İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde incelenen, satım sözleşmesinden doğan ürün ayıpları ve kesin teminat mektubu iadesi talepli alacak davası.
Özet: Bir mal alım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında, alıcı şirket teslim aldığı ürünlerde önemli ve sözleşmeye aykırı ayıplar bulunduğunu, bu ayıpların sahada kullanım sonrası ortaya çıktığını, onarım veya değişim taleplerinin karşılanmadığını ileri sürerek sözleşmeden dönme ve ödediği bedelin iadesini talep ederken; satıcı şirket ise garanti süreleri dolan teminat mektuplarının iadesi için karşı dava açmış olup, ilk derece mahkemesi asıl davanın reddine ve karşı davanın kabulüne karar vermesi üzerine taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2022/1831 KARAR NO: 2026/1102T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 28/06/2022NUMARASI: 2018/898 Esas - 2022/536 KararDAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/05/2026Taraflar arasındaki Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA : Asıl davada davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Kamu İhale Kanunun 3/G maddesi kapsamında, konusu 2000 adet ... & ... olan mal alım sözleşmesi akdedildiği, müvekkil ... A.Ş.'nin sözleşmeden doğan ücret edimini eksiksiz ve tam olarak yerine getirmesine rağmen; davalı tarafın teslim ettiği ürünlerde önemli arızalar meydana geldiği, ... A.Ş.'nin işbu sözleşme kapsamında 03/10/2016 tarihli ve ... numaralı faturaya istinaden 2.828.129,60-TL' yi muhatabın hesabına tam ve eksiksiz olarak ödediği, davalı tarafın teslim ettiği ürünlerde sık sık pil, SIM yuvası, ses kartı, hoparlör, ... bellek, ekran gibi majör arızalar meydana geldiği, ürünlerdeki ayıplar ile sözleşme ve teknik şartnameye aykırılıkların, yüklenici firmaya defaatle bildirilmesine karşın hiçbir somut çözüm getirilmediği, arızaların devam ettiği, dava dosyasında bulunan ihtarnamelerden de sonuç alınamadığı, ürünlerdeki ayıp ve kusurların önemli bir kısmının kabul süresince anlaşılamadığı, ürünler sahada kullanılmaya başlandığı andan itibaren kendini belli etmeye başladığı, teknik şartnameye aykırılıkların; ses çalmaması, ... pilin kısa sürede boşalması, ... ekran görüntülerine ilişkin problem, sım kart konnektörünün lehimlerinin eksik yapılmış olması olduğu, sözleşmeye aykırılıklarla ilgili sözleşmenin 12.4.,12.5, 12.6 maddeleri gereği pek çok kez müdahale ve onarım talep edildiği, onarımın mümkün olmaması durumunda ise arızalı ürünlerin yenileri ile değiştirilmelerinin istendiğini, ancak davalı tarafın arızaları gideremediği, taleplerin sözleşmenin 12.7 maddesine göre 5 iş günü içerisinde yerine getirilmediği, davalı tarafın 20/02/2018 tarihli cevabi ihtarnamesinde beyan ettiği, “müvekkil kullanımdan kaynaklanan arızaları tamir etmeye veya yenisi değiştirmeye de gönüllüdür” ifadesinin kusurlarını kabul ettiklerinin göstergesi olduğu, yüklenici firmanın teslim ettiği ürünlerdeki ayıpların sadece ... A.Ş. değil İstanbul toplu ulaşımını da olumsuz etkilediği belirtilmiş, sonuç olarak taraflar arasında akdedilmiş 01.02.2016 tarihli ... İOB nolu mal alım sözleşmesinden TBK 227/1 ve 229 gereği dönülerek, 03.10.2016 tarihli ... numaralı faturaya istinaden ödenen ücretin işlemiş avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir. Karşı davada davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 25.03.2014 ve 01/02/2016 tarihli iki ayrı sözleşme yapıldığı, her iki sözleşme ile karşı tarafa 2.000 er ürün verildiği, ilk sözleşme ile 49.000-USD tutarında ikinci sözleşme ile 48.000-USD tutarında kesin ve süresiz teminat mektubu verildiği, her iki sözleşmede kesin teminatın geri verilmesi hususunun madde 8.3.1' de “kesin teminat ve ek kesin teminat taahhüdün sözleşme dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin garanti süresi sonunda bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra yükleniciye iade edilir” şeklinde düzenlendiği, yani teminat mektubunun iadesi için garanti süresinin sonu zaman olarak belirlendiği, bu durumda birinci sözleşmenin garanti süresinin 12.03.2017 ve 03.04.2015 tarihlerinde dolduğu, ikinci sözleşmenin ise 23.09.2018 tarihinde dolduğu, öncelikle birinci sözleşme kapsamında teminatın nakde çevrilmemesi gerektiği belirtilmiş, her iki sözleşme kapsamında davacıya verilen teminat mektuplarının iadesine, haklı davanın kabulüne karar verilmesi talep ve dava edilmiştir. CEVAP: Asıl davada davalı vekilinin davaya cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında ilki 25.03.2014 tarihli “Mini Validatör Mainboard ve Mini Validatör Mainboard 4.3” Ekran ... Mal Alım Sözleşmesi” ile ikincisi 01.02.2016 tarihli “... (...) & ... Mal