Davacının tapusuz taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle tescili talebinde, beyan edilen zilyetlik süresinin yaşıyla bağdaşmaması nedeniyle mahkeme kararının bozulması.
Özet: Tapusuz taşınmazın zilyetlikle tescili davasında, yerel bilirkişi ve tanıkların davacının taşınmazı 25-30 yıldır kullandığına dair beyanlarına rağmen, davacının doğum tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında 13 yaşından itibaren zilyetliğin başlamış olması gerektiği, bu durumun beyanlardaki zilyetlik süresi ile davacının yaşı arasında çelişki yaratması nedeniyle zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı ve mahkemenin davayı kabul kararının hatalı olduğu gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2024/3765 E.  ,  2026/1445 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2019/446 E., 2023/1332 K.
Mahkeme kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmaz Şanlıurfa ili, Viranşehir ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan ve 1974 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakıldıktan sonra aşamada 27.08.2014 tarihinde idari yoldan 855 parsel numarasıyla Hazine adına tescil edilmiştir.
Davacı ...; tescil harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Davalı Hazine temsilcisi; davanın reddini ve taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; zilyetlikle kazanım şartlarının oluşmadığını öne sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen önceki kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince, hava fotoğrafı incelenmesi için yeniden keşif yapılmasına değinilerek bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ne var ki; Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde belirlenen şartlar gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Somut olayda; mahalli bilirkişi ve tanıklar, davacı ...’nin dava tarihinden 25-30 yıl önce taşınmazı kullanmaya başladığını, 2-3 yıl kadar taşınmazı taşlarından temizlediğini, yaklaşık 25 yıldır arpa ve buğday ekmek suretiyle kullandığını beyan etmiştir. UYAP üzerinden yapılan kontrolde, davacı ...’nin 1977 doğumlu olduğu, 1994 yılında 17 yaşında evlendiği ve 6 çocuğunun bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından dava konusu taşınmazda tek başına 20 yıllık zilyetlik süresinin doldurulduğu iddia edildiği gözetildiğinde, davacının dava tarihinde 38 yaşında olduğu, dosya kapsamında alınan beyanlarda davacının dava tarihi itibariyle 25-30 yıldır taşınmazı zilyet ettiği belirtildiğine göre davacının 13 yaşından itibaren dava konusu taşınmazda zilyetliğinin bulunması gerekmektedir.
Hal böyle olunca; mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına itibar edilmesi mümkün olmadığından ve zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Viranşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.