Hizmet alım sözleşmelerinin sona ermesi sonrası alt işveren tarafından ödenen işçi alacaklarının, farklı dönem sözleşme hükümleri gereği asıl işverenden rücuen tahsiline dair içtihat.
Özet: Hizmet sağlayıcı davacının, sona eren hizmet alım sözleşmeleri sonrası işçilerine ödediği işçilik alacaklarının müvekkilinden rücuen tahsilini talep ettiği davada, mahkeme iki ayrı dönemdeki sözleşmeleri değerlendirmiş; ilk dönem sözleşmelerdeki "işçi sorumluluğunun yükleniciye ait olduğu" hükmü uyarınca davacının ödemelerden tek başına sorumlu olduğuna karar verirken, ikinci dönem sözleşmedeki "kıdem tazminatının idare tarafından ödeneceği" hükmü gereği davalının bu dönemdeki işçilik alacaklarının belirli bir kısmından sorumlu olduğuna hükmederek davayı kısmen kabul etmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/449 E., 2025/583 K.SAYISI : 2020/208 E., 2023/410 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVA1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile aralarında 15.09.2014 tarihinde Etkileşim Merkezi Hizmeti Alımına Ait Sözleşme ve 22.09.2017 tarihinde Çağrı Hizmeti Alımına Ait Sözleşme imzalandığını, müvekkili şirket, istihdam ettiği işçileri çalıştırarak, ihale kapsamında tanımlanan işler için davalı tarafa hizmet verdiğini, ihalenin başka firma tarafından kazanılması ile taraflar arasındaki sözleşmelerin 23.03.2018 tarihinde sona erdiğini, ihalenin sona ermesi sebebi ile işçilerin işini 23.03.2018 tarihinde sonlandırmak zorunda kaldıklarını, davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmeler gereğince 22 işçiye işçi alacakları olarak toplamda 480.780,69 TL ödeme yaptığını, davalı ile yaptığı sözleşmeler gereğince bu bedelin davalıdan rücu edilmesi gerektiğini beyan ederek, fazlaya dair hak ve alacaklar saklı kalmak kaydı ile ödenen toplam 480.780,69 TL‘nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir.2- Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile aralarında 15.09.2014 tarihli ve 22.09.2017 tarihli çağrı merkezi hizmeti verilmesine ilişkin hizmet alım sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşmelerin 23.03.2018 tarihinde sonlandırıldığını, sözleşmenin sonlandırılması nedeniyle 71 işçi tarafından müvekkili şirket aleyhine kıdem tazminatı talepli iş davası açıldığını, işçilere dava ve icra takipleri neticesinde 1.843.021,60 TL ödeme yaptığını, bu ödemelerden davalının sorumlu olduğunu belirterek ödenen ücretin şimdilik 500.000,00 TL'sinin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPAsıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, hak düşürücü süre, yetki, görev ve kesin hüküm itirazları bulunduğunu, davacı tarafından ödenen meblağın belirli olması nedeniyle kısmi dava açmasının hukuka aykırı olduğunu, ödemeden sorumlu olmadıklarını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında davacı ile davalı arasında rücu davasına konu 15.09.2014-23.09.2017 tarihleri arasında imzalanan (36 aylık) sözleşme eki teknik şartnamelerin 10.6 maddelerinde,“Operasyon Grubu çalışanlarının bulunması, işe alınması ve 4857 sayılı “İş Kanunu” yükümlülüklerine uygun olarak çalıştırılması yüklenicinin sorumluluğundadır” hükmünün bulunduğu, dava dışı işçilerin SGK hizmet dökümünde davacı şirketin çalışanı olmaları ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin güncel içtihatlarına göre; davacı ile davalı arasında 15.09.2014-23.09.2017 tarihleri arasında imzalanan sözleşmeler konusu iş dolayısıyla, davacı tarafından dava dışı işçilere ödenen 1.976,979,29 TL kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, vekalet ücretleri mahkeme giderleri ve icra masraflarının tamamından davacının sorumlu olduğu ve bu tutarın davalıdan talep edilemeyeceği, davacı ile davalı arasında rücu davasına konu 24.09.2017-23.03.2018 tarihleri arasında imzalanan (6 aylık) sözleşme eki teknik şartnamenin 8.8. maddesinde; “... Bu alım kapsamında idare tarafından (asıl işveren) tanımlanan ve Yüklenici (Alt işveren) tarafından çalıştırılacak personelin iş akitlerinin 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesi gerektirecek şekilde alım kapsamında imzalanan sözleşme yürürlükte iken veya sözleşme süresinin sona ermesi halinde bu personelin hak ettiği kıdem tazminatı....idare tarafından ödenecektir” hükmünün bulunması ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin güncel içtihatlarına göre davacı ile davalı arasında 24.09.2017-23.03.2018 tarihleri arasında imzalanan sözleşmeler konusu iş dolayısıyla, davacı tarafından dava dışı işçilere ödenen 345,988,12 TL kıdem tazminatı, yargılama giderleri, faizleri ve icra masrafların tamamından davalı idarenin sorumlu olduğu ve davacının bu tutarı davalıdan talep edebileceği değerlendirilmekle, 36 aylık sözleşme kapsamında; ödenen işçilik alacakları için taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre davacının, davalıdan talep edebileceği bir alacağının bulunmadığı, 6 aylık sözleşme kapsamında ise; asıl davada davacı tarafından 22 işçi için icra dairelerine ödendiğinden bahisle davalıdan talep edilen 480.780,69 TL kıdem tazminatı, yargılama giderleri, faizleri ve icra masraflarından davacı tarafından davalıdan talep edilebilecek tutarın 65.372,71 TL olduğu, birleşen davada 71 işçi işçi için icra dairelerine 1.843.021,60 TL ödendiğinden bahisle davalıdan talep edilen kıdem tazminatı, yargılama giderleri ve faizleri ve icra masraflarından; davacı tarafından davalıdan talep edilebilecek tutarın 280.615,41 TL olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1- Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı ile yapılan sözleşmeler gereği dava dışı işçilere ödenen bedellerin tamamından davalı idarenin sorumlu olduğu, kabul anlamına gelmemek üzere en azından yarı yarıya sorumluluğa hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.2- Asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımı, hak düşürücü süre, yetki, görev ve kesin hüküm itirazlarının olduğunu, mahkemenin kendilerinin sorumluluğuna dayanak yaptığı ilgili sözleşme hükmünün kanunun emredici düzenlemelerine aykırı olduğunu ve bu sebeple yok hükmünde sayılması gerektiğini, kararın faiz başlangıcı noktasında da hatalı olduğunu, temerrüt başlangıcının tespiti konusunda davacı tarafından ihtarda bulunulmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.1- Asıl ve birleşen davaya ilişkin davalı vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfı ile aynı Kanun'un 352/1-b maddesi hükmü uyarınca temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir.Dosya içeriğine göre temyize konu edilen miktar asıl dava yönünden 65.372,71 TL, birleşen dava yönünden ise 280.615,41 TL olup, davalı yönünden kabul edilen kısımlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya ilişkin temyiz isteminin miktardan reddine karar verilmiştir.2- Asıl ve birleşen davaya ilişkin davacı vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1-Asıl ve birleşen davaya ilişkin davalı vekilinin temyiz isteminin kararının miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE,2- Asıl ve birleşen davaya ilişkin davacı vekilinin temyiz talebi yönünden;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.