İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin kambiyo senetlerinden kaynaklanan, bankadan çalındığı iddia edilen bir senedin meşru hamil olup olmadığına ilişkin menfi tespit kararı.
Özet: Davacı, kendi adına keşide edilmiş ve bankaya emanet bırakılmış bir senedin bankadan çalındığını, kaşesinde tahrifat yapıldığını ve davalıya usulsüz bir ciro zinciriyle ulaştığını iddia ederek borçlu olmadığını ve senedin iptalini talep etmiş; davalı ise geçerli bir ciro silsilesiyle ticari ilişki karşılığında edindiği senedin meşru hamili olduğunu, senedin çalındığı veya tahrif edildiği iddialarından haberdar olmadığını ve davacının imzasını kabul etmesi nedeniyle borçtan sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/50
KARAR NO: 2026/829
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/06/2022
NUMARASI: 2022/113 Esas - 2022/504 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/04/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı .... Şti vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı .... Şti. tarafından icraya konmuş olan 30.12.2021 vadeli 15.496,00 TL'lik senetten dolayı davalılara imza davacıya ait olsa bile senedin keşidecisi ... tarafından düzenlendikten sonra 06.06.2018 tarihinde ... ... Şubesine ödenmemesi halinde protesto edilmek üzere, teslim edildiğini, 7.12.2021 tarihinde ... ... Şubesine, ...'ün tüm borçlarını ödemesi sebebi ile senetlerin iade edilmesi için yazılı olarak davacı tarafından başvurulduğunu, bu başvuru sonucunda ... bünyesinden senetlerin kaybolduğunun öğrenildiğini, ... tarafından davacı kooperatife borcu karşılığında düzenlenen senetler yine senet keşidecisi tarafından davacı kooperatife ödendiğini, ancak senetlerin akıbetinin belli olmadığını, ilgili bankanın senetleri kaybettiğini kabul ettiğini ve bununla ilgili olarak İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/65 E. Sayılı numarası ile kıymetli evrak zayii başvurunda bulunup ödemeden men talep ettiğini, .... İcra Müdürlüğü ... E. dosyasında taraf olan .... Şti. ve cirantalardan ... Limited Şirketi ile ne davacının, ne de keşideci ...'ün bir ticari ilişkisinin bulunmadığını, ... A.Ş. kaşesinde karalama sureti ile tahribat gerçekleştirildiğini, icra dosyasına konu senetlerin, ... tarafından gayrimenkul alımına yönelik borcu karşılığı yine davacı kooperatife borçlanmak üzere düzenlenmiş olması nedeniyle, yüksek miktarları senetlerin güvence altına alınmak üzere ... ... Şubesine teslim edilmesi ve ilgili şubeden çalınması, davalının ve davalıdan önceki ilk cirantanın eline nasıl geçtiği belli olmaması, senette ... kaşesinin tahrif edilmesi, davacının ve senedi düzenleyen ...'ün tahrifat yapılan cirantalardan ...'tan sonraki cirantalarla herhangi bir ticari veya borca dayalı her halükarda senet düzenlenmesine konu olacak bir ilişkisi bulunmadığını beyanla davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespitine senedin iptaline, davalılar haksız ve kötüniyetli olduğundan davacı lehine %20 tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının senedi, keşideci ... tarafından kendilerine keşide ettiğini, senetteki imzaya itiraz edilmediğini, ancak senede ilişkin borcunun bulunmadığını iddia ettiğini, bu durumda davacı taraf senetteki imzasını ikrar etmekle birlikte kıymetli evrak hukukunun sonucu olarak yetkili hamile karşı olan borç sorumluluğunu kabul ettiğini, cironun kabulünün, senedin ve ona bağlı sorumlulukların varlığının da kabulü sonucunu doğurduğunu, davacının dava konusu senedi ... ... Şubesine tahsil için ibraz ettiğini, ancak keşideci ...'