Ticari emtia taşımasında oluşan hasarın sigortacı tarafından ödenmesi sonrası halefiyet kaynaklı itirazın iptali davasına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı.
Özet: Bir sigorta şirketi, sigortalısının uluslararası taşımacılıkta yağmur suyu ve kırık nedeniyle hasar gören emtiası için yaptığı tazminat ödemesinin ardından, ana ve alt taşıyıcı firmalara karşı rücuen itirazın iptali davası açmıştır; davalılar ise sigorta şirketinin aktif husumet ehliyeti olmadığını, ödemenin poliçe teminatı dışında kaldığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, hasarın kendilerinden kaynaklanmadığını, eksik ve hatalı tespit edildiğini, yük ilgilisinin ambalaj kusuru bulunduğunu, varsa dahi sorumluluklarının CMR hükümlerince sınırlı olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmişlerdir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2022/1857 KARAR NO: 2026/831T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 15/06/2022NUMARASI: 2021/2 Esas - 2022/452 KararDAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/04/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı/davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı sigortacının, dava dışı .... A.Ş. tarafından ...a'dan ithal ettiği emtianın Türkiye'ye taşınması sürecinde ... A.Ş firmasının asıl taşıyıcı, diğer davalı .... Şti. firmasının alt taşıyıcı sıfatı ile taşıma yaptığı süreçte hasarlandığını, yapılan hasar bildirimi üzerine kusur ve hasar bakımından ekspertiz raporu alındığını, 20.11.2019 tarihli raporda, ... plakalı araçta yağmur suyu sebebi ile ıslanma sonucu paslanma ve bir üründe kırık tespit edildiğini, taşımada görevli şoförün katılımı da olan tutanak ile ve fotoğraflarla hasarın tespit edildiğini, sovtaj hesabından sonra 132.087,22 TL zarar belirlendiğini ve 05.12.2019 tarihinde sigortalıya ödendiğini, davalıların meydana gelen hasardan %100 oranında sorumlu olduğunu, davalılara 27.12.2019 tarihinde ayrı ayrı ihtarnameler gönderildiğini ve olumlu bir sonuç alınamadığını, girişilen takibe de haksız itiraz edildiğini, arabuluculuk aşamasında da anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP : Davalı .... Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aktif husumet ehliyeti için TTK m.1472 ile düzenlenen halefiyet şartlarını ortaya koyması gerektiğini, davacının sigortalısının mal bedelini satıcısına ödediğini ispatlamadığı sürece sigorta tazminatını alamayacağını, ayrıca sigorta poliçesinde yer alan muafiyet-istisna klozunda açık araçla taşıma ve tente yırtık kaynaklı hasarların sigorta poliçesi teminatında olmadığının kararlaştırıldığını, davacı ödemesinin ...ödemesi olduğunu, teminat dışı hasarı tazmin ettiği için işbu davada aktif husumet ehliyetinin olmayacağını, taleplerin zaman aşımına uğradığını, meydana gelen hasarda 1.davalının her hangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, hasarın tespitinin nasıl yapıldığının belirlenemediğini, 26.750 Euro hasar zararı talebinin somut delillere dayanmadığını, yükleme, istifleme ve ambalajlama süreçlerinde yük ilgilisinin gerekli özeni göstermediğini, bunlardan taşıyıcının sorumlu tutulamayacağını, emtia için taşıma uygun koşullarının yüklemeyi yapan üretici tarafından bilinmesi gerektiğini, CMR m.30 gereği, bildirimin usulüne uygun ve süresinde yapılmadığını, sorumluluk söz konusu olursa da CMR m.23/3 gereği sınırlı sorumluluk uygulanması gerektiğini, talep edilen faizin hukuka aykırı olduğunu, CMR m.27 gereği yıllık %5 oranında olabileceğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığını, davacının sigortalısı yük ilgilisine ödeme yapmaması gerekirken, yapılan ödemenin sigorta poliçesi kapsamına uymadığını, davacının halefiyet belgesi de sunmadığını, dolayısı ile aktif husumet ehliyetinin sabit olmadığını, 