Tapu İptali ve Tescil Davasında, Davalının Mirasçılık Sıfatı Şüphesiyle Veraset İlamının İptali İçin Hasımlı Dava Açma Süresi Tanınmasını Gerektiren Bozma Kararı.
Özet: Mirasçılar arasında, kadastro öncesi nedene dayalı olarak ortak muristen intikal eden bir taşınmazın tapu kaydının iptali ve miras payları oranında tescili talepli davada, daha önce verilen bozma kararları neticesinde, davalılardan birinin mirasçılık durumuna ilişkin veraset ilamındaki belirsizliğin giderilmesi ve öncelikle davacıya mevcut veraset ilamının iptali için hasımlı dava açma süresi verilmesi, bu davanın sonucunun beklenmesi ve akabinde tüm delillerin değerlendirilerek miras paylarının doğru biçimde belirlenmesi gerektiği yönünde tekrar üst mahkemece bozma kararı verilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/188 E., 2024/232 K.Mahkemece, bozmaya uyularak verilen karar davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Kastamonu ili, Cide ilçesi, ... Mahallesi kadastro çalışmaları sonucu 1 18... parsel sayılı taşınmaz (6 33... , iki kargir ev ve arsa) senetsizden, ceddinden intikalen ve taksimen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ...; Cide ilçesi, ... Mahallesinde yapılan kadastro sonucu 1 18... parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini ancak dava konusu taşınmazın dedesi ... ’ya ait olduğunu ve terekesinin taksim edilmediğini, murisi tarafından sağlığında paylaşıma konu edilmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında ... mirasçıları adına tescilini istemiştir.Davalı ...; taşınmazın muris ...’dan geldiği hususunun doğru olduğunu ancak diğer mirasçılara ait payları haricen satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuş; yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.Mahkemece; terekeye temsilci atanması için verilen ara kararının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.06.2010 tarihli ve 2010/2817 Esas, 2010/3034 Karar sayılı kararı ile; taşınmazın ortak muris ... ’dan kaldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davanın mirasçılar arasında görüldüğü, her ne kadar, davacı tapu kaydının iptaliyle murisin tüm mirasçıları adına miras payları oranında tescil isteğinde bulunmuş ise de davacının miras payı oranında adına iptal ve tescil isteğinde bulunduğu biçiminde yorumlamak ve kabul etmek gerektiğine değinilerek diğer mirasçıların olurları aranmaksızın ve terekeye temsilci atanmaksızın davacının miras payına yönelik isteğinin esasına ilişkin toplanan delil durumlarına göre olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi için karar bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemece; iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalılar tarafından süresi içinde temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.05.2014 tarihli ve 2014/669 Esas, 2014/6113 Karar sayılı kararı ile; çekişmeli taşınmazın kök muris ... ’dan kaldığının ve mirasçıları arasında taksim edilmediğinin dosya kapsamıyla sabit olduğu belirtilerek davacının kök muris ... 'dan gelen miras payı hesaplanarak bu miras payı oranında çekişmeli taşınmazın tapu kaydı iptal edilerek kalan payın davalı üzerinde bırakılmasına, her malikin payının açıkça gösterilmesi, veraset ilamlarının esas ve karar numaralarının yazılması gerektiğine değinilerek bozulmuş; Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; kararın davalılar ... ve ... vekili tarafından süresinde temyizi üzerine Dairemizin 10.11.2021 tarihli ve 2021/3961 Esas, 2021/6703 Karar sayılı kararı ile; Mahkemece bozma kararına uyularak pay hesabı yapılmış ise de davacının kök muris ... ’dan gelen miras payı hesaplanarak bu payın davacı adına tescili, dava açmayan mirasçılara ait miras paylarının davalı taraf üzerinde bırakılması gerekirken, hem davanın kabulüne karar verilip hem de dava açılmamış gibi tapu maliki davalı ...’in mirasçılarının payları hesaplanarak davacıya sadece ...’den gelen miras payının verilmesinin hatalı olduğu, taraflar arasında giderilmesi gerekli öncelikli sorunun davalı ...'nin kök muris ... terekesinde mirasçı olup olmadığı hususu olduğu, zira davalının, nüfus kayıtlarında mirasçısı olarak görünmesine rağmen veraset ilamında mirasçı olarak görünmediği, doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tarafa hükme esas alınan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/512 Esas, 532 Karar sayılı veraset ilamının iptali yönünde hasımlı verasetin iptali dava açması için süre verilmesi, veraset ilamının iptali için dava açıldığında sonucunun beklenmesi, veraset ilamı iptal edildiğinde sadece davacının kök muristen gelen miras payı verileceği kalan payların ise davalılar ... ve ...'in iddia ve talepleri yönünden araştırma yapılarak resmi kayıt ve belgelere aykırı düşmeyecek ve birbiri ile çelişki oluşturmayacak şekilde tüm deliller değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğine değinilerek karar bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; haberdar olduğu halde davacının 13.06.2024 tarihli celseye gelmediği, mazeret bildirmediği veya kendisini vekil ile temsil ettirmediği, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, üç aylık yasal süre içerisinde davanın yenilenmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.Hemen belirtmek gerekir ki; yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 27. maddesi hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür. Asıl olan tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, Hukuk Mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşmadan haberdar edilmelidirler.Somut olaya gelince; 22.02.2024 tarihli duruşmada davacının mazeretinin kabulü ile duruşma gün ve saatini kendi imkanları ile öğrenmesine karar verilerek duruşmanın 13.06.2024 tarihine ertelendiği, duruşma tutanağının ve yeni duruşma gününün davacıya tebliğ edilmediği, 13.06.2024 tarihli duruşmaya davacının katılmadığı, davalının ise davayı takip etmediğini bildirdiği, Mahkemece HMK'nın 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırıldığı anlaşılmaktadır.Hâl böyle olunca, davacıya duruşma gününün usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi, ondan sonra hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken mazereti kabul edilen davacıya yeni duruşma günü tebliğ edilmeden sonuca gidilmiş olması doğru değildir.Açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın Cide Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.