ün, lehtar davacı yana haricen borç ödemesinde bulunduğunu bu sebeple takip konusu senedin bankadan istendiğini ancak söz konusu bononun bankanın rızası hilafına çalındığını, üçüncü kişilerin eline geçtiğini bu nedenle davalıya karşı bir borcu olmadığını iddia etmekte ise de davalının dava konusu senedin sıhhatli biçimde birbirini takip eden ciro zinciri içerisinde bulunan yetkili ve meşru hamili olduğunu, dava konusu senet aralarında ticari ilişki bulunan bir üst ciranta tarafından davalıya, şirketten satın alınan mal ve hizmet bedelinin ifası amacıyla teslim edildiğini, davalının senedi kendisine teslim eden şirket dışındaki lehtarı ve keşideciyi tanımadığını, davalının, senedin lehtarı ve keşidecisi arasındaki ilişkiden haberdar olmasının mümkün olmadığını, böyle bir yükümlülüğünün de bulunmadığını, ayrıca takip konusu senedin çalındığı iddiasını ve davacı tarafından ileri sürülen söz konusu diğer hususları davalının bilmesinin ve kendisinden bilmesinin beklenmesinin de mümkün olmadığını, davacının davaya konu senedi tahsil amacı ile bankaya teslim etmiş olduğunu iddia ettiğini, ancak takibe konu bono üzerinde davacının, senedi tahsilat için ciro ettiğine ilişkin herhangi bir şerhinin bulunmadığını, "Bedeli tahsil içindir" veya bu anlama gelen hiçbir şerh içermeyen dava konusu senet incelendiğinde davacının iddialarının mesnetsiz olduğunun anlaşılacağını, davacının bonodaki ... kaşesinin silinerek tahrifat yapıldığı iddiası bakımından bono üzerinde tahrifat bulunup bulunmadığının bilinmesinin, düzgün ciro silsilesi içerisinde yer alan yetkili ve meşru hamil olan davalı şirketten beklenemeyeceğini, tüm bu sebeplerden ötürü somut olayda, takip konusu senedin kambiyo senedi özelliklerini taşıdığı, alacaklı davalının kambiyo hukuku gereğince takip hakkına sahip olduğu ve davacı yanın da kambiyo hukuku kapsamında davalı davalı firmaya diğer takip borçluları ile beraber müteselsilen borçlu olduğu şüphesiz olduğunu beyanla davanın davalı yönünden reddine, davacı aleyhine alacağın %20 oranından az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Dava; 30.12.20121 vade tarihli 15.496,00 -TL bedelli, Keşidecisi ..., lehtarı ... olan senet nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemi olup, incelenen senet metninde davacı kooperatifin lehdar ve ... Ciranta , .... Şti, 3. Ciranta ve hamilin ... Şti olduğu görülmüştür. Davaya konu senedin tahsil amacı ile dava dışı ihbar olunan ... AŞ ye teslim edildiği ve dava dışı keşideci ... tarafından davacı ... senet bedelinin ödendiği hususu sabittir. İhbar olunan ... AŞ, tahsil edilen senedin kendi bünyesinde iken kaybolduğundan bahisle müşteri memnuniyetini sağlamak adına .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına ait takip borcu ödediğini İstanbul 5 ATM 2022/65 E sayılı dosya ile kaybolan senet nedeni ile iptal davası açtığını beyan etmiştir. .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde dosya borcunun ... AŞ tarafından ödendiği görülmüştür. İstanbul 2 ATM 2022/171 esas sayılı dosyası ile ... AŞ tarafından davalı ... Şti aleyhine istirdat istemli dava açıldığı görülmüştür. Dava senede dayalı ilamsız takip nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemi olup,ciro silsilesinin ... tarafından davaya konu çekin tahsil edildikten sonra kargoda kaybolduğu beyanı ve sonrasında açtığı zayi nedeni ile iptal davası ile anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu, son hamilin meşru yetkili hamil olmadığı anlaşılmakla ,davaya konu çekten dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespiti isteminin kabulüne, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı .... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraf, dava konusu senedin ... ... Şubesine tahsil için ibraz edildiğini ancak keşideci ...'