Alım Sözleşmesi” olmak üzere iki sözleşme imzalandığı, her iki sözleşmenin de konusunun kısaca validatör ana kart ve ... ekranların satın alınması ve garanti süresi içinde garanti kapsamında hizmet verilmesi olduğu, müvekkilin ayrıca 36 modüle, ... modüle, ... ve 3G antenler, vidalar, konverter kart sattığı, müvekkilin yalnızca içerisindeki ana kartı ve ... ekranını sattığı, diğer parçaların başka firmalardan temin edildiği ve montajının da bizzat davacı tarafından yapıldığı, her iki sözleşme kapsamında 2000'er adet ürün verildiği, davanın konusunun ikinci sözleşme ile satılan ürünler olduğu, ilk sözleşme ile satılan ürünler ile ilgili hiçbir sorun olmadığını, bu sebeple davacı tarafça ayıplı olduğu ileri sürülen ürünlerin hangi sözleşme kapsamında verildiğinin tespit edilmesi gerektiği, davacının sık sık pil, sim yuvası, ses kartı, hoparlör, ... bellek, ekran gibi arızalar meydana geldiğini, ürünlerin teknik şartnamede taahhüt edilen özelliklere haiz olmadığını ileri sürdüğü, ancak ürünlerin birlikte tasarlandığı ve davacı tarafça aylarca test edilerek alımına karar verildiği, müvekkilin teslim ettiği ürünlerin tamamının imzalı sözleşmeye ve teknik şartnameye uygun olduğu, davacının satın alacağı ürünü aylarca kendi ofislerinde ve sahada teste tabi tuttuğu, ardından davacı tarafından teyit edildikten sonra ürünlerin ....'da üretildiği ve 2000 adet teslim edildiği, bu anlamda davacının ürünlerdeki ayıpların kabul sürecinde anlaşılamadığı, sahada kullanıldığında anlaşıldığı iddiasının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceği, sözleşmenin 21.6 ve 25.1 maddelerinde davacının satılan ürünleri teste muayeneye tabi tutacağından ve kabulden bahsedildiği, davacının ileri sürdüğü ayıpların kullanımla ortaya çıkan sonradan anlaşılan ayıplar olmadığı, müvekkilin her zaman ürün geliştirmesi ve ürünlerde çıkan problemlerde destek olduğu, ayıca birinci ihtarda belirtilen arızaların pil, sim yuvası, ses kartı, hoparlör, ... bellek, ekran olmak üzere 6 kalem olarak belirtildiği, ikinci ihtarda ise ses çalmaması, ... pil, ekran, sim yuvası olmak üzere 4 kalem olarak belirtildiği, ikinci ihtarda ses arızasının giderilmesi dışında hiçbir onarım talebinin yerine getirilmediği dendiği, ikinci ihtara göre ... sorununun çözüldüğünün anlaşıldığı, yani davacının hiçbir soruna çözüm getirilmediği iddiasının da doğru olmadığı, davacının ayıplı olduğu iddiası ile müvekkile teslim ettiğini ileri sürdüğü ürün sayısının 2.000 + 2.000 adet toplam 4.000 adet üründen yalnızca 24 tane olduğu, davacı tarafından ikinci sözleşmeden dönme talebi ile açılan davanın arızalı ürün sayısı dikkate alındığında sözleşmeden dönmenin mümkün olmadığı, davacının ses çalmadığı iddiasını öne sürdüğü, ancak öncelikle kaç tane üründe bu arızanın yaşandığının tespit edilmesinin gerektiği, burada problemin davacının kullanmak istediği sesin frekansından kaynaklandığı, ... pilin kısa sürede boşalması sorunu ile ilgili olarak, davacının maliyet kaygısı güderek şarj edilebilir pil değil, değiştirilebilir pil istediği, davacının teslim aldığı ürünleri aylar sonra kullanmaya başladığı, haliyle pilin bitmesinin normal olduğu, ... Ekran görüntülerine ilişkin problem hakkında ise; bahse konu problemin ...' ye konverter kartından olan bağlantı kablosunun kasılmasından kaynaklandığı, bunun da davacının montaj hatasından kaynaklandığı, bu sorunla gönderilen ürünlerden yalnızca 3 adedinin ikinci sözleşme ile verilen ürün olduğu, SIM kart konnektörü lehimlerinin eksik yapılış olması konusunda; lehimlerin eksik yapılmadığı, bahse konu lehimlerin temel bir ayıp olmadığı, basit bir şekilde çözülebileceği, ikinci sözleşme ile verilen ürünlerden yaklaşık 10 tanesinde bu soruna rastlandığı ve çözümünün gerçekleştiğini beyan ederek; asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Karşı davada davalı vekilinin davaya cevap dilekçesinde özetle; asıl davada dava dilekçelerinde ileri sürmüş oldukları 01.02.2016 tarihli, ... ..... no'lu ... (...) & ... Mal Alım Sözleşmesinden, TBK m. 227/1 ve 229. gereği dönülerek, fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak üzere; sözleşme kapsamında 03.10.2016 tarihli ve ... numaralı faturaya istinaden KDV dahil toplam ödediğimiz 2.828.129,60-TL'nin beher ödeme tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile, ürün arızaları sebebi ile doğrudan ve dolaylı tüm maddi zararların, yargılama giderleri ve avukatlık ücreti ile birlikte davalı karşı davacıdan tahsili ile karşı davalının haksız ve mesnetsiz iddialarının reddine karar verilmesi talep edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...taraflar arasında asıl ve karşı davaya konu; 25/03/2014 