2.davalının taşıma işleri komisyoncusu sıfatı ile taşıma organizasyonunu üstlendiği yükün fiilen taşıması işinin davalı ... firmasına verildiğini, 13.08.2019 tarihinde yükün Slovenya depodan taşımaya alındığını, sigortalı yük ilgilisinin hasar ihbarı ite hasarın öğrenildiğini, 05.09.2019 tarihinde karşı ihtar ile itiraz edildiğini, hasarın davalı ... şirketinin sorumluluk sürecinde meydana geldiği için ihtar ile bildirildiğini, sigorta ekspertiz raporunun eksik incelemeye dayandığını, rizikonun teminat kapsamında olup olmadığının irdelenmediğini, araçların incelenmediğini, fotoğraf ve belgelere göre raporun düzenlendiğini, yükün 17.08.2019 tarihinde boşaltma merkezine geldiği ve orada iki (2) gün süre ile bekletildiğini, hasarın bu bekleme sırasında meydana gelip gelmediğinin irdelenmediğini, yetersiz ambalaj sebebi ile yük ilgilisinin kusurunun araştırılmadığını, paslanma kaynaklı hasarın giderilemediği iddiasının ispata muhtaç olduğunu, hasarın daha uygun bedellerle giderilmesi hususunun araştırılmadığını, sovtaj teklifinin uygunluğunun araştırılmadığını, davalının hasarlı emtia için birim brüt kg başına 8,33 SDR ile sınırlı sorumlu olduğunu, takip öncesi temerrütün sabit olmadığını, işlemiş faiz talebinin dosya kapsamına uymadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " davacı sigortalısı .... A.Ş. tarafından Slovenya'dan ithal edilen ..., Slovenya'dan Türkiye'ye nakliyesini üstlenen ana nakliyeci davalılardan ... A.Ş.'nin ve alt nakliyeci ... .... Şti.'nin sorumluluğunda iken hasar gördüğü, davalı ... şirketinin 19.08.2019 tarihli ... no.lu evrakı ile, “... plakalı dorsedeki 4A-4B-5A-5B-6GAve 6B numaralı parçalarda yağmur suyu aldığı ve paslandığı, ayrıca SA parçasında kırık olduğu” hususlarının kayıt altına alındığı, bu evraka ek olarak sigortalı ... yetkilisi ... ile davalı ... Lojistik görevlisi (şoför) ... arasında tutanak düzenlendiği, sigortalı firma tarafından emtianın satıcı ve üreticisi olan ... adlı firmadan hasarlı parçalara ilişkin teklif alındığı ve bu hasar ile ilgili toplam 26.750,00 Euro hasar talebinde bulunulduğu, değişimi yapılacak parçaların listesinin sunulmuş olduğu, parça birim fiyatlarını gösteren liste sunulmasa da ürüne ait hasara uğrayan (paslanan ve arızalı ürünler) parçalara ait çekilmiş fotoğrafların CD içerisinde sunulduğu, bilirkişi değerlendirmesinin, hasarın yapılan nakliye sırasında muhtemelen yağmur suyunun ürüne sirayet etmesi sonucu meydana geldiği yönünde olduğu, üretici ve satıcı ... adlı firma tarafından hasarlı parçaların toplam bedelinin 166.098,77 TL (26.750,00 EuroX6,2093 TR- 26.09.2019) olarak belirlendiği, bu miktarın ekspertiz raporunda belirtilen ve takibe konu edilen asıl alacağın üzerinde olduğu anlaşılmış, hasarın oluşmasında davalıların kusurlu ve müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları ve davacının davalılara rücu şartlarının oluştuğu, davalıların itiraz ve iddialarının kanıtlanamadığı dikkate alınarak davalılar tarafından .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasına yöneltilen itirazın 132.087,22 TL asıl alacak yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, takip konusu alacağın miktarı belli (likit) olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.CMR m.27 hükmünde her ne kadar %45 temerrüt faizi öngörülmüş ise de TL tazminat taleplerinde TCMB ticari temerrüt faizi uygulaması Yargıtay yerleşik uygulaması olup davacının icra takibinde avans faizi talep etmesinin yerinde olduğu kabul edilmiştir.Faiz başlangıcı bakımından davacının sigortalısı ile davalılar arasında ilişki akdi ilişkiye dayanmaktadır. Temerrüt faizi talep edebilmek için CMR m.27 hükmüne göre ödeme talebinin borçlu tarafa tebliği gerektiği dikkate alınarak ödeme talebi tebliği sabit olmadığından faiz başlangıcının