ün lehtar davacıya haricen borç ödemesinde bulunduğunu, bu sebeple takip konusu senedin bankadan istendiğini ancak söz konusu bononun bankanın rızası hilafına çalındığını, üçüncü kişilerin eline geçtiğini bu nedenle taraflarına karşı bir borcu olmadığını iddia etmiş olup işbu süreç içerisinde dava dışı ... tarafından icra dosyasına dava konusu edilen borcun ödendiğini, halihazırda davacı tarafından ikame edilen davaya devam edilmesinde davacının herhangi bir hukuki yararın kalmamasına rağmen mahkemece davalının yetkili hamil olmadığından bahisle davayı kabul etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece davalı firmanın meşru yetkili hamil olmadığı yönündeki kanaati tamamıyla gerçeklikten ve hukuki dayanaktan uzak nitelikte olduğunu, davalı firma dava konusu senedi tam ve düzgün ciro silsilesi içerisinde bir üst cirantadan, ifa etmiş olduğu mal ve hizmet karşılığı iktisap etmiş olduğunu ve işbu hali ile dava konusu senedin yetkili hamili ve meşru alacaklısı sıfatına haizdir olduğunu, mahkemenin hüküm kurarken gerekçe oluşturduğu davalının yetkili hamil olmadığı iddiasının kesinlikle yerinde olmadığını, davalı firma, aynı zamanda iyiniyetli 3. kişi sıfatını da haiz olup mahkemede ikame edilen menfi tespit davasının açılmasında da herhangi bir kusurunun olmadığını, davalı senedi kendisine teslim eden şirket dışındaki lehtarı ve keşideciyi tanımamakta olup davalının, senedin lehtarı ve keşidecisi arasındaki ilişkiden haberdar olmasının mümkün olmadığını, takip konusu senedin çalındığı iddiasını ve davacı tarafından ileri sürülen söz konusu diğer hususları davalının bilmesi ve kendisinden bilmesinin beklenmesinin de mümkün olmadığını, davalı tarafından dava konusu senedin tahsili amacıyla gerçekleştirilen tüm işlemler de yasaların tanıdığı hak ve yetkiler kapsamında gerçekleştirildiğini ve söz konusu işlemlere dayanılarak davalıyı kötüniyetli olarak ile itham etmenin mümkün olmadığını, sürekli ticari faaliyeti bulunan bir şirketin senedin bedelini tahsil etmek için yasal yollara sahip olmasına rağmen ilgili yasal yolları kullanmaması akla ve mantığa olduğu kadar ticari hayatın işleyişine de aykırılık teşkil edeceğini, devam eden icra takibi sürecinde de borç takip borçlularından olmayan 3. kişi ... tarafından ödenmiş olduğunu ve mahkemede ikame edilen dava da haliyle konusuz kaldığını, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, kambiyo senedi(bono) nedeniyle borçlu olmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının iyi niyetli hamil olup olmadığı, davanın konusuz kalıp kalmadığı, davanın ispat edilip edilmediği noktalarındadır.
Dava dışı ... tarafından davacı lehine 14.05.2018 tanzim, 30.12.2021 ödeme tarihli 15.496,00 TL bedelli bono keşide edilmiştir. Bu bono sırasıyla davacı lehtar, sonra davalı.... Şti. tarafından ciro edilmiş, .... Şti. hamildir.
Davalı takip alacaklısı .... Şti. tarafından, davacı takip borçlusu lehtar, keşideci ... ve ciranta.... Şti. hakkında, İstanbul İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, kambiyo senedine dayalı olarak toplam 15.730,56 TL alacağın tahsili istemiyle 27.01.2022 tarihli takip talebi ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılmıştır.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca bononun dava dışı ...'a teslim edildiğini, dava dışı keşideci ... tarafından ödenmesi üzerine ...'dan geri istediklerinde bononun kaybolduğunu bildirdiğini, söz konusu bononun davalı .... Şti. tarafından takibe konulduğunu, davalılarla herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığı iddiasıyla bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 778/2-d maddesinin atfı ile bono hakkında da uygulanacak olan TTK'nın 677. maddesine göre, bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 818/1-e maddesi yollamasıyla bonolarda da uygulanması gereken aynı yasanın 687/1. Maddesine göre, poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Buna göre, bononun bile bile borçlunun zararına hareket edilerek iktisap edilmesi halinde bono nedeniyle kendisine başvurulan kişi, önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri sürebilir. Bu durumda hem hamilin senet borçlusunun zararına hareket ettiği hemde defi olarak dayanılan temel ilişki nedeniyle senedin bedelsizliği ispatlanmalıdır.
