İnternet reklamcılığı hizmeti kaynaklı cari hesap alacağı davasında, Yargıtay bozmasına karşı yerel mahkemenin direnme kararının temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı şirketin davalıdan internet reklam danışmanlığı hizmetlerinden kaynaklanan cari hesap alacağı tahsili amacıyla başlattığı icra takibine itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin davacıyı haklı bulan ve davalının ödemeleri ile ilgili iddialarını reddeden kararının istinaf tarafından onaylanması üzerine Yargıtayın, ihtilafın kabul edilmeyen iki faturaya odaklanması ve hizmet bedelinin tıklama sayılarına göre yeniden bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerektiği yönündeki bozma kararına ilk derece mahkemesinin, hizmetin niteliği gereği tıklama yerine gösterme eyleminin esas alınarak tüm fatura bedellerinin hak edildiği gerekçesiyle direnmesi sonucunda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun direnme kararını ilke olarak yerinde bulmakla birlikte davalı tarafından yapılan ödemeler ve itirazın iptaline karar verilen miktar yönünden dosyanın yeniden incelenmek üzere ilgili daireye gönderilmesine ilişkin hukuki süreci özetlemektedir.

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/63 E., 2024/165 K.Dairemiz bozma kararına Bölge Adliye Mahkemesince direnilmesi üzerine karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulu kararı ile direnme kararı yerinde olup davalı tarafından yapılan ödemeler ve itirazın iptaline karar verilen miktar yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalıya "... Danışmanlığı Hizmeti" verdiğini ve taraflar arasında cari hesaptan kaynaklanan alacak-borç ilişkisinin oluştuğunu, müvekkili şirketin ... ödemeleri yurt dışı bazlı olduğundan bu ödemelere ilişkin KDV'leri Türkiye'de yatırdığını, muavin defterine bu bedellerin KDV eklenmiş hâlini işlediğini, cari hesap alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ileri sürerek icra takibine yapılan itirazın iptali ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 2017 yılı Haziran-Aralık ayları için sözlü olarak yapılmış internet reklamcılık hizmeti ilişkisi olduğunu ve sözleşme ilişkisinin 31.12.2017 tarihinde sona erdiğini, bu ilişki çerçevesinde yapılan internet reklam hizmeti için davacı tarafından fatura düzenlendiğini ve müvekkili şirketin cari hesap çerçevesinde, belirlenen süre içerisinde faturaların tamamını ödediğini, iddia edilen KDV ödemelerinin ve muavin defter kayıtlarının müvekkili şirket aleyhine delil olma niteliğinin bulunmadığını, bahsedilen yabancı şirket ...'ün müvekkili şirket ile bir ilgisinin bulunmadığını ve onunla yapılan işlemin müvekkili şirketi bağlamayacağını, internet ortamında doldurulan formların gerçek ve hukuki faturalar olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 10.04.2019 tarihli kararı ile davacının davalıya "... Reklam Danışmanlığı Hizmeti" verdiği, davacı bilgisayarında ... incelemesinde davacının 12 adet hesap yönettiği, bunlardan iki tanesinin davalıya ait olduğu, bu iki hesaptan adword çalışmalarında 3.000 ilâ 5.000 arasında anahtar kelimelerin ... internet kampanyalarına yönelik olduğu ve dolayısıyla hizmetin davalıya verildiği, davacının sorumlu sıfatıyla KDV'yi (yurtdışından alınan hizmetlerde KDV beyan sistemi) KDV 2 ile beyan edip KDV 1 ile indirim konusu yaptığı, icra takip tarihi itibariyle davacının davalı şirketten ticari ilişki çerçevesindeki bakiye hizmet alacağının 912.219,54 TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 10.04.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 27.10.2022 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Bölge Adliye Mahkemesinin 27.10.2022 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, davacı tarafça düzenlenen (6) adet fatura itiraz edilmeksizin davalı tarafça ticari defterine kaydedilerek kabul edildiğine göre hizmet bedeli konusundaki ihtilafın 30.11.20 17... .02.2018 tarihli diğer (2) fatura bedeline ilişkin olduğunun kabulü ile çözümlenmesi gerekirken mahkemece salt davacının ticari defterinde kayıtlı olan bedel hükme esas alınarak karar verilmesinin doğru görülmediği, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak öncelikle her fatura dönemine ilişkin tıklama sayılarının ayrı ayrı tespit edilmesi, itiraz edilmeyen fatura bedelinin bu fatura dönemine ilişkin belirlenen tıklama sayısına bölünmesi suretiyle ortalama tıklama birim maliyetinin hesaplanması, sonrasında uyuşmazlık konusu nizalı fatura dönemlerindeki tıklama sayıları ile ortalama tıklama birim maliyetinin çarpılması ile nizalı faturalara ilişkin hizmet bedelinin belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesinin 20.03.2024 tarihli kararı ile; davacının sözleşmeden ... hizmeti yerine getirdiği, sözleşme ilişkisi çerçevesinde internet ortamında toplam 6.213.487 gösterme işleminin gerçekleştiği, üçüncü kişilerin iradesine tâbi bulunan tıklama eyleminin hizmetin bedelinin tespitinde esas alınmasının mümkün olmadığı, bu nedenle davacının bozma kararına konu olan 30.11.20 17... .02.2018 tarihli iki adet fatura bedelini de hak ettiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.3. İlk Derece Mahkemesinin 20.03.2024 tarihli direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.01.2026 tarihli, 2025/6-30 E., 2026/41 K. sayılı kararı ile dosya içerisinde yer alan ve tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporları dikkate alındığında, davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklanan alacağının 2.127.219,54 TL olduğu anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemecesince taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacının belirlenen iş bedeli alacağına ilişkin kabulünün yerinde olduğu gerekçesiyle davalı tarafından yapılan ödemeler ve itirazın iptaline karar verilen miktar yönünden inceleme yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; taraflar arasında 2017 yılı Haziran-Aralık arasındaki dönem için sözlü olarak yapılmış internet reklamcılık hizmeti ilişkisi olduğunu ve sözleşmenin 31.12.2017 tarihinde tamamlandığını, bu ilişki çerçevesinde verilen hizmetin davacı tarafından faturaya bağlandığını ve cari hesap ilişkisi kapsamında fatura bedellerinin ödendiğini, ödemelerin de her bir fatura için ayrı ayrı değil cari hesap üzerinden farklı zamanlarda ve miktarlarda yapıldığını, davacının dava dışı yabancı şirkete yaptığını iddia ettiği ödemelerin müvekkili şirket aleyhine delil niteliğinin bulunmadığını ve müvekkili şirketi bağlamayacağını, davacının gerçek bir ödeme yapmadan dava dışı yabancı şirket ismiyle internet ortamında bulunan formlar doldurularak yazılan miktarın KDV’si ödenerek geri kalan bedel için kendi müşteri olan müvekkili şirket gibi şirketlerden ödeme talep ettiğini, internet ortamında temin edilen ve doldurulan bu formların gerçek ve hukuki faturalar olmadığını, davacının istediği gibi anahtar kelimelerle ve fiyatlarıyla oynayarak hesaplara istediği kadar fatura çıkarabildiğini, alınan bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazların değerlendirilmediğini, sözleşme ilişkisi 31.12.2017 tarihinde sona erdiği hâlde faturalandırma işleminin 2018 yılında da devam ettiğini, bunun nedeninin bilirkişi raporunda açıklanmadığını beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili konusundaki icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.