takip tarihi olacağı ve dolayısıyla işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığına, ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece işlemiş faizin reddi yönünden verilen kararın hatalı olduğunu, faiz başlangıcının takip tarihi olarak sayılması ve işlemiş faiz talebinin reddi yönünden karar verilmesinin hatalı olduğunu, işbu dava rücuen tazminat davası olduğundan, yasal mevzuat ve yerleşik Yargıtay içtihatları gereği, ödeme tarihinden itibaren reeskont avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, rücuen tazminat davasında, davacı sigorta şirketinin, sigorta ettirenine tazminatı ödediği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu, mahkeme tarafından davanın kabulü gerekirken, kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, işbu kararın aleyhe olan kısımlar yönünden bozulması gerektiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumet itirazlarının bulunduğunu, davacı taraf, sigortalısı .... A.Ş.'ye herhangi bir ödeme yapmaması gerekirken sigortalısına poliçe kapsamı dışında ödeme gerçekleştirdiğini, bu nedenle sigorta şirketinin yapmış olduğu bu lütuf ödemesinin rücu imkanı bulunmadığını ve İşbu sebeple başlatılan takibin hukuka uygun olmadığını, davacı taraf sigortalısına yapmış olduğu ödemeyi belgelendiremediğini ve sigortalısına ait yasal hakları kullanabilmesi için gerekli olan halefiyet belgesini ibraz edemediğini, işbu sebeple HMK gereği husumet dava şartlarından olup davacı tarafın aktif husumeti bulunmadığını ve davanın usulden reddi gerektiğini, alacağın temlikine ilişkin herhangi bir belgenin olmadığını, halefiyete dayalı olarak açılan işbu rücu davasına konu poliçenin incelenmesinde de hasar konu eylemin poliçe kapsamında kalmadığı gerekçesiyle davanın HMK'nın 114/1-d madde delaleti ile 115/2 maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı sigorta şirketinin halefiyet kuralından yararlanabilmesi için 3 şartın birlikte mevcut olması gerektiğini ancak somut olayda bir ve üçüncü şartların gerçekleşmediğini, davacının hasara ilişkin iddialarını ispat edemediğini, ...... Eksper Raporunda ekspertiz çalışmasında araçların görülemediğini, sadece sigortalının çekmiş olduğu fotoğraflar üzerinden incelenerek raporun tanzim edildiğini, hasarın meydana geliş sebebini her türlü şüpheden uzak ve tartışmasız şekilde açıklanması ve ispatlanması gerekirken varsayımsal tespite yer verildiğini, hasarın meydana geliş zamanının tespitinin önem arz ettiğini, hasarın taşıma esnasında mı yoksa sigortalıya ait depoda boşaltmak üzere bekletildiği sırada gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmadığı gibi kamyon brandasının yetersiz, eksik ve yırtık olması sebebiyle yağmur suyu ile gelip gelmediği hususlarının gereği gibi araştırılmadığını, davacı taraf bu şekilde eksik incelemelerin bulunduğu rapora dayanarak sigortalısı .... A.Ş.'ye herhangi bir ödeme yapmaması gerekirken sigortalısına poliçe kapsamı dışında ödeme gerçekleştirdiğini, davacı tarafın sigortalısı tarafından taşıma senedine düşülen şerh olmadığından, davacı hasarın meydana geldiğini iddia ediyorsa bu hasarın taşımadan kaynaklanmış olduğunu ve taşıyıcıya atfedilebilir bir sebepten ileri geldiğini somut verilere dayalı olarak ispat etmesi gerekirdi ki böyle bir delil davacı tarafından dosyaya sunulmadığını, davacı tarafın talep ettiği faiz oranının hukuka uygun olmadığını, davacının bu talebinin uyuşmazlığın esasına uygulanacak CMR Konvansiyonuna uygun olmadığını, davalı şirketin CMR hükümleri uyarınca sorumluluğuna gidilmesi düşünüldüğünde dahi sorumluluğun sınırları ve niteliği ile üst sınırları açısından TTK 880 maddesi gereğince tazminat hesabında esas alınacak değerin belirlenmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda, diğer davalı ... Şirketi'nin