ve buna ek 17/12/2014 tarihli sözleşme ile 2.000 adet ... & ...; 01/02/2016 tarihli sözleşme ile 2.000 adet ... & ... olmak üzere toplam 4.000 adet ürünün satışına ilişkin iki ayrı ana sözleşme yapıldığı, ilk sözleşme ve ek sözleşme konusu ürünlerin 12/03/2015 tarihinde, ikinci sözleşme konusu ürünlerin ise 03/10/2016 tarihinde davacı karşı davalıya teslim edildikleri, asıl davacının 01/02/2016 tarihli sözleşmeye konu ürünlerde ayıp çıktığından bahisle sözleşmeden dönme hakkını kulladığını, bu nedenle ödediği paranın iadesini talep ettiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında yapılan ve inkar edilmeyen e-mail yazışmalarından 2016 yılı mart ayı ile 2017 yılı Eylül ayı aralığında hangi sözleşme kapsamında olduğu tespit edilemeyen bir kısım ürünlerle ilgili arıza yazışmaları yapıldığı, davacı karşı davalı tarafından davalı karşı davacıya gönderilen bir kısım ürünün tamir edilerek davacı karşı davalıya irsaliye fatura ile iade edildikleri anlaşılmıştır. Mahkememizce yaptırılan her iki bilirkişi incelemesi esnasında da davacı karşı davalı tarafından arızalı olduğu iddia olunan ve ikinci sözleşme kapsamında satın alınan ürünlerin tamamı incelemeye sunulamamıştır. Zira bu ürünlerin bir kısmının halen şehir içi toplu ulaşımda kullanıldıkları beyan edilmiştir. Yine asıl davacı tarafından dosyaya arızalı olduğu bildirilen ve ...... adet ürün içeren liste sunulmuş ise de; bu ürünlerin seri numaraları hangi sözleşme kapsamında satın alındıkları anlaşılamamıştır. Bilirkişiler tarafından her iki incelemede toplam beş adet ürün incelenebilmiştir. Bu ürünlerin de hangi sözleşme kapsamında satın alındıkları tespit edilememiştir. 6098 Sayılı TBK'nun 230/1 fıkrası uyarınca, birden çok mal veya birden çok parçadan oluşan bir mal, birlikte satılmış olup da bunlardan bazıları ayıplı çıkarsa, dönme hakkı bunlardan ancak ayıplı çıkanlar için kullanılabilir. Ancak, alıcıya veya satıcıya önemli bir zarar vermeksizin ayıplı parçanın diğerinden ayrılmasına imkân yoksa, dönme hakkının satılanın tamamını kapsaması zorunludur. Asıl davaya konu 01/02/2016 tarihli sözleşme 2000 adet ürün satışına, diğer değişle birden çok mal satışına ilişkindir. Asıl davacı bu sözleşme ile satın alınan ürünlerden bir kısmının ayıplı çıktığını öne sürerek, sözleşmenin tamamından dönme hakkını kullandığını beyan etmiştir. Oysa anılan hüküm uyarınca birden çok mal satışında, yalnızca ayıplı çıkan mallar yönünden dönme hakkı kullanılabilir. Zira birden çok mal satışı, aslında satılan mal adedi kadar satış sözleşmesinin mevcut olduğu anlamına gelir. Asıl davalı/satıcı ürünleri ayıpsız teslim ettiğini veya ayıptan doğan diğer seçimlik hakların tüketildiğini ispat yükü altında olmakla birlikte, 01/02/2016 tarihli sözleşme kapsamında satın alınan 2000 adet üründen kaç adedinin ayıplı çıktığını ispat yükü asıl davacı üzerindedir. Zira davacı ancak bu kadar adet mal için sözleşmeden dönme hakkını kullanabilir. Somut olayda asıl davacı tarafça, 01/02/2016 tarihli sözleşme ile satın alınan ürünlerin kaç adedinin arızalı/ayıplı olduğu ispat edilememiştir. Bu nedenle ispat olunamayan asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Karşı dava yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki 25/03/2014 ve 01/02/2016 tarihli ana satış sözleşmelerinin 12.11.1 maddesinde garanti süresinin, ürünlerin idarece kabul edilmesinden itibaren 24 ay olduğu, 8.3.1 maddesinde ise; taahhüdün sözleşme dökümanlarına uygun olarak yerine getirildiğinin ve garanti süresi sonunda satıcının idareye herhangi bir borcunun olmadığının tespiti ile teminat mektuplarının satıcıya iade edileceği kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davacı karşı davalının ilk sözleşme ile satın alınan ürünlerde(İstval1) ayıp bulunduğuna dair bir savunması mevcut değildir. Taraf defter ve kayıtlarına göre karşı dava tarihi itibariyle tarafların karşılıklı borç ve alacaklarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Her iki sözleşmeye konu ürünlerin davacı karşı davalı tarafından teslim alınarak kullanılmaya başlandıkları sabittir. Davacı karşı davalı, asıl davada, ne bilirkişi incelemesine tabi tutulan ürünlerin, ne taraflar arasındaki e-mail yazışmalarına ve davalı karşı davacının tamir ederek/yahut yenisi ile değiştirerek davacı karşı davalıya gönderdiği ürünlerin( tamir nedeniyle düzelenen irsaliye faturalarına konu edilen), ne de dosyaya sunduğu 1943 adet ürün içeren listeye konu ürünlerin ikinci sözleşme kapsamında satın alınan ürünler olduğunu ispat edemediği gibi, kaç adet ürünün ayıplı olduğunu da ispat edememiştir. Bu nedenle davalı karşı davacının, davacı karşı davalıya borcu bulunduğundan