Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin ticari satış ilişkisinden kaynaklanan 50.000 TL bedelli senede ilişkin borçlu olunmadığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasının açılmamış sayılması kararına yönelik istinaf kararı.
Özet: Davacı kooperatif tarafından, davalı şirket aleyhine yürütülen icra takibine konu 50.000 TL bedelli senedin, davalı şirket yetkilisine elden ödendiği ve ödeme belgesiyle ispatlandığı iddiasıyla borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiş; davalı taraf ise söz konusu ödemenin senede ilişkin olmadığını, şirket yetkilisinin şahsi borçları veya başka bir ticari işleme ait olduğunu savunmuştur. İlk derece mahkemesinin davanın açılmamış sayılması kararı üzerine davacı, bu kararın iptali için istinaf yoluna gitmiştir.

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ...KARAR NO: ...T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 07/04/2025NUMARASI: ... Esas - ... KararİSTİNAF EDEN DAVACI: ...VEKİLİ : Av... DAVALI : ... VEKİLİ : Av... DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARARININKARAR TARİHİ : 04/06/2026YAZIM TARİHİ : 05/06/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 07/04/2025 tarihinde tesis edilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 18.07.2015 vadeli, 24.650,00 TL bedelli ve 31.07.2015 vadeli ve 50.000-TL bedelli iki adet senet ile kambiyo senetlerine mahsus müvekkili kooperatif aleyhinde icra takibi başlatıldığını, kooperatife ait gayrimenkuller üzerine haciz şerhi konulduğunu ve satış işlemlerine başlanıldığını, ödeme emrini alan davacı kooperatifin yetkililerinin icra takibine konulan alacağa dayanak senetlerden birisi olan 31/07/2015 vadeli ve 50.000,00-TL bedelli senedi 07/01/2016 tarihinde kooperatif adına kooperatif müteahhidi ......'ın yanında ......'unda olduğu halde senet alacaklısı davalı şirketin yetkilisi ve sahibi olan ......'ya ......'nde bulunan iş yerinde bizzat 50.000,00- TL olarak ödendiğini, ödeme esnasında şirket yetkilisi ......'dan söz konusu bedelli ödenen senedin talep edildiğini, ancak senedin şu anda Büsan'daki dükkanda olduğu bir iki güne kadar göndereceği cevabını aldıklarını, ......'ın kendisinin inşaatçılık işi ile uğraştığını ve karşı tarafa da uzun zamandır ticaretleri olmasından dolayı oluşan samimiyete binaen bu sözlere itibar ettiklerini, mezkur senet ödemesine ilişkin şirketin yetkilisi ......’dan dilekçeleri ekindeki imzalı ödeme belgesini aldıklarını, aradan belli bir zaman geçtikten sonra davalı kooperatif yetkilileri ellerinde ödeme belgesi olması dolayısıyla ve iyi niyetli olarak olayın üzerinde durmadıklarını, ama daha sonra bu kötü niyetli ve mükerrer alacak tahsili talebi ve icra takibi ile karşılaştıklarını, icra takibi başlatıldıktan sonra kooperatif yetkililerinin defalarca karşı taraf ile görüştüklerini, bugün yarın diyerek oyalandıklarını, ......’nın davacı kooperatif tarafından ödenen meblağı ödeme tarihi itibariyle hesaptan düşeceği yerde faiz vesaire hesabı çıkartarak bu miktarı düşmek istemediğini, icra takibine konulan 24.650,00-TL bedelli senede ve alacağın bu kısmına ilişkin bir diyecekleri olmadığını ve bu miktarın ve fer’ilerinin davacı tarafından ödeneceğini, dolayısıyla başlatılan icra takibindeki borcun bu miktarına ilişkin herhangi bir itirazlarının söz konusu olmadığını, buna mukabil icra takibine konulmadan çok önce 07.01.2016 tarihinde ödenen 50.000-TL bedelli, 31.07.2015 vadeli senede ilişkin olan miktarın aslına işletilen faize ve bütün ferilerine açıkça itiraz ettiklerini, bu nedenlerle öncelikle icra takibinden önce yapmış oldukları ödemeden dolayı 31/07/2015 vadeli ve 50.000,00-TL bedelli senetten dolayı karşı tarafa bir borçlarının olmadığı ve müvekkilinin daha fazla mağdur olmaması için icra takibinin ve satış işleminin itiraz ettikleri kısmı ve miktar için tedbiren durdurulmasını ve icra takibine konu edilen 50.000,00-TL bedelli senetten ve ferilerinden dolayı borçlu olmadıklarının tespit ve icra takibinin ve takibe konu edilen ve takipten önce ödenen 31.07.2015 vadeli ve 50.000,00-TL bedelli senedin iptali ile açıkça haksız ve kötü niyetli karşı tarafın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet ve inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş olup, duruşmada da bu beyanlarını tekrar etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekili tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılmış olan takipte takip konusu 24.650,00-TL meblağlı senede karşı borçlu olduğunu kabul ettiğini, bu senedin dava konusu olmadığını, 