fiili taşıyan ve asıl sorumlu olduğunu belirtmesine rağmen, davalı şirketi taşıyıcı gibi sorumluluk altına sokarak ve taşıma işleri organizatörü olduğunu belirterek davacıya karşı müşterek sorumlu olduğu yönünde hatalı bir tespitte bulunulduğunu, davalı şirket taşıma komisyoncusu olarak dava dışı sigortalı ile anlaşma yaptığını ve taşıma işi tümüyle diğer davalı şirkete verildiğini, bu kapsamda emtia bizzat diğer davalı şirket tarafından teslim alındığını, bu doğrultuda taşıma işi davalı şirket tarafından gerçekleştirilmediğini, emtialar diğer davalı şirketin sorumluluğunda iken hasarlandığını, dolayısıyla davalı şirketin herhangi bir kusuru veya ihmalinin olmadığı sabit olup davalı şirketin davacıya karşı diğer davalı şirket ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu iddiasının kesinlikle kabul edilemez olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı ... ...Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın sigorta poliçesine göre bu hasar teminat dışıdır ve davacı sigorta şirketi ex gratia niteliğindeki bir ödemeyi sigortalısına yaptığını ancak ex gratia niteliğinde ödeme nedeniyle davacının davalılara rücu hakkı bulunmadığını, bu kapsamda davacı sigortacının işbu davayı açmakta hiçbir şekilde hukuki yararı bulunmadığını, davacı taraf teminat dışı bir hasarı karşıladığından işbu dosyada aktif husumet ehliyeti bulunmayan, geçerli bir sigorta sözleşmesine dayanmayan davacının davasının usulden reddi gerektiğini, davacı taraf emtianın tamamının hasara uğramış olduğunu ve süresi içerisinde hasar bildiriminde bulunulduğunu ispat edemediğini, dava konusu taşımada emtia alıcısı tarafından teslim alınırken CMR Senedine şerh düşülmediğini, davacı tarafın sigortalısı tarafından taşıma senedine düşülen şerh olmadığından, davacı hasarın meydana geldiğini iddia ediyorsa bu hasarın taşımadan kaynaklanmış olduğunu ve taşıyıcıya atfedilebilir bir sebepten ileri geldiğini somut verilere dayalı olarak ispat etmesi gerekirdi ki böyle bir delil davacı tarafından dosyaya sunulmadığını, davacı tarafından sunulan ekspertiz raporunun ilk derece mahkemesince hükme esas alınmasının doğru olmadığını, bu raporda taşıyanın katılımı bulunmadığını, Slovenya’dan Türkiye’ye kara yolu ile taşınan yükün kimi zaman yağmur ile temas edebileceği göz ardı edilmeden yükleme ve ambalajlama yapılırken dikkatli davranılması gerektiğini, davalı şirketin işbu taşıma kapsamında yükleme ve istifleme konusunda herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, ilk derece mahkemesi vermiş olduğu kararında davalılar tarafından dosyaya sunulan delilleri dikkate bile almadığını, hiçbir gerekçe göstermeksizin davacı tarafından tanzim ettirilen ekspertiz raporunu esas alarak düzenlenen bilirkişi raporunu hükme esas aldığını, ilk derece mahkemesinin davanın taraflarının ispat hakkını eşit olarak kullanmalarını engelleyecek nitelikte ve bu eşitsizliğe hiçbir gerekçe göstermeksizin hüküm kurduğunda kurulan hükmünün kaldırılması gerektiğini, ilk derece mahkemesince gerçek zarar hesaplamasının yapılmadığını, onarım maliyeti olarak belirtilen 26.750,00 EUR bedelin doğruluğuna şüphe düştüğünü, talep edilen tutarın dayanağı davacı tarafından dosya içerisine sunulmadığını, bu halde işbu davanın asıl kaynağını oluşturan hasarın neye göre tespit edildiğini ve hesaplandığını kesinlikle davacı yanca ispat olunamadığını, ekspertiz raporunda ifade edildiği üzere sigortalı alıcı firma yük üzerinde, birtakım incelemeler yaptığını ancak bu test çalışmalarına taraflarının davet edilmediğini, dolayısıyla işbu evrakta yazılı ifadelerin tamamının herhangi bir delil niteliği taşımadığını, ilk derece yargılaması boyunca davacı taraf hasarlı olduğunu iddia ettiği emtianın sovtaja tabi tutulduysa sovtaj tutanağını, emtianın tamamı hasarlandı