Hizmet alım sözleşmesinin haksız feshi iddiasıyla açılan cezai şart davasında, fesih bildiriminin usulü ve haklı nedenin varlığına ilişkin farklı değerlendirmelerin temyiz incelemesi.
Özet: Güvenlik hizmeti sözleşmesinin hizmet alan tarafça haksız feshedildiği iddiasıyla cezai şart talebini konu alan davada, ilk derece mahkemesi, hizmet verenin eksik ve hatalı hizmetleri nedeniyle feshin haklı olduğuna hükmetmiş; ancak bölge adliye mahkemesi, feshin usulüne uygun yazılı olarak bildirilip tebliğ edildiğinin ispatlanamaması gerekçesiyle haksız olduğuna karar vererek cezai şartı kabul etmiştir. Bunun üzerine davalı, hizmetteki yetersizlikleri ve feshin haklı nedenlere dayandığını, yazılı bildirim usulünün geçerlilik değil ispat şartı olduğunu ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2025/3811 E.  ,  2026/1377 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/74 E., 2025/1217 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/476 E., 2021/1056 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 10.10.2012 tarihli güvenlik hizmeti sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 6.1 maddesine göre sözleşmenin 10.10.2012 tarihinden 10.10.2014 tarihine kadar 24 ay geçerli olacağının kararlaştırıldığını, davalı tarafın sözleşmeyi 16.12.2013 tarihinde haksız şekilde elektronik posta kanalı ile 31.12.2013 tarihinden geçerli olmak üzere feshettiğini, davalının haksız olarak sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle sözleşmenin 9. maddesinde belirtilen cezai şart bedelini ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla, sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL cezai şart bedelinin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının fesih bildirimi incelendiğinde sözleşmenin 8. maddesi kapsamında haklı nedenle sözleşmenin feshedildiğinden bahisle e-posta yolu ile davacıya bildirim yapıldığı, dosyaya kazandırılan delillerin incelenmesinde; davalı tarafça davacı şirkete 29.08.2013 tarihinde tutanak ile hakedişe ilişkin bir kısım belgeler ile son dönemlerde işe başlayan personellerin sigorta işe giriş bildirgelerinin ve özlük dosyalarının teslim edilmediği, bütün sözlü ikazlara rağmen söz konusu eksikliklerin giderilmediğinin belirtildiği, 22.10.2013 tarihli e-postada ise güvenlik personelinin görev alanı olmayan yerlere girdikleri görev alanı dışına çıktıkları sigara içtikleri atölye anahtarını kaybettikleri gibi bir kısım beyanlarda bulunulduğu, davacı şirket tarafından verilen cevap yazısında ise bu hataların kabul edilerek düzeltileceği yönünde beyanda bulunulduğu, 11.12.2013 tarihli e-postada ise davalı taraf ... dağıtım aracından bahisle bir takım olumsuzlukları davacı tarafa bildirmiş olduğu, tüm bu sürecin tamamı gözetildiğinde ise davalı işveren şirketin fesih bildiriminin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle davacının cezai şart talebine ilişkin davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyadaki yazışmalar incelendiğinde, davalı tarafından belirlenen aksaklıkların davacıya bildirildiği, davacı tarafından da davalının bildirdiği aksaklıkların giderildiğine dair davalıya bilgilendirmeler yapıldığı, 18.12.2013 tarihli e-mailde de davacı şirket yetkilisi ...'a sözlü olarak bildirilen feshin yazılı olarak davacı şirkete de gönderilmesinin talep edildiği, davalı şirket tarafından fesih bildiriminin davacı şirkete yazılı olarak gönderildiğine ilişkin dosyaya bir belge sunulamadığı, feshin usulüne uygun olarak yapılmadığı, bu durumda feshin haksız olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile 137.433,33 TL cezai şart bedelinin fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafın müvekkili şirkete yetersiz hizmet vermiş olduğunu, davacı firmanın elemanlarının yapmış olduğu haksız eylemlerden dolayı sözleşmenin davalı müvekkili tarafından haklı nedenlerle feshedildiğini, davacı yanın dosyaya sunmuş olduğu e-posta yazışmalarında da gözüktüğü üzere; 23.10.2013 tarihinde güvenlik çalışanlarının kurallara aykırı hareket ettiğine dair e-posta gönderildiğini, tüm hususların davacı şirket tarafından kabul edildiğini, feshe dayalı irade beyanı da karşı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, taraflar aralarında 01.01.2014 tarihinde davacı şirket güvenlik şefi .... ile tutanak imzalandığını ve fesih bildiriminin davacı şirkete yazılı olarak yapıldığını, TTK 18/3 bildirim usulünün geçerlilik değil ispat şartı olduğunu, bu hususun Yargıtay kararları ile belirtilmiş olduğunu, dosyadaki mübrez kayıtlardan feshin yazılı olarak yapıldığının anlaşılmasına rağmen davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle cezai şart bedeli istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.