Somut olayda, dava lehtar tarafından açılmış olup, bonolardaki imzalar inkar edilmemiştir. TTK'nın 778/1-a maddesinin atfı ile bono hakkında da uygulanacak olan TTK'nın 686/1. maddesine göre, bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Buna göre, hamilin bonoyu iktisap ederken önceki cirolardaki imzaların sıhhatini araştırma yükümlülüğü bulunmamakta olup, şeklen düzgün bir ciro silsilesinin bulunması yeterlidir. Şeklen düzgün bir ciro silsilesinin bulunduğu hallerde ise ciro zincirinde kopukluk olduğundan bahsedilemez.
Hamilin, bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması durumunun, bononun iktisap anında bulunması gerekir. Bononun iktisabından sonra hamil tarafından öğrenilen durumlar bakımından, borçlu önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez. Bu kapsamda, davalıların dava dışı ... tarafından İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/65 E. Sayılı dosyasında açılan senet iptali davasından ve İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/171 E.sayılı dosyasında açılan istirdat davaları, davalıların bonoyu iktisap ederken senet borçlunun zararına hareket ettiğini ispata elverişli değildir.
Ayrıca kambiyo senetleri illetten mücerret olup, hamile, kendinden önceki cirolara ilişkin temel ilişki ve alacağın olup olmadığını araştırma yükümlülüğü yüklenemez. Bunun gibi davalının bonoyu edinme nedenini açıklama mecburiyeti bulunmamaktadır, zira aksi düşüncenin kabulü bononun “mücerretlik” vasfını ortadan kaldırır niteliktedir. Davalıların tacir olması da, mücerretlik ilkesinden yararlanmasına engel değildir. Bu nedenlerle, mahkemece ispatlanamayan davanın reddine hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun " hükmü bağlamında hamilin bonoyu iktisap ederken bononun bedelsiz olduğunu, bile bile bononun davacının zararına iktisap edip etmediğinin incelenmesi gerekli olup, dosya kapsamına göre davalı hamilin dava konusu bonoyu iktisabında kötüniyetli hakaret ettiği ispat edilemediğinden mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.
Dava dışı ... A.Ş. tarafından dava tarihinden sonra 22.02.2022 tarihinde, ... Esas istirdat, şikayet, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla yapılan ödeme açıklamalı 19.424,09 TL ödeme yapılmış olduğu görülerek Mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/4. Maddesinde, davanın alacaklı lehine neticelenmesi halinde ihtiyati tedbir kararının kalkacağı ve buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı ve bu zararın herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemeyeceği düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere alacaklı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine uygulanmış bir ihtiyati tedbir bulunması gerekir.(Yargıtay 19 HD nin 20.11.2019 tarih 2018/285 - 2019/5221Esas ve Karar sayılı kararı)
Yargılama aşamasında davacının talebi ile İİK 72/3 gereği icra veznesindeki paranın ödenmemesine yönelik tedbir alındığı ve 12.12.2022 tarihinde tedbir için icra dairesine yazı yazılıp tedbirin uygulandığı anlaşılmakla İİK 72/4 Maddesi gereği davalı yararına reddedilen miktar olan 15.730,56 TL % 20 oranına tekabül eden 3.146,11 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine hükmetmek gerekmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 326/2. maddesi gereğince; kural olarak yargılama giderleri, davadaki haklılık oranına göre haksız çıkan tarafa yükletilir. Yine aynı Kanun'un 331/1. maddesinde de; "...Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder..." biçiminde düzenleme bulunmaktadır.
Somut olayda davalıların davanın açılmasına sebebiyet vermediğinin kabulü gerekir. Bu durumda yargılama gideri ile vekalet ücretinden davacının sorumlu tutulması gerekirken mahkemece aksi şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince kurulan hüküm isabetli görülmediğinden davalı .... Şti. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı .... Şti vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2-İİK 72/4. Maddesi uyarınca 3.146,11 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harçtan peşin alınan 271,86 TL harcın mahsubu ile bakiye 460,14 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı .... Şti. kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT hükümleri uyarınca 15.730,56 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
6-Karar kesin olduğundan bakiye gider avansının HMK'nın 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesi uyarınca yatırana iadesine,
7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davalı .... Şti. vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davalı .... Şti. tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 52,00 TL olmak üzere toplam 272,70 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
27/04/2026