ve kullanılamayacak durumda ise imha tutanağını dosyaya sunmaktan imtina ettiğini, davacı tarafın talep etmiş olduğu faiz oranı CMR Konvansiyonuna aykırı olduğunu, davacı taraf icra takibinde reeskont avans faizi talep ettiğini ve ilk derece mahkemesince davacının bu talebi kabul görmüşse de davacının bu talebinin uyuşmazlığın esasına uygulanacak CMR Konvansiyonuna açıkça aykırı olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava, uluslararası karayolu taşımasına konu yükün alıcısına hasarlı teslim edilmesi nedeniyle sigortalısının uğradığı zararı tazmin eden sigorta şirketi tarafından, ödediği zarar tutarını taşıyıcılardan rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın davasıdır.İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının taşınan emtiada meydana gelen hasar nedeniyle sorumlu olup olmadığı, hasarın poliçe teminatı kapsamında olup olmadığı, Mahkemece işlemiş faiz ve icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesinin yerinde olup olmadığı, uygulanacak faiz oranı noktalarındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, "Poliçe Ekspertiz Raporu hasar dosyası sigortalıya ait emtiada muhataplar sorumluluğunda iken taşıma esnasında meydana gelen hasara konu rücuen tazminat alacağı" sebebine dayalı olarak 132.087,22 TL asıl alacak, 10.165,28 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 142.252,50 TL alacağın tahsili istemiyle 19.06.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalısı .... A.Ş. İle 01.10.2018-01.10.2019 tarihlerini kapsar Nakliyat Abonman Blok Poliçesi düzenlendiği, ... numaralı 16,08,2019 tarihli Blok Poliçe Sertifikası ile sigortalı .... A.Ş.'nin Montaj Makinesi 43 Kap 17.949,00 kg ürününü Slovenya'dan Türkiye'ye ..., ..., ... plakalı araçlar ile taşınması ziya ve hasarlara karşı sigortalandığı görülmüştür. Sigorta poliçesinde, sevkiyatı gerçekleştirecek kamyonun /vagonun açık kasa olmasına veya brandasının yetersiz /yırtık olmasına atfedilecek her türlü hasarın teminat dışı olduğu meşrudur notu bulunmakta olup, taşımanın yapıldığı aracın açık, tentesiz, tentesi yırtık bir taşıtla taşındığı ispatlanamamış olduğundan, aracın yüklü kısmına su girmesi ve ıslanma hasarı poliçe teminatı kapsamında olduğu görülerek aksi yöndeki itirazlar yerinde görülmemiştir.Davalı ... A.Ş. tarafından dava konusu taşımaya ilişkin davacıya navlun faturası düzenlemiştir. TTK'nın 1237/1. maddesinde, taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler navlun sözleşmesinin hükümlerine bağlı kalır, şeklindeki düzenleme karşısında navlun faturası taşımaya karine teşkil eder. Bu bakımdan dava konusu taşıma yönünden navlun faturası düzenleyen davalı ... A.Ş. akdi taşıyıcı, davalı .... Şti.'nin fiili taşıma işinin gerçekleştirildiğinin kabulü gerekir.Dava konusu taşımaya ilişkin Gümrük Beyannamesine göre gönderenin dava dışı satıcı ... Şirketi, alıcının davacının sigortalısı .... A.Ş. olduğu, yükleme yerinin Slovenia varacağı yerin İstanbul olduğu görülmüştür. Gönderen satıcı dava dışı ..., alıcı .... A.Ş. adına 09.08.2019 tarihli fatura düzenlenmiştir.Taşımaya konu gümrük beyannamesinde teslim şekli ... olarak belirtilmiştir. Teslim şekli olarak "..." teslim belirlendiği durumlarda, satıcı sözleşme koşullarına uygun olarak malı hazırlamak ve belirtilen tarihte veya süre içinde yine iş yerinde veya fabrikasında malları alıcıya teslim etmekle yükümlüdür. Bu halde satıcının ihracat prosedürleri, yükleme, taşıma, sigorta, boşaltma ve ithalat prosedürlerine ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Satıcının hasardan sorumluluğu emtianın uygun şekilde ambalajlanarak taşıyıcıya teslimi ile son bulur. Bu nedenle teslimden sonra oluşacak hasara alıcı katlanır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1472. maddesi uyarınca