bahsedilemez. İlk sözleşme ve buna ek sözleşme konusu ürünler 12/03/2015 tarihinde, ikinci sözleşme konusu ürünler ise 03/10/2016 tarihinde davacı karşı davalıya teslim edilmişlerdir. Bu tarihlerden itibaren işlemeye başlayan 24 aylık garanti sürelerinin 16/11/2018 tarihinde dolduğu, her iki sözleşme için verilen teminat mektuplarının iadesi koşullarının oluştuğu anlaşılmıştır. Bu nedenle karşı davanın kabulüne, 25/03/2014 tarihli sözleşme kapsamında verilen ... Bankası, ... Şubesi tarafından tanzim edilen 08/04/2014 tarih ve ... numaralı 49.200-USD bedelli teminat mektubu ile 01/02/2016 tarihli sözleşme kapsamında verilen, ... Şubesi tarafından tanzim edilen 09/03/2016 tarih, ... sayılı 48.000-USD bedelli teminat mektuplarının davalı tarafından davacıya iadesine" karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı-karşı davalı ... ....... A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı-karşı davacı arasında 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 3/g maddesi kapsamında "... (...)&... Mal Alım Sözleşmesi" akdedildiğini, bu sözleşme ile davalı yan müvekkili şirkete validatör teslimini üstlendiğini , müvekkili şirket ise karşılığında ödeme edimini üstlendiğini, müvekkili şirket tarafından işbu sözleşme kapsamında ödemelerin tam ve eksiksiz yapıldığını, ancak davalının müvekkili şirkete teslim ettiği ürünlerde kullanımla birlikte ayıplar ortaya çıktığını, pil, SIM yuvası, ses kartı, hoparlör, ... bellek, ekran gibi unsurlarda sık sık arızalar meydana geldiğini, davalı tarafından teslim edilen ürünlerin sözleşme ve Teknik Şartnamede taahhüt edilen özellikleri haiz olmadığı anlaşılmış olup, davalıya bildirimlerde bulunulduğunu ancak davalı tarafça somut çözüm getirilmeyip, arızaların devam ettiğini, müvekkili şirketin İstanbul ilinin ulaşımında kullanılan İstanbulkartların işletme hakkına haiz olup, bu kapsamda davalı yanın teslim ettiği ürünlerin İstanbulkart’ın geçtiği toplu ulaşım otoritelerinde okutulduğu ve kalan bakiyenin öğrenildiği makine ve ekran olup, bu ürünlerin fonksiyonlarının aksamasının, şehir içi toplu ulaşımı olumsuz etkileyeceğini, dolayısıyla, ürünlerdeki gizli ayıpların, bir hizmetin aksamasına sebep olabileceği, yaşanacak arızalar neticesinde müvekkil şirketin zararının doğacağını, gizli ayıpların ortaya çıkması halinde müvekkil şirketten her ayıplı ürünün onarımının beklenilmesi veyahut her ayıplı ürün için tek tek sözleşmeden dönme hakkının kullanılması da hakkaniyetli olmadığını, bu nedenle müvekkili şirket, ... (...) & ... Mal Alım Sözleşmesinden TBK m. 227/1 ve 229. Maddeleri uyarınca sözleşmeden dönme hakkını kullanılarak davalıya yapılan ödemelerin ödeme tarihinden itibaren işlemiş avans faizi ile iade edilmesi ile doğrudan ve dolaylı tüm maddi zararının tazminini talep edildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından hatalı bir değerlendirme yapılmış olup her bir ürünün ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığını, ancak ürünler seri üretim olup bir üründe bulunan ayıbın diğer bir üründe de olacağının kabul edilmesi gerektiğini, zira ürünlerin Teknik Şartname’de kararlaştırılan özelliklere uygun olmayıp müvekkili şirketin beklentisini karşılamadığını, öte yandan, davalı taraflar arasında 25.03.2014 ve 01.02.2016 tarihli iki ayrı sözleşme akdedildiğini, ilk keşifte incelenen ürünlerin işbu uyuşmazlığın konusu olan 01.02.2016 tarihli sözleşme kapsamında teslim edilen ürünler olmadığını, uyuşmazlık dışı olan 25.03.2014 tarihli sözleşme kapsamında teslim edilen ürünler olduğunu iddia ettiğini, ancak davalı yan bu ayrıma dair, hangi ürünü hangi sözleşmeye binaen teslim ettiğine dair herhangi bir delil sunmadığı gibi daha evvel müvekkili şirkete de herhangi bir seri numarası bildiriminde bulunmadığını, davalının karşı dava ikame ederek taraflar arasında 25.03.2014 ve 01.02.2016 tarihli iki ayrı sözleşme yapıldığını, ilk sözleşme ile 49.000,00-USD tutarında ikinci sözleşme ile 48.000,00-USD tutarında kesin ve süresiz teminat mektubu verildiğini, ürünlerin garanti süresinin sonra ermesi nedeniyle teminat mektuplarının iadesini talep ettiğini, müvekkili şirket ile davalı yan arasında imzalanan her iki sözleşmenin de 8.3.1. maddesi “Kesin teminat ve ek kesin teminat, taahhüdün sözleşme dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve Yüklenicinin garanti süresi sonunda bu işten dolayı İdareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra Yükleniciye iade edilir.” şeklinde olup, sözleşme hükmünden anlaşılacağı üzere, teminat mektubunun davalıya iade edilebilmesi için üstlenilen edimin ifası ve ayrıca herhangi bir borcun bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğini,oysaki