50.000,00-TL bedelli senedin ise yine bu ticari ilişkiye karşılık olarak müvekkiline verildiğini, davacı tarafından dosyaya sunulmuş olan ödeme belgesinin senede istinaden yapılmadığını, senet alacaklısının ...... olduğunu, ödeme belgesinin ise ...... adına olduğunu, şirket yetkilisi ......'nın şahsen daha önce vermiş olduğu borç paralar dolayısı ile davalı şirketten daire hissesi satın aldığını, ekte sunulan sözleşmeden de anlaşılacağı üzere 125.000-TL daireye mahsup edildiğini, geri kalan 50.000 TL’sinin ise borç olarak belirtildiğini, davacının dosyaya sunmuş olduğu ödeme belgesinin mahkemeye sunmuş oldukları daire satış sözleşmesine istinaden ödenen meblağ olduğunu, her ne kadar daire satış sözleşmesinde anahtar teslimi 31.12.2015 olarak belirtilmiş ise de halen dairenin tesliminin gerçekleşmediğini, bu sözleşmeden dolayı ...... tarafından her türlü yasal işlemi başlatacaklarını, bu nedenlerle davanın reddini, alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN 04/05/2023 TARİHLİ KARARI: İlk derece mahkemesince; "...Mahkememizce yapılan yargılama ve değerlendirmede, davacı vekilince davalı aleyhine açılan işbu davada, .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takibe konulan 31/07/2015 tarihli, 50.000,00 TL bedelli senetten dolayı davalıya borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiş olup, alınan rapor ve dosya kül halinde değerlendirildiğinde davacının ticari defterlerinde davaya konu bono ile ilgili bir kaydın bulunmadığı, davacının yapılan ödemenin dava konusu bonoya ilişkin olduğunu ispatlayamamış olması, davalı yanın da ödemenin söz konusu bonoya istinaden yapıldığını kabul etmemesi, davacı vekiline yemin delili hatırlatılmasına rağmen bu delile başvurulmayacağının beyan edilmesi nedeniyle ispatlanamayan davanın reddine ..." gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. DAİREMİZİN 27/05/2024 TARİHLİ, ... ESAS, ... KARAR SAYILI KALDIRMA KARARI; İlk derece mahkemesinin 04/05/2023 tarihli kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Dairemizin 27/05/2024 tarihli ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile; "...12.03.2015 tarihli daire satış sözleşmesi ile davacı kooperatif yönetim kurulunun ilk kararının aynı tarihli ve yine takibe konu bononun keşide tarihin bu tarihlere yakın 27.03.2015 tarihli olduğu, sözleşme ve ilk yönetim kurulu kararında daire numarasının farklı gösterildiği, ancak 12.04.2015 tarihli yönetim kurulu kararında bu farklılığın giderildiği, dosya arasında taşınmazın dava dışı ......'ya devredildiğine ilişkin tapu kaydı bulunmadığı ancak tapu devrine ilişkin taraflarca ileri sürülmüş bir itiraz bulunmamasına göre bu hususlarda bir uyuşmazlık bulunmadığı, her ne kadar dava dışı ...... tarafından düzenlenen ibranamede tarih bulunmamakta ise de ibranamede daire satışı sözleşmesine ve davacı kooperatif yönetim kurulu kararına atıf yapılması nedeniyle, ibranamenin belirtilen kayıtlarla aynı tarihte yada sonraki bir tarihte düzenlendiğinin anlaşıldığı, ibranamede dava dışı ......'nın gerek kendisi gerekse yetkilisi olduğu davalı şirketin, davacı kooperatiften olan alacaklarının ne şekilde tahsil edildiğinin ifade edildiği, ticaret sicil gazetesinden yapılan incelemede davalı şirketin kuruluşundan ......'nın şirket ortağı ve şirketi temsile yetkili müdürü olduğu, ibranamede şahsının ve sahibi olduğu şirketin alacaklarından dolayı 50.000 TL bedelli senet dışında alacak bulunmadığının açıkça ifade edildiği, 07.01.2016 tarihli ödemenin, ödeme tarihi de dikkate alındığında dava konusu bono nedeniyle yapılan ödeme olduğu, bu itibarla davacı kooperatifin ....İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takibine konu 27.03.2015 keşide, 31.07.2015 vade tarihli 50.000,00 TL miktarlı bono bedelinin ödendiği iddiasını ispatladığı, ancak davalının yemin deliline dayandığı, davalıya yemin delili hatırlatılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1.a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, belirtilen eksikliklerin ikmalinden sonra delillerin esastan değerlendirilip hüküm tesis etmek üzere dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine.." şeklinde karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAF İNCELEMESİNE KONU 07/04/2025 TARİHLİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Eldeki dava; 31/07/2015 vadeli ve 50.000,00-TL bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takibe konulan 31/07/2015 tarihli, 50.000,00 TL bedelli senedin davalı alacaklıya ödenip ödenmediği ve işbu senetten dolayı davacının davalıya