sigortacının sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır. Eldeki uyuşmazlıkta, satıcının sigortacısı olan davacı sigorta şirketinin TTK'nın 1472. maddesi kapsamında halefiyet kuralı gereği rücu imkanı bulunmakta olup, ayrıca dava hakkının temlik alındığına ilişkin temlikname ibrazına gerek yoktur. Taşıma konusu makine emtiasının, araç sürücüsünün de imzasının bulunduğu tutanakta, 19.08.2019 pazartesi tarihinde ... numaralı dorseyi açtıklarında 6A-5A-4A-5B-6B ve 4B numaralı vibratörlerin yağmur suyu aldığı, parçaların yer yer paslandığı, ayrıca 5 A numaralı vibratör kapağının kırıldığının gözlemlendiği, oluşan bu durumun tespiti için vibratör resimleri çekilerek tutanağa eklendiği belirtilmiştir. Davacı sigorta şirketi tarafından alınan expertiz raporunda, taşımaya konu ... demonte olarak sevk edildiği, satıcı firma çalışanları tarafından kurulumun yapıldığı, yapılan incelemede vida besleme ünitesini, karkas besleme ünitesinin, ana makine palet besleme istasyonlarının kızaklarının, sıvama istasyonlarının, motor, taşıyıcı, ve durdurucu paletlerin seperatörünün ve yine makine üzerinde muhtelif yerlerde pas sökücüler ile temizlendiği ancak pasın giderilemediği, bu parçadaki pas durumunun makinenin ömrünün azaltacağından parça değişimi için satıcı firmadan hasarlı parçalar için yedek parça teklifi alındığı, 166.098,77 TL hasar bedelinden 34.011,55 TL sovtaj bedeli düşülerek 132.087,22 TL hasar bedeli belirlenmiş, davacı sigorta şirketi tarafından 05.12.2019 tarihinde EFT ödeme talimatı 4619706 makbuz numarası ile ödeme yapılmış olduğu görülmüştür.Davaya konu taşıma Slovenya-Türkiye arasında gerçekleştiğinden somut uyuşmazlığın CMR konvansiyonu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir.CMR Konvansiyonu 9/2. maddesi hükmüne göre sevk mektubunda, taşımacı tarafından beyan edilmiş çekince yok ise aksi kanıtlanmadıkça tesellümde yükün ve ambalajların iyi durumda olduğu, sayılarının, marka ve numaralarının sevk mektubunda yazılı olanlara uyduğu varsayılır. Davalı taşıyıcı tarafından yükün taşınmak üzere teslim alındığı anda ambalajlama, paletlerin yetersizliği veya istiflenmesi ile ilgili CMR belgesine herhangi bir çekince konulmadığından taşınan yükün ve ambalajların iyi durumda olduğu kabul edilmelidir.CMR'nin 30/1. maddesinde alıcının, taşımacı ile beraber durumlarını kontrol etmeden, veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde teslimden yedi gün içinde (pazar günleri ve resmi tatiller hariç) durumu kendisine bildirmeden malı tesellüm ederse, bu husus onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde alındığına kanıt oluşturacağı ifade edilmiştir. Anılan maddesinin 2. Fıkrasında da, Mal alıcı ve taşımacı tarafından kontrol edildikten sonra, bu kontrolün sonucuna uymayan kanıtların ancak açıkça görülmeyen ziyan ve hasarlar için ve alıcının kontrolden sonra yedi gün içinde (pazar ve resmi tatil dışında) durumu yazılı olarak taşımacıya bildirmesi halinde kabul olunabileceği düzenlenmiştir.CMR hamule senedine alıcı tarafından şerh konulması da, şerhte ifade edilen hususlar yönünden ihbar mahiyetindedir. Dava konusu taşımaya ilişkin CMR hamule senedine ürünlerdeki hasarlara ilişkin bir şerh düşüldüğünden ihbarın süresinde yapıldığının kabulü gerekir.CMR Konvansiyonunun 17. maddesi uyarınca taşıyıcı, yükü teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar yükte meydana gelecek hasardan sorumludur. CMR 17/2. madde, "Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz." şeklindedir. 