hatalarını ve eksikliklerini gidererek sistemi bilinen en son teknolojik gelişmeye uygun hâle getirmeleri büyük önem taşımaktadır. Müşterilerin internet bankacılığını kullanmakta olması bankaların mevduatı koruma yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağı gibi, sorumluluğunu da hafifletmeyecektir. Bu kapsamda işlemlerini internet ortamına taşıyarak daha fazla müşteri kitlesine ulaşmak ve dolayısıyla daha fazla kâr elde etmek isteyen bankanın, buna paralel olarak gerekli teknolojik ve yazılımsal önlemleri alması, gelişen teknoloji karşısında kötü niyetli üçüncü kişilerin internet bankacılığı sistemine girişimlerini anında engelleyecek güvenlik mekanizmasını oluşturması, sistemini sürekli güncelleyerek yenilemesi, herhangi bir usulsüz işlemle karşılaşıldığında gerekli önlemleri almanın yanı sıra müşterilerini de anında bilgilendirmesi gerekmektedir. İnternet bankacılığı işlemlerinde müşteriler de kendilerinden beklenen her türlü tedbiri almak ve her türlü dikkat ve özeni göstermek zorundadırlar. Bu sebeple bilgisayarlarına başkalarının ulaşmasına imkân tanıyan her türlü gerçek ve sanal saldırıyı önleyici tedbirleri almaları ve bu konuda azami özeni göstermeleri gerekmektedir. Müşterilerin, internet bankacılığında kullanılmak üzere kendilerine verilen özel bilgilerini, banka ve kredi kartlarında olduğu gibi, üçüncü kişilerden özenle koruma ve saklama yükümlülüğü mevcuttur. Bu yükümlülüklerin ihlal edilmesi hâlinde müşterinin kendi kusurundan kaynaklanan bu durumun sorumluluğuna kusuru oranında katlanması gerekmektedir.Somut olayda: Davacının davalı banka nezdindeki vadesiz mevduat hesabından ...'nin ... bulunan hesabına 18/10/2019 saat 8:32 15.000 TL havale yapıldığı, saat 10:14 te davacı hesabından döviz satışı yapıldığı, buradan hesaba aktarılan paradan 15.000 TL sinin saat 10:14 te yine aynı kişinin aynı hesabına EFT işlemi gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Davacı işlemin bilgi ve rızası dışında oluğu ileri sürülmektedir.Davacının kullanımında olan ve olay tarihinden önce mobil bankacılık uygulaması yüklenip aktivasyon işlemleri yapılan ...abone numaralı telefonundan gerçekleştirilmiştir. Aktivasyon işlemi müşterinin kredi /banka kart bilgileri, kart şifre bilgisi ve TC kimlik no gibi kişisel bilgilerin doğu bir şekilde giriş yapılmasından sonra müşterinin bankada kayıtlı telefonuna SMS olarak gönderilen onay kodunun girilmesi ile tamamlanmaktadır. Dosyaya sunulan bilirkişi raporu ile mobil bankacılık uygulamasının aktivasyonu gerçekleştikten sonra uygulamaya giriş sırasında banka müşterisinin cep telefonuna SMS gönderilmesi işlemin iptal edilebildiği, bu durumda müşteri tarafından aktivasyon sırasında belirlenen şifre ile mobil uygulamaya erişim sağlanabildiği, aynı zaman "çizgi gir" olarak tanımlanan özellik sayesinde mobil uygulamaya tanımlanan şekil vasıtasıyla giriş yapılabildiği, mobil uygulama aktivasyonunun müşterinin kendi hakimiyetinde olan cep telefonu üzerinden gerçekleştirildiğinden uygulama şifresi veya çizge gir ile giriş yapılmış olması durumunda gerekli güvenlik önleminin uygulanmış olacağı belirtilmiştir. Uyuşmazlık konusu işlemler mobil uygulama üzerinden 24/09/2019 tarihinde aktivasyonu yapılan ... isimli kullanıcı ile gerçekleştirilmiş olduğu, SMS kayıtlarına göre dava konusu olay tarihinde mobil bankacılığa girişi için tek kullanımlık SMS'lerin gönderildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafın hesabı üzerinden gerçekleştirilen ilk işlem sonrasında bu durumun Davalı Bankaya bildirilmiş olduğu belirtilmesine karşın, Davalı Banka çağrı merkezi ile yapılan işlem ve ses kayıtları üzerinde yapılan incelemede; Davacı tarafından şüpheli işlem bildiriminin tamamlanmadan aramanın sonlandırılmış olduğu, bu aşamada 2. İşleminde gerçekleştiği, mobil uygulama da gerçekleştirilen aktivasyon işleminin sorumluluğunun davacının üzerinde olduğu, Banka tarafından uygulanan güvenlik adımlarının BDDK tarafından zorunlu tutulan yükümlülüklere uygun olduğu, dava konusu para gönderim işlemlerinin davalının alabileceği bir tedbir bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 512,33 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 219,67 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2026