İzmir Bölge Adliye Mahkemesinde trafik kazası sonrası sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatının sigorta poliçe limitleri ile hatır taşıması indirimi çerçevesinde istinaf incelenmesi.
Özet: Trafik kazasında tam malul kalan davacının sigorta şirketinden poliçe limitleri kapsamında kalan maddi tazminat talebini inceleyen bu hukuki evrakta, ilk derece mahkemesi sigorta şirketinin savunmalarını reddederek sürücüyü tam kusurlu bulmuş; poliçenin sakatlık teminat limitinden kalan 25.000 TL üzerinden %25 hatır taşıması indirimi uygulayarak 18.750 TLnin davalıdan tahsiline karar vermiş, fazlaya ilişkin talepleri ise reddetmiştir. Davacı taraf, poliçede iş göremezlik ve tedavi giderleri için ayrı ayrı teminat limitleri bulunduğunu ileri sürerek bu kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/162
KARAR NO : 2026/1089
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15.11.2023
NUMARASI : 2021/188 E. - 2023/958 K.
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 22.06.2026
KARA R YAZIM TARİHİ : 22.06.2026
İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 15.11.2023 tarih 2021/188 E. - 2023/958 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacılar vekili, 27.01.2012 tarihinde dava dışı ....'ın işleteni, dava dışı ...’in sürücüsü olduğu.... . plakalı aracın karıştığı kaza neticesinde araçta yolcu olarak bulunan davacı ...'ın yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde sürücünün tam kusurlu olduğunu, İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/509 E. sayılı dosyasında işleten ...., sürücü .... ve ZMMS sigortacısına karşı maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, davalı sigorta şirketi tarafından poliçe teminat limiti kapsamında 18.09.2012 tarihinde 200.000,00 TL ödendiğini, kalan haklar yönünden davaya devam ettiklerini, 18.05.2015 tarihli bilirkişi raporunda 453.903,03 TL maddi zarar hesaplandığını, davayı ıslah ettiklerini ancak mahkemece davalı ... . A.Ş. yönünden davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, bilirkişi raporu doğrultusunda bu defa Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvurulduğunu, ancak davalı sigorta şirketi tarafından yapılan itiraz üzerine başvurunun usulden reddedildiğini, bu kararın istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleştiğini, kaza tarihinde sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı yönünden teminat limitinin 225.000,00 TL olduğunu, bakiye 25.000,00 TL alacağın kaldığını, sürekli bakıcı gideri yönünden tedavi giderleri limitinin de 225.000,00 TL olduğunu iddia ederek 250.000 TL maddi tazminatın ihbar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, davacı ile müvekkili şirket arasında görülen İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/509 E. ve 2015/338 K. sayılı dosyasında anlaşma sağlandığını ve karar verilmesine yer olmadığı kararı verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, sulh protokolü ve ibraname kapsamında 05.12.2012 tarihinde davacılar vekiline 200.000,00 TL ödeme yapıldığını, teminat limitinin tüketildiğini, müvekkili sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğu kalmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; davalının zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin davalıları ile eldeki davadaki davalıların aynı kişiler olmaması nedeniyle kesin hüküm iddiasının da yerinde olmadığı, Ege Üniversitesi Adli Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen raporuna göre davacı ...'ın sürekli maluliyet oranının %100 olduğu, başka birinin sürekli
bakımına muhtaç olduğu; İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/121 E.-2021/345 K. sayılı dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 07.01.2014 tarihli rapora göre davalı sürücü ....'in %100 oranında kusurlu, davacının kusurunun bulunmadığı; aktüerya bilirkişi raporuna göre Hazine Müsteşarlığı tarafından yayınlanan tarife uyarınca trafik poliçesi için verilen teminat limitlerinin şahıs başına vefat /sakatlık durumunda 225.000,00 TL olduğu, davalı sigorta şirketinin hesaplanan bakiye 3.761,224,58 TL sürekli iş göremezlik tazminatı miktarından davalı sigorta şirketince yapılan ödeme düşüldükten sonra şahıs başına sakatlık durumunda verilen poliçe teminatı kapsamında bakiye poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğu, (225.000-200.000 = 25.000 TL) hesaplanan 4.904.211,89 TL. bakıcı giderinden de tedavi /sağlık gideri teminatı kapsamında poliçe teminat limiti olan 225.