Danıştay Onuncu Dairesi, belediye işçisinin görev başında zabıta aracında patlama sonucu yaralanması nedeniyle belediyenin kusursuz sorumluluğu uyarınca hükmedilen yüksek maddi tazminatın efor kaybı kısmına yönelik temyiz incelemesini yaparak kararı onadı.
Özet: Bir belediye işçisinin, görevi başında bir terör saldırısında yaralanması üzerine idareden talep ettiği maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin kusursuz sorumluluk ilkesine dayanarak efor ve kazanç kaybından kaynaklanan 9.274.419,93 TL maddi tazminata hükmettiği karara yönelik her iki tarafın temyiz başvuruları değerlendirilmiş olup; davacının bakıcı ve protez giderleri talepleri ile davalı belediyenin olayın terör kapsamında olduğu ve sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki iddiaları karşısında, yüksek mahkeme idarenin Anayasadan kaynaklanan sorumluluğunu ve kusursuz sorumluluk ilkesini vurgulayarak ilk derece mahkemesinin efor kaybı tazminatına ilişkin kararını hukuka uygun bulmuştur.

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİRE Esas No : 2025/217Karar No : 2025/5636 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı / ...VEKİLİ : Av. ...İSTEMLERİN_KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Davacı tarafından; Van Belediye Başkanlığı emrinde işçi olarak çalışmakta iken Belediyeye ait zabıta aracı içerisinde görevli olduğu sırada Van ili, Merkez ilçesi, ... kavşağında 09/03/2006 tarihinde meydana gelen patlamada yaralandığından bahisle, uğranıldığı iddia edilen zararlarına karşılık 220.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 9.274.419,93 TL) maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.... İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Danıştay Onuncu Dairesinin 13/04/2022 tarih ve E:2021/3729, K:2022/2068 sayılı maddi tazminata yönelik bozma kararına uyularak, dava konusu zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca Van Belediye Başkanlığı tarafından karşılanması gerektiği, davacının gelir kaybı ve efor kaybından kaynaklanan maddi zararına ilişkin hususların tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan bilirkişi raporunda, efor kaybı tazminat tutarının 5.148.271.23 TL, kazanç kaybının 4.126.148.70 TL olarak belirlendiği, toplam 9.274.419,93 TL maddi tazminatın davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, efor kaybı ve gelir kaybından kaynaklanan tazminatın onanması, bakıcı ve protez giderleri yönünden de tazminata hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.Davalı idare tarafından, olayın terör olayı olduğu göz önüne alındığında 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi ve husumetin taraflarına yöneltilememesi gerektiği, idarelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, bilirkişi raporundaki hesaplamaların yanlış ve hatalı olarak yapıldığı ileri sürülmektedir.TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ :...DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden; Van Belediyesinde işçi olarak görev yapan davacı, 09/03/2006 tarihinde Van ili, Merkez ilçesi, .. Caddesi, ... Kavşağında Van Belediye Başkanlığına ait ... plakalı zabıta aracı içinde görevli olarak bulunmakta iken, saat 09.05 sıralarında bir intihar eylemcisinin anılan aracın sağ ön kapısı yanında üzerindeki bombayı patlatması sonucunda patlamanın etkisiyle yaralandığı, zararlarının tazmin edilmesi talebiyle İçişleri Bakanlığına yaptığı başvurunun reddi üzerine uğradığı iddia edilen zararına karşılık 220.000,00 TL (miktar artırımı sonucu 9.274.419,93 TL) maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Kusursuz sorumluluk, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür.HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize konu kararın, efor kaybı tazminatına ilişkin kısmının incelenmesi: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen kararın, efor kaybı tazminatına ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize konu kararın, kazanç kaybına ilişkin kısmının incelenmesi: Dosyada bulunan... tarih ve E-... sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının yazısında; davacıya 5233 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi kapsamında 2. derece sivil terör mağduru aylığı bağlandığının belirtildiği, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise bahse konu aylığın tazminattan indirilmediği görülmektedir. 5233 sayılı Kanun kapsamında bağlanan aylıklar ifa (zararın giderimi) amacı taşımakta olup, bu aylıkların olay sebebiyle sağlanan yarar olarak kabul edilip, hesaplanan tazminattan düşülmesi gerekmektedir. Buna göre, davacıya 5233 sayılı Kanun'un Ek. 1. maddesi kapsamında bağlanan ve aylar itibarıyla ödenen aylıkların tutarı Sosyal Güvenlik Kurumundan istenilerek işlemiş dönem zararında bu aylıkların, işleyecek dönem zararında ise bağlanan aylığın peşin sermaye değerinin (her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle 1/kn formülü uygulanarak) hesaplanan maddi tazminattan mahsup edilmesi suretiyle kazanç kaybı tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olup, İdare Mahkemesi kararının kazanç kaybına ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. C) Temyize konu kararın hükmedilen tazminat tutarına işletilecek yasal faizin başlangıç tarihi yönünden incelenmesi : Faiz; en basit biçimiyle, idarenin tazmin borcu bağlamında; kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatı ödediği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuna göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, uyuşmazlık bakımından ön karar başvurusunda bulunulduğu tarihteki haliyle 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği; bu isteklerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren dava süresi içinde dava açılabileceği kuralı yer almaktadır. İdari işlem ve eylemlerden dolayı uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi olarak idareye başvuru tarihinin, dava dilekçesinde yasal faizin başlangıç tarihine ilişkin bir istemde bulunulmaması halinde ise dava tarihinin esas alınması Danıştay içtihatlarında genel kabul görmüş ve istikrar kazanmıştır. Bakılan davada, davacı tarafından, dava konusu olay nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemiyle 20/02/2007 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunulduğu, dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesinin istenildiği, temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hükmedilen maddi tazminata davanın açıldığı tarih olan 04/05/2007 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verildiği görülmektedir. Buna göre, davacı tarafından dava dilekçesinde idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi talebinde bulunulduğundan, hükmedilen maddi tazminata Danıştayın yerleşik içtihatları gereği idareye başvuru tarihi olan 20/02/2007 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekmekte olup, İdare Mahkemesi kararının bu kısmında da hukuki isabet bulunmamaktadır.Öte yandan; davacının temyiz dilekçesinde bakıcı gideri ve protez gideri yönünden de maddi tazminat talebinde bulunduğu görülmekte ise de; dava dilekçesinde yer almayan bu istemlerin davanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu değerlendirildiğinden, anılan maddi zarar kalemlerine yönelik herhangi bir inceleme yapılmamıştır.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,2. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının efor kaybı tazminatına ilişkin kısmının ONANMASINA, kazanç kaybı tazminatına ilişkin kısmı ile faiz başlangıç tarihine ilişkin kısmının BOZULMASINA,3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,4. Kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davalı idareye iadesine,5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/11/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.