17/3. maddede de; taşımacının, taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtları, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahut çalışanlarının hata ve ihmallerinden dolayı sorumlu olduğu ifade edilmiştir.Bu durumda kural olarak, taşıyıcı kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcının kusurlu olmadığını ispat etmesi zorunludur. CMR 17/4-c maddesi uyarınca taşıyıcı, hasarın, malların gönderici, alıcı veya bunlar adına hareket eden şahıslar tarafından taşınmasından, yüklenmesinden, istif edilmesinden veya boşaltılmasından kaynaklandığını ispat etmesi halinde sorumluluktan kurtulabilecektir. Bununla birlikte yükleme gönderene veya başkasına ait olsa bile taşıyıcının, malın sağlam ve tam olarak teslimi sorumluluğu çerçevesinde gerek istiflenmesi gerekse ambalajlanması itibariyle taşımaya uygunluğu noktasında nezaret görevi mevcuttur. Buna göre, taşıyıcının göndereni uyarması gerekmekte olup, bu uyarının yapılmadığı hallerde, zararın gönderen ile taşıyıcı arasında paylaştırılması gerekmektedir.Dosyada toplanan deliler ve hüküm kurmaya elverişli olarak düzenlenen bilirkişi raporunda, ... plakalı araçla yapılan taşımaya dair CMR taşıma senedi incelendiğinde, taşımaya alınırken her hangi bir hasar, zayi, kötü ambalaj ve sair bir itiraz olmaksızın taşımaya alınan emtia, varma yerinde ıslanma ve kırılma kaynaklı hasarlı olduğu, bu durumda, CMR m.17/1 gereği davalının, meydana gelen hasar zararından CMR m.25 ve m.23 hükümlerine göre hesaplanmak şartı ile sorumlu olacağı, taşınan yük bir makinenin tüm aksamı olmakla, hesaplanan hasar açısından tüm makine brüt ağırlığı gözetilerek, CMR taşıma senedinde belirtilen miktar üç ayrı taşıma senedi kayıtlarına göre 6.707,05 kg, 6.040,50 kg, (Hasar oluşan taşıttaki yük) ve 5.201,00 kg olmak üzere toplam 17.948,55 kg olduğu, bir makinenin aksamı olan tüm emtia bakımından hasar her ne kadar üç taşıttan sadece bir tanesinde ise de tüm yük kıymeti bakımından hasarlı olduğu, bu nedenle birim bürüt kg başına 8,33 SDR hesabı ile sınırlı sorumluluk 17.948,55 kg toplam yük için 149.511,42 SDR, hasarın meydana geldiği taşıt açısından 6.040,50 kg yük için 50.317,37 SDR hesaplandığı, her iki durumda da davacı tarafça ödenen tazminat sınırlı sorumluluk limitleri dahilinde kaldığı, tam ve sağlam taşımaya alınan yükün yolda ıslanma ve kırılma kaynaklı hasarı fiili taşıyıcı ... şirketinin sorumluluğunda hasarlanmış olduğu, ... elektrik ve elektronik aksamlarının su ile temas etmesi sonucunda elektrik-elektronik parçaların zamanla paslanarak işlevini yerine getirememesi veya istenmeyen kısa devrelere sebebiyet vererek ürünlerin arızalanmasına neden olmasının kuvvetle muhtemel olduğu, yeni satın alınmış üründe, nakliye sırasında su ile reaksiyona giren elektrik ve elektronik parçaların tespit edilmesi durumunda, tespit edilen parçaların ileriye dönük olarak, üründe daha fazla maddi zarara sebebiyet vermemesi nedeniyle değiştirilmesinin öngörüldüğü, kurulum tamamlandıktan sonra ürün üzerinde yapılan incelemede, vida besleme ünitesinin, .....Besleme Ünitesinin, Ana Makine Palet Besleme İstasyonlarının (32 adet) kızaklarının, Sıvama İstasyonlarının(3 adet), Motor, Taşıyıcı ve Durdurucu paletlerin, separati ve makine üzerinde muhtelif yerlerde pas olduğunun görüldüğü belirtilerek, üretici/satıcı firma tarafından değişimi yapılacak parçaların listesinin sunulduğu, değişimi yapılacak parçalara ait teknik özelliklerini (ölçüsü, modeli, vb.) ve parça birim fiyatlarını gösteren liste sunulmamış olmakla birlikte hasara uğrayan (paslanan ve arızalı ürünler) parçalara ait çekilmiş fotoğraflar incelendiğinde listede yer verilen mekanik aksamla uyuştuğu, üretici firma tarafından gönderilen teklifte yer alan listede belirtilen mekanik parçaların bedelinin talep edilebileceği tespit edilmiştir.Somut olayda, ürünlerin hasarına ilişkin taşımayı yapan şoförün imzasını taşıyan tutanak ve ekindeki fotoğraflar, olaya uygun hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile hasarın taşıma sırasında oluştuğu anlaşılmaktadır. Davaya