davalının, sözleşmeden doğan edimlerini gereği gibi yerine getirmediğini ve ayıplı ürün teslim ettiğini, dolayısıyla, işbu teminat mektuplarının iadesi mümkün olmayıp mahkeme tarafından eksik inceleme ve hatalı değerlendirme yapıldığını, HMK’nın 132.maddesinin 1.fıkrasının (b) bendi “Karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olması” şeklindeki şartının karşı davalar için getirdiğini, asıl dava ile karşı dava arasında bir bağlantı olsa da burada esas yapılması gereken usuli işlemin, davaların ayrılması ve karşı davadaki talebin asıl davanın kesinleşmesini müteakip değerlendirilmesi olduğunu, Sözleşme’de açıkça borçlu olunmadığını tespiti şartı yer alıp buna göre asıl dava kesinleşmediği müddetçe davalının talebinin hukuki bir dayanağı olmayacağını, bu nedenle karşı davada verilen kararın taraflar arasındaki sözleşmeye ve usul kurallarına aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/898 E. ve 2022/536 K. sayılı kararın müvekkili şirket lehine kaldırılarak davanın kabulüne, karşı davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki dosyada, açmış oldukların karşı dava açısından; "Davanın kabulü ile,25/03/2014 tarihli sözleşme kapsamında verilen ... Bankası, ... Şubesi tarafından tanzim edilen 08/04/2014 tarih ve ... numaralı 49.200-USD bedelli teminat mektubu ile01/02/2016tarihli sözleşme kapsamında verilen, ... Şubesi tarafından tanzim edilen 09/03/2016 tarih, ... sayılı 48.000-USD bedelli teminat mektuplarının davalı tarafından davacıya iadesine" karar verildiğini, bu kararın usul ve yasaya uygun olduğundan onanması gerektiğini, fakat kabul edilen dava açısından dava değeri üzerinden davanın açıldığı tarih olan 16.11.2018 tarihindeki kur üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedildiğini, oysa ki yabancı para alacaklarında hüküm tarihindeki kur üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bu anlamda eksik vekalet ücreti tayin edilmiş olup bu hususta kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerektiğini, istinaf taleplerinin kabulü ile karşı davada eksik vekalet ücretine hükmedildiğinden karar tarihindeki kur üzerinden yapılacak hesaba göre nispi vekalet ücretine hüküm tesis edilerek kararının kaldırılmasına, davacı/karşı davalının istinaf taleplerinin tümden reddi ile usul ve yasaya uygun İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/898 E. Ve 2022/536 K. Sayılı kararının onanmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Asıl dava; taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden dönülmesi ve ödenen bedelin tahsili ve ürün arızaları sebebiyle oluşan doğrudan ve dolaylı zararların tazmini istemine, karşı dava; sözleşme kapsamında verilen kesin ve süresiz teminat mektuplarının iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş ; karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgelerden,taraflar arasında davacının "idare" , davalının "yüklenici" olarak yer aldığı 25.03.2014 tarihli 820.000,00 USD+ KDV tutarında 2000 adet mini validatör maınboard ve 4.3 ekran ... mal alım sözleşmesi imzalandığı, 25.03.2014 tarihli sözleşmeye konu ürünlerin alımından teknik nedenlerle vazgeçildiği , 17.12.2014 tarihinde 2000 adet 5.7'' ... ekranların alımına ilişki ek sözleşme imzalandığı, yine taraflar arasında 01.02.2016 tarihli 800.000,00 USD+ KDV tutarında 2000 adet combo validatör borad &... mal alım sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında ürünlerin 23.09.2016 tarihinde 071777 no-lu sevk irsaliyesi ile davacı ... ...Anonim Şirketi'ne teslim edildiği, davalı ...A.Ş.'nin bu sözleşme kapsamındaki ürünlere ilişkin 03.10.2016 tarihinde KDV dahil 944.000 USD tutarındaki faturayı KDV dahil 2.828.129,60 TL karşılığı olarak tanzim ettiği, davalının, davacıya 08.04.2014 tarihli ... Bankasına ait 49.200 USD tutarında ve 09.03.2016 tarihli ... Bankasına ait 48.000 USD tutarında teminat mektubu verdiği anlaşılmaktadır. Asıl davada , davacı tarafça, satılanın ayıplı olması nedeniyle 2016 tarihli sözleşmenin feshi ile ödenen satış bedelinin iadesine karar verilmesi talep edilmiş; karşı davada davacı tarafça teminat mektubunun iadesi için garanti süresinin dolduğu belirtilerek teminat mektuplarının iadesi talep edilmiştir.Asıl dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde, Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır.Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanunu 23.maddesinde; “Ticari satış ve mal değişimi” düzenlenmiş, tacirler arasında yapılan ticari satışlarda esas itibariyle Türk Borçlar Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtildikten sonra bu tür satışlar hakkında özel bazı hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlerin uygulanabilmesi için somut olayda ticari satışın mevcut olması gerekir. Tacirler arası ticari satımlarda satıcının ayıplı ifadan sorumluluğu esas itibariyle Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı madde hükümlerine tâbidir ancak tacirler arasındaki ticari satımlardan kaynaklanan ayıplı ifa hallerinde alıcının muayene ve ihbar külfetlerinin süresi hakkında Türk Ticaret Kanunu 23/1-c madde hükmünde düzenlenmiş olan özel hüküm uygulanacaktır. Satıcının ayıplı ifasına ilişkin diğer konularda ise Türk Borçlar Kanunu 219 ve devamı hükümlerinde düzenlenen genel hükümler uygulama alanı bulacaktır. (Prof. Dr. Ömer Adil ATASOY, Av. Hanife ÖZDİL Hukuk Fakültesi Dergisi Yıl 3 Sayı 1 - Haziran 2017 (1-19) 3) 6098 sayılı TBK’nın ayıba karşı tekeffül hukuki kurumunu düzenleyen 219 ve devamı maddelerine bakmak gerekir. Buna göre “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” düzenlemesi mevcuttur.6098 sayılı TBK 222. maddesinde; Satıcının, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu olmayacağı, satıcının, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olacağı düzenlenmiştir.Ticari satış ve mal değişimi başlıklı 6102 sayılı TTK'nın 23/1. maddesinde; Maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı buna göre malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, Açıkça belli değilse alıcının malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde inceleyip veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olacağı, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223'üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir.6098 sayılı TBK'nın 223/2. madde hükmü incelendiğinde; Alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir.Ayıp durumunda alıcının seçimlik haklarını düzenleyen 227. maddesi incelendiğinde; "satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hususunda seçimlik haklardan birini kullanabilir.Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir.Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir" düzenlemesi mevcuttur. Yine aynı yasanın 230. maddesine göre; Birden çok mal veya birden çok parçadan oluşan bir mal, birlikte satılmış olup da bunlardan bazıları ayıplı çıkarsa, dönme hakkı bunlardan ancak ayıplı çıkanlar için kullanılabilir. Ancak alıcıya veya satıcıya önemli bir zarar vermeksizin ayıplı parçanın diğerinden ayrılmasına imkân yoksa dönme hakkının satılanın tamamını kapsaması zorunludur4721 sayılı yasanın 6. maddesine göre kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.6100 sayılı yasanın 190. Maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.Taraflar arasında akdedilen 2016 tarihli sözleşmenin "işin yürütülmesinde yüklenicinin yükümlülükleri" başlıklı 12.maddesinde " Yüklenici, işi İdare ile karşılıklı olarak imzaladığı bu Sözleşmenin ve eklerinin şartlarına bağlı kalarak yapacaktır... İşin gereği olarak Yüklenici tarafından İdareye teslim edilecek ürünlerin ambalâj içinde olması ve/veya fazla sayıda olması ve ilk muayene sırasında gözle görülecek kusurların tespit edilmesinin mümkün olmaması ve malların bu şekilde teslim alınması halinde bu durum, Yükleniciyi imalât hatalarına karşı sorumluluktan kurtarmaz. Yüklenici, Sözleşme ve şartnamelere uymayan, eksik ve kusurlu oldukları tespit edilen malları, İdarece belirlenen süre içinde bedelsiz olarak değiştirmek veya düzeltmek zorundadır....İdare, sözleşme konusu mallardan ayıplı, eksik ve teknik şartnameye uygun olmadığı tespit edilenleri, dilerse sözleşmeye uygun olanlarıyla değiştirilmesini talep eder, dilerse ayıplı ve eksik mallardan takdir edeceği bedeli fiyattan düşer. Yüklenici bu durumu peşinen kabul eder.Yüklenici, sözleşmede belirtilen ürünlerin kusur ve eksiklikleri nedeniyle veya sözleşmeye aykırı, imalâtı eksik yapması nedeniyle sistemde oluşacak herhangi bir arızanın giderilmesi için İdarenin çağrısı durumunda müdahale etmesi gerekir. Bu müdahale, bakım onarım garantisi kapsamında değerlendirilecektir" , 12.10.maddesinde "Yüklenici tarafından teslim edilecek malların kabulünden sonra asgari 24 ay garanti süresi olacaktır. Yüklenici, bu mallara ait garanti belgelerini İdare adına düzenletmek ve orijinal nüshalarını İdareye teslim etmekle mükelleftir. Alınan mallara ilişkin İdare adına garanti belgesi düzenlenmesinin mümkün olmaması durumunda Yüklenici, garantiye ilişkin taahhütleri içeren bir belgeyi İdareye sunmak zorundadır.Yüklenici, malın; garanti süresi içinde, gerek malzeme ve işçilik gerekse montaj hatalarından dolayı arızalanması halinde işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamirini yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür." ; 