İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıp nedeniyle tazminat davasında Manisa Asliye Ticaret ve Salihli Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki görev uyuşmazlığını gideren istinaf kararı verdi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir inşaat firmasının üstlendiği işlerdeki marangozluk, dolap ve kapı doğrama ile çeşitli tamirat ve tadilat işlerinin ayıplı ve hatalı yapılmasından kaynaklanan tazminat talepli bir davada ortaya çıkan görev uyuşmazlığını ele almaktadır; Salihli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın ticari faaliyetten doğması nedeniyle davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğine karar vererek dosyayı görevli Manisa Asliye Ticaret Mahkemesine göndermiş, bu durum üzerine Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi ise yargı yerinin belirlenmesi talebiyle üst mahkemeye başvurmuştur.

T.C.İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ8. Hukuk DairesiESAS NO : 2026/1512 KARAR NO : 2026/1599T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 07.04.2026NUMARASI : 2026/23 Esas, 2026/343 KararMAHKEMESİ : SALİHLİ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : 18.11.2025NUMARASI : 2025/236 Esas, 2025/196 KararDAVA : TAZMİNATKARAR TARİHİ : 25.06.2026KARAR YAZIM TARİHİ : 25.06.2026Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi ile Salihli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yerinin belirlenmesi yoluyla giderilmesi, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından istenilmekle, dosya heyetçe incelendi;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı ayıp nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.Davacı vekili Salihli 3. Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın... ada ... parsel de kain.... Mah. .... Cad... Sok., No:... adresli taşınmazın 1, 3 ve 4 nolu bağımsız bölümlerinde inşaat yapımı işini üstlendiğini, 1, 3 ve 4 nolu bağımsız bölümlerde bulunan marangozluk, dolap ve kapı doğrama ile bir takım tamirat ve tadilat işlerini davalı ... tarafından yapılması için kendisiyle iletişime geçildiğini, teklif davalı tarafından kabul edildiğini ve ... tarafından söz konusu işlerin yapıldığını, dava konusu taahhüt işleri 2022 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarında yapıldığını, müvekkilinin ilk incelemelerde bulunduğunda karşı tarafa bildirilen eksiklikler ve gözle görünür ayıpların karşı tarafça düzeltildiğini, ancak aradan geçen zamanda karşı tarafın yapmış olduğu giyinme dolapları, kapılar, banyo dolaplarında, süpürgelikler ile diğer faturada yazan tamirat ve tadilat işlerinde ve mutfak dolaplarında çürüme, düzgün çalışmama ve dolap mekanizmalarının hiç çalışmaması gibi sorunlar ile karşılaşıldığını, işbu durum üzerine taraflarınca Salihli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2024/33 D.İş dosyası ile; "Müvekkil firma ....ada 1 parsel de kain .... Mah... Cad. .... Sok., No:.... adresli taşınmazın 1,3 ve 4 nolu bağımsız bölümlerinde ... tarafından yapılan marangozluk, dolap ve kapı doğrama ile bir takım tamirat ve tadilat işlerin eksik, hatalı ve ayıplı olması nedeniyle tazmini açısından sorumluluğun tespiti ile meydana gelen hasarın ve bunların giderilmesi için gerekli sürenin ve maliyet giderinin tespiti" amacıyla delil tespit talebinde bulunulduğunu, Salihli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2024/33 D. İş dosyasında alınan bilirkişi raporunda tüm bu eksikliklerin giderilmesi için tüm dairelerindeki mutfak, vestiyer, soyunma odası ve gardıropta kullanılan mekanizmaların sorunlu olanların sökülüp uygun ölçü alınarak tekrardan montaj yapılması ve bu işlemlerin toplam da 6 gün sürmesi gerekliliği ve tüm bu eksikliklerin giderilmesi maliyeti toplamda 40.000,00 TL olduğunun belirtildiğini, zira 2025 yılı Temmuz ayı içerisinde dava konusu dairelerden sadece birindeki ayıpların giderilmesi için piyasada ki marangozlardan teklif alınmış olup alınan teklifler uyarınca - basaç blum çekmece raylı 10 adet - basaç blum bordüzlü ray 5 adet - basaç blum kapak pistonu 40 adet - beyaz parlak akrilik mdf lam kapak 1 plk - beyaz mdf lam gövde ve çekmece 1 plk -işçilik kalemleri ile birlikte bir daire için 59.500 TL, toplam 3 daire için 178.500 TL yapım maliyeti çıkarıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının kusuru, özensiz ve dikkatsizliğinden dolayı eksik/ayıp/hatalı olması nedeniyle uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında artırılmak üzere, (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere) şimdilik 1.000,00 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte HMK. 107 maddesi gereği (belirsiz alacak davası) davalıdan tahsiline, Salihli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/33 D.İş dosyasında yapılan yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı taraftan alınarak davacı müvekkiline verilmesine karar verilmesini istemiştir. Salihli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/236 Esas, 2025/196 Karar sayılı, 19.02.2026 tarihli ilamı ile, somut olayda davacının tüccar olduğu, davalının Limited Şirket olduğu ve işbu davanın da tarafların ticari faaliyetinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Buna göre davacının TTK.16.maddesine göre tacir olduğu, ticari faaliyeti kapsamında iş bu davayı açması nedeniyle söz konusu davanın TTK’nın 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrasına göre ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği belirtilerek, davanın usulden reddine, dosyanın görevli ve yetkili Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karar 26.12.2025 tarihinde kesinleşmiştir.Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/23 Esas, 2026/343 Karar sayılı 07.04.2026 tarihli ilamı ile, uyuşmazlığın ayıplı mal bedelinin tazmini amacıyla başlatılan icra takibine yönelik davalının itirazının iptali istemine ilişkin olduğu, bu uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'da düzenlenen işlerden olmadığı, yine aynı yasanın 4/1 maddesindeki bentler halinde sayılan ya da özel kanunlarında belirlenen mutlak ticari davalardan da olmadığı, Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan gelen yazı cevabına göre davalının TTK'nın 16/2. maddesi uyarınca tacir olmadığı, dolayısıyla uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olmadığı, dosyaya celbedilen Gelir idaresi Başkanlığı yazı cevabında " Ödevlinin vergiden muaf olmayıp, Yıllık Gelir Vergisi mükellefi olduğu, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, VUK 177. maddesindeki hadleri aşmadığı" belirtildiğinden faaliyetin esnaf işletmesi sınırında olduğu, dolayısıyla davada nispi ticari dava koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla davaya bakma görevi Ticaret Mahkemesinin değil Asliye Hukuk Mahkemesinin olduğundan davanın Turgutlu Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle görevli Mahkemenin Salihli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş ve karar 19.05.2026 tarihinde kesinleşmiştir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5/2. fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır;Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması, ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik TTK’nın 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir.Bakanlar Kurulu'nun Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayrımına ilişkin 21.07.2007 tarihli kararı ile esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup dekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177/1. fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup, bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.Somut olayda, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan araştırmalarda Salihli Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan 13.01.2026 tarihli yazı cevabı ile, davalı mükellefin işletme hesabı usulüne göre defter tuttuğu, VUK 177/1 bendinin 1 ve 3 numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitin yarısını, 2 numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmadığının tespit edildiği bildirilmiştir.Bu durumda gelen resmi yazı cevapları esas alındığında; davalının tacir sıfatına haiz olmadığı, faaliyetin esnaf boyutunda olduğu, nispi nitelikteki ticari davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi için her iki tarafın tacir olması gerektiği anlaşılmakla davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, yargı yeri olarak Salihli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin belirlenmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 21.ve 22. maddeleri gereğince Salihli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri olarak belirlenen mahkemeye gönderilmek üzere yargı yeri belirlenmesini talep eden mahkemesine iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25.06.20265070 Sayılı Yasa gereğince e-imza ile imzalanmıştır.