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu olduğu; davacının araçta hatır taşıması kapsamında taşınması nedeniyle %25 oranında indirim yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile hatır taşıması nedeniyle %25 kusur indirimi yapılmak suretiyle davalı sigortanın poliçe limitinden kalan 25.000,00 TL'nin oranlanması suretiyle 18.750‬,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı sigortadan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacılar vekili, davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçede iş göremezlik sorumluluğu, tedavi giderleri sorumluluğu ve araç zararlarına ilişkin olmak üzere üç ayrı sorumluluğun teminat kapsamına alındığını, birinci ve ikinci sorumluluk için ayrı ayrı 225.000,00 TL limit bulunduğunu, mahkemece sadece birinci sorumluluk olan 225.000,00 TL’lik bedel için yapılan 200.000,00 TL’lik davalı sigorta tarafından yapılmış ödemeden kalan bedele hatır taşımacılığı indiriminin uygulanması ile 18.750,00 TL'ye hükmedildiğini, ikinci sorumluluk olan tedavi giderleri için sigortanın sorumluluğunun bulunmasına rağmen gerekçe bildirmeden bu zararın giderilmesine ilişkin hiçbir karar tesisine gidilmeden hüküm kurulduğunu, bu konuda herhangi bir gerekçeye yer verilmediğini, poliçe tarihinde tedavi giderlerinin davalı sigortanın sorumluluğunda olduğunu; hatır taşıması indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, mevcut durumdan hukuki anlamda uzun bir zaman öncesinde vazgeçildiğini, hala bu durumun mağdur olmuş insanlara yansıtılmasının hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından aynı taleplere ve aynı dava konusuna ilişkin olarak aynı taraflara karşı açılan İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/509 E. ve 2015/337 K. sayılı dosyasında taraflar haricen sulh olduğu için feragat nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, bu kararın kesinleştiğini, mahkemece kesin hüküm varlığı sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı vekili ile imzalanan ibraname anlaşmasının geçerli bir anlaşma olduğunu, davacı taraf ile imzalanan ibraname içeriğinde davaya konu kazadaki talepler yönünden müvekkili şirket tarafından tanzim edilen ZMMS poliçesinin teminat limitine kadar müvekkili şirketin ibra edildiğini, kalan poliçe limiti yönünden müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, dava dilekçesinde davacının maluliyetinin arttığı iddia edilmiş ise de, bunun maluliyetinin arttığının ispat edilemediğini, davacı tarafından dosyaya yalnızca yeni tarihli ATK maluliyet raporu sunulduğunu, müvekkili şirketin ibraname ile ödeme yaptığı maluliyet oranını belirtir raporun dosyada sunulmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeniyle, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısından bakiye sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile sürekli bakıcı gideri istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
HMK'nın 297/2. maddesinde "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." şeklinde hüküm bulunmaktadır. İlk derece mahkemesince öncelikle HMK'nın 31. maddesinde yer alan, hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacılar ... ve ...'ın eldeki davadaki taleplerinin ve davacı olma sebeplerinin davacılar vekiline açıklattırılması, sonucuna göre tüm davacılar yönünden hüküm kurulması gerekirken, davacılar ... ve ... yönünden olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması, öte yandan hüküm kısmında infazda tereddüt yaratacak biçimde isim belirtilmeden davacı tarafta tek bir davacı varmış gibi hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Tahkim, tarafların aralarındaki uyuşmazlığın çözümlenmesi için yaptıkları anlaşma çerçevesinde, devlet tarafından denetlenen, kararları kesin hüküm teşkil eden ve mahkeme kararları gibi icra edilebilen özel bir yargı faaliyetidir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 23. fıkrasında "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Yargılama Yasası'nın hükümleri, sigortacılıkta tahkim hakkında da kıyasen uygulanır" şeklindeki düzenlemeye göre, 6100 sayılı HMK'nın "Tahkime" ilişkin hükümlerini sigortacılık tahkiminde de geçerli saymak gerekir.