konu taşımada davalı taşıyıcıların sorumluğunda olduğunun tespit edilmesi ve davalı taşıyıcıların kendilerini sorumluluktan kurtarabilecek beyyinelerin herhangi birini de dosya kapsamı ile ispat edememesine göre, Mahkemece CMR 23/7 maddesine göre sorumluluk üst sınırı geçmeyen hasarlı ürün bedeli 132.087,22 TL gerçek zarar yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.TTK'nın 1472. maddesine göre kanuni halefiyet hakkına dayanarak açtığı rücu davasında faiz başlangıç tarihinin sigortacının sigortalısına ödeme yaptığı tarih olduğu, bu durumda sigorta şirketinin ödeme tarihinden icra takip tarihine kadar temerrüt faizi talep hakkı mevcut olduğundan (Yargıtay 11. HD, 24.11.2014 tarih, 2014/11410 E-2014/18217 K.sayılı ilamı) mahkemece asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, davalının icra takibinden önce temerrüde düşürüldüğü kanıtlanmadığından işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi isabetsiz görülmüştür. Bu durumda Dairemizce resen yapılan hesaplama da, davacının, ödeme tarihi olan 05.12.2019 tarihi ile takip tarihi 19.06.2020 tarihi arasında, (05.12.2019 ile 20.12.2019 arasındaki 16 gün için yıllık %18,25, 21.12.2019 ile 12.06.2020 arasındaki 175 gün için yıllık %13,75, 13.06.2020 ile 19.06.2020 arasındaki 6 gün için yıllık %10 faiz oranı üzerinden) 9.981,63 TL işlemiş faiz talep edebileceği görülmüştür.İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki uyuşmazlıkta davalı aleyhine rücuen açılan dava, hasar gören emtia bedelinin tahsiline yönelik olup, hükmedilen miktarın tazminat niteliğinde olması ve gerçek zararın araştırılmasının yargılamayı gerektirmesi nedeniyle İİK'nın 67. maddesi uyarınca davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece işlemiş faize hükmedilmemiş olması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; borçlu davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, 132.087,22 TL asıl alacak, 9.981,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 142.068,85 TL üzerinden DEVAMINA,2-Şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine,3-Alınması gerekli karar ve ilam harcı olan 9.704,72 TL'den dava açılırken yatırılan 1.718,06 TL peşin harç, 711,26 TL icra harcı olmak üzere toplam 2.429,32-TL mahsubu ile eksik kalan 7.275,40- TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 2.429,32- TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.318,29 TL'sinin davalılardan, 1,71 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu, 59,30 TL başvurma harcı, 186,50 TL posta masrafı, 2.200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 2.445,80 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.442,64 TL'sinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmım davacı üzerinde bırakılmasına,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, kabul edilen kısım için, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, red edilen kısım için, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre belirlenen 183,65 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,10-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, 87,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 307,70 TL yargılama masrafının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,c-Davalı .... Şti. tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.256,00 TL harcın, alınması gerekli olan 9.704,72 TL harçtan mahsubu ile bakiye 7.448,72 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,d-Davalı ... A.Ş. tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 9.704,72 TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.624,02 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,e-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,f-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/04/2026