12.11.maddesinde "Yüklenici tarafından teslim edilecek malların İdare tarafından kontrol edilip, İdarece kabul tutanağının onaylanmasından sonra, sistemin 24 ay bakım ve onarım garanti süresi olacaktır. Garanti kapsamındaki malzemede Sözleşme süresi içerisinde tespit edilecek hata, ayıp ve eksikliklerin garanti sağlayan kişi veya kuruluş tarafından giderilmesini Yüklenici temin edecektir. Bu yükümlülüğün Yüklenici tarafından yerine getirilmemesi halinde İdare, garantinin sağlanması için yapacağı tüm giderleri Yüklenicinin alacaklarından mahsup etmek veya teminatını paraya çevirmek suretiyle tahsil etmek hakkına sahiptir. Garanti süresi içinde kullanıcı hataları hariç bozulan parçalar Yüklenici tarafından ücretsiz olarak değiştirilecek, sarf malzemeler ve işçilik için, Yüklenici tarafından hiçbir ücret talep edilmeyecektir. Kullanıcı hatalarından Yüklenici sorumlu olmayacaktır. Kullanıcı hatasına dayalı arızalarda onarım işlemleri, İdarenin kullanıcı hatalı işlem raporu ve oluşabilecek faturaya onay vermesi sonrası başlatılacaktır." düzenlemeleri mevcuttur. Mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu elektronik kartlarda davalı tarafın satıcı olarak şarjlı pil kullanılması gereken bir devrede normal pil kullanılamayacağı konusunda davacıyı uyarma ve bilgilendirme sorumluluğu olduğu, bu açıdan davalının kusurlu olduğu, bu durumun devamlı olarak 3v gerilim altında olan normal pillerin kısa sürede boşalmasına ve kullanım dışı kalmasına yol açtığı, keşif günü laboratuvar ortamında yapılan incelemede test edilen bir ... ekranda bağlantı filminde dışarıdan herhangi bir zorlama veya baskı olmaksızın temassızlık oluştuğu, kalem veva baska bir cisimle bastırıldığı zaman görüntünün düzeldiği, bütün ... ekranların test edilmesi mümkün olmamakla birlikte, test edilen 1 üründe davacının iddialarına da konu temassızlık sorununun tespit edildiği, bu arızanın kullanım hatasından veya bağlantı filmindeki kasılmadan kaynaklanmayıp, üretim hatasından kaynaklandığı ve bu durumdaki bütün ... ekranların ayıplı ürün olarak nitelendirilmesi gerektiği,... ekranlarda bağlantı filmindeki temassızlık sonucu meydana gelen görüntü problemlerinin, kullanılmaya başlandıkça ve ısınma ile ortaya çıktığının anlaşılması sebebiyle davacı tarafından kusurlu olduğu gerekçesiyle listesi verilen 1943 adet karta bağlı ... ekranlardan kaç tanesinde bu sorununun oluştuğunun tespit edilmesinin ancak kullanım sonrasında aylar sürecek bir sürecin sonunda mümkün olabileceği, incelenen sim kart konnektörlerinde tasarımdan kaynaklanan kusur ve lehim eksikliği olduğu, tespit edilen bağlantı sorunlarının tasarım hatası veya üretimden kaynaklandığı, kartlarda oluştuğu belirtilen arızaların kullanıcı hatasından kaynaklanmadığı ve üretim hatasından kaynaklanan ayıplı ürünler olduğu, dava konusu kart arızalarının gizli ayıp niteliğinde olduğunun anlaşılması sebebiyle davacı tarafa kusur yüklenmesinin mümkün olmadığı, keşif günü ses sorununa ilişkin herhangi bir tespitte bulunulamadığı, taraflardan ... modülündeki sorunun yazılımsal bir sıkıntı olduğuna dair bir şikayet gelmediği, test edilen cihazlarda yazılımsal bir sıkıntıya rastlanmadığı, dava konusu ürünlerden kaç tanesinin arızalı olduğunun bu ürünler kullanılmaya başlandıkça açığa çıkacağı kesin olarak anlaşıldığına göre, dava konusu ikinci parti ürünlerin tamamının arızalı olduğuna dair bugünden bir değerlendirmede bulunmanın mümkün olmadığı, dolayısıyla kartların bazılarının düzgün işlevini yerine getiriyor olabileceği ayrıca kartlarda meydana gelen arızaların belli bir maliyetle giderilebileceği, bu sebeple de sözleşmenin tümden feshi yerine belirlenecek bir oran üzerinden onarım veya ayıp bedeli çıkartılması ve sözleşme tutarından düşülmesinin uygun olacağı belirtilmiş; davalı tarafça keşif sırasında incelenen ... ekranın, dava konusu olmayan sözleşme kapsamında teslim edilen ürün olduğunun savunulması nedeniyle mahkemece seri numaraları ..., ... ve ... ile başlayan ve her birinden en az üç adet olmak üzere toplam en az dokuz adet ... ekran üzerinde inceleme yapılması amacıyla ikinci kez keşif kararı verilerek dosya kapsamına alınan ek bilirkişi raporunda, davacının seri numaraları ... ve ... olan ürünlerinin olmadığını belirttiği, ... seri numaralı 320 adet arızalı olduğu iddia edilen ürünlerin gösterildiği, bu ürünlerden rastgele olarak seçilere 5 adet ürün teknik inceleme yapılarak ürünlerin ... ekran görüntülerinde kök raporda belirtilen arızaların olduğu, ... ile başlayan seri numaralı teknik incelemesi yapılan kartlarda meydana gelen arızaların tasarım ve/veya üretim hatasından kaynaklandığı ve arıza