HMK'nın 303. maddesine göre kesin hüküm "1-Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. 2-Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder,..." denilerek tanımlandığı gibi, şartları düzenlemiştir. İlgili düzenleme ile şekli anlamda kesinlik, maddi anlamda kesinliğin ön şartı olarak kabul edilmiş, maddenin devamında ise; bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesini, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve son olarak dava konularının aynı olması şeklinde belirlenen üç şarta bağlamıştır. Kesin hüküm, öncelikle hükmü veren mahkeme de dâhil olmak üzere bütün mahkemeleri bağlar. Bir hüküm maddi anlamda kesinleştikten ve hangi tarafın ne yönde haklı olduğu tespiti yapıldıktan sonra artık tüm mahkemeler, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanılarak, aynı dava konusu hakkında verilmiş bulunan kesin hüküm ile bağlıdırlar. Bunun sonucunda; aynı dava yeniden incelenemeyeceği (kesin hüküm itirazı) gibi, aynı konuya ilişkin yeni dava, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdır (kesin delil). (Yargıtay HGK 2017/2-2291 E. 2020/845 K.)
Somut olayda, davacılar tarafından istinafa konu dava açılmadan önce davacı ...'ın davaya konu kaza sonucu yaralanmasına bağlı olarak sürekli bakıcı gideri istemiyle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığı, Sigorta Tahkim Komisyonunun 19.10.2016 tarihli 2016.E.9235 K-2016/29121 sayılı kararıyla davacının başvurusunun kabulü ile 200.000,00 TL sürekli bakıcı gideri tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirket tarafından davacıya ödenmesine karar verildiği, davalı sigorta şirketinin itirazı üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 09.03.2017 tarihli 2017/İHK-146 sayılı kararı ile, davacı tarafça daha önce İzmir 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/509 E. 2015/338 K. sayılı dosyasında aynı taleple davalı sigorta şirketine yönelik dava açıldığı gerekçesiyle itirazın kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, mahkemeye daha önce başvurulmamış olma koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle davacının talebinin sigortalılıkta tahkim yolu ile görülebilme koşulu bulunmadığından usulden reddine karar verildiği görülmüştür.
Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen karara itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyetince verilen karar ilam mahiyetinde olup, kesinleşmiş olması halinde asıl davada davalı sigorta şirketine yönelik sürekli iş göremezlik istemi yönünden uyuşmazlığın taraflarının, konusunun ve talep sonucunun aynı olması nedeniyle HMK'nın 114/1-i ve 115/2 maddeleri gereğince kesin hüküm teşkil edecektir. Dosya kapsamında İtiraz Hakem Heyeti kararının kesinleşmesine ilişkin bir belge bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti dosyası temin edilerek, söz konusu davadaki taleplerin eldeki davada ileri sürülen talepler ile aynı olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi, söz konusu dosyada verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği ve eldeki dosya yönünden kesin hüküm teşkil edip etmediği araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olmuştur. Davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir.
Mahkemenin kabulüne göre de, davacılar vekili, kaza tarihinde kişi başına bedeni hasar teminat limitinin 225.000,00 TL olduğunu, davalı sigorta şirketinin ödemesinden sonra bakiye 25.000,00 TL limit kaldığını, sürekli bakıcı gideri yönünden tedavi giderleri limitinin de 225.000,00 TL olduğunu iddia ederek 250.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup kazada yaralanan kişi, maluliyetinin oluşması halinde oluşacak sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik zararlarını bedensel zararlar klozundan, sürekli bakıcı gideri, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderlerini ise tedavi giderleri klozundan karşılanmak üzere sigorta şirketinden talep edebilir. (Yargıtay 4. HD 23.03.2026 tarihli 2025/14880 E. 2026/2996 K. Sayılı ilamı) İlk derece mahkemesince sürekli bakıcı gideri tazminatı yönünden kararda herhangi bir gerekçeye yer verilmemesi ve bu talep yönünden de olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması hatalıdır. Davacılar vekilinin istinaf sebepleri yerindedir.
Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Ancak hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup, süresinde verilecek cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Dava dilekçesinin davalıya 26.05.2021 tarihinde tebliğ edildiği, cevap dilekçesinin ise UYAP sisteminde 18.06.2021 tarihinde oluşturulduğu, cevap süresinin 07.06.2021 tarihinde dolduğu anlaşılmakla, cevap dilekçesinin yasal süresinden sonra verildiği görüldüğünden mahkemece hatır taşıması indirimi uygulanması isabetli bulunmamıştır. Kaldı ki, mahkemenin kabulüne göre de, yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca hatır taşıması indiriminin gerçek zarar üzerinden %20 oranında gerçekleştirilmesi gerekirken bakiye poliçe limiti üzerinden %25 oranında uygulanması da doğru görülmemiştir. Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerindedir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15.11.2023 gün ve 2021/188 E. 2023/958 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde istinaf yoluna başvuranlara iadesine,
6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.