borçlu olup olmadığı hususunda olduğu anlaşılmıştır. İş bu davanın yargılaması sırasında 30/12/2024 tarihli ara karar ile, dosyanın 30/12/2024 tarihi itibariyle HMK 150/1 maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. HMK'nun 150/1 maddesinde düzenlenen 3 aylık dava yenileme süresinin 03/04/2025 tarihinde dolduğu, eldeki davanın bu süre içerisinde yenilenmediği anlaşıldığından H.M.K'nun 150/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, HMK'nın 150/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, bozma ilamından sonra tensip zaptı tanzim edildiğini, bozma ilamı gereği davalı tarafa yemin teklifi ve metni hakkında süre verilerek 26.12.2024 tarihine duruşma günü verildiğini, duruşma gününde ise mahkeme kalemince davanın taraflarından mahkeme hakiminin izinli/raporlu olduğu belirtilerek mazeret dilekçesi talep edildiğini, bunun üzerine dosyaya matbu bir mazeret dilekçesi sunduklarını, bu matbu dilekçedeki "duruşma gün ve saatini uyaptan öğrenmemize karar verilmesini" şeklindeki talebin de matbu olduğunu, bu talebin herhangi bir gerçekliğinin bulunmadığını, 26.12.2024 tarihli duruşmada ise geçici yetkili hakimin duruşma gününü 4 gün sonraya 30.12.2024 tarihine talik ettiğini, 30.12.2024 tarihinde de tarafları yokluğunda dosyanın işlemden kaldırdığını ve akabinde de davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karar verildiğini, dosyada yeterli masraf varken yeni duruşma gününün bildirilmesi için taraflarına UETS tebligat çıkarılmadığını, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın hukuka, mevzuata, usule ve yerleşmiş Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.Somut olayda Dairemiz kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince düzenlenen tensip tutanağı ile duruşmanın 26/12/2024 tarihine bırakıldığı, duruşma gününde taraf vekillerinin mazeret dilekçesi verdikleri, mahkemece taraf vekillerinin mazeretinin kabulü ile duruşma gün ve saatini UYAP üzerinden öğrenmelerine, sair hususların müstemir yetkili hakim tarafından değerlendirilmesine karar verilerek duruşmanın 4 gün sonrası olan 30/12/2024 tarihine bırakıldığı, bırakılan duruşma gününün taraf vekillerine tebliğ edilmediği, 30/12/2024 tarihli duruşmaya davacı vekilinin katılmadığı, davalı vekilinin de davayı takip etmeyeceklerini beyan ettiği bunun üzerine mahkemece dosyanın HMK'nın 150/1.maddesi uyarınca işlemden kaldırıldığı ve 3 aylık sürede yenileme talebinde bulunulmadığı için HMK'nın 150/5.maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. HMK'nın uygulama alanını, adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP'ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenleyen Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 52. maddesi uyarınca tebligat işlemleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile bu Kanun uyarınca çıkarılan yönetmeliklere göre fiziki ya da elektronik ortamda yapılacaktır. 7201 sayılı Kanun'un elektronik tebligat usulünün düzenlendiği 7/A maddesindeki düzenleme ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği hükümleri dahil olmak üzere ilgili mevzuat hükümleri incelendiğinde duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesine dair bir usulün bulunmadığı görülmektedir(Emsal ilamlar: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.04.2021 tarihli 2017/10-1824 E., 2021/520K. sayılı, 17.01.2018 tarihli 2017/14-1760 E., 2018/43K. sayılı, Dairemizin 26.02.2024 tarihli 2023/3977E., 2024/1484 K. sayılı, 28.12.2022 tarihli 2021/5336 E., 2022/9570 K. sayılı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 14.05.2019 tarihli 2018/123 E., 2019/3151K. sayılı ilamları).Bu durumda ilk derece mahkemesince son celseden önceki 26/12/2024 tarihli celsede taraf vekillerinin mazereti kabul edildiğine göre, yeni duruşma gün ve saatinin taraf vekillerine usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesi gerekirken duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesi yönünde ara karar kurulması, belirlenen 30/12/2024 günü duruşmaya davacı tarafın gelmemesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılması ve sonra da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 12/02/2026 tarih, 2025/3872 Esas-2026/935 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.)Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.5 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilemesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/04/2025 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04/06/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır...