Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davasında kooperatif yöneticilerinin kişisel borçluluk iddiaları ve "malen" kaydının ispat yükü hakkında istinaf kararı.
Özet: Davacılar, kooperatif yöneticiliği sırasında kooperatif adına, kendilerine ait ticari ilişki olmaksızın, köydeki süt üreticilerinin yem ihtiyacını karşılamak amacıyla imzalandığını ileri sürdükleri "malen" ibareli bono nedeniyle haklarında başlatılan icra takibine karşı menfi tespit davası açarak borçlu olmadıklarının tespitini talep ederken; davalı, davacıların akraba olup ticari ilişkilerinin bulunduğunu, bononun mücerret ve "malen" kaydının mal tesliminin kesin kanıtı olduğunu belirterek davanın reddini istemiş, ilk derece mahkemesi ise uyuşmazlığın bono karşılığı mal verilip verilmediği, kooperatif adına düzenlenip düzenlenmediği ve davacıların borçlu olup olmadığı noktasında olduğunu ve ispat yükünün davacılarda olduğunu tespit etmiştir.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ...HUKUK DAİRESİDOSYA NO : .KARAR NO : .T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BURSA.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ : .DAVACILAR : .DAVALI : ... -.DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : .KARAR TARİHİ : .KARAR YAZIM TARİHİ : .Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesinin .... sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müvekkilleri aleyhine Bursa... İcra Müdürlüğünün.... Esas sayılı dosyası üzerinden bonoya dayalı takip yapıldığını, müvekkillerinin ikametgahları bulunan....Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifinde 03/06/2014 tarihinden başlayarak birlikte 1 yıl kooperatif yöneticiliği yaptıklarını, müvekkillerin ödeme emrinde alacaklı görünen davalı şirket ile tek bağlantılarının kooperatif yöneticisi olmalarından kaynaklandığını, takip konusu senedinde bu dönemde kooperatif işlerinin yürümesi için önlerine konulması sebebiyle imzaladıklarını, buradaki amacında kooperatif faaliyetlerinin aksamadan yürümesi ve köyde süt üreten insanların yemsiz kalmaması olduğunu, bono üzerindeki miktarın yöneticiliğe başladıkları tarihteki kooperatif borcu gözüken miktar olduğunu, müvekkillerinin gerçekte bono borçlusu olmadıklarını, sadece yönetici olmaları sebebiyle ilgili bonoya imza atmış olduklarını, gerçekte ticari ilişkinin borçlusu eğer borç varsa Kooperatif tüzel kişiliği olduğunu, aynı tutarda alacağın aynı gün kooperatif aleyhine 2019/5031 Esas sayılı dosya üzerinden takibe konulduğunu belirterek davamızın kabulü ile; müvekkillerin söz konusu senedin borçluları olmadığının tespitine, davalının kötüniyetli olmasından dolayı %20 tazminata mahkum edilmesine, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacıların müvekkil şirkete borçları olmadığı yönündeki iddia gerçeği yansıtmadığını, davacıların birlikte bulunmadıkları sadece kooperatif yöneticiliği için bir araya gelmiş olmaları hususu son derece yersiz olduğunu, aralarındaki devamlılık gösteren ticari ilişki bir yana bu kişiler aynı köyde yaşayan akrabalar olduğunu, davacı taraf her ne kadar dilekçesinde üreticinin, alıcı firmaya borçlu olmasının mümkün olmadığını iddia etmiş ise de; bu husus kabule şayan olmadığını, bilindiği üzere kırsal bölgelerde süt üreticileri toplayıcı firmalara süt satar ve bu süt karşılığında yem ve bunun yanında para aldıklarını, zaman zaman hayvanların verim gücü düşmekte ve hayvandan alınan süt miktarı, üreticinin firmadan aldığı yemin değerini karşılamamakta olduğunu, bu hallerde üreticiler, firmalara borçlu hale gelebildiğini, bu husus herkesçe bilinir ve son derece doğal olduğunu, yani süt üreticisi davacıların müvekkil şirkete borçlu olmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu iddiası gerçeği yansıtmadığını, davacılar dava ve takibe konu bonolardaki imzalarını inkar etmemekte bu imzaların kendilerine ait olduğunu kabul etmekte olduklarını, sadece mal almadıklarını iddia ettiklerini, bonolar temel borç ilişkisinden mücerret olduğunu, senette malen kaydı bulunmakta olup, bu hali ile bono tek başına malın teslim edildiğini gösteren kesin delil olup başkaca evrak ve belgeye gerek olmadığını, davacılar yemin deliline dayandıklarını, Yargıtay uygulamaları doğrultusunda yemin deliline dayandığını açıkça dilekçesinde belirtmeyen taraf yargılama aşamasında bu delile dayanamayacağını, bu sebeple davacıların yemin tekliflerini de şimdiden kabul etmediklerini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilerek, %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece, dosya kapsamı deliler uyarınca; dava konusu Bursa... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı icra takip dosyasında davacıların keşideci, davalının lehtar olduğu 368.246 TL bedelli, 03/06/2014 keşide tarihli, 31/07/2017 vade tarihli bonoda davacılar tarafından davalı ile ticari ilişkinin bulunmadığını mal almadıklarını iddia etmiş olup davalı ise davacının iddialarını inkar etmekle uyuşmazlık bono karşılığında mal verilip verilmediği, davacıların dava dışı kooperatif adına bononun düzenlenip düzenlenmediği, borçlu olup olmadığı noktasında olduğu, takip ve dava konusu bononun veriliş nedeni "malen" kayıtlıdır. Bu kayıt alınan mal karşılığı bononun verilmiş olduğuna karine teşkil eder. Hal böyle olunca, bu karinenin aksinin yani bononun verilip karşılığında mal alınmadığı, dava dışı... Kooperatifi temsilen bononun düzenlenip düzenlenmediği iddiasının ispat yükü davacılardadır. Uyuşmazlık konusu miktar itibariyle davacılar tarafından davalıdan senet karşılığında mal almadığını ve kooperatif adına bononun düzenlendiğinin yazılı ve kesin deliller ile ispat edilmesi zorunludur. Davacılar tarafından dava dilekçesinde, davalı ve kooperatife ait ticari defter ve kayıtlar, tanık ve icra dosyalarını delil olarak dayanılmıştır. Talimat yoluyla davalı ve kooperatif defterlerin incelenmesi için talimat yazılarak rapor aldırılmıştır. Davacı tanığı dinlenmiş dava konusu bono ile ilgili bilgi sahibi olmadığını beyan etmiştir.O halde somut olayda, davacı tarafından icra takibine konu bono karşılığında mal almadığının ve Sınırlı Sorumlu Özgören Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi temsilen bonoyu düzenledikleri iddiasının yazılı ve kesin delillerle ispat edilemediği gibi takibe konu bononun davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, her ne kadar kooperatif defterleri için de talimat yazılmasına rağmen incelenememiş ise de tek başına kooperatif ticari defterlerinin yazılı ve kesin delil niteliğinde olmadığı, bononun illetten mücerret olması sebebiyle ticari defterlere kaydedilmesinin zorunlu olmadığından bononun aksinin yazılı ve kesin delillerle ispat edilemediğinden davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin icra takip dosyasında ihtiyati tedbir uygulanarak davalının alacağına kavuşmasının engellenmediğinden davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesi ile; dinlenen tanığın kooperatif ile davalı arasındaki ticari ilişkiyi belirttiğini bu yöndeki beyanların davacıların kooperatif adına hareket ettiklerini o tarihte yönetici olduklarını gösterdiğini, bilirkişi raporundaki tespitlerin beyanlarındaki belirttikleri hususları, yani önce kooperatife aynı tutar üzerindeki takip yapıldığını gerçekte borcun kooperatifin borcu olduğunu gösterdiğini, müvekkillerinin kendi nam ve hesaplarına mal almadıklarını, davalının teslimi ispat edemediğini, bononun davalı kayıtlarında yer almadığını, kooperatif kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, davalının süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığını mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, İİK 72. maddesine göre takipten sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Somut olayda; Bursa... İcra Müdürlüğünün....Esas sayılı takip dosyası üzerinden davalı tarafından davacılar aleyhine 368.246,77 TL bedelli, 03/06/2014 tanzim, 31/07/2017 vade tarihli senede istinaden senet tutarında alacak ve işlemiş faiz alacağının tahsiline yönelik takip yapıldığı, bunun yanında aynı İcra Müdürlüğünün ....Esas sayılı dosyası üzerinden ise, davalı tarafından dava dışı kooperatif aleyhine 368.246,77 TL cari hesap alacağı nedenli ve 31/07/2017 vade tarihli senette tahsilde tekerrür olmamak üzere kaydı ile takip yaptığı, davacılar eldeki davayla takip konusu senedin kooperatif yöneticiliği sırasında kooperatif işleri için verildiğini, davalı ile şahsi herhangi bir ticari ilişkilerinin bulunmadığını, senet tutarının yöneticiliğe başladıkları dönem kooperatif borç miktarı olduğunu belirterek borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmişlerdir. Bu itibarla, kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Ancak alacaklı bonoya dayalı alacağını talep ettiğinde ispat soyutluğu karinesi nedeniyle sebep göstermek zorunda değildir. Alacağını bonoyu sunarak iddiasını ispatlamış kabul edilmektedir. Artık borcunun olmadığını ispatlamak zorunda olan borçludur. İspat yükü borçluya geçmiştir.Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olayda, davacıların dava konusu bonoda yer alan imzaları inkâr etmediği, senet sebepten mücerret olmakla, davacıların ileri sürdüğü iddialarını yazılı delille ispat yükü altında oldukları, HMK 201.maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen her türlü iddianın senetle ispatı gerektiği, davacıların ileri sürdükleri hukuki sebepler yönünden senet nedeniyle borçlu olmadıklarına dair yazılı delil sunamadığı, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmadığı, iddiaların tanık deliliyle ispata elverişli olmadığı dolayısıyla mahkemece davanın reddine dair verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın istinaf eden taraftan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının talebi halinde istinaf eden tarafa iadesine, 4-6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, karar tebliğinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.. ...Başkan... e-imza...Üye... e-imza...Üye... e-imza...Katip... e-imza