tespit edilen ürünlerin ayıplı ürünler olarak nitelendirilmesi gerektiği, bu ayıpların kullanım sonucunda anlaşılabilecek gizli ayıp niteliğinde olduğu belirtilmiştir.Somut olayda davacı tarafça taraflar arasında akdedilen 2016 tarihli sözleşmeye konu toplu taşıma araçlarında akıllı kartları, QR kodları veya mobil biletleri okuyarak ödeme işlemini doğrulayan ve onaylayan elektronik cihazların ayıplı olduğu iddia edilmiş olup, ispat yükü, ayıbın varlığını iddia eden davacı üzerindedir. Davacı tarafından dosyaya sunulan ürün listesinde yer alan 1943 adet ürünün ve ilk keşifte bilirkişi tarafından incelenen ... ekranı ile ikinci keşifte incelenen ... seri numaralı ürünlerin, 2016 tarihli sözleşme kapsamında teslim edilen ürünler olup olmadığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmasına göre öncelikle bu hususun aydınlatılması gerekir. Davacı tarafça ayıp iddiasına konu ürünlerin toplu taşımada kullanıldığı beyan edilmiş olup, ikinci keşif sırasında yalnızca 320 adet ... seri numaralı ürünlerin hazır edildiği anlaşılmıştır. Ne var ki davacı tarafça, bu seri numaralı ürünlerin 2016 tarihli sözleşme kapsamında teslim edilen ürünlerden olduğu dosya kapsamındaki deliller ile ispatlanmadığı gibi davacı tarafça, davalının ikinci sözleşme kapsamında teslim edildiğini savunduğu ...... seri numaralı ve hangi sözleşme kapsamında teslim edildiği belirli olmayan ... seri numaralı ürünler ikinci keşif sırasında hazır edilmemiştir. Bu durumda 2016 tarihli sözleşme kapsamında satın alınan ürünlerin varlığı, bu ürünlerin ayıplı olup olmadığı, kaç adedinin ayıplı olduğu noktasında ispat yükü üzerine düşen davacının ayıba ilişkin iddiasını ispatlayamadığı gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur .Karşı dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde,Taraflar arasındaki sözleşmelerin "kesin teminat ve ek kesin teminatın geri verilmesi" başlıklı 8.3.3.maddesinde kesin teminat ve ek kesin teminatın, taahhüdün, sözleşme dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve Yüklenicinin garanti süresi sonunda bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra yükleniciye iade edileceği düzenlenmiştir. Teminat mektubunun iadesi talebinde, teminatın artık bir riski karşılamasının gerekip gerekmediğinin incelenmesi gerekir. Somut olayda incelenen taraf ticari defterlerine göre karşı dava tarihi itibariyle davacının davalıya borçlu olmadığı, davalının ilk sözleşme ile satın alınan ürünlerin ayıplı olduğuna dair bir savunması bulunmadığı, taraflar arasındaki ikinci sözleşmeye konu ürünlerin ayıplı olduğuna dair asıl davada ileri sürülen iddianın da ispatlanmadığı gözetildiğinde sözleşmelerde belirtilen garanti süresinin karşı dava tarihinden önce sona ermiş olmasına göre davalıya verilen teminat mektuplarının iadesi oluştuğunun kabulü gerekir. Bu durumda teminat mektubunun iadesi için ön mesele teşkil edilen hususların çözüme kavuşturulmuş olmasına göre asıl davanın kesinleşmesi beklenmeksizin mahkemece teminat mektuplarının iadesine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Diğer yandan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrarlı bir şekilde kabul ettiği üzere (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 Tarih ve 2021/8284 E.- 2022/9092 K. sayılı kararı) , yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmekte olup, somut olayda karşı davada davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kabulüne karar verilen miktarın dava tarihindeki kur karşılığı üzerinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenmesi gerektiği gözetildiğinde mahkemece dava dilekçesinde harçlandırılan değere göre dava tarihindeki kur oranı üzerinden karşı davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından asıl davada davacı, karşı davada taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Asıl davada davacı ... ...Anonim Şirketi , karşı davada davacı ...Anonim Şirketi ve davalı ... ...Anonim Şirketi vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Asıl dava yönünden davacı ... ...Anonim Şirketi tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Karşı dava yönünden davacı ...Anonim Şirketi tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,4-Karşı dava yönünden davalı ... ...Anonim Şirketi tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 8.895,41 TL harcın, alınması gerekli olan 35.581,66 TL harçtan mahsubu ile bakiye 26.686,25 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,5-Asıl dava yönünden davacı, karşı dava yönünden davalı olan ... ...Anonim Şirketi tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,6-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2026